T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/1076 KARAR NO: 2025/2184 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 20/10/2022 NUMARASI : 2017/1339 Esas - 2022/755 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müz…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/1076 KARAR NO: 2025/2184 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 20/10/2022 NUMARASI : 2017/1339 Esas - 2022/755 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12/01/2010 tarihinde ... Üniversitesi Hastanesi polikinlinikleri sağ kısmında beklediği esnada hastanede güvenlik görevlisi olarak çalışan davalı ... ...'nın yönetimindeki ... plakalı aracın davacıya birkaç kez üst üste çarparak yaralanmasına neden olduğunu, kaza nedeniyle davacının her iki iskium kolunad (oelviste) nondeplase kırıkların meydana geldiğini, kaza nedeniyle çalışmadığı ve tedavi masrafları sebebiyle ekonomik durumunun bozulduğunu ayrıca hayat fonksiyonlarının ağır derecede etkilediğinden büyük üzüntü yaşadığını belirterek 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; olay günü park görevlisinin gelerek aracın yerini değiştirmek için anahtarı istediğini, işini bitirip araca döndüğünde aracın kaza yaptığı söylendiğini, kazayı yapanın güvenlik görevlisi olduğunu öğrendiğini, davanın hizmet kusuru sebebiyle açılması gereken bir dava olduğunu, davacının mütefarik kusurunun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın, müvekkili şirket tarafından tanzim edilen, 27.10.2009-2010 vadeli zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ve Birleşik Kasko Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, müvekkili şirket tarafından davacı yana 22.06.2012 tarihinde 9.302,03 TL ödeme yapılarak sorumluluğun yerine getirildiğini haksız davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana geldiği hastane bahçesinin karayolu olmadığını, burada karayolları kanununun uygulanamayacağını, bu nedenlerle davanın öncelikle zaman aşımı itirazları nazara alınarak zamanaşımı itirazları nedeni ile süresinde açılmayan davanın usulden, manevi tazminat talebinin esastan reddini talep etmiştir. Davalı ... ... cevap dilekçesinde özetle; ... Üniversitesi Hastanesi girişinde güvenlik görevlisi olarak görev yapmakta iken 12.01.2010 günü müştekiye istemeyerek çarptığını, davacının yayalar için uygun olmayan yerde bulunduğunu gözönüne almak gerektiğini, araçların park etmesine, girip çıkmalarına ayrılmış bir bölgeye girmesinin kusurlu bir hareket olduğunu belirterek davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Maddi tazminat talebi yönünden; davanın kısmen kabulü ile; 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılar ... ..., ... ve ... Üniversitesi Rektörlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ıslahla artırılan fazlaya ilişkin talebin zamanaşımından reddine, manevi tazminat yönünden; kazanın oluşu, tarafların kusur oranı, dosyaya yansıyan ekonomik sosyal durum araştırmaları, tıbbi ve adli raporlarla birlikte TMK 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde davanın kısmen kabulü ile; 50.000,00 TL manevi tazminatının davalılar ... ..., ... ve ... Üniversitesi Rektörlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, davalı sigorta aleyhine açılan maddi tazminat davasının reddine " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin üzerinden araba geçmesi ve hem fiziki hem de cinsel yetileri yönünden zarar gördüğü kaza 2010 yılında meydana geldiğini, müvekkilinin zararı ancak 28/02/2020 tarihinde hazırlanan Adli Tıp raporu'yla ortaya çıktığını, bundan önceki rapor sigorta şirketinin müvekkilinin zor durumu ve ihtiyacının sömürülerek kandırmasıyla alınan gerçeğe tamamen aykırı ve özel hastaneden alınmış bir rapor olup uzun süre gerçek zararını bilemediğini, davada alacak doğası gereği belirsiz olup dava dilekçesinin de bu yönde değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemenin zamanaşımına dayanarak ıslahla talep edilen tutarın reddine karar vermesinin isabetsiz olduğunu, manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece hem maddi hem manevi tazminata yönelik faiz taleplerinin dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması sebebiyle reddetmesinin de hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin maluliyeti Adli Tıp