Başvuru, başvurucunun Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan ameliyat sonrasında göğüslerinde ortaya çıkan deformasyon sebebiyle uğradığını ileri sürdüğü zararların tazmini istemiyle açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle vücut bütünlüğünün korunması hakkının, anılan davanın makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle ise adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.
Başvuru, başvurucunun Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan ameliyat sonrasında göğüslerinde ortaya çıkan deformasyon sebebiyle uğradığını ileri sürdüğü zararların tazmini istemiyle açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle vücut bütünlüğünün korunması hakkının, anılan davanın makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle ise adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır. Başvuru, 4/10/2013 tarihinde Antalya Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda, Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 9/9/2015 tarihinde yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına (Bakanlık), başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlık tarafından 12/3/2015 tarihinde başvuruya ilişkin Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 2/4/2015 tarihinde tebliğ edilmiş; başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 7/6/2004 tarihinde “meme pitozis onarımı” ameliyatı geçirmiştir. Ameliyatın ardından başvurucunun göğüslerinde deformasyon meydana gelmiştir. Başvurucunun Almanya’da bir sağlık merkezi tarafından yapılan muayenesi sonrasında hazırlanan 17/8/2004 tarihli raporda, “başvurucunun göğüslerinde, geçirilen ameliyata bağlı normal göğüs şekline uymayan ve deforme olmuş anormal bir fonksiyon bozukluğu olduğu, halihazırdaki deformeliklerin doğru yapılan bir T- kesimi ile düzeltilebileceği” bilgisine yer verilmiştir. Başvurucunun isteği üzerine Adli Tıp Vakfı tarafından düzenlenen 21/7/2005 tarihli mütalaada ise “memelerde oluşan şekil bozukluğunun ameliyatın uygulanışındaki teknik hata sonucu meydana geldiği ve bu tıbbi uygulama hatasının bir beceri kusuru olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varıldığı” belirtilmiştir. Başvurucu ameliyat nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararlarının tazmini amacıyla 4/10/2005 tarihinde 000,00 TL maddi, 000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğüne karşı Antalya İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmıştır. Mahkeme, Adli Tıp Kurumundan “başvurucunun geçirdiği ameliyatın ardından göğüslerinde ortaya çıkan deformede idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı, oluşan zararın tazmini yönünden olayda başvurucunun ve idarenin ve derece kusurlarının oranlarının tespiti” hususlarında rapor düzenlenmesini istemiştir. Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu, 28/3/2007 tarihli raporunda hekime ve idareye atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığına karar vermiştir. Anılan raporun ilgili kısmı şöyledir: “… Kişi hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerdeki bilgi ve bulgular ile kişinin ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası alan fotoğrafları ve Kurulumuzda yapılan muayenesinde tespit edilen bulgular birlikte değerlendirildiğinde; Ameliyatın erken döneminin normal seyrettiği, yaklaşık bir ay sonra Almanya'da yapılan muayenesinde dikiş enfeksiyonu tespit edilmiş olduğu, mevcut verilere göre memelerde gelişen iz ve deformitenin dikiş alanında gelişen enfeksiyondan ileri geldiği cihetle ameliyatın komplikasyonu olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle hekime ve kuruma atfedilebilecek kusur olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur…” Antalya İdare Mahkemesi, 29/11/2007 tarihli ve E.2005/1601, K.2007/1707 sayılı kararıyla “Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen raporun hükme esas alınacak nitelikte olduğunu, rapora davacı vekili tarafından yapılan itirazın yerinde bulunmadığını, bu nedenle başvurucunun hastalığının teşhis ve tedavisinde idarenin ağır hizmet kusurunu gerekli kılacak koşullar bulunmadığını ve dolayısıyla zararlı sonuç nedeniyle davalı idareyi tazminle yükümlü kılmanın mümkün olamayacağını” belirterek davanın reddine karar vermiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Danıştay Onuncu Dairesinin 28/12/2011 tarihli ve E.2008/2471, K.2011/6000 sayılı kararıyla onanmıştır. Karar düzeltme istemi de Danıştay Onbeşinci Dairesinin 5/6/2013 tarihli ve E.2013/3226, K.2013/4104 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin karar, 5/9/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş olup 4/10/2013 tarihli bireysel başvuruda süre aşımı bulunmadığı tespit edilmiştir.B. İlgili Hukuk 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrası, maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları, maddesinin (5) numaralı fıkrası, maddesi, maddesinin (3) numaralı fıkrası ile maddesi 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur. Ahlaka mugayir bir fiil ile başka bir kimsenin zarara uğramasına bilerek sebebiyet veren şahıs, kezalik o zararı tazmine mecburdur.”