T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/623 KARAR NO : 2025/1291 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/01/2023 NUMARASI : 2022/89 Esas - 2023/10 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 18/01/2022 KARAR TARİHİ : 25/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/09/2025 Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/01/2023 tarih 2022/89 Esas - 2…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/623 KARAR NO : 2025/1291 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/01/2023 NUMARASI : 2022/89 Esas - 2023/10 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 18/01/2022 KARAR TARİHİ : 25/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/09/2025 Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/01/2023 tarih 2022/89 Esas - 2023/10 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, davalı tarafından davacı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlattığını, takibe konu bonolarla ilgili ödememe protestosunun bulunmadığını, bu nedenle davalının, ciranta konumunda bulunan davacıya karşı müracaat hakkını kaybettiğini, davacı ile davalı ile hiç bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, davacının alacaklı iken alacağını tahsil etmek amacıyla takibe konu bonoları ciroladığını, davalının bu durumu kötüniyetli olarak kullanarak icra takibi başlattığını, bu hususta soruşturma dosyasının devam ettiğini,belirterek; takibe konu bonolar nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. CEVAP : Davalı, icra takibinin kesinleştiği ve satış işlemlerinin bir kısmının tamamlandığı bir kısmının devam ettiği, takibin kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip olduğu, senede karşı senetle ispat zorunluluğunun bulunduğu, davacı tarafın iddialarının soyut olduğu ve borçtan kurtulmaya yönelik olduğu, bugüne kadar borca ilişkin itirazı olmayan davacının bu aşamadaki itirazının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, belirterek; davanın reddine, davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takibe konu bonolarda davacının lehdar olduğu, yetkili hamil olan alacaklının lehdar hakkında takip yapabilmesi için bononun keşidecisine ödememe protestosu göndermesi gerektiği, dosya kapsamında keşideciye herhangi bir ödememe protestosu gönderilmediğinden alacaklı hamilin lehtara karşı müracaat hakkını kaybettiği, diğer taraftan davaya konu davaya konu kambiyo senetlerine dayanak ayrı bir hukuki ilişki bulunduğu, ödememe protestosu çekilmemesi nedeniyle lehtar cirantaya müracaat hakkını kaybeden lehtar davalının kambiyo senedine dayanak hukuki ilişkiyi ispatlaması gerektiği, davalı tarafça lehtar ciranta ile aralarındaki hukuki ilişki de ispatlanamadığı, davalı tarafça, alacaklı olmamasına rağmen kötüniyetli olarak takip başlatıldığı, belirtilerek; davanın kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı lehine asıl alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı, mahkeme ile savcılık dosyasında verilen ifadeler arasında sözlü çelişkiye dayandırmışsa da davacının sebze meyve işi yaptığını, zeytinin de iştigal ettiği işle bağlantılı olduğunu, davacı savcılık şikayet dilekçesinde zeytinyağı işi için bu senedi aldığını beyan ettiğini, davacının salt borçtan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak konu davayı açtığını, davalının müdafii huzurunda alınmayan bir ifade hükme esas alınamayacağını, savcılık dosyasının soruşturması neticelenmeden karar verildiğini, davalının icra takibi başlatmada kötü niyetli olmadığınından kötü niyet tazminatına hükmedilmeyeceğini, davacının kötü niyetli olarak hareket ettiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, bonoya dayalı takip dosyası kapsamında menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2.Toplan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; dava kambiyo senedine mahsus haciz yoluyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup TTK'nın 778. maddesi (eski TTK.nın 690/1) göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken TTK'nın 714 ve 730. maddeleri (eski TTK 626 ve 642/2) uyarınca, muayyen bir günde veya keşide gününden veya görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi şartını havi bir bonoya dayanarak hamilin lehtara ve diğer cirantalara müracaat edebilmesi, ödeme gününü takip eden iki iş günü içinde senet keşidecisinin protesto edilmesine bağlı olmasına, takibe konu bonolarda davacının lehdar birinci ciranta olduğu, davalının ise ikinci ciranta hamil olmasına, yetkili hamil olan alacaklı davalının borçlu ciranta hakkında takip yapabilmesi için bononun keşidecisine ödememe protestosu göndermesi zorunlu olmasına rağmen hamil tarafından süresi içerisinde ödememe protestosu çekilmediğinden keşideci dışındaki diğer cirantalara karşı kambiyo hukukundan kaynaklanan başvuru hakkını kaybetmesine, kambiyo hukukuna dayalı haklar yitirilmiş olsa bile taraflar arasında temel hukuki ilişki bulunduğu takdirde bu ilişkiye dayanılarak alacak talep edilebilecek olmasına, bu kapsamda davacı ile davalı arasında başka bir ciranta bulunmadığından ispat külfeti kendisine düşen davalı temel ilişkinin varlığını kanıtlamak suretiyle alacak talebinde bulunabilecek ise de davalı tarafından dayanılan deliller kapsamında alacağın varılığının ispat edilememiş olmasına (Yargıtay 19. HD'nin 13/02/2017 tarih ve 2016/6419 E. 2017/1010 K. 11. HD'nin 14/02/2018 tarih ve 2021/5992 E. 2021/6794 K.), bu nedenle davacının takibe konu bonodan kaynaklı borçtan sorumlu olmadığının anlaşılmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıda belirtilen hususlar dışındaki sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 3.Alacaklının tazminata mahkûm edilebilmesi için davanın kabulüne karar verilmiş olması tek başına yeterli değildir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere alacaklının kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğunun da ispat edilmesi gerekir. Somut olayda da icra takibinde bonoya dayalı olarak takip başlatan davalı alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilemeyeceğine göre davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde varılan hukuki kabule dayalı kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. (Yargıtay 19. HD'nin 09.06.2020 tarih ve 2018/2437 E. 2020/910 K.) Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden istinaf başvurusu yerindedir. Bu durumda, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının ise reddine, karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/01/2023 tarih 2022/89 Esas - 2023/10 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-İstinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile; Davanın KABULÜ ile davacının Manisa 2.İcra Müdürlüğü'nün 2018/2488 Esas sayılı dosyası yönünden davacıya borçlu olmadığının TESPİTİNE Davacının kötüniyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından REDDİNE, 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 25.695,11-TL harcın başlangıçta peşin olarak alınan 6.318,68-TL harçtan mahsubu ile 19.376,43-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafça yatırılan 6.410,88-TL harç, 160,00-TL tebligat ve posta gideri, olmak üzere toplam 6.570,88-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden hesaplanan 54.800,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan bulunması halinde karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 3-Davalının yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının ise REDDİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 492,00-TL başvurma harcı ve 145,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 637,00 TL'den oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 25/09/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.