Kurumunca %25,2 olarak tespit edildiğini, ortada geçerli bir ibra olmadığından davanın bu sebeple reddine karar verilmesinin de yanlış olduğunu, AAÜT mad. 13/3 uyarınca maddi tazminatın kısmen reddi durumunda davalılar lehine hükmedilecek vekâlet ücretinin davacı lehine hükmedilecek tutarı geçemeyeceğini, mahkemece ibraya esas rapora itibar ediliyorsa eğer, bu durumda Adli Tıp Kurumu raporuyla maluliyetin arttığı kabul edilmesi gerektiğini, maluliyetin sonradan arttığı durumlarda ise zamanaşımı süresi yeni maluliyetle birlikte yeniden başlayacağını, bu durumda mahkemece buna göre bir hesap yapılması gerektiğini, davalarının kabulüne karar verilmesini talep ederek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu talepler tümden zamanaşımına uğradığını, davacı yan kaza tarihinde öğrendiği zarar olgusu ile ilgili iki ayrı dava açmış ancak bu davaları takip etmeyerek ve davaların açılmamış sayılması neticesinde zamanaşımı süresinin dolmasına bizzat kendisi sebebiyet verdiğini, maddi ve manevi tazminat talepleri, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık süre dolduğundan henüz huzurdaki dava açıldığı tarihte dahi zamanaşımına uğradığını, davacının maluliyetinin huzurdaki davada ATK'dan 26.2.2020 tarihinde alınan rapor doğrultusunda artması ve dolayısı ile yeni bir zararın doğması ve böylece zamanaşımı süresinin yeniden başladığının kesinlikle kabul edilemeyeceğini, dosyada yer alan ATK raporu ve İstanbul Üniversitesi Sağlık Raporları ile sabit olmayan, geçmişinden geliyor olması mümkün, obezite ve yaş ile birlikte gelişmesi de olası bir takım cinsel sağlık sorunlarını bahane ederek haksız iddia ve taleplerle huzurdaki davayı açtığını, davacı yan bu yeni tarihli rapora dayanarak zamanaşımı süresinin dolmadığını ve hatta zararın ancak 28.2.2020 tarihinde ortaya çıktığını iddia ettiğini, davacı yanın iddiaları TMK md 2. Gereği dürüstlük ve iyiniyet kuralına aykırı olduğunu, haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu, davacı yan kaza olayının meydana gelmesi bakımından kusurlu olduğunu, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadan ve kısmi veya belirsiz dava olarak ikame etmediği davada, ıslah talepleri kabul edilemeyeceğini, davacı davada maddi zarar talep etmiş ise de maddi zararının ne kadar olduğunu açıklamamış, hiçbir belge ibraz etmediğini, maddi zararı belirlenebilir ve kısmi dava konusu olamayacağını, talep edilen manevi tazminat da son derece fahiş olup kabul edilemeyeceğini, davacının cinsel sağlık sorunlarının yaşanan kazadan kaynaklanmadığına, bu eksik rapora dayanılarak maluliyet raporu alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, aktüer bilirkişi Adli Tıp kurumunun verdiği meslekte %25 kazanma gücü kaybına göre hesaplama yaptığını, bu hesaplamanın hatalı olduğunu, davacının trafik kazasından çok önceki bu durumunun Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarından araştırılarak maluliyetinin başlangıcının yeniden belirlenmesini talep ettiklerini, davacının maluliyeti trafik kazasından çok önce olduğunu, davada alınan 26.2.2020 tarihli ATK raporuna dayanılarak maddi ve manevi tazminat taleplerinin zamanaşımına uğramadığı kabul edilirse, bu durumda davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddinin hatalı olduğunu, ibra ve feragat henüz doğmamış hak ve alacakları kapsamadığından ve manevi tazminat yönünden sigortalının sorumluluğu da devam ettiğinden davalı sigorta şirketinin de bu doğrultuda müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunduğu kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin harçtan muaf olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından zaman aşımı ve görev itirazlarının dikkate alınmadığını, öncelikle davanın süresi ve yetkili mahkeme açılmadığından red edilmesi gerektiğini, davacı haksız kazanç peşinde olduğunu, davaların hiçbirine maddi zararı ile ilgili belge ibraz etmediklerini ve maddi zararını ispat edemediğini, davaya konu olayın gerçekleşmesinde müvekkili sorumlu olmadığını, davanın hukuki mahiyeti yanlış olduğunu, olay, trafik kazası değil adi bir kaza olduğunu, kamuya ait mahallerde mutlak otorite kolluk kuvveti olduğu halde hastane hudutları dahilinde öncelikli otorite baş hekimlik olduğunu, olayın meydana geldiği alanda trafik kuralı değil, Baş