Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/614 E. , 2024/2054 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/614 Karar No : 2024/2054 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... / ANKARA VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri ... DAVANIN KONUSU : Çıkma belgesi almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden, bilahare Almanya Federal Cumhuriyeti vatandaşı olan ve dava konusu işlem tarihi itibarıyla Die Zeit isimli Alman haftalık siyasi gazetesinin Türkiye muhabiri bulunan davacı tarafından, Türkiye'
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/614 E. , 2024/2054 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/614 Karar No : 2024/2054 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... / ANKARA VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri ... DAVANIN KONUSU : Çıkma belgesi almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden, bilahare Almanya Federal Cumhuriyeti vatandaşı olan ve dava konusu işlem tarihi itibarıyla Die Zeit isimli Alman haftalık siyasi gazetesinin Türkiye muhabiri bulunan davacı tarafından, Türkiye'de yapılacak yerel seçim süreçleri ile sonuçlarını takip etmek üzere 15/03/2019-15/05/2019 tarihleri arasında geçici akreditasyon belgesi almak için yaptığı başvurunun reddine ilişkin 14/03/2019 tarihli davalı idare işlemi ile bu işlemin dayanağını oluşturduğundan bahisle 14/12/2018 tarih ve 30625 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Basın Kartı Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 4. fıkrasının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından; idari işlemlerin gerekçeli olması gerektiği, dava konusu işlemde ise başvurunun reddine ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği, idarenin takdir yetkisini hukuk güvenliğini zedeleyecek şekilde keyfi kullandığı, başvurunun reddinde herhangi bir kamu yararı veya meşru bir amaç bulunmadığı, bu nedenle işlemin şekil, sebep ve amaç yönünden hukuka aykırı olduğu, iptali istenilen düzenlemenin hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik kriterini sağlamadığı, idareye tanınan takdir yetkisinin sınırlarının çizilmediği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idarece; yabancı basın yayın kuruluşlarında çalışan Türk uyruklu veya 5901 sayılı Kanun'un 28. maddesi kapsamındaki gazetecilere verilecek basın kartı bakımından idarelerinin takdir yetkisi bulunduğu, takdir yetkisinin keyfi kullanılmadığı, akreditasyon başvurularının değerlendirilmesinde çok boyutlu ve objektif bir süreç işletildiği, somut olayda idarelerince Basın - Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünden işlemlerin tam olarak devir alınamaması sonucu akreditasyonu gerçekleştiren basın merkezlerinin kurulamaması nedeniyle başvurunun reddedildiği, davacının şahsına yönelik bir takdir yetkisi kullanımının söz konusu olmadığı, öte yandan, söz konusu başvuruya konu seçimlerin gerçekleştiği, verilecek bir iptal kararının uygulanmasının mümkün olmayacağı, kaldı ki dava konusu düzenlemenin yürürlükten kalktığı, iptal kararının bu yönden de uygulanmasına olanak bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Basın Kartı Yönetmeliği'nin 31. maddesinin 2. fıkrası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 14/03/2019 tarihli davalı idare işleminin ise iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından, geçici akreditasyon belgesi almak için yaptığı başvurunun reddine ilişkin 14/03/2019 tarihli davalı idare işleminin ve işlemin dayanağı Basın Kartı Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 4. fıkrasının iptali istenilmektedir. Basın Kartı Yönetmeliğinin amacı, basın kartı verilecek kişileri ve basın kartlarına ilişkin usul ve esasları belirlemektir. Bu Yönetmelik; a) Yerli ve Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı basın-yayın kuruluşlarının Türk uyruklu gazeteci çalışanlarını, b) Süreli yayınların sahiplerini veya tüzel kişi temsilcilerini, radyo ve televizyon kuruluşlarının yönetim kurulu başkanlarını, c) Gazetecilik dışında başka bir işinin bulunmaması şartıyla, yerli veya yabancı bir veya birkaç basın-yayın kuruluşu adına hareket eden, Türkiye’de mukim veya mukim olmamakla beraber görev alanı Türkiye’yi de kapsayan