21. Hukuk Dairesi 2012/6078 E. , 2013/12112 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılar vekillerince tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşa
**21. Hukuk Dairesi 2012/6078 E. , 2013/12112 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılar vekillerince tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava, davacının 20/09/2000-02/08/2005 tarihleri arası davalı nezdinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının 01/10/2002-28/02/2004 tarihleri arası davalı nezdinde 510 gün süreyle çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasanın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli ve daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır. 26 Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına 01/04/2004 tarihinde işe girdiğine dair giriş bildirgesinin davalı tarafından Kuruma verildiği, 01/04/2004-02/08/2005 tarihleri arası davalı tarafından 454 günlük bildirim yapıldığı, yine talep edilen dönem içerisinde dava dışı farklı iki işyerinden 110 günlük bildirim yapıldığı, 2004/1- 2005/12. aylar arası dönem bordrolarının getirtildiği, davalı şirketin 31/12/2002 tarihinde tescil edildiği, 01/03/2004 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, onanarak kesinleşen alacak davasında 20/09/2000-02/08/2005 tarihleri arası dönemin alacaklarına hükmedildiği, davalı işyerinin önce kooperatif olduğu ve sonradan üyeleri tarafından şirket kurularak faaliyete aynı şekilde devam edildiği, yaptırılan bilirkişi incelemesinde 01/10/2002 tarihinden önceki dönem yönünden hak düşürücü sürenin dolduğunu ve bu nedenle 01/10/2002-02/08/2005 tarihleri arası dönemin tespitinin mümkün olduğu kanaatini belirttiği, mahkemece resen bordro yada komşu işyeri tanıkları tespit edilip dinlenilmediğ, alacak davasında dinlenen tanık beyanlarının hükme esas alındığı görülmektedir. Her ne kadar alacak davasında dinlenen tanıklar fiili çalışmayı doğrulamışlar ise de, kesinleşen alacak davası hizmet tespiti davası yönünden kesin delil olmayıp kuvvetli delil niteliğinde olduğu, davanın kamu düzenini ilgilendirdiği dikkate alınarak tanıkların mahkemece resen tespit edilip dinlenilmesi gerektiği, dolayısıyla yukarıda belirlenmiş şekilde resmi kayıtlara geçmiş ve uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde çalışmış kişilerden tanık tespit edilip dinlenmediği, öte yandan işyerinin daha önce kooperatif olduğu belirtilmiş olup, kooperatifle ilgili araştırma yapılmadığı, davacının çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır. Yapılacak iş, davalı şirketin 2002 yılında tescil edildiği dikkate alınarak dönem bordrolarını getirtmek, bordro tanıklarını resen tespit edip dinlemek, dönem bordrosu verilmemiş veya bordro tanığı bulunmazsa, Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinin işverenlerini veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarının beyanlarına başvurmak, kooperatifin tüzel kişiliğini devam ettirip ettirmediğini ve tasfiyesini sormak gerekirse kooperatife davalı olarak husumet yöneltmek ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı ...ye iadesine 17/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.