11. Ceza Dairesi 2023/6477 E. , 2024/9742 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/933 Değişik İş KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bafra Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2022 tarihli ve 2021/1201 Soruşturma, 2022/1329 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bafra Sulh Ceza Hakimliğinin, 28.04.2022 tarihli ve 2
**11. Ceza Dairesi 2023/6477 E. , 2024/9742 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/933 Değişik İş KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bafra Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2022 tarihli ve 2021/1201 Soruşturma, 2022/1329 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bafra Sulh Ceza Hakimliğinin, 28.04.2022 tarihli ve 2022/933 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nin 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 28.04.2022'de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nin 309/1. maddesi uyarınca, 09.10.2023 tarihli ve 2023/15791 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.11.2023 tarihli ve KYB-2023/107659 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.11.2023 tarihli ve KYB-2023/107659 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre; şüphelinin, müşteki ... adına sahte imza atmak suretiyle adı geçen müştekiye ait işyerine ilişkin kira sözleşmesi düzenleyip, söz konusu sözleşmeye istinaden anılan işyerini kullandığı ve bu sözleşmeyi Bafra Belediye Başkanlığına sunduğunun iddia edildiği somut olayda, atılı suçun şüpheli tarafından işlediğine dair somut delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Erzurum Polis Kriminal Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından düzenlenen 09/02/2022 tarihli uzmanlık raporuna göre şikayete konu 01/01/2019 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde müşteki ... adına atılı bulunan imzaların adı geçen müşteki elinden çıkmayıp adı geçenin hakiki imzalarına benzetilerek adına sahte olarak atıldıklarının tespit edilmiş olması, şüphelinin savunmasında söz konusu işyerinin 20 yıldır kiracısı olduğunu, işyeri ruhsatının evvelce eşi ... adına kayıtlı olup sonradan kendi adına düzenlendiğini, kira sözleşmesine ilişkin evrakların müştekinin ölen babası olan ... tarafından düzenlenmesi sonrası kendisinin imzalayıp belediyeye verdiğini beyan etmesi karşısında, ... isimli kişinin olaya ilişkin tanık sıfatıyla ifadesi alınarak, ... ve ... ile 30/11/2020 tarihinde vefat ettiği anlaşılan ...'ın samimi imza ve yazı örneklerinin ilgili kurumlardan temin edilip, belge asıllarıyla birlikte gönderilmek suretiyle anılan kira sözleşmesi üzerinde yer alan imza ve yazıların kime ait olduklarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılması, şüphelinin veya eşinin söz konusu işyerinde hangi tarihten beri kiracı olarak bulunduğunun ve anılan kira sözleşmesine ilişkin evrakların Bafra Belediye Başkanlığına kim tarafından ve hangi tarihte verildiğinin de araştırılarak, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı CMK'nin, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 2. 5271 sayılı CMK'nin, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 3. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde, 5271 sayılı CMK'nin 173/1. maddesine göre, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yalnızca suçtan zarar görene itiraz hakkı tanındığı ve sahtecilik suçlarında mağdurun suçun maddi unsurunun hedef aldığı kişi olduğu belirlenmekle; suç tarihinde şikâyetçi adına sahte imza atılmak suretiyle düzenlenen kira sözleşmesinin, Bafra Belediye Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğüne ibraz edilmek suretiyle kullanıldığının iddia olunması karşısında, suça konu kira sözleşmesinin şikâyetçiye karşı kullanılmadığı ve şikâyetçinin atılı suçtan doğrudan zarar görmediği anlaşıldığından, şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz hakkı bulunmayıp, itirazın sıfat yokluğu nedeniyle usûlden reddi yerine işin esasına girilerek reddine karar verilmiş ise de, ret kararı sonucu itibarıyla doğru bulunduğundan, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN sayın ... ve sayın ...'ın karşı oyu ile oy çokluğuyla REDDİNE, Suça konu belgenin sunulduğu iddia olunan ve bu suretle suçtan zarar görme ihtimali bulunan Bafra Belediye Başkanlığına kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebliğ edilmesinin gerektiği anlaşılmakla, belirtilen husus yönünden müteakip işlemlerin mahallinde takdir ve ifasına, Soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY: Yasal Düzenleme: “Anayasa'nın mülkiyet hakkını güvenceye alan 35. maddesine göre, herkes mülkiyet hakkına sahiptir. Bu hak, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir ve kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. faydalanma ve tasarruf etme yetkilerinin kısıtlanması veya tümüyle engellenmesi veya yok edilmesi mülkiyet hakkının ihlalidir. Mülkiyet hakkı; taşınır ya da taşınmaz bir eşya üzerinde hakkı bulunan hak sahibine mülkü kullanma, yararlanma ve mülk üzerinde işlem gerçekleştirme yetkisi veren, hukuk düzeninin sınırları içinde kullanılabilecek ayni hak anlamına gelmektedir. Anayasamızın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” Hak arama özgürlüğünün unsurlarını; "davacı olma", "davalı olma", "iddia ve savunmada bulunma" "meşru vasıta ve yollardan faydalanma" ve "yargı merciler önüne çıkma", ‘yasal yollara başvurma’ şekilinde saymak mümkündür. CMK Madde 237 (1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler. 5271 sayılı CMK’nın 237. maddesinde, mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek davaya katılabilecekleri hüküm altına alınmıştır. Katılma, ceza muhakemesinde mağduru, suçtan zarar göreni ya da malen sorumlu olanları koruma araçlarından birisidir. Suçun işlenmesiyle mağdur olan ya da suçtan zarar görenlerin katılma hakkını kullanmaya veya kullanmaya devam etmeye zorlanamayacağı açıktır. Bu itibarla mağdur veya suçtan zarar gören kişi kamu davasına katılmak istemeyebilecektir. 