T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1471 Esas KARAR NO: 2026/373 Karar MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/05/2024 NUMARASI: 2022/758 E. - 2024/303 K. DAVANIN KONUSU: Sermaye Piyasası Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali) KARAR TARİHİ: 27/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddele…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1471 Esas KARAR NO: 2026/373 Karar MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/05/2024 NUMARASI: 2022/758 E. - 2024/303 K. DAVANIN KONUSU: Sermaye Piyasası Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali) KARAR TARİHİ: 27/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile müvekkili Banka arasında, 20.09.2017 tarihinde, 02.10.2017 ile 15.10.2020 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Maaş Ödemeleri Protokolü imzalandığını, işbu maaş protokolünün "Promosyon Ödemesi ile İlgili Hükümler" başlıklı 3.1. maddesi gereğince maaş ödemelerinin protokol süresi olan 20.10.2017 - 15.10.2020 tarihleri arasında müvekkili bankadan yapılması karşılığında davalının da aralarında bulunduğu grup şirketleri olan protokol taraflarına 950.000,00.-TL promosyon ödemesi yapıldığını, davalı tarafın, 02.07.2017 - 15.10.2020 tarihleri arasında her ay minimum 1033 personele maaş ödemesi yapmayı taahhüt ettiğini, bu taahhüt karşılığı davalıya 950.000,00.-TL. promosyon ödendiğini, eğer ki davalı 1033 personelden daha az bir personele ödeme yaparsa, müvekkili Bankaya promosyon iadesi yapacağını, davalı kurum tarafından protokolün uygulanmasının 05.09.2019 tarihi itibariyle protokol hükümlerine aykırı şekilde 05.09.2019 tarihi itibariyle fiilen durdurulduğunu, protokolün uygulanmaya başladığı ilk ay olan Ekim 2017 döneminde 1032 personele ödeme yapıldığını, ancak henüz 8 ay geçmişken Mayıs 2018'de maaş ödemesi yapılan personel sayısının taahhüt edilenin çok altında, 587 kişi olarak gerçekleştirildiğini, bu tarihten itibaren maaş alan personel sayısının dramatik derecede azaldığını ve 05.09.2019 tarihi itibariyle protokolün fiili olarak davalı kurum tarafından uygulamasının durdurulduğunu, davalının, protokol ile belirlenen süre içerisinde maaş ödemesi yapılacak personel sayısını sağlayamadığını ve devamında protokolün fiilen durdurulduğunu, davalı şirketin maaş ödemeleri protokolü gereğince promosyon bedelini iade etmesi gerektiğini, davalı şirketçe maaş ödenen personel sayısı Eylül 2019 dönemi ve sonrasında tamamen sıfıra indirildiğini, davalı şirkete promosyon ödemesi yapılmasının nedeni protokol süresince en az protokolde taahhüt edilen sayıda personeline yapılacak maaş ödemesinin müvekkili Banka aracılığı ile yapılmasını taahhüt etmesi olduğunu, ancak davalı şirket tarafından maaş ödemesi yapılacak personel sayısının sıfıra düşürülmesi sebebiyle, protokol süresinin sona ermesine 2 yıla yakın bir süre kala protokolün yürürlüğünün fiilen durdurulduğunu, müvekkil bankanın, davalı şirket ile imzalanmış olan protokole riayet ettiğini ve protokol kapsamındaki taahhütlerini yerine getirdiğini, söz konusu protokolün davalı şirket tarafından ihlal edildiğini, davalı şirketin protokol süresince anlaşılan kişi sayısını sağlayamaması nedeniyle ödenen promosyon tutarını müvekkili Bankaya iade etmekle yükümlü olduğunu, ayrıca davalı tarafın, protokolün uygulanmasını fiilen durdurmuş olması sebebiyle müvekkili Bankaya cezai şart ödemekle de yükümlü olduğunu, Maaş Ödemeleri Protokol'ünün 5. maddesi gereğince davalı Kuruluşun maaş ödemelerini ve dolayısıyla protokolün uygulanmasını durdurması durumunda promosyon tutarının müvekkili Bankaya iade edileceğinin düzenlendiğini, maaş ödemeleri protokolü gereğince davalı şirketin faizi ile birlikte promosyon bedelini iade etmesi ve cezai şart ödemesi gerektiğini, müvekkili banka tarafından Beyoğlu .... Noterliği'nin ... Yevmiye numaralı ve 05.09.2019 tarihli