10. Hukuk Dairesi 2025/20030 E. , 2026/835 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1264 E., 2025/1749 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/73 E., 2025/167 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından h…
10. Hukuk Dairesi 2025/20030 E. , 2026/835 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1264 E., 2025/1749 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/73 E., 2025/167 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalı iş yerinde tır şoförü olarak çalıştığını, müvekkilinin Macaristan/...'de davalı şirketin müşterisi olduğu ... şirketinin deposunda, işveren şirket bünyesinde çalıştığı sırada kullandığı tır depoda rampa üzerinde durmaktayken dorsesi 3 metre yükseltilip, oto parça yüklemesi yapıldıktan sonra rampadan çıkarılmış olduğunu, müvekkilin, rampadan çıkarılan aracı toparlamak için dorsenin üzerine çıkmış olduğunu, sonrasında 4 metre yükseklikten aşağı düşerek iş kazası geçirdiğini, kaza sonrası aynı gecede davalı işveren şirkete kazanın haber verildiği halde herhangi bir müdahale de bulunulmamış olduğunu, o gece müvekkilinin ağrı kesici alarak geceyi geçirmek zorunda kaldığını, sonrasında uçak bileti alarak Türkiye'ye dönerek tedavisine başladığını, bu süreçte tüm yol ve hastane giderlerini kendisinin ödediğini, işveren tarafından herhangi bir ödeme alınmadığını, kazadan sonra müvekillinin iş gücü kaybına uğradığını, kazadan sonra 6 ay boyunca raporlu olup işe devam edemediğini, maaşının asgari ücret üzerinden yatırıldığını, prim alamadığını, müvekkilin maaşının her ne kadar asgari ücret üzerinden tahakkuk ettirilmişse de uluslararası sefer yapan araçta tır şoförü olduğunu, çıktığı her sefer karşılığında prim aldığını, sefer primleri ile birlikte aylık ücretinin 15.000,00 TL olduğunu, maaşının banka hesabına Euro hesaplarına yatırıldığını, müvekkiline işe başlatılırken boş senet imzalatılmış olduğunu, iş kazası sebebiyle müvekkilinin hayati tehlikeye maruz kalması yanında, davalının gerekli özen ve ihtimamı göstermemiş olması, işçinin sağlığı için gerekli güvenlik önlemlerini almamış olması, davalının kusurlu olması, müvekkilinin iyileşememiş olduğunu, tedavisinin hala devam ediyor ve acılar çekmiş oluşu, işini icra edememesi sebebiyle büyük üzüntü ve bunalım içinde oluşu da dikkate alınarak, 50.000 TL manevi tazminatın iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren, yasal faizi ile birlikte müvekkilinin aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançları dahil olmak üzere iş kazası nedeniyle çalışamadığı dönem ve tedavi, yol giderlerinin ödenmediği de dikkate alınarak, fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili 18.04.2025 tarihli bedel artırımı dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak maddi tazminat istemine ilişkin talebini 3.118.366,90 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkil şirketçe davacıya iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tüm eğitimlerin verilmiş olduğunu, davacının tüm eğitimlere ve mesleki bilgisine aykırı davranışlar sergilemek suretiyle özen yükümlülüğüne aykırı davranmış olduğunu, davacının ve dava dışı 3. kişinin ağır ve müşterek kusurları nedeniyle kazanın meydana gelmiş olduğunu, kaza olayına ilişkin müvekkil şirketle illiyet bağının kesilmiş olduğunu, aleyhe tazminat sorumluluğuna gidilemeyeceğini, aksi kanaatte bilirkişiden kusur tespiti yaptırılması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini, müvekkil şirket aleyhine tazminat sorumluluğuna gidilmesi halinde en yüksek oranda hakkaniyet indirimi yapılmasını, talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...SGK'dan yapılan tahkikat içeriğine göre olayın iş kazası olduğu tespit edilmiş yine maluliyet olayı konusunda davacının %12.3 oranında malul kaldığı belirlenmiş rapora taraflarca itiraz edilmesi üzerine önce SGK Yüksek Sağlık Kurulundan bilhare Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış netice itibariyle davacının maluliyet oranı konusunda gerek .... gerek ise Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından maluliyetin %12,3 olduğu belirtilmiş her üç raporun aynı oranda olması nedeniyle bu maluliyet oranına iştirak edilmiştir. Bu kez tarafların kusuru konusunda konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmış bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 30.12.2024 tarihti rapor içeriğine göre davalı şirketin %70 oranında, davacının ise %30 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş SGK denetim raporunda bu oranın işveren yönünden %60 davacı yönünden ise %40 oranında tespit edilmiş olması nedeniyle her iki tespit arasında çelişki bulunduğundan tekrar ikinci bir bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilmek suretiyle alınan 26.02.2025 tarihli rapor içeriğine göre yine davalı şirketin %70 oranında davacının ise %30 oranında kusuru olduğu bildirilmiş Mahkemece alınan iki kusur raporunun aynı doğrultuda aynı olması bilimsel verilere uygun olarak düzenlenmesi nedeniyle kusur konusunda bu miktara itibar edilmiştir. Bu kez aktüerya uzmanından davacının talep edebileceği maddi tazminat tutarına ilişkin rapor alınmış davacının talep edebileceği maddi tazminatın 3.153.639,10 TL olup ayrıca davacıya bağlanan peşin sermaye değeri olan 50.388,86 TL nin işveren kusuruna tekabül eden %70'lik kısmı olan 35.272,20 TL'sinin mahsubu ile bakiye alacağın 3.118.366,90 TL olduğu belirlenerek davacının davasının bu miktar üzerinden kabulüne olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, Yine davacının manevi tazminat yönünden davanın olayın oluş tarihi, tarafların kusur nispeti, davacının maluliyet oranı, tarafların ekonomik ve sosyal durumlar, müsnet olayın davacı üzerinde meydana getirdiği elem, üzüntü göz önüne alınarak takdiren 35.000 TL manevi tazminatın olay tarihinde işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya dair taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle "Davanın kısmen kabulüne, 1.Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 3.118.366,90 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 08.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2.Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile takdiren 35.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 08.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, ..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde, kusur oranlarının son derece hatalı ve davalı yönünden fahiş tespit edilmiş olmasına ve yeniden inceleme yapılması talep edilmiş olmasına karşın, işbu talebin değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğunun hatalı olduğu, davacı işçinin ağır kusuru ve 3. kişi ...'nın kusuru nedeniyle illiyet bağı kesilmiş olduğundan işbu davanın her halükarda reddine karar verilmesi gerektiğini, hakkaniyet indirimi uygulanması ve davacıya SGK veya başkaca bir kurum tarafından yapılmış tazminat ödemeleri mevcut ise bu ödemelerin mahsubuna karar verilmesini talep etiklerini, maluliyet oranını kabul etmediklerini, bilirkişi tarafından TRH-2010 tablosuna göre bakiye ömür hesaplaması yapılmış olup, işbu hususun hatalı olduğunu, faiz başlangıcı hatalı olarak belirlendiğini, ıslah edilen tutarlar bakımından faizin ıslah tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, manevi tazminatın yüksek miktarda belirlendiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. A) Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminat tutarına ilişkin temyiz istemleri yönünden, Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası gereği karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazının miktardan reddine karar verilmiştir. B)Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat tutarına ilişkin temyiz istemleri yönünden, 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminat tutarına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.