Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2024/946 E. , 2024/2138 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2024/946 Karar No : 2024/2138 KARŞILIKLI KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYENLER : DAVALI : ... Valiliği VEKİLİ: Av.... DAVACI : ... İSTEMİN KONUSU: .... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın düzeltilerek onanmasına dair Danıştay İkinci Dairesinin 25/04/2023 günlü, E:2022/2172, K:2023/2172 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8
Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2024/946 E. , 2024/2138 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2024/946 Karar No : 2024/2138 KARŞILIKLI KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYENLER : DAVALI : ... Valiliği VEKİLİ: Av.... DAVACI : ... İSTEMİN KONUSU: .... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın düzeltilerek onanmasına dair Danıştay İkinci Dairesinin 25/04/2023 günlü, E:2022/2172, K:2023/2172 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; Van ili, .. İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından, " Görev içinde ya da dışında amir ya da üstlerinin eylem ya da işlemlerini eleştirici nitelikte söz söylemek ya da yazı yazmak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-3 maddesi uyarınca "24 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Van Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının iptali ile maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesince, Danıştay Beşinci Dairesinin 17/04/2019 günlü, E:2016/18834, K:2019/2871 sayılı bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararla; "Facebook" adlı sosyal medya sitesinde davacının yaptığı disiplin cezasına konu paylaşımının, genel mesleki sorunlara yönelik duygu ve düşünce ifade etme niteliğinde genel bir değerlendirme ve eleştiriden ibaret olduğu, paylaşımda isim, unvan, yer, tarih, işlem, eylem gibi somut ve belli bir kişiyi hedef alan kişisel bilgilerin de yer almadığı ve paylaşımının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu itibarla, davacının ''görev içinde ya da dışında amir ya da üstlerinin eylem ya da işlemlerini eleştirici nitelikte söz söylemek ya da yazı yazmak" fiilini işlediği gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Daire Kararının Özeti : Davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine, Danıştay İkinci Dairesinin 25/04/2023 günlü, E:2022/2172, K:2023/2172 sayılı kararıyla; mahkeme kararının esasına yönelik temyiz iddialarının, İdare Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği, mahkeme kararının vekalet ücretine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemi hakkında, davacının vekil ile temsil edilmediği halde İdare Mahkemesince "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 2.550,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak, davacıya verilmesine" şeklinde hüküm kurulduğu, ancak, bu hususun yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan, düzeltilmesi mümkün eksiklik olarak görüldüğü, bu sebeple, İdare Mahkemesince verilen kararın hüküm fıkrasında yer alan "Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin çıkarılarak kararın bu şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEBİNDE BULUNANLARIN İDDİALARI : Davalı idare tarafından : Yapılan disiplin soruşturmasıyla davacının üzerine atılı fiilin sübuta erdiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek, Danıştay İkinci Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir. Davacı tarafından : Temyiz kararının hüküm fıkrasındaki "Temyiz aşamasında davalı idare tarafından yapılan yargılama giderlerinin yarısının davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ilişkin fıkranın kaldırılması istenilmektedir. TARAFLARIN CEVAPLARI : Davalı idarenin cevabı: Cevap verilmemiştir. Davacının cevabı: Davalı idarenin karar düzeltme isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin dayanağı yasa kuralının Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması nedeniyle, yasal dayanaktan yoksun hâle gelen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabul edilerek, sonucu itibarıyla hukuka uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması, davacının karar düzeltme isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Danıştay dava daireleri ile idari veya vergi dava daireleri kurulları tarafından verilen kararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmelerini gerektiren nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesinin 1. fıkrasında gösterilmiş, aynı maddenin 2. fıkrasında ise, anılan daire ve kurulların kararın düzeltilmesi isteminde ileri sürülen nedenlerle bağlı oldukları belirtilmiş bulunmaktadır. Davacının karar düzeltme dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin, anılan