ihtarnamesi ile promosyon bedeli ve cezai şartın ödenmesi talep edilmişse de, davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması sebebiyle müvekkili Banka tarafından protokol taraflarından davalının payına düşen kıstelyevm usulü yapılan hesaplamayla promosyon alacağına ilişkin taraflarınca İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça yapılan itiraz neticesinde takibin durdurulduğunu, İstanbul Arabuluculuk Bürosu'nun ...... arabuluculuk bürosunun ..... arabuluculuk dosya numaralı dosyasından arabuluculuk başvurusunda bulunulmuşsa da sonuç alınamadığını belirterek, itirazının iptali ile icra takibinin devamına, davalı borçlu aleyhine %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı tarafın dilekçesinde müvekkili firmanın belirlenen sayıda personelin maaş ödemesinin yapılmamasında sorumlu tutulduğunu, ancak Protokol uyarınca maaş ödemesi yapılan personellerini, kamu dairelerince ''personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımları''na ilişkin ihalesi yapılan ve ihale sözleşmesinin imzalanması ile müvekkil şirket tarafından üstlenilen iş kapsamında çalışmış olan personeller olduğunu, bilindiği üzere, 696 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında KHK'nın ilgili maddeleri ve 375 Sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. madde gereği personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımlarına ilişkin ihale sözleşmelerinin feshedildiğini ve ihale kapsamında çalışan personellerin ya kamu işçiliğine geçirildiğini ya da kamu işçiliğine geçirilememesi sebebiyle işten çıkarıldığını, 375 sayılı KHK'nın geçici 23. maddesinin ilgili bölümünün ''Sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerden, geçiş işlemi yapılırken mevcut işyerinin girdiği işkolunda kurulu işyerinden bildirilenlerin ücreti ile diğer mali ve sosyal haklan, bu madde kapsamındaki idarelerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitimine kadar bu toplu iş sözleşmesinin uygulanması suretiyle oluşan ücret ile diğer mali ve sosyal haklardan fazla olamaz. Sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerden; geçişten önce toplu iş sözleşmesi bulunmadığından kadroya geçirildiği tarihte yürürlükte olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerinin geçerli olduğu işçiler ile geçiş işleminden önce yapılan ve geçişten sonra yararlanmaya devam ettiği toplu iş sözleşmesi bulunmakla birlikte bu madde kapsamındaki idarelerde alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitiminden önce toplu iş sözleşmesi sona eren işçilerin ücreti ile diğer mali ve sosyal hakları, bu madde kapsamındaki idarelerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesine göre belirlenir.'' şeklinde olduğunu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 23. madde kapsamında kamuda sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin ücret ödemelerinin müvekkili firma aracılığıyla yapılamayacağının izahtan vareste olduğunu, ''Mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlâline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2017, s. 582)''. tanımlamasına göre, 375 sayılı KHK'nın müvekkili firmanın kontrolü dışında gelişen, önceden öngörülmeyen ve engellenmeyen, kaçınılması mümkün olmayan dıştan gelen mücbir durum olduğunu, aynı zamanda davacıya karşı borcun ifasını engelleyecek nitelikte olduğunu, mezkur olayda 375 sayılı KHK'dan kaynaklı değişiklik sonrası davacı yana karşı borcun ifasının imkansız hale geldiğini, çünkü müvekkili firmanın maruz kaldığı durumun kaçınılamaz ve öngörülemez nitelikte olduğunu ve ayrıca bu durumun ortaya çıkışında müvekkili firmaya atfedilecek bir kusurun bulunmadığını, mücbir sebebe bağlı olarak ortaya çıkan değişiklik nedeniyle, davacı yanın iddialarının aksine müvekkili işverenin personellerine maaş ödemesinin imkânsız hale geldiğini ve buna bağlı olarak ortaya çıkan değişiklik nedeniyle