Hekimlik veya Üniversitenin Rektörlük kuralları uygulanacağını, davanın hukuki temeli işçi-işveren sorumluluğu hakkında olduğunu, araç sahibi park yeri otoritesini veya hastane otoritesini temsil eden park görevlisinin talebine istinaden aracının anahtarını vermek mecuriyetinde kaldığını, husumet tevchinde hata olduğunu, araç sahibi olarak olayın vuku bulmasıyla herhangi bir ihmali kast ve alınması gerekip de alınmayan önleyici bir tedbir olmadığını, davalı hastane vekillerinin de dosyaya sunmuş oldukları taburcu evrakları ve tedavi süreci incelendiğinde davacı en iyi şartlarda tedavi edilerek ücret alınmadan davacının kendi isteğiyle taburcu edildiğini, davacının manevi tazminat taleplerine istinaden dosyaya delil sunmadıklarını, davanın temeli kazadan dolayı davacının erektil fonksiyon kaybı (erkeklik gücünün kaybı) olduğunu, ... Hastanesi Üroloji Bölüm şefi Prof. Dr. ...'in bu tip hastalıklar hakkında dolayısıyla davacı hakkında yazdığı 14.01.2012 tarihli tıbbi mütalaa dosyası olduğunu, toplumda herhangi bir trafik kazasına uğramaksızın oluşan bu hastalık oldukça yaygın olduğunu, kararda HMK 'nın 176. ve 180.maddelerinin de dikkate alınıp zikredilmesi gerektiğini, bu yönüyle eksiklik olduğunu, manevi tazminata hükmedilirken bu hususlar gerekçeleriyle birlikte dikkate alınıp manevi tazminat konusundaki talebin reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 12/01/2010 günü, saat 16:50 sıralarında, davalı üniversitede güvenlik görevlisi olan davalı ... ... sevk ve idaresindeki, davalı ...'in maliki olduğu, diğer davalı ... Sigorta Şirketi'ne Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile sigortalı, 34-TS-6503 plaklı otomobili, diğer davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü'ne ait ... Üniversitesi Hastanesi bahçesi içinde yer alan otopark alanında park etmek istediği sırada, hastane önünde bulunan engelli araçları otopark yeri ile hastane binası arasında yer alan kesimde yaya olarak beklemekte olan davacıya çarpması ile oluşan kaza sonucunda yaralanması nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Katılanın ... ..., ... ...'nın sanık sıfatıyla yargılamasının yapıldığı olaya ilişkin ceza yargılamasında keşfe binaen alınan 27/12/2010 tarihli bilirkişi raporunda sürücü ... ...'nın asli ve tamamen kusurlu, ... ...'un kusursuz olduğu yönünde rapor sunulduğu, Mahkemesince sanık asli kusurlu kabul edilerek taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçundan aleyhinde verilen adli para cezasına dair kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği görülmüştür. Mahkemece İTÜ Trafik Kürsüsünde 3 kişilik bilirkişi heyetinin 27/01/2021 tarihli raporunda özetle;'' Davacı yaya ... ...'un, davalı sürücünün, hastane bahçesi içindeki bir otopark alanında, araç hakimiyetini kaybederek kontrolsuz bir şekilde kendisine çarpması ile karıştığı, kendisi açısından beklenmedik şekilde geliştiği anlaşılan olayda, etkili herhangi bir hatalı davranışının bulunmadığı, davalı sürücü ... ...'nın hatalı sevk ve idaresinin, birinci derecede ve tam, %100 oranında etkili olduğu," tespit edilmiştir.Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı Kanun'un 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış, kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. Ceza Kanunu'nda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Zararın ve failin uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmesi halinde, tazminat talebinin, öğrenme tarihinden itibaren 2918 sayılı yasanın 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Öğrenme tarihinden itibaren, yeni bir uzamış zamanaşımı süresi işlemez (Yargıtay HGK'nun 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, 16.04.2008 gün 2008/4-326-325, 09.10.2013 gün 2013/4-36-1457 sayılı kararları).Eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza davası zamanaşımı süresi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir.Somut uyuşmazlıkta yaralamalı trafik kazası 12/01/2010 tarihinde gerçekleşmiştir. Dava tarihi ise 23/02/2016 olup 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde açıldığından her ne kadar istinaf talep eden davalılar dava zamanaşına cevap dilekçesinde itiraz etmiş iseler de bu yöndeki istinaf talebi yerinde değildir.2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasadaki bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece resen dikkate alınması gerekir.Dava dosyasında mevcut 01.06.2012 tarihli FERAGAT VE İBRANAME başlıklı belgede: 12.01.2012 tarihinde ... plakalı aracın karışmış olduğu kaza neticesinde % 8 olarak tespit edilen maluliyet derecesine göre tespit edilen 9.302,00 TL. tazminatın ödenmesi karşılığında davalı sigorta kuruluşu nezdinde oluşturulan hasar dosyasına ilişkin olarak maddi yönden herhangi bir hak ve alacağın kalmadığı, tüm borçlardan dolayı gayri kabili rücu ibra ettiği belirtilmiştir. Anılan ibranamenin altında fazlaya ilişkin talep ve haklar saklı tutulmadığı gibi, ihtirazı kayda ilişkin herhangi bir ibareye rastlanılmamıştır. 2 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmamıştır. Bu durumda mahkemece davalı sigorta yönünden açılan maddi tazminat davasının reddine karar verilmiş olmasında usul yasaya aykırılık görülmemiştir.Davacı hakkında düzenlenen maluliyet raporunda ATK nın geri çevirme yazılarında Üroloji yönünden de sevki ile son durumuna göre değerlendirme yapıldığından, maluliyetin kazadan önce olduğuna ve kazanın trafik kazası olmadığına ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Davalı Esen cevap dilekçesinde süresi içinde yetki itirazında bulunmadığından bu yöndeki istinaf talebi de yerinde değildir. Sigorta hukuku 6102 sayılı TTK'nın 1401 vd. maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Davacı zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayanarak davalı sigorta şirketi, sürücü ile araç maliki sigortalıdan tazminat talep etmektedir. Bu durumda dava, TTK'da düzenlenmiş olan sigorta hukukuna dayandığından TTK' nın 4/1. maddesine göre mutlak ticari dava olup ihtilafın çözümünde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.Davalı ... ... plakalı aracın maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan kendi kusuru gibi davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Aracın ZMMS poliçesi bulunması, yada davacının soruşturma dosyasında sürücüden şikayetçi olmaması da bu sorumluluğu kaldırmayacaktır. Zarar gören davacı, KTK'nın 85 ve 91. maddelerindeki düzenlemeler ile TBK'nın 61., 162 ve 163. maddeleri gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. İşleten yönünden hakkaniyet indirimi yapılmasına ilişkin bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece işleten olan davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde faiz talebi bulunmamış, süresinde ıslah dilekçesi de vermemiştir. Her ne kadar dava dilekçesinde faiz istenmemiş olsa dahi ıslah dilekçesiyle alacağın tamamı için faiz istenebilirse de dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadığından mahkemece davacının ıslahla talep ettiği faiz isteminin de reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Davacı vekili dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi tazminat talep etmiştir. Kaldı ki davacı davasını kısmi dava olarak açmadığı gibi, fazlaya ilişkin haklarını da saklı tutmamış davasını HMK'nın 107. maddesi gereği belirsiz alacak olarak da açmamıştır. Bu durumda davacı isteyebileceği miktarı dava dilekçesi ile sınırlandırdığından ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığından, ıslah yapamayacağından ıslah ile arttırılan kısım için davanın reddi yerine zamanaşımından reddine karar verilmesi doğru olmamış ise de sonuç olarak ıslahla arttırılan miktar yönünden davanın reddine karar verilmiş olduğundan bu yönde İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilmesi ile yetinilmiştir. Davacı vekilinin karar yılında geçerli AAÜT mad. 13/3 uyarınca maddi tazminatın kısmen reddi durumunda davalılar lehine hükmedilecek vekâlet ücretinin davacı lehine hükmedilecek tutarı geçemeyeceğine ilişkin istinaf talebi yerinde görülerek kararın bu yöndeki hüküm fıkrası da düzeltilmesine karar verilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j bendinde Genel Bütçeye dahil idarelerin bu Kanun'un 1 ve 3 sayılı Tarifelerine giren bütün işlemlerinin harçtan müstesna olduğu düzenlenmiştir. 