5. Hukuk Dairesi 2025/10403 E. , 2026/4371 K. "" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/360 Esas, 2025/903 Karar KARAR : Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/92 Esas, 2023/149 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince a…
5. Hukuk Dairesi 2025/10403 E. , 2026/4371 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/360 Esas, 2025/903 Karar KARAR : Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/92 Esas, 2023/149 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddi ile kamu düzeni gereği resen yapılan inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre asıl davada hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktarın Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla, asıl davada davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili ile birleştirilen davada davalı ... vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; Bursa ili, ... ilçesi, ...Mahallesi 18 32... parsel sayılı davacının hissedarı olduğu taşınmazın imar planında otopark alanı olarak ayrılması suretiyle hukuken, taşınmazdan yol geçirilmesi suretiyle fiilen davalı idareler tarafından el atıldığını, davacının mülkiyet hakkının kısıtlandığını ileri sürerek taşınmazdaki davacı hissesinin bedelinin davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir. 2. Birleştirilen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl ve birleştirilen davanın kabulüne, el atma tazminat bedelinin asıl ve birleştirilen dava tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden tahsili ile davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazdaki davacı payının tapusunun iptali ile davalı idareler adına tesciline, tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hüküm altına alınan tazminat bedelinin düşük olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlarının karşılanmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; değerlendirmeye esas alınan emsal taşınmaz satışının Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığını, belirlenen tazminat bedelinin çok yüksek olduğunu, taşınmazın gerçek değerinin tespiti gerektiğini, hükmedilen tazminata ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, dava konusu taşınmazın imar planının dosyaya kazandırılması gerektiğini, taşınmazın metrekare birim fiyatının çok yüksek belirlendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olup rapora karşı itirazlarının karşılanmadığını, ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin yasal dayanağının bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında " yol ve otopark " alanında kaldığı, dosya kapsamında alınan fen bilirkişisi raporuna ekli krokide taşınmazın "A" harfi ile gösterilen kısmına davalı ... tarafından yol yapılmak suretiyle fiilen ve kalıcı bir şekilde el atıldığı, "B" harfi ile gösterilen kısmına ise fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte, imar planında ana arter niteliğinde yol alanında bırakılarak davalı ... tarafından hukuken el atıldığının sabit olduğu, arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, belirlenen bedelin makul ve adil olduğu, kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretinin nispi olarak uygulanması gerektiğinden 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının uygulanma imkanı bulunmadığı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamaları nazara alındığında nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru ise de hükmedilen bedel üzerinden nispi harç alınması gerekirken, maktu harç alınmasının doğru görülmediği, asıl ve birleştirilen davada hüküm altına alınan toplam bedel üzerinden davacı lehine tek bir vekâlet ücretine hükmedilip davalı idarelerin sorumlulukları nispetinde vekâlet ücretinin belirlenmesi gerekirken, asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de bu hususta istinaf sebebi ileri sürülmediğinden eleştirilmekle yetinildiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, kamu düzeni gereği resen yapılan inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile birleştirilen davada davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın birleştirilen dava yönünden bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davada kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ( 6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "otopark ve yol " alanı olarak ayrılan taşınmaza yol yapılması suretiyle 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılmaya başlanıldığı gözetildiğinde, proje bütünlüğü gereği taşınmazın tamamındaki davacı payının bedelinin davalı idarelerden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanun'un 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları; "09.10.19 56... .11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği" gerekçesiyle ve Anayasa'nın 2 ncı ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun'da 04.11.1983 tarihinden sonraki fiili el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretinin nispi olarak uygulanması gerektiğinden 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının uygulanma imkanı bulunmamaktadır. 4. Dava konusu taşınmazın imar planında otopark ve yol alanı olarak planlandığı, fiilen yol yapılması suretiyle kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiği ve proje bütünlüğü kapsamında hüküm kurulduğu gözetildiğinde, eldeki davaya 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 4 ün üçüncü fıkrasının uygulanma imkanı bulunmadığından nispi harç ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi yerindedir. 5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Asıl Davada Davalı ... Vekilinin Temyizi Yönünden; Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE, B. Davacı Vekili ile Birleştirilen Davada Davalı ... Vekilinin Temyizi Yönünden; Davacı vekili ile davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı ... Başkanlığından peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, aşağıda yazılı kalan temyiz harcının davalı ... Başkanlığından alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.