ifa imkânsızlığı içerisine düşüldüğünü, davacı yanın iddialarının aksine müvekkili firmaya atfedilecek bir kusur olmaksızın ortaya çıkan bu durum karşısında müvekkili firmanın iştigal ettiği bir iş alanı kalmadığını ve buna bağlı olarak personel sayısında ciddi azalmaların olduğunu, bu durum karşısında davalı yanın müvekkili aleyhine icra takibi başlatmasının açıkça Medeni Kanun’un dürüst davranma başlıklı 2.maddesine de aykırı olduğunu, müvekkili firma tarafından her ne kadar personel sayısında azalmalar meydana gelse de, mübrez kayıtlardan da görüleceği üzere hali hazırda istihdam edilen personellere ödenen maaşları davacı banka aracılığı ile gerçekleştirilmeye devam ettiğini, dolayısıyla davacı yanın mezkur davada olduğu gibi 05.09.2019 tarihli, ... Yevmiye numaralı ihtarnamesinde ''maaş ödemelerinin Banka aracılığı ile yapılmadığı ve fiilen durdurulduğu'' iddiasın mesnetsiz olduğunun ortaya çıkacağını, huzurdaki dava konusu olayda, müvekkili firmanın Olağanüstü Hal Kararnameleri ile personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımlarına ilişkin ihale sözleşmelerinin feshedilmesi elinde olmayan sebepler yüzünden olduğu için, davacı yan ile yapılan sözleşmeye uygun hareket edilmesinin mümkün olmadığını, bu durumun TBK m.136'da ''ifa imkansızlığı'' olarak aynen ''Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer '' şeklinde düzenlendiğini, müvekkili firmanın kontrolünde olmayan KHK düzenlemelerinin, imzalanan sözleşmede taraflar arasında ki dengeyi müvekkili aleyhine bozduğunu ve ifa imkansızlığına yol açtığını, bu nedenle sözleşmelerin değişen şartlara göre uyarlanmasının ve taraflarınca feshedilmeden devam ettirilmesinin en doğal çözüm olduğunu, mezkur olayda protokolde belirtilenden daha az sayıda personele maaş ödemesi yapılmasının müvekkili firmanın sorumluluğu dışında olduğunun aşikar olduğunu, dolayısıyla sona eren ifa borcunun yerine herhangi bir tazminat borcunun da doğmayacağını, çünkü sözleşmede kararlaştırılan edimin hukuki nedenlerle sürekli olarak imkansız hale gelmesinin, bankanın davalı yandan aynen ifayı talep hakkını sona erdirdiğini, ayrıca söz konusu sorumluluk için taraflar arasındaki sözleşmeye bakıldığında bu konuyu düzenleyen sözleşme hükmü ''sözleşme süresi boyunca minimum 1033 personele ait maaş ödemelerinin Bankanız aracılığıyla yapılması'' şeklinde düzenlendiğini, bu doğrultuda taraflarınca ibraz edilen 2017-2020 tarihleri arasında müvekkili firmanın personel sayısı ve bu personellerin maaş ödemelerinin hangi banka kanalı ile yapıldığına dair kayıtlardan da görüleceği üzere, 375 Sayılı KHK uygulanmadan önceki dönemde protokole uygun olarak müvekkili firma tarafından çalıştırılan personellerin tamamına banka aracılığı ile maaş ödemesi yapıldığını beyanla, davanın reddine, yargılama giderleri vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi 09/05/2024 tarihli 2022/758E.-2024/303K. Sayılı kararı ile; "...Dava davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen maaş ödemeleri protokolü kapsamında davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğinden bahisle sözleşme kapsamında ödenen promosyon bedelinin tahsili için başlatılan İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasında düzenlenen 20.09.2017 tarihli "Maaş Ödemeleri Protokolü"ne göre, aralarında davalı şirketin ve dava dışı ... ....Ltd., .... . . ..... Şti. ve .... Şti'.nin personel maaş ödemelerinin davacı banka kanalı ile ödenmesinin öngörüldüğü, protokolün 3.1 maddesine göre, kuruluşların personel maaş ödemelerini protokol süresi boyunca banka aracılığıyla yapması karşılığında bankanın, protokol süresi boyunca toplamda 950.000,00 TL'lik ödeme yapmayı taahhüt ettiği, kuruluşların personel sayısındaki artışın, promosyon tutarının artırılması hususunda bir talep hakkı doğurmayacağı, ödemenin fatura karşılığı yapılacağı ve KDV'nin dahil olduğu belirtilmiştir. Protokolün 