3. Hukuk Dairesi 2016/12739 E. , 2018/3585 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; tarımsal sulama abonesi olduğunu, 11.09.2012 tarihl…
**3. Hukuk Dairesi 2016/12739 E. , 2018/3585 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; tarımsal sulama abonesi olduğunu, 11.09.2012 tarihli sayaç inceleme ve mühürleme/görgü ve tespit tutanağına istinaden 25.09.2012 tarihli 18.156,50 TL kaçak tahakkuku ile 20.767,80 TL ek tahakkuk olmak üzere toplam 38.924,30 TL borç tahakkuk ettirildiğini, sayacın doğru elektrik tüketimini engelleyen bir durum olmamasına rağmen kaçak tahakkuku yapılmasının haksız olduğunu belirterek, 38.924,30 TL'den borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı; sayaçta bulunan R-1 fazı üzerindeki gerilim bobini ucunun boşta döndüğünün tespit edildiğini, bu durumun ancak dıştan müdahale ile oluşturulabileceğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davacının ... nolu abone için tahakkuk ettirilen 38.924,30 TL borçtan 6.866,57 TL borçlu olduğunun tespitine, 32.057,73 TL borçlu olmadığının tespitine, karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Uyuşmazlık kaçak tahakkukuna yönelik fatura nedeniyle açılan menfi tespit davası niteliğindedir. HMK 266.maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. HMK’nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır. Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.