5271 sayılı CMK’nın 237. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.” şeklindeki hüküm ile kamu davasına katılma hak ve yetkisi bulunanlar üç grup hâlinde belirtilmiştir. Bu düzenleme, 1412 sayılı CMUK’nın 365. maddesindeki; “Suçtan zarar gören herkes, soruşturmanın her aşamasında kamu davasına müdahale yolu ile katılabilir.” hükmü ile benzerlik göstermekte ise de yeni hükme, önceki kanunda yer almayan malen sorumlu ve dar anlamda suçtan zarar göreni ifade eden mağdur da eklenmek suretiyle, madde; öğreti ve uygulamadaki görüşlere uygun olarak, katılma hak ve yetkisi bulunduğu kabul edilenleri kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların kanunun kendilerine tanıdığı hak ve yetkileri kullanabileceklerdir. Gerek CMK’da, gerekse CMUK’da kamu davasına katılma konusunda suç bakımından bir sınırlama getirilmemiş, ilke olarak şartların varlığı hâlinde tüm suçlar yönünden kamu davasına katılma kabul edilmiştir. Öğreti ve uygulamada kamu davasına katılma yetkisi bulunan kişinin “Suçtan zarar görmesi” şartı aranmış, ancak Kanun’da “Suçtan zarar gören” ve “Mağdur” kavramlarının tanımı yapılmadığı gibi, zararın maddi ya da manevi olduğu hususu bir ayrıma tabi tutulmamış ve sınırlandırılmamıştır. Bu nedenle konuya açıklık kazandırılırken öğretideki görüşlerden de yararlanılarak, maddede katılma yetkisi kabul edilen “Mağdur”, “Suçtan zarar gören” ve “Malen sorumlu” kavramlarının, kamu davasına katılma hususundaki uygulamaya ışık tutacak biçimde tanımlanması gerekmektedir. Olağan kanun yollarına başvurma hakkı olanlar itiraz yoluna da başvurabilirler. CMK nun 260. maddesinde bu kişiler Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olanlar olarak belirlenmiştir 5271 sayılı CMK’nın “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesi ise; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına itiraz edebilir. HUKUKİ SÜREÇ : Dosya kapsamına göre; şüphelinin, müşteki ... adına sahte imza atmak suretiyle adı geçen müştekiye ait iş yerine ilişkin kira sözleşmesi düzenleyip, söz konusu sözleşmeye istinaden anılan iş yerini kullandığı ve bu sözleşmeyi Bafra Belediye Başkanlığına sunduğunun iddia üzerine yürütülen soruşturma sonunda; atılı suçun şüpheli tarafından işlediğine dair somut delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Bu kez ; belgede sahtecilik suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Bafra Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06/04/2022 tarihli ve 2021/1201 soruşturma, 2022/1329 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Bafra Sulh Ceza Hâkimliğinin 28/04/2022 tarihli ve 2022/933 değişik iş sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Kanun Yararına Bozma isteminde 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın Kanun Yararına Bozma isteminde bulunulmuştur. Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık şikayetçinin, şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz hakkı bulunup bulunmadığına ilişkindir. Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında; şikayetçiye ait iş yerine ilişkin kira sözleşmesini, şikayetçinin imzasını sahteleştirmek suretiyle bir başkasına devredilmesine ilişkin olayda, şikayetçinin yerine sahte imza atılmak suretiyle sözleşme tarafının şikayetçinin iradesi dışında değiştirilmiş olacaktır. Şikayetçinin malik olma sıfatından kaynaklanan haklarını kullanması engellenecektir. Bu sahte sözleşmenin muhatabı öncelikle mülkiyet sahibi şikayetçidir. Belgenin su aboneliği bağlatmak amacıyla belediyeye verilmesi şikayetçinin mağdur ya da suçtan zarar gören sıfatını ortadan kaldırmaz. Ancak şartları var ise, şikayetçi ile birlikte belediye de suçtan zarar gören sıfatını alacaktır. Somut olayda, içerik sahteciği yoktur, imza sahteciliği vardır. Bu şekildeki meydana getirilen sahte sözleşme ile davaya konu iş yeri sahibi olan şikayetçi, iş yeri üzerindeki faydalama ve tasarrufta bulunma hakkının bir sonucu olarak katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüştür. Dolayısıyla CMK nun 5271 sayılı CMK’nın 237 gereğince davaya katılma ve 260. maddesi uyarınca kanun yollarına yoluna başvurma hakkının bulunduğunun kabulü gerekir, aksi halde şikayetçinin mülkiyet hakkının kısıtlanması, hak arama özgürlüğünün engellenmesi söz konusu olacaktır. Bu bakımdan; şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya ye olmadığına dair karara itiraz hakkı bulunmadığından bahisle istemin reddine karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyoruz.