Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/3106 E. , 2024/7648 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/3106 Karar No : 2024/7648 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Üniversitesi Meslek Yüksekokulu S…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/3106 E. , 2024/7648 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/3106 Karar No : 2024/7648 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri Programında, tam zamanlı akademik personel sözleşmesi ile öğretim görevlisi olarak görev yapan davacının, 31.08.2020 tarihinde sona eren sözleşmesinin yenilenmeyerek görevine son verilmesine ilişkin 30.06.2020 tarihli işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı öne sürülen özlük ve parasal haklarına karşılık 1.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının bilimsel ve akademik açıdan yetersiz olduğuna, görevi ile ilgili bir başarısızlığına yahut verimsizliğine ilişkin yeterli tespit bulunmamakta ise de; davacının görev yaptığı programa 2019- 2020 öğretim yılı itibarıyla kontenjan verilmediği ve öğrenci alımının durdurulduğu, ayrıca Meslek Yüksekokulunun kapatılmasına karar verildiği, programda halihazırda az sayıda öğrenci bulunduğu göz önünde bulundurulduğunda, davacının hizmetine ihtiyaç kalmadığından bahisle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem hukuka uygun olduğundan, işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklara karşılık 1.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İstinaf Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu, dava konusu işlemin yetki unsuru yönünden hukuka uyarlık taşımadığı, görev yaptığı programda göreve devam eden öğretim elemanlarının bulunduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava; ... Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri Programında, tam zamanlı akademik personel sözleşmesi ile öğretim görevlisi olarak görev yapan davacının, 31.08.2020 tarihinde sona eren sözleşmesinin yenilenmeyerek görevine son verilmesine ilişkin 30.06.2020 tarihli işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı öne sürülen özlük ve parasal haklarına karşılık 1.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 2547 sayılı Kanun ek 5. maddesinin 2. fıkrasında; ''Mütevelli heyet vakıf yükseköğretim kurumunun tüzelkişiliğini temsil eder. Vakıf yükseköğretim kurumlarının yöneticileri Yükseköğretim Kurulunun olumlu görüşü alınarak mütevelli heyet tarafından atanır. Mütevelli heyet; vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticilerine uygun gördüğü ölçüde yetkilerini devredebilir. Yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapar, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylar, yükseköğretim kurumunun bütçesini onaylar ve uygulamaları izler, ayrıca vakıfca hazırlanan yönetmelik hükümlerine göre diğer görevleri yürütür.'' kuralı yer almıştır. 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin ''Mütevelli heyet'' başlığını taşıyan 20. maddesinin 1. fıkrasında, ''Vakıf yükseköğretim kurumunun en yüksek karar organı olan mütevelli heyet, vakıf yükseköğretim kurumunun tüzel kişiliğini temsil eder.'' kuralı; aynı maddenin 4. fıkrasında, ''Mütevelli heyet, yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapar, atamalarını, öğretim elemanı dışındaki personelin terfilerini ve görevden alınmalarını onaylar, yükseköğretim kurumunun bütçesini kabul eder ve uygulamaları izler. Öğrencilerden alınacak ücretleri tespit eder. Ayrıca Yükseköğretim Kurulu’nun olumlu görüşü alınmak suretiyle vakıfça hazırlanan yönetmelik hükümlerine göre diğer görevleri yürütür.'' kuralı; ''Akademik organlar'' başlığını taşıyan 21. maddesinde; ''Vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar, devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenlenir ve onların görevlerini yerine getirir. Bu konuda mütevelli heyetin yetkileri saklıdır. Vakıf üniversiteleri ve yüksek teknoloji enstitülerinin yöneticisi rektör, vakıf meslek yüksekokulunun yöneticisi müdürdür. Rektör ve senatonun dört yıl için seçeceği bir profesör, Üniversitelerarası Kurulun üyeleridir.'' kuralı yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde "İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları", idari dava türleri arasında sayılmış, böylece, mahkemelerce idari işlemin yargısal denetimi yapılırken, işlemin mevzuatla belirlenen makam veya merci tarafından tesis edilip edilmediğinin araştırılacağı kurala bağlanmıştır. Bir kamu görevlisi, kurul ya da organın idare adına karar verebilme ve işlem tesis edebilme gücü olarak tanımlanan yetki, idari işlemin kurucu unsuru olup, yargısal denetim yapılırken ilk önce işlemin yetki unsurunun hukuka uygun olup olmadığı incelenmektedir. Bir kişi, kurul ya da organın herhangi bir idari işlem bakımından yetkili kabul edilebilmesi için hukuka uygun şekilde görevlendirilmiş yani yetkilendirilmiş olması gereklidir. İdare hukukundaki kanunilik ilkesi gereğince, bir hukuk kuralı ile verilmeyen yetki kullanılarak tesis edilen işlem, hukuka aykırı olacaktır. Yargı mercilerince yetki unsurunda sakatlık tespit edildiği takdirde işlemin diğer unsurlar bakımından incelenmesine olanak bulunmamaktadır. Bununla birlikte yetki unsuru, kamu düzeniyle ilgili olduğundan, idari yargı mercileri, kanun yolu incelemeleri dahil, davanın hangi safhası olursa olsun yetki unsurunda sakatlık tespit ettikleri takdirde işlemin iptaline karar vermek zorundadırlar. Yüksek yargı içtihatlarında; yetki kurallarının dar ve kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle, idarenin yetki kurallarına sıkı bir şekilde uymak zorunda olduğu, yetki kullanımının tercihe, keyfe ve takdire bağlı olmadığı, yetki kullanımındaki usulsüzlüklerin, fonksiyon gaspı, yetki gaspı veya yetki tecavüzü hallerini meydana getireceği, kural olarak yetkinin bizzat kullanılacağı, kanun tarafından oluşturulan yetki düzeninin, yine kanun tarafından izin verilmediği sürece, idare veya o yetkiyi kullanmak ile yükümlendirilmiş makamlarca değiştirilemeyeceği, yetki devrinin Kanunun açıkça izin verdiği durumlarda yapılabileceği, bir makamın yetkisinin başka bir kişiye devredilebilmesi için yetki devri konusunda da mevzuatla yetkili kılınması gerektiği, zira yasa koyucu tarafından belli bir yetkiyi kullanma gücü ile donatılmış bir makamın, yasa koyucunun iradesi hilafına, kanunda açık bir düzenleme bulunmaksızın, bu yetkisini başka bir makama devretmesinin, yetki devredilen makamı yetkili kılmadığı gibi, hem yetki devrine ilişkin işlemin hem de bu yöntemle yapılan yetki devrine dayanılarak tesis edilen işlemlerin hukuka aykırı hale geleceği, yetkisiz kişi, kurul ya da organın yaptığı işlemin, sonradan yetkili makam tarafından kabul edilmesi veya icazet verilmesi yoluyla o işlemin hukuka uygun hale dönüştürülemeyeceği, istikrarlı şekilde vurgulanmaktadır. 2547 sayılı Kanun'un ek 5. maddesi gereği, vakıf yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerinin yapılması, atamaları ve görevden alınmalarının onaylanması mütevelli heyetince yapılacak olup; mütevelli heyet, vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticilerine uygun gördüğü ölçüde yetkilerini devredebilecektir. Vakıf üniversiteleri ve yüksek teknoloji enstitülerinin yöneticisi, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 21. maddesi uyarınca, rektör iken; vakıf meslek yüksekokullarının yöneticisi, müdürdür. Bununla birlikte; yükseköğretim mevzuatımızda; mütevelli heyetin yetkilerini mütevelli heyet başkanına devredebileceğine ilişkin açık bir düzenleme yer almamaktadır. Nitekim; mütevelli heyetin, yetkilerini mütevelli heyet başkanına devri, heyetin fiilen işlememesi sonucunu doğuracağından, bu yönde bir yetki devrinin kabulüne imkan bulunmamaktadır. Aksinin kabulü, kanun koyucunun iradesine aykırı olarak, 2547 sayılı Kanun'un ek 5. maddesinde yetkinin devredileceği makam konusunda öngörülen sınırlı düzenlemenin kapsamının genişletilmesine, yetki devrinin mümkün kılınmadığı makamların da yetkili kılınmasına yol açacaktır. Uyuşmazlıkta; Üniversite Mütevelli Heyetinin ... tarih ve... sayılı kararı ile mütevelli heyetin sözleşme fesih ve işe alım yetkileri Mütevelli Heyet Başkanına devredilmiştir. Davacının sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin dava konusu işlem ise Mütevelli Heyet Başkanının ... tarihli Olur'u ile tesis edilmiştir. Bu bakımdan; dava konusu işlemin, mütevelli heyetin onayı ile tesis edilmediği gibi bu konuda yetkinin 2547 sayılı Kanun'un ek 5. maddesi ve Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 21. maddesi kapsamında devredildiğine ilişkin mütevelli heyet kararının da dosyada bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda; davacının sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin dava konusu işlemin, 2547 sayılı Kanunun ek 5. maddesi uyarınca, mütevelli heyet onayı ile veya mütevelli heyetin yetkisini devrettiği vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticisi tarafından tesis edilmemiş olması nedeniyle, yetki unsuru yönünden hukuka uyarlık taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır. Dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalındığı öne sürülen özlük ve parasal haklarına karşılık 1.