maddede sayılan nedenlere uymadığı anlaşılmıştır. Davalı idarenin kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler ise, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay İkinci Dairesinin 25/04/2023 günlü, E:2022/2172, K:2023/2172 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Van İli, ... İlçe Emniyet Amirliğinde polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından, polis kürsüsü adlı facebook sayfasında 19/02/2013 tarihinde ... Polis Merkezi Amirliğinin 12/02/2013 tarihli görev listesinin "Buranın ağası biziz zihniyeti hortladı mı, ... " haber başlığı ile yayınlandığı, bu liste için bazı kişiler tarafından yorum yapıldığı, davacı tarafından da kendisine ait olduğunu beyan ettiği Facebook sayfasından "sürülme işi tehditle kalmıyor, bizzat sürüyorlar. Van ... İlçesinden, Van ... İlçesine sürmüşlerdi beni 3 ay önce, şu an ...dayım. Bir de işin tuhaf tarafı, diyelim ki il ya da ilçede hakkınızı aramak için ufacık bir ses çıkarıyorsunuz, bulunduğunuz ildeki bütün yöneticiler, komiserden valiye kadar herkes bir anda işi gücü bırakıp birlik oluyorlar ve senin sesini kesmek için elinden geleni yapıyorlar. Haklı olduğun umurlarında değil. yok yok gerçekten adalet de yok hukuk da yok, hele insan haklarını hiç saymıyorum, o zaten hiç yoktu, bunların üstüne insanlık da yok vicdan da yok, büyük ihtimal Allah korkuları da yok Allah korkusu olan ne olursa olsun kul hakkı yememeye çalışır." şeklinde yorum yapıldığı, bu yorum sebebiyle davacı hakkında disiplin soruşturması yapıldığı, soruşturma sonucunda Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 7/D-3 maddesi uyarınca davacıya "24 ay uzun süreli durdurma" cezası verildiği, anılan cezanın iptali ve yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT : 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin 1. cümlesinde, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğunu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyette ihraç cezası müstesnadır." hükmü yer almıştır. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/D-3. maddesinde; "Görev içinde ya da dışında amir ya da üstlerinin eylem ya da işlemlerini eleştirici nitelikte söz söylemek ya da yazı yazmak" 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin yukarıda anılan 1. cümlesi, 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "suçta kanunilik" ilkesine ve Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan "kanuni düzenleme" ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün yasal dayanaktan yoksun kalması üzerine, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete’de, 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yayımlanmış, bu KHK, 31/01/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülerek yasalaşmış, 7068 sayılı ''Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'' ise 08/03/2018 günlü, 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. 7068 sayılı Kanun'un 8/4-b-5. maddesinde; "Görev içinde veya dışında amir ya da üstlerinin eylem veya işlemlerini olumsuz yönde eleştirici nitelikte söz söylemek ya da yazı yazmak" fiili için 6 ay kısa süreli durdurma cezası öngörülmüş ise de; 01/04/2022 günlü, 31796 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/01/2022 günlü, E:2021/22, K:2022/6 sayılı kararıyla; bu maddede yer alan ''...içinde veya...'' ibaresi; 19/07/2023 günlü, 32253 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04/05/2023 günlü, E:2023/24, K:2023/91 sayılı kararıyla da, maddenin kalan kısmı iptal edilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Mahkeme kararının esasına yönelik temyiz istemine ilişkin yapılan incelemede: Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan 26/01/2022 günlü, E:2021/22, K:2022/6 sayılı kararı incelendiğinde; ''... Kuralın lafzına bakıldığında görev içinde amir ya da üstlerin eylem veya işlemlerini olumsuz yönde eleştirmenin disiplin suçunun oluşması için yeterli görüldüğü anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kural, görev içinde amir ya da üstlerin eylem veya işlemlerine yönelik olarak getirilen olumsuz eleştirinin otoriteyi zedeleyen, kurumun hiyerarşik düzenine veya işleyişine zarar veren bir unsur taşıyıp taşımadığı yahut genel olarak hizmet anlayışı içerisinde makul karşılanabilir nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın her türlü eleştirinin cezalandırılabilmesine imkân tanımaktadır. Bu itibarla kuralla ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesine yer verildiği, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2023 günlü, E.2023/24, K:2023/91 sayılı kararında da benzer gerekçelere dayanıldığı ve kararların yürürlüğe giriş tarihinin ayrıca düzenlenmediği görülmektedir. Anayasa Mahkemesince, Kanun'un veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği hâlde, davaların, Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine uygun görülemeyeceğinden, Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilen kanun hükmünün yargı yerlerince uygulanamayacağı açıktır. Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan ve iptal kararlarının geriye yürümezliğine ilişkin bulunan kural ise iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların ortadan kaldırılmasını veya toplum huzurunun bozulmasına yol açacak sonuçları önlemek amacıyla kabul edilmiş olup, bu kuralın mutlak anlamda uygulanması, Anayasa'nın 152. maddesinde düzenlenmiş olan ''Anayasa'ya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi (itiraz)'' yolunu hukuk ve uygulama yönünden sonuçsuz bırakacaktır. Bu itibarla somut olayda, disiplin cezası verilmesine ilişkin idari işlemin tesisinden sonra, işlemin dayanağı yasa kuralının; ifade özgürlüğüne getirdiği sınırlamanın, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığından bahisle Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması nedeniyle, iptal edilen kuralda betimlenen eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitine ve işlemin tesis edildiği tarihteki mevzuat uyarınca yargısal denetiminin yapılmasına imkan bulunmadığı sonucuna varılarak, yasal dayanaktan yoksun hâle gelen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yönünde verilen İdare Mahkemesi kararında ise sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. Mahkeme kararının vekalet ücretine yönelik kısmına ilişkin yapılan incelemede: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değişik "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır. Anılan Kanun maddesinin gerekçesinde ise; temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıklarda da düzelterek onama kararı verilmesinin sağlandığı, uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştayın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''Kararlarda bulunacak hususlar'' başlığını taşıyan 24. maddesinin (f) bendinde; kararlarda, yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği, 31. maddesinin göndermede bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde de; davaya göre Kanun uyarınca takdir olunacak vekalet ücretlerinin yargılama giderlerinden olduğu, 326. maddesinin birinci fıkrasında; kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, 330. maddesinde; davayı kaybeden taraf aleyhine vekalet ücretine hükmedileceği kuralına yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; davacının vekil ile temsil edilmediği, ancak İdare Mahkemesince "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 2.550,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak, davacıya verilmesine" şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla; vekil ile temsil edilmeyen davacı lehine, davalı idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Ancak, bu husus yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan, düzeltilmesi mümkün eksiklik olarak görüldüğünden, İdare Mahkemesince verilen kararın hüküm fıkrasında yer alan "Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin çıkarılarak kararın bu şekilde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ KARAR DÜZELTME İSTEMİNİN REDDİNE oybirliğiyle; 2. DAVALI İDARENİN KARAR DÜZELTME İSTEMİNİN KABULÜ ile.... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın dava konusu işlemin iptali ile davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA oybirliğiyle, kararın vekalet ücretine yönelik hüküm fıkrasının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA oyçokluğuyla, 3. Karar düzeltme ve temyiz giderlerinin istemde bulunan taraflar üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 17/04/2024 tarihinde karar verildi. (X) KARŞI OY: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değişik "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinde; "1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." hükmüne yer verilmiştir. Temyiz incelemesinde; incelemeye tabi karardaki gerekçenin değiştirilmesi veya maddi hata ve yanlışlıkların düzeltilmesi, eksikliklerin tamamlanması mümkün olmakla birlikte, hükmün sonucunu, kapsamını değiştirecek şekilde düzeltme yapılması mümkün bulunmamaktadır. Temyiz istemine konu Mahkeme kararı sonucunda haksızlığı yolunda bir tespit yapılmayan davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu husus, yukarıda belirtildiği üzere 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunmayıp; kararın bozulmasını gerektiren "hukuka aykırılık" teşkil etmektedir. Bu sebeple, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının, Mahkemece yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla aksi yönde oluşan düzeltilerek onama kararına katılmıyorum.