(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2012/5019 E. , 2012/11163 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki borçlu olmadığının tesbiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalı bankadan almış olduğu kredi kartına ilişkin gönderilen hesap ektres…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2012/5019 E. , 2012/11163 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki borçlu olmadığının tesbiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalı bankadan almış olduğu kredi kartına ilişkin gönderilen hesap ektresinde, 17-18-19 Eylül 2008 tarihinde çok kısa aralıklarla kredi kartından toplam 4523 TL’lik kontör alınmak suretiyle harcama yapıldığını öğrendiğini, oysa ki böyle bir kontör alımından haberi ve onayı olmadığını, davalı bankanın yeterli özeni göstermemesi nedeniyle olaydan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 4523 TL nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının hesabından yapılan işleme kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, olayın oluş şeklinin, davacının şifre ve müşteri numarasını koruyamadığını ve kişisel bilgisayarında güvenlik tedbirlerini almadığını gösterdiğini, bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Dava, davacıya ait kredi kartının, hukuka aykırı olarak üçüncü kişiler tarafından kullanılması 2012/5019-11163 Nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, davacı, rızası ve bilgisi dışında Kullanılan kredi kartı harcamalarından sorumlu olmadığını ileri sürerken, davalı ise, kredi kartına ilişkin bilgi ve şifrelerin saklanması ve korunmasında gerekli özenin gösterilmediğini belirterek, yapılan harcamalardan davacının sorumlu olması gerektiğini savunmaktadır. Davacının kredi kartı ile, 17.09.2008-19.09.2008 tarihleri arasında 31 kalemde toplam 4523 TL tutarında kontör satın alınmak suretiyle, internet üzerinden işlem yapıldığı anlaşılmakta olup, mahkemece hükme esas alınan 16.10.2009 tarihli bilirkişi raporunda, “davalı Bankanın ıslak imzaya eşdeğer nitelikteki elektronik imza yerine (5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun nitelikte ) hukuki ve teknik alt yapısı olmayan bir şifre (3D secure ) sistemi kullandığı ,mevcut donanım,teknik eleman ve teknolojisiyle müşteriye nazaran çok daha avantajlı olması dolayısıyla bu tür profesyonel dolandırıcıklarda önlem almada daha öncelikli durumda olduğu ve ancak somut olayda güvenlik tedbirlerindeki eksikliklerinden dolayı objektif özen borcunu yerine getirmeyip kusurlu olduğu kaldı ki bankaların güven kurumları olması sebebiyle en hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları ve bu nedenele müşterinin bilgisi ve onayı dışında kredi kartından çekilen ve hesaba geri döndürülemeyen 4523,00 TL borcu olmadığı belirtilmiş ,mahkemece de sözkonusu bu rapor doğrultusunda davacının kusuru bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için, 5464 sayılı “Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu”nun, konu ile ilgili hükümlerinin incelenmesinde; “Kart Hamillerinin Yükümlülükleri” başlıklı 15. maddesinde, “Kart kullanımından doğan sorumluluk, sözleşme imzalandığı ve kartın zilyetliğine geçtiği veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasının öğrenildiği andan itibaren, kart hamiline aittir.” “Bildirim Zorunluluğu” başlıklı, 16. maddesinde, “Kart hamili, kendisine tevdi edilen kartı ve kartın kullanılması bir kod numarası, şifre veya kimliği belirleyici başka bir yöntemin kullanılmasını gerektiriyorsa bu bilgileri güvenli bir şekilde korumak ve başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak önlemleri almak, kartın kaybolması, çalınması veya iradesi dışında gerçekleşmiş herhangi bir işlemi öğrenmesi halinde kart çıkaran kuruluşu derhal haberdar etmek zorundadır.” “Kartın Haksız Kullanımı ve Sigortalanması” başlıklı 12. maddesinde ise, “Kartın ya da 16 ncı maddede belirtilen 2012/5019-11163 Bilgilerin kaybolması veya çalınması halinde kart hamili, yapacağı bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması veya bildirimin yapılmaması hallerinde bu sınır uygulanmaz.” hükümleri bulunmaktadır.“Bilgilendirme ve Sistemin Güvenliğinin Sağlanması” başlıklı 18. maddesinin 2. fıkrasında ise, “Üye işyerleri, 20 nci madde uyarınca harcama belgesi düzenlenmeksizin çeşitli iletişim araçları yoluyla veya sipariş formu vasıtasıyla işlem yapılmasına olanak sağlamak üzere kuracakları sistemlerin güvenli bir şekilde çalışmasını temin etmekle yükümlüdür.” Yine taraflar arasındaki kredi kartı sözleşmesinin, “Kart ve Şifrenin Kullanımından Sorumluluk” başlıklı 6. maddesinde de, kart numarası ve şifrelerin,kart hamili dışındaki kişiler tarafından kullanılmasının yasak olduğu,bunların her ne şekil ve surette olursa olsun başkaları tarafından kullanılmasında doğacak her türlü hukuki,mali ve cezai sorumluluğun kart hamiline ait olduğu belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, kredi kartı sahibi, Banka ile sözleşme imzaladığı ve kartın kendi zilyetliğine geçtiği andan itibaren anılan yasa gereğince kendisine tevdi edilen kredi kartını, gerekse bu kartın kullanılması ile ilgili bilgileri koruma ve saklama ile yükümlü olup dava konusu olayda da, kartın fiziken kullanılmadığı, söz konusu işlemlerin, bilgisayarla internet ortamı üzerinden ve davacı kart sahibine ait şifrenin kullanılması suretiyle yapılmış olması nedeniyle, gerek açıklanan yasa hükümleri, gerekse imzalanan sözleşme gereğince, kartın üçüncü kişilerce kullanımından davacı kart sahibinin sorumlu olduğu, bununla beraber, davalı Bankanın da, internet üzerinden yapılan alışverişlerde statik şifre yerine, her işlemde değişen dinamik şifre kullanılmasını gerektiren bir sistemi oluşturmaması, işlemlerin tamamının, gece yarısından sonra ve yüksek tutarlarda, peş peşe bölünerek, kontör alımına ilişkin yapılmış olması karşısında, olağan olmayan bu tip harcamaları kart sahibi davacıya bildirmeyerek, objektif özen borcunu yerine getirmemiş olması nedenleriyle, olayda sorumluluğu bulunduğunun kabulü gerekir. Açıklanan Yasa ve sözleşme hükümleri gereğince, üçüncü kişi veya kişiler tarafından davacıya ait kredi kartının17.09.2008-19.09.2008 tarihleri arasında internet yolu ile haksız kullanımından doğan zararın oluşmasında ve artmasında, tarafların kusur veya varsa müterafik kusur durumunun, alanında uzman bilirkişi veya bilirkişi heyeti 2012/5019-11163 Marifetiyle taraf ve yargı denetimine uygun şekilde belirlenip, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalnın sair temyiz itirazlarının reddine,2.bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 25.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.