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun 56/b bendinde Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitülerinin Genel Bütçeye dahil Kamu Kurum ve Kuruluşların tanınan Mali muafiyetler, istisnalar ve diğer mali kolaylıklardan aynen yaralanacağı düzenlenmiştir. Bu durumda davalı Vakıf Üniversitesi harçtan muaf olduğu halde, İlk Derece Mahkemesince bu durum gözetilmeden harç yüklenmesi doğru görülmemiştir.Bu nedenle; davacı vekili, davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : A-Davacı vekili, davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-Maddi tazminat talebi yönünden; Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılar ... ..., ... ve ... Üniversitesi Rektörlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Islahla artırılan fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Manevi tazminat yönünden; Kazanın oluşu, tarafların kusur oranı, dosyaya yansıyan ekonomik sosyal durum araştırmaları, tıbbi ve adli raporlarla birlikte TMK 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde davanın KISMEN KABULÜ İLE; 50.000,00 TL manevi tazminatının davalılar ... ..., ... ve ... Üniversitesi Rektörlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, 3-Davalı sigorta aleyhine açılan maddi tazminat davasının reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca maddi tazminat talebi yönünden alınması gerekli 68,31-TL harçtan, davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 344,97-TL harç ile dava esnasında yatırılan 493,79-TL ıslah harcının toplamı olan 838,76 TL'nin mahsubu ile fazladan yatırılan 770,45-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 68,31-TL harcın davalılar ... ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Harçlar Kanunu uyarınca manevi tazminat talebi yönünden alınması gerekli 3.415,50-TL harcın davalılar ... ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1-2. maddesi uyarınca maddi tazminat davası yönünden davacı lehine takdir olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ..., ... ve ... Üniversitesi Rektörlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalılar ..., ... Üniversitesi Rektörlüğü ve ... Sigorta Şirketi kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3. maddesi uyarınca reddedilen maddi tazminat davası yönünden davalılar lehine takdir olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ..., ... Üniversitesi Rektörlüğü ve ... Sigorta Şirketi'ne verilmesine, 9-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden dava tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca manevi tazminat davası yönünden davacı lehine takdir olunan 9.200 TL vekalet ücretinin davalılar ... ..., ... ve ... Üniversitesi Rektörlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalılar ... ve ... Üniversitesi Rektörlüğü kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat davası yönünden davalılar lehine takdir olunan 9.200 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ... Üniversitesi Rektörlüğü'ne verilmesine, 11-Davacı tarafından sarf edilen 3.312,20 TL yargılama giderinin, davanın kabul-ret oranına göre hesaplanan 696,40 TL'sinin davalılar ... ..., ... ve ... Üniversitesi Rektörlüğünden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 12-Davalı ... tarafından sarf edilen 55 TL yargılama giderinin, davanın kabul-ret oranına göre hesaplanan 43,45 TL'sinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, 13-Davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü tarafından sarf edilen 358 TL yargılama giderinin, davanın kabul-ret oranına göre hesaplanan 282,75 TL'sinin davacıdan alınarak davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü'ne verilmesine, 14-Bakiye tutarların karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ; 1-Davacı, davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü ile davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-a)İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 176,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 492,00 TL istinaf başvuru harcının davalılar ... ... ve ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, b)Davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü harçtan muaf olduğundan bu konu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, c)İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan 149,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 984,00 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı ...'e verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/12/2025