yabancı uyruklu gazetecileri, ç) Yurt dışında yayın yapan ve bu durumu ilgili ülkede bulunan büyükelçiliğimiz tarafından teyit edilen basınyayın organlarının, Türk uyruklu sahiplerini ve Türk uyruklu çalışanlarını, d) Yurt dışında herhangi bir basın-yayın kuruluşuna bağlı olmadan serbest gazetecilik yapan Türk uyruklu gazetecileri, e) Medya alanında hizmet veren kamu kurum ve kuruluşlarında ve Devlet enformasyon hizmetlerinde çalışanları, f) Kamu yararına faaliyette bulunan dernek ve vakıflarda medya mensubu olarak çalışanları, kapsar. Medya alanında hizmet vermeyen kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör kuruluşlarının ve Türkiye’de bulunan yabancı temsilciliklerin yayın faaliyetleri bu Yönetmelik kapsamı dışındadır. Yönetmelik, 14 sayılı İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendine dayanılarak hazırlanmıştır. Yönetmeliğin dava konusu edilen 11. maddesindeki düzenlemesinde"Yabancı basın-yayın kuruluşlarında çalışan Türk uyruklu gazeteciler (1) Başvuru sahibinin çalıştığı yabancı basın-yayın kuruluşunun Türkiye’de faaliyet göstermesi şartıyla, yabancı basın-yayın kuruluşlarında çalışan Türk uyruklu gazetecilere, talep etmeleri halinde basın kartı verilebilir. Bu fıkra uyarınca basın kartı talep edenlerden her bir basın-yayın kuruluşu için en fazla bir kişi hakkında bekleme süresi uygulanmaz. (2) Yurt dışında Türkçe yayın yapan ve bu durumu ilgili ülkede bulunan büyükelçiliğimiz tarafından teyit edilen basın-yayın kuruluşlarının Türk uyruklu veya 29/5/2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesi kapsamındaki sahiplerine ve çalışanlarından birine, talep etmeleri halinde bekleme süresi aranmaksızın basın kartı verilebilir. (3) Yayın sahiplerinin Türk uyruklu veya 5901 sayılı Kanunun 28 inci maddesi kapsamında olması şartıyla yurtdışında yabancı dilde yayın yapan basın-yayın kuruluşlarının Türk uyruklu veya Türkiye menşeli sahiplerine ve çalışanlarından birine bekleme süresi aranmaksızın basın kartı verilebilir. (4) Yabancı basın-yayın kuruluşlarında çalışan Türk uyruklu veya 5901 sayılı Kanunun 28 inci maddesi kapsamındaki gazetecilerden üç aydan fazla olmamak üzere geçici bir süre için görevli olarak Türkiye’ye gelenlere, görevlerini kanıtlamaları şartıyla, basın kartı verilebilir. (5) Herhangi bir basın-yayın kuruluşuna tabi olmaksızın yurt dışında serbest gazetecilik yapan Türk uyruklu gazetecilere, durumları ilgili ülkede bulunan büyükelçiliğimiz tarafından teyit edildiği takdirde, bekleme süresi aranmaksızın basın kartı verilebilir. (6) Yabancı basın-yayın kuruluşlarında çalışan ve bu maddenin birinci fıkrası kapsamına girmeyen Türk uyruklu veya 5901 sayılı Kanunun 28 inci maddesi kapsamındaki gazetecilere, bulundukları ülkedeki büyükelçiliğimizin o basın-yayın kuruluşunda çalıştığına ilişkin teyidi ve olumlu mütalaası alınmak kaydıyla basın kartı verilebilir. (7) Bu madde uyarınca basın kartı verilecek kişiler ve basın-yayın kuruluşlarından istenecek belgeler ve bunların taşıması gereken şartlar Başkanlık tarafından belirlenir."hükmü yer almaktadır. Yabancı basın-yayın kuruluşlarında çalışan Türk uyruklu veya 5901 sayılı Kanunun 28 inci maddesi kapsamındaki gazetecilerden üç aydan fazla olmamak üzere geçici bir süre için görevli olarak Türkiye’ye gelenlere, görevlerini kanıtlamaları şartıyla, basın kartı verilebileceği yolundaki düzenleme, idareye bu kapsamdaki kişilere basın kartı verilmesinde takdir hakkı vermiş olup düzenlemede ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık saptanmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : - Davacı, çıkma belgesi almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybetmiş, bilahare 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca "mavi kart" almış olup, halihazırda Almanya Federal Cumhuriyeti vatandaşı vatandaşı bulunmaktadır. - Alman Die Zeit Gazetesi Türkiye muhabiri olan davacı tarafından, 2019 seçimleri öncesi ve sonrasında güncel haberler yapabilmesi için, 15/03/2019-15/05/2019 tarihleri arasında tarafına geçici akteditasyon belgesi verilmesi amacıyla 01/03/2019 tarihinde T:C: Berlin Büyükelçiliği Basın Müşavirliğine başvurulmuştur. - T.C. Berlin Büyükelçiliği Basın Müşavirliğinin 14/03/2019 tarihli işlemiyle, “Geçici akreditasyon başvurunuz ne yazık ki uygun görülmemiştir.” denilerek davacının başvurusunun reddedilmesi üzerine de görülmekte olan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 37. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanlığına bağlı olup, kanunlarındaki ve/veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerindeki hükümlere tabi olduğu belirtilen bağlı kurum ve kuruluşları arasında sayılan İletişim Başkanlığı, 24/07/2018 tarih ve 30488 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14 sayılı İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenmiştir. Anılan Kararnamenin 1. maddesinde, İletişim Başkanlığının Cumhurbaşkanlığına bağlı ve genel bütçeli olduğu düzenlemesine yer verilmiş; "Görev" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde, basınla ilişkilerin düzenlenmesi için gerekli çalışmalarda bulunmak; (ı) bendinde, yerli ve yabancı basın-yayın organlarının ve mensuplarının çalışmalarını kolaylaştırmaya yönelik düzenlemeleri yapmak ve gerekli tedbirleri almak; (k) bendinde, basın-yayın kuruluşu mensuplarına basın kartı düzenlemek ve Basın Kartı Komisyonunun sekretarya faaliyetlerini yürütmek İletişim Başkanlığının görevleri arasında sayılmış; 19. maddesinde ise, "Başkanlık; görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idarî düzenlemeler yapabilir. " hükmüne yer verilmiştir 14 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine istinaden hazırlanılarak 14/12/2018 tarih ve 30625 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava tarihinde yürürlükte olan 13/12/2018 tarihli ve 465 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki Basın Kartı Yönetmeliği'nin "Yabancı basın-yayın kuruluşlarında çalışan Türk uyruklu gazeteciler" başlıklı 11. maddesinde, "(1) Başvuru sahibinin çalıştığı yabancı basın-yayın kuruluşunun Türkiye’de faaliyet göstermesi şartıyla, yabancı basın-yayın kuruluşlarında çalışan Türk uyruklu gazetecilere, talep etmeleri halinde basın kartı verilebilir. Bu fıkra uyarınca basın kartı talep edenlerden her bir basın-yayın kuruluşu için en fazla bir kişi hakkında bekleme süresi uygulanmaz. (2) Yurt dışında Türkçe yayın yapan ve bu durumu ilgili ülkede bulunan büyükelçiliğimiz tarafından teyit edilen basın-yayın kuruluşlarının Türk uyruklu veya 29/5/2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesi kapsamındaki sahiplerine ve çalışanlarından birine, talep etmeleri halinde bekleme süresi aranmaksızın basın kartı verilebilir. (3) Yayın sahiplerinin Türk uyruklu veya 5901 sayılı Kanunun 28 inci maddesi kapsamında olması şartıyla yurtdışında yabancı dilde yayın yapan basın-yayın kuruluşlarının Türk uyruklu veya Türkiye menşeli sahiplerine ve çalışanlarından birine bekleme süresi aranmaksızın basın kartı verilebilir. (4) Yabancı basın-yayın kuruluşlarında çalışan Türk uyruklu veya 5901 sayılı Kanunun 28 inci maddesi kapsamındaki gazetecilerden üç aydan fazla olmamak üzere geçici bir süre için görevli olarak Türkiye’ye gelenlere, görevlerini kanıtlamaları şartıyla, basın kartı verilebilir. (5) Herhangi bir basın-yayın kuruluşuna tabi olmaksızın yurt dışında serbest gazetecilik yapan Türk uyruklu gazetecilere, durumları ilgili ülkede bulunan büyükelçiliğimiz tarafından teyit edildiği takdirde, bekleme süresi aranmaksızın basın kartı verilebilir. (6) Yabancı basın-yayın kuruluşlarında çalışan ve bu maddenin birinci fıkrası kapsamına girmeyen Türk uyruklu veya 5901 sayılı Kanunun 28 inci maddesi kapsamındaki gazetecilere, bulundukları ülkedeki büyükelçiliğimizin o basın-yayın kuruluşunda çalıştığına ilişkin teyidi ve olumlu mütalaası alınmak kaydıyla basın kartı verilebilir. (7) Bu madde uyarınca basın kartı verilecek kişiler ve basın-yayın kuruluşlarından istenecek belgeler ve bunların taşıması gereken şartlar Başkanlık tarafından belirlenir. Öte yandan; 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilere tanınan haklar" başlıklı 28. maddesinde, "(1) Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve üçüncü dereceye kadar olan altsoyları, bu maddede belirtilen istisnalar dışında Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam ederler. Millî güvenliğe ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklıdır. (2) Bu madde kapsamında bulunan kişilerin, seçme ve