Başvuru, kamu görevlilerinin tabi olduğu soruşturma usulüne aykırı olarak yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen delillerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu ve bu bağlamda yapılan soruşturma ile devamındaki kovuşturma işlemlerinin adil olmadığı, elde edilen delillerin haberleşme hürriyetinin ihlali suretiyle temin edildiği ve tutukluluk süresinin makul süreyi aştığı iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kamu görevlilerinin tabi olduğu soruşturma usulüne aykırı olarak yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen delillerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu ve bu bağlamda yapılan soruşturma ile devamındaki kovuşturma işlemlerinin adil olmadığı, elde edilen delillerin haberleşme hürriyetinin ihlali suretiyle temin edildiği ve tutukluluk süresinin makul süreyi aştığı iddialarına ilişkindir. Başvuru, 11/1/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvuruda Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 14/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü 16/12/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 5/1/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen olaylar özetle şöyledir: Başvurucu İstanbul ili Akfırat beldesi belediye başkanı iken yürütülen soruşturma kapsamında görevinden alınmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının S.2008/1891 sayılı dosyası üzerinde yapılan talepler neticesinde, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 28/10/2008 tarihli ve 2008/21 sayılı kararı ile üç ay süreyle iletişimin dinlenmesi, kayda alınması, tespiti ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 28/10/2008 tarihli ve 2008/20 sayılı kararı ile de, farklı bir GSM numarası itibarıyla, iletişimin dinlenmesi, kayda alınması, tespiti ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin kararın birinci kez 4/11/2008 tarihinden itibaren üç ay süre uzatılmasına karar verilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimliğine gönderilen 12/1/2009 tarihli tutuklama talebi üzerine, Mahkemenin 12/1/2009 tarihli ve 2009/10 sorgu sayılı kararı ile başvurucunun birden fazla suç kapsamında (ihaleye fesat karıştırma, zimmet, görevi kötüye kullanma, suç işlemek amacıyla örgüt kurma vd.) tutuklanmasına karar verilmiştir. Başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının S.2008/1891 sayılı dosyası üzerinde diğer bir kısım soruşturma evrakları da birleştirilmek suretiyle yürütülen soruşturma neticesinde, 25/2/2009 tarihli ve 2009/145 sayılı iddianame ile birden fazla suç isnadı ile kamu davası açılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK madde ile görevli) E.299/69 sayılı dosyası üzerinde yürütülen yargılamada, başvurucunun birçok defa serbest bırakılma talebi reddedilerek tutukluluk halinin devamına hükmedilmiş ve başvurucunun da sanıkları arasında bulunduğu bir kısım dosyalar da dahil olmak üzere, farklı yargılama evrakları belirtilen dosya üzerinde birleştirilmiştir. Başvurucunun 29/3/2012 tarihli duruşmada tutukluluk halinin devamına, belirtilen celseyi takiben yapılan 19/6/2012 tarihli duruşmada ise tahliyesine karar verilmiş ve başvurucunun İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 12/1/2009 tarihli ve 2009/10 sorgu sayılı tutuklama müzekkeresinden bihakkın tahliyesine ilişkin yazı, aynı tarihte İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 7/3/2014 tarihli ve E.2006/69, K.2014/115 sayılı dosya inceleme ve devir kararı ile, 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun’un maddesi gereğince, 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici maddesi ile görevlendirilen Mahkemenin görevinin sona erdiği belirtilerek, dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Belirtilen yargılama evrakının İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/114 sayılı dosyasına kaydı yapılmıştır. İlgili yargılamanın 28/1/2016 tarihli celsesinde, duruşmanın 16/4/2016 tarihine bırakılmasına karar verilmiş olup, davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu tarafından, soruşturma kapsamında yapılan delil toplama işlemlerinin hukuka aykırı olduğundan bahisle ilgili kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığının 2/10/2012 tarihli yazısı ile görevlendirilen bilirkişi tarafından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının S.2008/1891 sayılı dosyası kapsamında alınan iletişimin dinlenmesi, tespiti, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ile arayan ve aranan numaralar ile baz istasyonlarını gösterir görüşme dökümleri talep kararları incelenmiş olup, 10/10/2012 tarihli raporunda, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 28/10/2008 tarihli ve 2008/20 sayılı uzatma kararı içerisinde bulunan hedeflerin daha önce takibe alındığını gösteren bir karara dosya kapsamında yapılan incelemede rastlanılmadığı, Adalet Bakanlığının 14/2/2007 tarihli ve 26434 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin maddesinin fıkrası kapsamında yer alan, dinleme ve kayda alma işleminin yerine getirilmesi sırasında şüphelinin başka bir iletişim aracını kullandığı belirlendiğinde buna ilişkin verilecek karar ya da kararların süresinin önceki tedbir kararında verilen sürenin bitiş tarihini geçmeyeceği hükmüne aykırı olarak, başvurucu hakkında, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 28/10/2008 tarihli ve 2008/21 sayılı kararı ile üç ay süreyle iletişimin dinlenmesi, kayda alınması, tespiti ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 28/10/2008 tarihli ve 2008/20 sayılı kararı ile de 4/11/2008 tarihinden itibaren üç ay süre iletişimin dinlenmesi, kayda alınması, tespiti ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine karar verildiği, başvurucu hakkında verilen 2008/21 sayılı kararda öngörülen sürenin bitiş tarihi 28/1/2009 olduğu halde, daha sonra verilen 2008/20 kararın üç aylık süre sonundaki bitiş tarihinin, birinci kararın bitiş tarihi olan 28/1/2009 tarihini geçtiği ve bu suretle yedi gün süre ile fazla dinleme ve tespit yapıldığı belirtilmiştir. İstanbul Valiliği İl Jandarma Komutanlığının 12/10/2012 tarihli ve 2012/9 sayılı kararı ile, iletişimin tespiti ile ilgili evrakların incelenmesi sonucunda bazı kararlarda süre aşımı olduğu ve abone bilgilerinde hata yapıldığı, bu evrakların tamamında o dönemde Ümraniye İlçe Jandarma Komutanı olan bir asker kişinin imzasının bulunduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ancak yapılan bu işlemlerin personel atama dönemine rastlaması, tayin olan personelin henüz yeni görevine intibak edememiş olması sebebiyle her hangi bir kasıt olmaksızın sehven yapıldığı, bu kapsamda haklarında soruşturma izni istenen Jandarma personelinin görevlerini ifa ederken kasıt veya ihmal şeklinde kusurları bulunmadığı belirtilerek, 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un maddesi uyarınca soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir. İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 11/12/2012 tarihli ve E.2012/722, K.2012/748 sayılı kararı ile, başvurucu hakkında yürütülen soruşturmada usulsüzlük yapıldığı iddiaları kapsamında ilgili kolluk görevlileri hakkında yapılan ön inceleme sonucunda, hazırlık soruşturması yapılmasına yeterli bilgi ve belgenin dosya muhteviyatı itibarıyla mevcut olmadığı belirtilerek, soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olması nedeniyle onanmasına karar verilmiştir. Karar başvurucu vekiline 7/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, 11/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Anayasa Mahkemesine hitaben gönderilen 2014/114 sayılı yazıda, başvurucu hakkında 2008/20 sayılı iletişimin tespiti kararından başka ayrıca 2008/108 sayılı ve 04/08/2008-04/11/2008 tarihlerini kapsayacak şekilde verilmiş bir iletişimin tespiti kararı daha bulunduğunun tape dökümlerinin üst kısmında bulunan bilgilerden anlaşıldığı, ancak bu kararın klasörler içerisinde bulunmadığı ve 2008/20 sayılı iletişimin tespiti kararının sanığın tutuklandığı 12/01/2009 tarihinden sonra kaldırıldığına ilişkin herhangi bir karara dosya içerisinde rastlanılmadığı belirtilmiştir.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, olay tarihinde yürürlükte olan şekliyle, "İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümleri şöyledir: “(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmalarda, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir ve kayda alınabilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır. (2) Şüphelinin tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir. (3) Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok üç ay için verilebilir; bu süre, bir defa daha uzatılabilir. (4) Şüpheli veya sanığın yakalanabilmesi için, kullanmakta olduğu mobil telefonun yeri, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden tespit edilebilir. Bu hususa ilişkin olarak verilen kararda, kullanılan mobil telefon numarası ve tespit işleminin süresi belirtilir. Tespit işlemi en çok üç ay için yapılabilir; bu süre, bir defa daha uzatılabilir. (5) Bu Madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir süresince gizli tutulur. (6) Bu Madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir: a) Türk Ceza Kanununda yer alan; ... İhaleye fesat karıştırma (madde 235), … (7) Bu Maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz.” 5271 sayılı Kanun’un olay tarihinde yürürlükte olan şekliyle, “Kararların yerine getirilmesi, iletişim içeriklerinin yok edilmesi” başlıklı maddesi şöyledir: “(1) 135 inci maddeye göre verilecek karar gereğince Cumhuriyet savcısı veya görevlendireceği adlî kolluk görevlisi, telekomünikasyon hizmeti veren kurum ve kuruluşların yetkililerinden iletişimin tespiti, dinlenmesi veya kayda alınması işlemlerinin yapılmasını ve bu amaçla cihazların yerleştirilmesini yazılı olarak istediğinde, bu istem derhâl yerine getirilir; yerine getirilmemesi hâlinde zor kullanılabilir. İşlemin başladığı ve bitirildiği tarih ve saat ile işlemi yapanın kimliği bir tutanakla saptanır. (2) 135 inci maddeye göre verilen karar gereğince tutulan kayıtlar, Cumhuriyet Savcılığınca görevlendirilen kişiler tarafından çözülerek metin hâline getirilir. Yabancı dildeki kayıtlar, tercüman aracılığı ile Türkçe'ye çevrilir. (3) 135 inci maddeye göre verilen kararın uygulanması sırasında şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya da aynı maddenin birinci fıkrasına göre hâkim onayının alınamaması halinde, bunun uygulanmasına Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl son verilir. Bu durumda, yapılan tespit veya dinlemeye ilişkin kayıtlar Cumhuriyet savcısının denetimi altında en geç on gün içinde yok edilerek, durum bir tutanakla tespit edilir. (4) Tespit ve dinlemeye ilişkin kayıtların yok edilmesi halinde soruşturma evresinin bitiminden itibaren, en geç onbeş gün içinde, Cumhuriyet Başsavcılığı, tedbirin nedeni, kapsamı, süresi ve sonucu hakkında ilgilisine yazılı olarak bilgi verir.” 14/2/2007 tarihli ve 26434 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’in maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir: “Dinleme ve kayda alma kararının yerine getirilmesi sırasında şüphelinin başka bir iletişim aracını kullandığı belirlendiğinde buna ilişkin verilecek karar ya da kararların süresi önceki tedbir kararında verilen sürenin bitiş tarihini geçemez.”