3.2'inci maddesinde protokol tahtında yapılan ödemenin, kuruluşların protokol süresi boyunca minimum 1033 personele ait maaş ödemelerini banka aracılığıyla yapması karşılığında ödendiği, kuruluşların belirtilenden daha az sayıda personel maaş ödemesi yapması durumunda, kuruluşların ödenen promosyon tutarının eksik personel sayısı ve protokolün kalan süresi ile orantılı kısmını bankanın yapacağı ilk yazılı talep üzerine nakden ve defaten talep tarihinden ödeme tarihi arasında geçecek günlere ait işleyecek kanuni faizi ile beraber iade edeceği belirtilmiştir. Protokolün süresi 02.10.2017 tarihinde başlayıp 15.10.2020 tarihinde sona ermektedir. Sözleşmenin 3.5'inci maddesine göre, Davalı ...'a 634.400,00 TL, Dava dışı ...'e 310.040,00 TL, dava dışı ...'e 920,00 TL dava dışı Birlik İnsan Kaynaklarına 4.600,01 TL promosyon ödeneceği belirtilmiştir.Davacı şirket tarafından Beyoğlu ..... Noterliğinin 05.09.2019 tarih........ yevmiye sayılı ihtarnamesi davalı ve dava dışı ... ....Ltd., .... Şti. ve . . ..... Şti' ye gönderildiği ve 950.000,00 TL promosyon bedeli, 160.927,40 TL işlemiş yasal faizi ve sözleşmenin 3.2'inci maddesi gereğince 864.275,71 TL cezai şart bedelinin 3 gün içinde ödenmesinin talep edildiği görülmüştür. Dava promosyon alacağının tahsili talebiyle başlatılan takibe itirazın iptali olup; yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davalı şirketin sözleşmede yazılı 1033 personelden 690 adedini davalı şirketin banka nezdinden ödemiş olması gerekmesine rağmen maaş ödeme protokolü kapsamında yüklenmiş olduğu edimini tam olarak yerine getirmediği, kıstelyevm yöntemi ile yapılan hesaplamaya göre davacıya ödenen 634.400,00 TL promosyon bedelinden iadesi istenebilecek tutarın 496.909,51 TL olarak tespit edildiği görülmüştür. Davalı savunmasında işçi sayısının 696 sayılı KHK kapsamında işçilerin kadroya geçirilmesi sebebiyle düştüğünü ve bu durumun mücbir sebep teşkil ettiğini belirtmiş ise de; Gaziantep BAM 11. Hukuk Dairesi' nin 2021/433- 2022/1342 E.K. Sayılı dosyasında benzer bir durumda davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu, cezai şart talep etme hakkının bulunduğu içtihat olunmuştur. Kaldı ki somut olayda talep edilen cezai şart olmayıp promosyon bedelinin iadesi istenildiğinden taraflar arasındaki protokolün uygulanmamış olması nedeniyle davacı promosyon bedelini talep etmekte haklı bulunmuştur. Açıklanan gerekçelerle itibar olunan bilirkişi raporunda belirlenen 496.909,51 TL promosyon iade alacağı ve 394,76 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 497.304,27 TL asıl alacak yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi maaş ödemeleri protokolü kapsamında sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen alacak miktarının % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM /Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;Davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı takibine yaptığı itirazın kısmen iptali ile; takibin 496.909,51 TL promosyon iade alacağı ve 394,76 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 497.304,27 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 yasal faiz oranı işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Hükmolunan alacağın %20'si oranında 99.460,85 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMLERİ: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemece davaya konu Protokolün yalnızca müvekkili şirketle imzalanmadığı tespitinde bulunulmuşsa da, müvekkili şirketin 375 sayılı KHK uyarınca sorumluluk değerlendirmesinin yapılmadığını,375 sayılı KHK'nın Geçici 23. maddesi uyarınca müvekkilinin bünyesinde çalışan personelin bir kısmının kamu personeli olmaları nedeniyle, bu personelle ilgili ücret ödemelerinin müvekkili tarafından yapılamayacağını,Bu durum KHK'dan kaynaklandığından, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, Mahkeme kararının yerinde olmadığını, iştigal ettiği bir iş alanı kalmadığını, buna bağlı olarak da personel sayısında ciddi azalmalar olduğunu,Bu durumun TBK'nın 136. maddesindeki ifa imkansızlığı olduğunu, taraflar arasındaki dengenin müvekkili aleyhine bozulduğunu ve ifa imkansızlığının ortaya çıktığını belirterek, arz ve izah edilen gerekçelerle, istinaf başvurularının kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tüm talepler yönünden reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.Mücbir sebep nedeniyle ifa imkansızlığının söz konusu olduğunu, Müvekkilinin kusuru olmaksızın gerçekleşen bu durum sonucunda müvekkilinin iştigal ettiği bir iş alanı kalmadığını, buna bağlı olarak personel sayısında ciddi azalmalar meydana geldiğini,Davacının müvekkili hakkında icra takibi başlatmasının açıkça TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlü kuralı ile bağdaşmadığını, TBK'nın 136. maddesi uyarınca ifa imkansızlığı olması halinde borcun sona ereceğini belirterek, arz ve izah olunan gerekçelerle, istinaf taleplerinin kabulü ile, haksız ve mesnetsiz kararın kaldırılmasına, davanın tüm talepler yönünden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin katılma yoluyla süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davalının dosyaya hiçbir delil sunmadığını, Olağan Üstü Hal Kararnamesinin davalının iade yükümlülüğü olan müvekkili bankanın Protokol'ün 3.2. maddesindeki promosyon iade alacağını ve 5. maddedeki cezai şart alacağının engellemeyeceğini, Davalının TTK'nın 18/2. maddesi uyarınca basiretli tacir gibi davranması gerektiğini,İlk derece mahkemesince davacının Protokol'ün süresinden önce feshi nedeniyle dava konusu takibin kaynağı olan promosyon iadesi ve cezai şart ödeme yükümlülüğü bulunduğunun teyit edildiğini, ancak yaptırılan bilirkişi incelemesi ile ödenmesi gereken fesih bedelinin düşük bulunduğunu, kararın bu yönüyle hatalı olduğunu,Taraflar arasında fesih bedeli konusunda uyuşmazlık bulunmadığını, uyuşmazlığın fesih bedeli tahsil edilip edilemeyeceğine ilişkin olduğunu, davalı tarafın basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü olduğu dikkate alındığında, miktar olarak itiraz edilmeyen fesih bedelinin davalı tarafından kabul edildiği sonucuna ulaşılması gerekirken, bilirkişi hesaplamasına dayalı olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin kararının fesih bedelinde bir uyuşmazlık bulunmadığı dikkate alınarak, bu yönüyle kısmen kabul kararının kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi gerektiğini, İlk derece mahkemesince tarafların tacir olduğu göz ardı edilerek, yasal faiz işletilmesinin de hatalı olduğunu, kararın bu yönüyle de kaldırılarak tam kabul ile birlikte ticari temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, arz ve izah olunan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının kısmen kaldırılarak, davanın tam kabulü ile ticari temerrüt faizi işletilerek takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; alacaklı ... Bankası Anonim Şirketi'nin borçlu ... ......... Ticaret Limited Şirketi aleyhine, 513.650,90 TL asıl alacak, 394,76 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 514.045,66 TL alacak ile birlikte tahsil tarihine kadar %9 yıllık yasal faizinin tahsili için 22/06/2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının Beyoğlu .... Noterliğinin .../09/2019 tarihli, ...Yevmiye numaralı ihtarnamesine konu borçlunun payına düşen kıstelyevm promosyon alacağı olarak gösterildiği, davalı borçlunun 16/12/2020 tarihinde takibe itiraz etmesi üzerine icra takibinin durduğu, itirazın alacaklı davacı vekiline tebliğ edilmediği, itirazın iptali davasının yasal süresi içinde açıldığı tespit edilmiştir.Davacı ile davalı şirket ve dava dışı ... ....Ltd., ... . ... Şti. ve .. .... ... ...Ltd. Şti'. arasında düzenlenen 20.09.2017 tarihli "Maaş Ödemeleri Protokolü incelendiğinde; aralarında davalı şirketin ve dava dışı .... . T... Ltd., . .. .. .. . Şti. ve ... Şti'.nin personel maaş ödemelerinin davacı banka kanalı ile ödenmesinin öngörüldüğü, protokolün 3.1 maddesine göre, kuruluşların personel maaş ödemelerini protokol süresi boyunca banka aracılığıyla yapması karşılığında bankanın, protokol süresi boyunca toplamda 950.000,00 TL'lik ödeme yapmayı taahhüt ettiği, kuruluşların personel sayısındaki artışın, promosyon tutarının artırılması hususunda bir talep hakkı doğurmayacağı, ödemenin fatura karşılığı yapılacağı ve KDV'nin dahil olduğunun belirtildiği, Protokolün 3.2'inci maddesinde protokol tahtında yapılan ödemenin, kuruluşların protokol süresi boyunca minimum 1033 personele ait maaş ödemelerini banka aracılığıyla yapması karşılığında ödendiği, kuruluşların belirtilenden daha az sayıda personel maaş ödemesi yapması durumunda, kuruluşların ödenen promosyon tutarının eksik personel sayısı ve protokolün kalan süresi ile orantılı kısmını bankanın yapacağı ilk yazılı talep üzerine nakden ve defaten talep tarihinden ödeme tarihi arasında geçecek günlere ait işleyecek kanuni faizi ile beraber iade edeceğinin belirtildiği, Protokolün süresinin 02.10.2017 tarihinde başlayıp 15.10.2020 tarihinde sona ereceği, Sözleşmenin 3.5. maddesine göre, davalı ...'a 634.400,00 TL, dava dışı ...'e 310.040,00 TL, dava dışı ...'e 920,00 TL, dava dışı ...'na 4.600,01 TL promosyon ödeneceğinin belirtildiği tespit edilmiştir.Dosyaya sunulan Beyoğlu .... Noterliğinin ....9.2019 tarih ....yevmiye sayılı ihtarnamesi incelendiğinde; davacı banka tarafından davalı ve dava dışı ... ..... Ltd., .... Şti. ve.... .... Şti.'ne gönderilerek, 950.000,00 TL promosyon bedeli, 160.927,40 TL işlemiş yasal faizi ve sözleşmenin 3.2. maddesi gereğince 864.275,71 TL cezai şart bedelinin 3 gün içinde ödenmesinin talep edildiği görülmüştür. İlk derece mahkemesince muhasebe uzmanı ....'dan alınan ..../10/2023 tarihli bilirkişi raporunda; "...Davacı banka ile yapılan "Maaş Ödemeleri Protokolü'nde sadece davalı şirketin taraf olmadığı, davalı şirket dışında, ... . . . Ltd, B....Şti ve .... Ltd Şti'ninde bulunduğu, sözleşmede bu şirketlerin toplam taahhüt ettiği sayının 1033 olduğu belirtilmişse de, şirket bazında personel sayısı yönünden bir ayrım yapılmadığı, ancak, sözleşmede 950.000,00 TL promosyon bedelinin farklı tutarlarda dağıtılmış olduğu görüldüğünden, promosyon bedelinden firmalara ödenen kısmı personel sayısına oranlanarak her bir firma yönünden taahhüt edilen sayının elde edilebileceği, bu minvalde de 950.000,00 TL promosyon bedelinin 634.400,00 TL kısmı davalı şirkete ödendiğinden, davalı şirkete düşen taahhüt edilen personel sayısının 690 olarak hesap ve tespit edildiği, sözleşmenin 3.1 maddesinde 1.033 geçen personel sayısının promosyon bedelini artırmayacağının düzenlendiği, 2017 Kasım, Aralık, 2018 Şubat, Mart, Nisan aylarında taahhüt edilen sayı sağlanmış ve hatta aşılmışsa da, sözleşmenin 3.1'inci maddesi gereği, bu aylar için promosyon bedeli artırılamayacağından, bu aylar için tam, 690 personel sağlandığı kabulüyle hesaplama yapılacağı, diğer aylarda personel sayısında yukarıda yer verilen detay tabloda eksik personeller olduğu, kıstelyevm yönetimine göre, eksik personel sayısı yönünden davacıya ödenen 634.400,00 TL promosyon bedelinden iadesi istenebilecek tutarın 496.909,51 TL olarak hesap ve tespit edildiği, artık kalan kısmın protokol tarafı olan dava dışı şirketlerden talep edilmesi gerektiği, dosyasına takipte talep edilen ihtarname masrafına ilişkin belge sunulmamışsa da, ihtarnamenin gönderildiği tarih dikkate alındığında, talep edilen 394,76 TL ihtarname masrafının ...olduğunun düşünüldüğü, bu durumda takipte; 496.909,51 TL promosyon iade alacağı, 394,76 TL ihtarname masrafı 497.304,27 TL toplam alacağın istenebileceğinin hesap ve tespit edildiği, Davalı şirketin mücbir sebeple