seçilme, muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakları ile askerlik hizmetini yapma yükümlülüğü yoktur. Bu kişilerin sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı olup bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tabidirler. (3) Bu madde kapsamında bulunan kişiler, bir kadroya dayalı ve kamu hukuku rejimine tabi olarak asli ve sürekli kamu hizmeti görevlerinde bulunamazlar. Ancak kamu kurum ve kuruluşlarında işçi, geçici veya sözleşmeli personel olarak çalıştırılabilirler. (4) Cumhurbaşkanı gerekli görmesi halinde üçüncü dereceden itibaren hangi dereceye kadar olan altsoyların bu maddede tanınan haklardan faydalanabileceğini belirleyebilir. (5) Bu madde hükümlerinden yararlanacak olan altsoyun, üstsoyu ile soy bağını belgelendirmesi şarttır. (6) Bu madde kapsamında bulunan kişilere, talepleri halinde bu maddede belirtilen haklardan faydalanabileceklerini gösteren Mavi Kart düzenlenir. Bu Kart, 21/2/1963 tarihli ve 210 sayılı Değerli Kağıtlar Kanunu kapsamındadır. (7) Bu maddenin sağladığı hakların kullanılmasında Mavi Kartın ibrazı yeterlidir. Kartın ibraz edilememesi durumunda Kimlik Paylaşımı Sistemi aracılığıyla Mavi Kartlılar Kütüğünden alınacak kayıt örneği ve uyruğunda bulunulan devlet makamlarınca verilmiş kimlik bilgilerini gösteren belge ile işlem yapılır. Bu kişilerin kimlik bilgilerinde değişiklik olması durumunda uyruğunda bulunduğu devlet makamından alınmış eski ve yeni kimlik bilgilerini gösteren belgenin usulüne göre tasdik edilmiş Türkçe tercümesi ile birlikte ibrazı zorunludur. (8) Bu madde kapsamında bulunan kişilere Bakanlığın tespit edeceği esaslar çerçevesinde kimlik numarası verilir. Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası aranan yerlerde bu kimlik numarası kullanılır. (9) Mavi Kartın düzenlenmesi ve dağıtılması ile Mavi Kartlılar Kütüğünün elektronik ortamda tutulmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir. (10) Kamu kurum ve kuruluşları, bu madde hükümlerinin uygulanması amacıyla her türlü tedbiri alır ve gerekli düzenlemeleri yapar. " kuralına yer erilmiştir. 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in "Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilere tanınan haklar" başlıklı 52. maddesinde de, "(1) Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve kendileri ile birlikte işlem gören çocukları; millî güvenliğe ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam ederler. Ancak bu durumdaki kişilerin askerlik hizmetini yapma yükümlülükleri ile seçme ve seçilme, kamu görevlerine girme ve muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakları yoktur. Söz konusu kişilerin sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı olup, bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tabidirler. (2) Bu kişilerin Türkiye’deki ikamet, seyahat, çalışma, yatırım, ticari faaliyet, miras, taşınır ve taşınmaz iktisabı ile ferağı gibi konulara yönelik işlemler, ilgili kurum ve kuruluşlarca Türk vatandaşlarına uygulanmakta olan mevzuat çerçevesinde yürütülür." düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1) 14/12/2018 Tarih ve 30625 Sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanan Basın Kartı Yönetmeliği'nin 11. Maddesinin 4. Fıkrasının İncelenmesi: 10/04/2023 tarih ve 32159 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 09/04/2023 tarihli ve 7051 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki Basın Kartı Yönetmeliğinin 49. maddesi ile dava konusu Yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu düzenlemelerin yürürlükten kaldırılması nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine hukuki olanak bulunmamaktadır. 2) 14/03/2019 Tarihli Davalı İdare İşleminin İncelenmesi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarında hukuka uygunluk denetiminin idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları üzerinde yapılacağı öngörülmüştür. Gerek yargısal kararlarda gerekse öğretide sebep unsuru, işlemin yapılmasını gerektiren hukuki veya maddi olay olarak tanımlanmaktadır. Sebep, idareyi işlem yapmaya yönelten tüm etkenler olup, işlemin bir tür gerekçesidir. İdari işlemin dayanağı olan sebebin yasalarda açıkça belirtilmemiş olması halinde dahi idari dava açılması durumunda yargı mercii önünde idare tarafından bildirilmesi zorunludur. Esasen 2577 sayılı Kanun'un 20. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak mahkemeler bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeyi kendiliklerinden yapmakla yükümlü bulunduğundan, bu görev ve yetkiye dayanarak idareden işlemin dayanağı olan sebebin gösterilmesini istemeli ya da bu sebebi kendiliğinden araştırmalıdır. Dolayısıyla 2577 sayılı Kanun'un 20. maddesinin yargıca tanıdığı re'sen araştırma yetkisinin aynı zamanda davacılara da güvence sağlayacağı kuşkusuzdur. Bireysel işlemde, işlemin sebep unsurunun gösterilmemiş olması, o işlemin doğrudan hukuka aykırılığı sonucunu doğurmamakta; yargı merciince re'sen araştırma ilkesi çerçevesinde tespit edilerek ortaya konulacak olan işlemin sebep unsurunun hukuka uygunluğunun denetlenmesini gerektirmektedir. Yukarıda yer verilen ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri uyarınca, yabancı basın-yayın kuruluşlarında çalışan Türk uyruklu veya 5901 sayılı Kanun'un 28. maddesi kapsamında çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden gazetecilerden üç aydan fazla olmamak üzere geçici bir süre için görevli olarak Türkiye’ye gelenlere, görevlerini kanıtlamaları şartıyla, basın kartı verilmesinde davalı idarenin takdir yetkisinin bulunduğu açıktır. Ancak bu takdir yetkisi, serbestçe kullanılanabilecek bir keyfiyeti ifade etmeyip, kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilmiş olgularla desteklenmelidir. Uyuşmazlıkta, Dairemizin 18/03/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevaptan, davacının geçici akreditasyon başvurusunun reddine ilişkin işlemin gerekçesi, "Yerleşik ve yabancı gazetecilerin Türkiye'deki yerel seçimleri takip etmeleri amacıyla geçici akreditasyon taleplerinin değerlendirilmesi ve bu akreditasyonun sağlanması, o döneme özel kurulan basın merkezleri aracılığıyla yapılmaktadır. Başkanlığımız, 24/07/2018 tarihinde yürürlüğe giren 14 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulmuş olup mülga Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün yerini almıştır. Daha önce mülga Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünce yürütülen akreditasyon işlemlerinin devri, 2019 yılının mart ayında gerçekleşmiş olan yerel seçimlerde Başkanlığımız bünyesinde henüz basın merkezlerinin oluşturulamamış olması ve bu nedenle yabancı gazeteciler yerine yerel basına ağırlık verilerek akreditasyon işlemlerinin sürdürülmesi dava konusu akreditasyon başvurusunun reddedilmesinde etkili olmuştur. Dolayısıyla, davacı Özlem TOPÇU'ya ait başvurunun reddine ilişkin 14/03/2019 tarihli işlem tesis edilirken de kullanılan takdir yetkisi, davacının şahsına yönelik değil, o döneme ait objektif gerekçeler sebebiyle kullanılmıştır." şeklinde açıklanmıştır. Buna göre, dava konusu işlemde, işlemin gerekçesine yer verilmemiş ise de; dava dosyasına sunulan savunma ve ara kararı cevaplarından, davacının geçici akreditasyon belgesi başvurusunun reddine ilişkin 14/03/2019 tarihli işlem tesis edilirken kullanılan takdir yetkisinin, davacının şahsına yönelik değil, o döneme özgü gerçekleşen kurumlar arası devir işlemlerinin tamamlanamamış olması şeklindeki objektif ve mevzuat değişikliğine bağlı zaruri gerekçelere dayandığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, işlem tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca yabancı basın-yayın kuruluşlarında çalışan Türk uyruklu veya 5901 sayılı Kanunun 28. maddesi kapsamındaki gazetecilerden üç aydan fazla olmamak üzere geçici bir süre için görevli olarak Türkiye’ye gelenlere, görevlerini kanıtlamaları şartıyla, basın kartı verme noktasında takdir yetkisine sahip olduğu görülen davalı idare tarafından, takdir yetkisinin somut ve kabul edilebilir gerekçelere dayalı olarak kullanıldığı anlaşıldığından, davalı idarece tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 14/12/2018 tarih ve 30625 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Basın Kartı Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemi yönünden konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, oy birliğiyle, 2. 