10. Hukuk Dairesi 2015/7808 E. , 2017/264 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 26. ve 10. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davalı ... yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili ile davalılar ... Belediyesi Başkanlığı ve Bedaş avukatları tarafından temyiz e…
**10. Hukuk Dairesi 2015/7808 E. , 2017/264 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 26. ve 10. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davalı ... yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili ile davalılar ... Belediyesi Başkanlığı ve Bedaş avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, ... isimli şahsa ait proteknik malzeme üretimi yapılan “... Plastik” unvanlı işyerinde meydana gelen patlama neticesinde aralarında davalı mütevefa işveren ...'a işyeri işçilerinden Zübeyir Bal'ın vefatı sonucu oluşan Kurum zararının, davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkin olup, Mahkemece; Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/397 esasında açılan kamu davası sonucu beklenilmeksizin alınan kusur raporu doğrultusunda karar verildiği anlaşılmıştır. Kusur tespiti için, mahkemece aldırılan hükme esas rapora göre de; Müteveffa işveren ... %75, davalı ... Belediyesi %25, davalı ..., davalılar ...,..., ...'ın ve kazalı işçinin kusursuz olduğu belirlenmiştir. Borçlar Kanununun, Ceza Hukuku ile, Medeni Hukuk arasında münasebet başlıklı 53. maddesine göre, "Hakim, kusur olup olmadığına ... karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamıyla bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez." Bu hükümden çıkan genel sonuç, hukuk hakiminin genelde ceza mahkemesinden verilen "hükümlülük" kararı ile bağlı olmasıdır. Şüphe yoktur ki, bu kararın "kesin nitelikte" bir karar olması gerekir. Bu durumda, halledilmesi gereken sorun, bağlılığın kapsamının ne olması gerekeceğidir. Başka bir anlatımla, ceza mahkemesinin kesinleşen hükümlülük kararında, öncelikle maddi olguların saptanması, bu olgulara bağlı olarak suç teşkil eden bir fiilin, yada, kusurlu hareketin var olup olmadığı, varsa, kusurun derecesi ve bunun sonucunda doğan zarar miktarının ne olduğu söz konusudur. Saptanacak maddi olgulara göre, ceza mahkemesince kusurun varlığı kabul edildiğinde, "bu kusurun" suç teşkil edip etmeyeceğinin taktirinin, Ceza Hukukunun mesuliyete ilişkin esas ve ilkeleriyle yapılabileceği ortadadır.