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden; İdari yargılama hukukunun temel ilkeleri ve yerleşik yargı içtihatları gereği; idari yargı mercilerince verilen iptal kararları, geriye yürür ve idari işlemi tesis edildiği andan itibaren hiç tesis edilmemiş gibi ortadan kaldırır. İptal edilen işlem hiç yapılmamış sayıldığı için ilgilinin, işlem nedeniyle uğradığı parasal ve özlük hak kayıplarının karşılanması gerekmektedir. Buna karşın, belirli süreli hizmet sözleşmelerinin yenilenmemesine ilişkin işlemlerin, yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle idari yargı mercilerince iptal edilmesi durumunda, yetkili idari makam ya da organ tarafından, sözleşmenin yenilenmesi veya yenilenmemesi yönünde bir karar alınması gerekmektedir. Bu aşamada, iptal kararının hukuksal sonucu olarak yetki yönünden hukuka aykırı bulunan sözleşmenin yenilenmemesi işlemi ortadan kalmış olmakla birlikte, idare ile ilgili arasındaki belirli süreli hizmet sözleşmesinin sona ermiş olması nedeniyle ortada bir sözleşme ilişkisi de bulunmamaktadır. İdari yargı merci tarafından, sözleşmenin yenilenmemesi işleminin esasına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığından ve belirli süreli hizmet sözleşmesinin süresinin sona ermiş olması nedeniyle ortada bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından, bu aşamada, ilgili bakımından, kesin ve net olarak belirli olmayan parasal ve özlük hak kayıpları hakkında; sözleşmenin yenilendiği varsayımı ile doğrudan bir kabul kararı verilmesi mümkün olmadığından, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir. Bu durumda; sözleşmenin yenilenmemesine ilişkin dava konusu işlem, yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edildiğinden, işlem nedeniyle yoksun kalındığı öne sürülen özlük ve parasal haklarına karşılık 1.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 26/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Dava; ... Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri Programında, tam zamanlı akademik personel sözleşmesi ile öğretim görevlisi olarak görev yapan davacının, 31.08.2020 tarihinde sona eren sözleşmesinin yenilenmeyerek görevine son verilmesine ilişkin 30.06.2020 tarihli işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı öne sürülen özlük ve parasal haklarına karşılık 1.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İdareye; sözleşmeli personel çalıştırıp çalıştırmama veya sözleşmesi sona eren bir personelin sözleşmesini yenileyip yenilememe konusunda takdir hakkı tanındığında tartışma bulunmamakta, takdir hakkının kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılacağı hususu ise yargısal içtihatlarla istikrarlı şekilde gözetilmektedir. Kimi hukuk yazınında ve yargı kararlarında; idarenin sözleşme yenilememe yönünde tesis ettiği işlemler ile devam eden bir sözleşmenin feshine yönelik işlemler arasındaki nitelik farkı gözetilmeksizin, sözleşme yenilememe işlemlerinde de idarenin kullandığı takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanıldığının, idarece ispat edilmesi yani somut delillerle ortaya konulması gerektiği ifade edilmektedir. Oysa, devam eden bir sözleşmenin feshi işleminde idarenin, feshin haklılığını ispat etmek diğer bir anlatımla sözleşmenin niçin feshedildiğini somut gerekçelerle ortaya koymak zorunluluğu bulunmasına karşın, süresi bitmiş bir sözleşmenin yenilenmemesi konusunda idareye ispat külfeti yüklemek yani sözleşmenin niçin yenilenmediğinin somut gerekçelerle ortaya konulmasını beklemek ya da mahkeme kararlarıyla idareyi sözleşme yenilemeye zorlamak, kanun koyucunun idareye tanıdığı takdir yetkisini büsbütün ortadan kaldırma, her nasılsa bir defa sözleşme imzalayan bir kişinin disipliner sonuç doğuran bir eylemde bulunmadığı ve bu eylemin soruşturma raporuyla tespit edilmediği sürece sözleşmesinin yargı kararıyla mütemadiyen yenilenmesini sağlama sonucunu doğuracaktır. Öte yandan sözleşme ilişkisinin başlangıcında ilgililer tarafından sözleşmenin süreli olduğu ve sürenin bitiminde kendiliğinden ortadan kalkacağı bilinmekte olup, sözleşmesinin devamı konusunda haklı bir beklenti oluştuğundan da söz edilemez ise de; sözleşmenin istikrarlı şekilde yenilendiği durumlarda davalı idarenin sözleşme süresinin bitiminden önce karşı tarafa sözleşmenin yenilenmeyeceğini bildirmesi haklı beklenti ilkesinin tabii sonucu olarak görülebilir. İşlemin yetki unsuru yönünden değerlendirilmesine gelince; yenilenmemiş olduğundan ortada bir sözleşme yoktur ve bu nedenle sözleşmenin yenilenmeyeceğinin bildirilmesi işleminin mütevelli heyet ya da yetki verdiği kişi tarafından yapılması da şart değildir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde, davacının sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin bildirilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görmediğimden ve dava konusu işlemin hukuka uygun olması nedeniyle davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığını öne sürdüğü özlük ve parasal haklarına karşılık 1.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiğinden, aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.