14/03/2019 tarihli davalı idare işleminin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, oy çokluğuyla, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından harcanan toplam ... TL yargılama giderinin haklılık oranına göre ... TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, ... TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yine ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Fazladan yatırılan ... TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/05/2024 tarihinde karar verildi. (X)-KARŞI OY : Uyuşmazlık, çıkma belgesi almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden, bilahare Almanya Federal Cumhuriyeti vatandaşı olan ve dava konusu işlem tarihi itibarıyla Die Zeit isimli Alman haftalık siyasi gazetesinin Türkiye muhabiri bulunan davacının, Türkiye'de yapılacak yerel seçim süreçleri ile sonuçlarını takip etmek üzere 15/03/2019-15/05/2019 tarihleri arasında geçici akreditasyon belgesi almak için yaptığı başvurunun reddine ilişkin 14/03/2019 tarihli davalı idare işlemi ile bu işlemin dayanağını oluşturduğundan bahisle 14/12/2018 tarih ve 30625 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Basın Kartı Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 4. fıkrasının iptali isteminden kaynaklanmıştır. İdarelerin, işlem tesis ederken Anayasa ve yasalarla çizilen çerçeve içinde takdir hakkına sahip oldukları açık ise de, bu takdir hakkı, serbestçe ve keyfi şekilde kullanılanabilecek bir durumu ifade etmeyip, kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilmiş olgularla desteklenmelidir. Uyuşmazlık tarihindeki meri mevzuatın bir bütün olarak incelenmesinden; 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28. maddesi ile Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 52. maddesi uyarınca çıkma belgesi almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden yabancı uyrukluların -milli güvenlik ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla- çalışma ve basın kartı ile ilgili konularda Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam etmesi gerektiği, geçici basın kartının temel haklar kapsamındaki basın ve çalışma özgürlüğüne ilişkin bulunduğu, bu nedenle davacının geçici akreditasyon belgesi düzenlenmesi istemli başvurusunun, dava konusu Basın Kartı Yönetmeliğinin 6. maddesinde düzenlenen "basın kartı verilecek kişilerde aranacak genel şartları taşınmadığı" ya da "milli güvenlik ve kamu düzeni yönünden engel hali bulunduğu" gerekçeleriyle reddedilebileceği sonucuna varılmaktadır. Somut olayda ise, dava konusu işlemde, işlemin gerekçesine yer verilmediği gibi davalı idarece dava dosyasına sunulan savunma ve ara kararı cevaplarında da davacıya geçici basın kartı (akreditasyon belgesi) verilmemesi yönündeki işlemin gerekçelerinin soyut ifadeler dışında somut bilgi ve belgelerle ortaya konulamadığı, davacının Basın Kartı Yönetmeliğinin 6. maddesinde düzenlenen koşulları taşımadığı ya da milli güvenlik ve kamu düzeni yönünden engel hali bulunduğuna yönelik bir iddianın ileri sürülmediği, aksine davalı idarenin Dairemizin ara kararına verdiği cevapta işlemin tesis gerekçesinin davacının şahsıyla ilgili olmadığının açıkça belirtildiği; ayrıca aynı ara kararı cevabında açıklanan işlem gerekçesinin, idareden kaynaklı devir işlemlerindeki gecikmelerin sonuçlarının, yabancı bir basın kuruluşu tarafından Türkiye'deki yerel seçimi izlemekle görevlendirilen ve geçimini bu iş aracılığıyla sağlayan davacıya yüklenmesine yol açtığı ve bu haliyle orantılı olmadığı görülmektedir. Kaldı ki, davalı idarenin Dairemizin ara kararına verdiği cevapta, basın merkezlerinin oluşturulamaması nedeniyle "yabancı gazeteciler yerine yerel basın mensubuna (Türk vatandaşı gazetecilere) ağırlık verildiği"ni belirttiği dikkate alındığında; çıkma belgesi almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden davacının basın kartı konusunda Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam etmesi gerektiğinden, anılan statüdeki davacının da "yabancı gazeteci" olarak değil "yerli basın mensubu" olarak kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davalı idareye tanınan takdir yetkisinin, meri mevzuata uygun kullanılmadığı, serbestçe ve keyfi şekilde kullanıldığı sonucuna varıldığından, davacının geçici akreditasyon başvurusunun reddine ilişkin 14/03/2019 tarihli işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyoruz.