T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/406 - 2026/401 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/406 KARAR NO : 2026/401 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/09/2020 NUMARASI : 2018/942 Esas - 2020/430 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 02/04/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 09/04/2026 Mahalli mahkemesince verilen k…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/406 - 2026/401 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/406 KARAR NO : 2026/401 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/09/2020 NUMARASI : 2018/942 Esas - 2020/430 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 02/04/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 09/04/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu ... plakalı aracın 10.03.2018 tarihinde karışmış olduğu kaza sırasında söz konusu araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin kaza esnasında aracın ön camının patlaması sonucunda her iki gözünden de ağır şekilde yaralandığını, müvekkilinin içerisinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın kaza esnasında ZMSS bulunmaması nedeniyle 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14. maddesi ve yine 26.07.2007 tarihinde yayımlanan ... Yönetmeliği’nin 9. maddesi gereğince işbu davayı ...’na yönelttiklerini, davalıya yazılı başvuru gerçekleştirildiğini, başvuru dileklerinin davalıya 30.11.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı tarafından Kanun gereğince kendisine sunulan 15 günlük süre içerisinde taraflarına herhangi bir cevap verilmediğini, davalının, yazılı başvurunun kendisine tebliğinin ardından 8 iş günü geçmesinin akabinde yani 13.11.2018 tarihinde itibaren temerrüde düştüğünü belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,-TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 100,-TL geçici iş göremezlik tazminatının ve 100,-TL bakım ve bakıcı giderinin 13.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirkete yapılan başvuruya istinaden %37 maluliyet oranı üzerinden 198.556 TL tazminat hesaplandığını, ancak davacının eksik evrakları şirketlerine ulaştırmadığını, bu nedenle geçerli bir başvuru olmadığını, dava şartı yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı tazminatının poliçe teminatı dışında olduğunu, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı tazminatından müvekkilinin sorumlu olmadığını, bu hususta sorumluluğun SGK’da olduğunu, somut olayda, davacının hatır için taşındığını ve araca emniyet kemeri takmadan bindiğini bu nedenle hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılmasını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, SGK tarafından ödenmiş tazminat varsa bunların ödenecek tazminattan tenzilini, maluliyet zararın 01.01.2015 tarihli yeni genel şartlarının ekinde yer alan esaslara göre belirlenmesi gerektiğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 10.03.2018 tarihinde meydan gelen kazada davacının yaralandığı ve vücut genel çalışma gücünü %29 oranında yitirdiği, tıbbi iyileşme süresinin 6 ay ve bakıcı ihtiyaç süresinin 3 hafta olduğu, bu itibarla davacının, sürekli ve geçici iş gücü kaybı ile bakıcı zararını talep edebileceği anlaşıldığından davacının davasının kabulü ile 176.449,57 TL sürekli iş göremezlik, 7.694,97 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 897,74 TL bakıcı giderinin 13/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte poliçe limiti ile sınırlı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı ile sulh olunduğunu, ibra ve feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesi tarafından hükmedilen tutarın icra dosyasına ödendiğini ve icra dosyasının infazen kapandığını, bu nedenle davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, davacının müvekkiline eksik evraklarla başvurması nedeniyle kanundaki başvuru şartı gerçekleştirilmeden dava açıldığını, müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, davacının talep ettiği bakıcı giderinin soyut olup hakimin somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmeden geçici bakıcı giderinden müvekkilini sorumlu tuttuğunu, müvekkilinin sürekli bakıcı giderinden de sorumlu olmadığını, malul kaldığı iddia edilen davacının trafik kazası esnasında emniyet kemeri takılı olmadığından müterafık kusurlu olduğunun sabit olduğunu, bu yüzden herhangi bir indirim yapılmadığını, ... temerrüde düşmeden dava açıldığını, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun ödemiş olduğu tazminatlar varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini, aktüer bilirkişi raporundaki hesaplama yönteminin Kanun'a uygun olmadığını ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar sebebiyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurmuştur Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Tüm dosya kapsamından; olay tarihi olan 10/03/2018 günü saat 01:50 sıralarında Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, Fatih Sultan Mehmet Bulvarı, Çiftlik kavşağı, İstanbul istikameti petrol ofisi benzinlik önünde, dava dışı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken, yeni olmuş kazayı görerek yavaşlayan sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın arka kısımlarına kendi aracının ön kısımları ile çarpması neticesi ... plakalı araç içerisinde ön koltukta yolcu olarak bulunan davacının yaralanması ile sonuçlanan yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Kaza sırasında davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın kaza tarihini kapsar şekilde ZMMS poliçesi bulunmadığından, bahse konu araç ile ilgili olarak davalı ...’na husumet yöneltilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Her ne kadar davalı vekili tarafından, davacının ilk derece mahkemesi karar tarihinden sonra davadan feragat ettiği ileri sürülmüş ise de, bu hususta herhangi bir belge ibraz olunmadığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesi tarafından dava konusu kaza sebebiyle davacının maluliyet durumunun tespiti için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan alınan 18/10/2019 tarihli raporda, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kişinin engel oranının %29 olduğu, 6 ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı, üç hafta süresince başka birinin yardımına ihtiyacı olduğu mütalaa edilmiş olup, alınan rapor kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uygun düştüğünden hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir . Mahkemece, dava konusu kaza nedeniyle davacının sürekli ve geçici iş göremezlik zararı ile bakıcı gideri tazminatı tutarlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor uyarınca davacının maddi zararlarının hesaplanmasında ve hatır taşıması indirimi de yapılmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirir bir hal olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 12.640,23 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.993,33 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.646,90 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU açık olmak üzere 02/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.