7. Ceza Dairesi 2023/2244 E. , 2024/781 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/351 E., 2022/79 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî zamanaşımı nedeniyle düşme, kısmî bozma Suça sürüklenen çocuk ve sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz ist…
**7. Ceza Dairesi 2023/2244 E. , 2024/781 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/351 E., 2022/79 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî zamanaşımı nedeniyle düşme, kısmî bozma Suça sürüklenen çocuk ve sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Suça sürüklenen çocuk ...'ın temyiz istemi; beraatine karar verilmesi gerektiğine, hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığına, kazanılmış hakkının ihlal edildiğine ve re'sen belirlenecek nedenlere ilişkindir. 2.Sanık ...'ın temyiz istemi; suçsuz olduğundan beraatine karar verilmesi gerektiğine, kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna ve re'sen belirlenecek nedenlere ilişkindir. II. GEREKÇE A. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden 15-18 yaş aralığında olan suça sürüklenen çocuk ...'ın yargılama konusu eylemi için 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereği 5 yıl 4 aylık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca 22.10.2013 tarihli mahkûmiyet kararı ile 16.07.2019 tarihli mahkûmiyet kararı arasında 5 yıl 4 aylık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden suça sürüklenen çocuk hakkında 24.02.2022 tarihinde mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Kolluk görevlilerince yapılan çalışmalarda sanık ...'a ait olduğu belirlenen iş yerinde kaçak cep telefonu satışı yapıldığı bilgisi alınması üzerine Sulh Ceza Mahkemesinden alınan adlî arama kararı ile bahse konu iş yerine gidildiği, sanık ...'ın babası olan inceleme dışı sanık ... ve sanık ...'ın yeğeni olan 15-18 yaş aralığındaki suça sürüklenen çocuk ...'ın iş yerinde bulunduklarının görüldüğü, ...'ın görevlilere iş yerinin vergi kaydının adına olduğunu ancak iş yerini torunu olan ...'ın işlettiğini beyan ettiği, iş yerinde yapılan aramada 30 adet kaçak cep telefonu ele geçirildiği, suça sürüklenen çocuğun savcılık ifadesinde iş yerini dedesi ...'ın işletmekte olduğunu, cep telefonlarını dedesinin haberi olmadan kendisinin alarak iş yerine koyduğunu belirtmesi üzerine ..., ... ve ... hakkında kaçakçılık suçunu işledikleri iddiasıyla 5607 sayılı Kanun 'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasına muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Suça sürüklenen çocuk ... savunmasında; iş yerini dedesi ...'ın işlettiğini, dedesinin köye gittiği gün, dedesine yardımcı olmak için iş yerine baktığı sırada dedesinin haberi olmadan kaçak olduklarını bilmeden dava konusu cep telefonlarını alıp iş yerine getirdiğini, inceleme dışı sanık ...'ın savunmasında; oğlu ...'ın iş yeri ile ilgisinin bulunmadığını, iş yerinin kendisinin üzerine kayıtlı olduğunu, iş yerini torunu ...'ın işletmediğini, .....'un okul çıkışlarında zaman zaman kendisine yardım ettiğini belirttiği, sanık ...'ın savunmasında; bahse konu iş yerini 7 yıl kadar işlettikten sonra yaklaşık 1 yıl önce yeğeni ...'a devrettiğini, iş yeri ile ilgisinin bulunmadığını belirttiği anlaşılmıştır. Sanığa mahkemece 5607 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ek savunma hakkı verildiği belirlenmiştir. Kolluk görevlilerince soruşturmanın başlamasına neden olan araştırma sırasında iş yerini sanık ...'ın işlettiğinin belirlenmesi, 7 yıl süre ile iş yerini işlettiğini kabul eden ...'ın iş yerini suç tarihinde 16 yaşında olan yeğeni ...'a 1 yıl önce devretmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmaması karşısında iş yerinin suç tarihinde sanıklar ve suça sürüklenen çocuk tarafından birlikte işletildiğinin kabulü gerektiği ve ticari iş yerinde usulünce yapılan aramada 30 adet kaçak cep telefonu ele geçirilmiş olması ile tüm dosya kapsamına göre sanığın toplu kaçakçılık eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1.Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 5607 sayılı Kanun'un üçüncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen suçun üst sınırının iki yılın altında olduğu gözetilerek; Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarih, 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı sonrası 17.10.2019 tarihinde kabul edilen 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan basit yargılama usulüne ilişkin aynı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, aynı şekilde 16.03.2021 tarihli, 31425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibarıyla hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen Geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddeleri uyarınca dosyanın mahkemesince “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2.Sanığın etkin pişmanlık hususunda hüküm verilinceye kadar ödeme yapması mümkün iken mahkemece sanığa tebligat yoluyla 30.07.2021 tarihinde yapılan ihtaratta ödeme için duruşma gününe kadar süre verilmesi ve sanığa dava konusu eşyaların gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarı yatırması halinde alacağı indirim oranının 1/3 (soruşturmada 19.09.2012 tarihinde ihtarat yapılması nedeniyle) olduğunun belirtilmemesi suretiyle sanığa usulünce etkin pişmanlık ihtaratı yapılmadan, ödeme yapmadığından bahisle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, hususları hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuk ...'ın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (B-1-2) bendinde açıklanan nedenlerle sanık ...'ın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 24.01.2024 tarihinde karar verildi.