ilgili ileri sürmüş olduğu hususların hukuki nitelik arz ettiği ve takdirinin Sayın Başkanlığınıza ait olduğu, Sayın Başkanlığınızca bu hususların tetkik edilmesi gerektiği kabul edilmesi halinde, davalı şirketin taşeron hizmet verdiği kamu kuruluşlarına müzekkere yazılarak, davalı şirket nezdinde çalışıp daha sonra kadroya dahil edilerek, kurum personeli olan kişilerin kimler olduğunun, hangi tarihte kadrolaştırıldığının sorulması gerekeceğine dair..." görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. G E R E K Ç E : Dava, taraflar arasında maaş ödeme protokolü şartlarına davalı tarafça uyulmadığı iddiasıyla, sözleşme gereği iadesi gereken promosyon ücretinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, maaş ödeme protokolünden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen 20/09/2017 tarihli maaş ödeme protokolünün, promosyon başlıklı 3.2. maddesi uyarınca personel sayısının 1033 kişinin altına inmesi halinde, kuruluşların ödenen promosyon tutarının, eksilen personel sayısı ve protokolün kalan süresi ile orantılı kısmını Bankanın yapacağı ilk yazılı talep üzerine nakden ve def’aten talep tarihinden ödeme tarihine kadar geçecek günlere ait işleyecek kanuni faizi ile birlikte ödeyecekleri kararlaştırılmış olup, sözleşme tarihi itibariyle genel işlem şartlarının uygulanma olanağı da bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki maaş ödeme protokolü 36 ay süreli olup, bunun 31 ayında davalı şirket payına düşen 690 personel sayısının altına düştüğü anlaşılmaktadır. O halde, taraflar arasındaki protokolün açık düzenlemesi karşısında, davalıya ödenen promosyonun bir kısmının, 31 ay eksik personel çalıştırılması nedeniyle davacı Bankaya iadesi gerekmektedir.Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda, protokol hükümlerine ve davalının personel sayısına göre hesaplama yapılarak ödenmesi gereken tutar tespit edilmiş olup, davalı taraf bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, varsayımsal hesaplamalar yapıldığına ve müvekkilinin personel sayısının azalmasının 375 sayılı KHK’dan kaynaklanan mücbir sebep olduğuna dair itirazda bulunmuş, davacı tarafça rapora itiraz dilekçesi sunulmamıştır. Davalının istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; 375 sayılı KHK’nın Geçici 23. maddesinin mücbir sebep sayılamayacağı, TMK’nın 18/2. maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalı şirketin, çeşitli nedenlerle Protokol’ün devamı süresince personel sayısında azalmalar olabileceğini öngörmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf talebi kabul edilmemiştir.Davacı vekilinin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede ise; bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya itiraz etmedikleri, icra takibinde yıllık %9 oranında kanuni faiz talep ettikleri, taraflar arasında yapılan sözleşmede de, davalının iade etmesi gereken bedele yasal faiz uygulanacağının kararlaştırıldığı anlaşılmakla, Mahkemece bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında ve taleple bağlı kalınarak alacağa yasal faiz işletilmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık yoktur. Bu nedenle davacı vekilinin de istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yandan alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davalı yandan alınması gereken 33.970,85 TL nispi harçtan peşin alınan 8.492,71 TL harcın mahsubu ile bakiye 25.478,14 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri olarak; a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 30,00TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 15,00 TL'sinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, b)Davalı avansından kullanıldığı anlaşılan; 260,00 TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 130,00 TL'sinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 27/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.