T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/803 - 2026/353 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/803 KARAR NO : 2026/353 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/12/2022 NUMARASI : 2020/341 Esas 2022/939 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 27.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 23.03.2026 İlk derece mahkemesince verilen karar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/803 - 2026/353 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/803 KARAR NO : 2026/353 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/12/2022 NUMARASI : 2020/341 Esas 2022/939 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 27.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 23.03.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı adli yardım talepli olarak davacı tarafından tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 07.08.2019 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, çeşitli ameliyatlar geçirdiğini, bakıma muhtaç ve sürekli iş göremez hâle geldiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine yaptıkları başvurunun 11.05.2020 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, davalı şirket tarafından taleplerinin reddedildiğini, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alamadıklarını, davacının çocuk gelişimi bölümü mezunu olduğunu, kaza nedeniyle çalışamadığını, gelirinin mezun olduğu bölüme göre değerlendirilmesi gerektiğini belirterek HMK'nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak 50,00TL geçici iş göremezlik tazminatı, 10,00TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 20,00TL bakım ve bakıcı gideri, 20,00TL SGK tarafından karşılanmayan sağlık, tedavi, yol ve refakatçi gideri olmak üzere toplam 100,00TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 375,74TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, dava konusu kaza neticesinde taraflar arasında düzenlenen kaza tespit tutanağında kazanın maddi hasarlı kaza olduğunun belirtildiğini, davacının yolcu olarak yaralandığına dair bir ibarenin bulunmadığı, kazadan 2 yıl sonra davacı tarafından sağlık kurulu raporu alındığını ve bahse konu raporda trafik kazasından kaynaklı olduğu belirtilmeyen sağ ve sol kulakta işitme kaybı tanısı konulduğunu, kazadan 1 aydan fazla süre geçtikten sonra vertigo teşhisi ile rapor alındığını ve kazadan 1,5 yıl geçtikten sonra savcılığa başvurduğunu, maluliyetinin kaza ile illiyetinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinden sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının avans faizi talebinin de haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, yapılan yargılama sonunda; 04.08.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde, sigortalı araç sürücüsü ...'un %75, ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...'in %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, İstanbul Adli Tıp 2. İhtisas Dairesince düzenlenen 04.03.2022 tarihli rapora göre, davacının doğuştan işitme kaybı olduğunun kayıtlı olduğunun, kaza tarihinde işitme kaybına neden olabilecek yaralanma bulgusu tanımlanmadığı ve radyolojik tetkiklerinin normal olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, kaza ile işitme kaybı arasında illiyet bağının bulunmadığı, tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu, iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 1 haftaya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, aktüer ve doktor bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporuna göre, 1.924,57TL SGK dışı tedavi gideri ve 500,99TL geçici iş göremezlik zararı hesaplandığı, kusura göre tazminata hükmedilmesi halinde, davalı ... Sigorta şirketinin (500,99x0,75) 375,74TL geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olacağının hesaplandığı belirtilerek davanın kısmen kabulü ile, 375,74TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 20,00TL tedavi gideri olmak üzere 395,74TL tazminatın 22.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece bilirkişi raporlarına karşı sundukları itirazları değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, maluliyet raporuna karşı itirazlarının kabulü ile yeniden maluliyet raporu alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, kazaya karışan dava dışı ... hakkında Kırşehir 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/183 Esas sayılı dosyası kapsamında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 05.03.2021 tarihli Engellilik Sağlık Kurulu raporunda, davacının kaza nedeniyle engel oranının %41 olduğunun belirtildiğini, bahse konu dosya kapsamında Adli Tıp Kurumu Kırşehir Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 11.02.2021 tarihli raporda, davacının mevcut sensörinöral işitme kaybının 07.08.2019 tarihinde geçirmiş olduğu araç içi trafik kazası neticesinde meydana gelen künt travmatik kafa travması sonucu oluştuğunun değerlendirildiğini, kaza sebebi ile açılann ceza davası kapsamında yapılan yargılama neticesinde kaza ile davacının maluliyeti arasında illiyet bağı kurulduğunu, davalı şirket tarafından sigortalanan aracın sürücüsü dava dışı sanık ... hakkında mahkumiyet kararı verildiğini, davacı tarafından diğer araç sigorta şirketine karşı Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/342 Esas sayılı dosyası ile açılan davada, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, davacının maluliyet oranının %52, tıbbi iyileşme süresinin de 3 ay olduğunun belirtildiği, bahse konu dosyanın derdest olduğunu, mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda aleyhe olan hususları da kabul etmediklerini, asgari ücretteki değişikliklerin re'sen gözetilmesi gerektiğini, hükmedilen faiz başlangıç tarihinin ve faiz türünün de hatalı olduğunu, her bir talep hakkında ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken tüm taleplerin toplamı olarak tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesinin de isabetsiz olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, davacının yolcu olarak bulunduğu, dava dışı ... sevk ve idaresindeki araç ile dava dışı ... sevk ve idaresindeki aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek geçici, sürekli iş göremezlik, tedavi ve bakıcı gideri toplamı 100,00TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece kazanın meydana gelmesinde, sigortalı araç sürücüsü ...'un %75, ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...'in %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, İstanbul Adli Tıp 2. İhtisas Dairesince düzenlenen 04.03.2022 tarihli rapora göre, davacının doğuştan işitme kaybı olduğunun kayıtlı olduğunun, kaza tarihinde işitme kaybına neden olabilecek yaralanma bulgusu tanımlanmadığı ve radyolojik tetkiklerinin normal olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, kaza ile işitme kaybı arasında illiyet bağının bulunmadığı, tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu, iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 1 haftaya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, aktüer ve doktor bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporuna göre, 1.924,57TL SGK dışı tedavi gideri ve 500,99TL geçici iş göremezlik zararı hesaplandığı, kusura göre tazminata hükmedilmesi halinde, davalı ... Sigorta şirketinin (500,99x0,75) 375,74TL geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olacağının hesaplandığı belirtilerek davanın kısmen kabulü ile, 375,74TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 20,00TL tedavi gideri olmak üzere 395,74TL tazminatın 22.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. Kazaya ilişkin olarak Kırşehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/183 Esas - 2021/433 Karar sayılı dosyasında, kazadan sonra ...'un herhangi bir yaralanmasının olmadığı, söz konusu duyu kaybının kaza sebebiyle meydana gelmediğine dair savunması doğrultusunda adı geçenin kaza tarihinden önce benzer şikâyetlerle ilgili olarak herhangi bir hastaneye veya sağlık kuruluşuna müracaatının olup olmadığı hususunun tespiti için Kırşehir İl Sağlık Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı ve son durumunun tespiti sonucu Kırşehir Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 11.02.2021 tarihli raporda, katılan ...'un mevcut sensörinöral işitme kaybının 07.08.2019 tarihinde geçirmiş olduğu araç içi trafik kazası neticesinde meydana gelen künt travmatik kaza travması sonucu oluştuğunun değerlendirildiği belirtilerek sanık ... sevk ve idaresindeki araç ile seyir hâlindeylen tali kusurlu eylemi sebebiyle tanık ... sevk ve idaresindeki araç ile çarpışması sonucu ...'un yaralanmasına sebebiyet verdiği belirtilerek katılanın yaralanmasından dolayı duyu veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesi nedeniyle TCK'nın 89/3-b maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, bahse konu kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara BAM 12.Ceza Dairesinin 12.09.2022 tarihli, 2021/1343 Esas - 2022/2027 Karar sayılı ilâmı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği görülmüştür. Mahkemece, davacının maluliyet oranının tespiti için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 28.09.2021 tarihli raporda, dosyanın tetkikinde, Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 08.08.2019 tarihli Acil BT değerlendirmesinde, 3 gün önce araç içi trafik kazası geçirdiği, bulantı ve baş dönmesi olduğu, beynin BT bulgularının normal olduğu, Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Polikliniğinin 15.10.2019 ve 02.12.2019 muayene tarihli malzeme raporunda "sağ 120 dB kemik 60, sol 76 dB kemik 65 sol kulağına kulak arkası programlanabilir işitme cihazı kullanmasının uygun olduğu, en az dört kanallı ya da kanaldan bağımsız en az 6 bantlı FM sistem uyumlu gürültü azaltıcı ve feedback yönetim özellikli işitme cihazı kullanmasının uygun olduğu, işitme kaybının kalıcı olduğu, odyolojik zarı olağan izlendi. 05.11.2020 tarihli işitme testinde sol kulak ileri derecede, sağ kulak çok ileri derecede sensörinöral işitme kaybı tespit edilmiş, hastanın 02.09.2019 tarihli temporal kemik BT inceleme sonucunda; normal temporal kemik BT bulguları saptanmış olup, söz konusu araç içi trafik kazası öncesi işletme testi bulunmadığından mevcut değerlendirme sonucunda işitme kaybının olayla ilgili olup olmadığının fennen söylemek mümkün değildir. Durum bildirir uzman hekim raporudur" şeklinde kayıtlı olduğu, Kırşehir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 10.02.2021 tarihli anamnezinde, "27 yaşımdayım, çalışmıyorum, öncesinde mağazada çalışıyordum, kazadan sonra işitme engeli olduğu için işten çıkardılar. Olay günü babam arabayla beni işe götürüyordu, arka sağ tarafta oturuyordum, bir araba benim olduğum yere şiddetle çarptı, kafamı sağ taraftaki cama hızla çarptım, kesilen bir yerim olmadı, sadece kafayı çarptım, benim bu olaydan önce işitme kaybım yoktu, raporumun birinde yanlış yazılmış sanırım, ben mağazada çalışıyordum, böyle bir şey olsa beni çalıştırmazlardı. Bu olaydan önce bana hiç işitme testi yapılmadı, işitme kaybı ile ilgili hiç muayeneye gitmedim, şu anda işitme cihazı ile yaşıyorum, bu hâlde bile söylenenleri anlamakta zorluk çekiyorum" dediği, olay tarihinden önceki tüm tıbbi evrakların temin edildiği, olay tarihinden önceki tıbbi evrakları içerisinde işitme testi ve işitme kaybı ile ilgili bir muayene bulgusunun olmadığının görüldüğü, kişinin olay tarihli acil hasta epikriz formunun boş olduğu, ancak sonrasında Kulak Burun Boğaz hastalıkları tarafından takip altına alındığının saptandığı, kişinin mevcut sensörinöral işitme kaybının 07.08.2019 tarihinde geçirmiş olduğu araç içi trafik kazası neticesinde meydana gelen künt travmatik kafa travması sonucu oluştuğunun tespit edildiği, Ankara Şehir Hastanesinin 07.11.2019 muayene tarihli epikrizinde işitme kaybının olduğu, Ankara Şehir Hastanesinin 06.04.2021 tarihli durum bildirir raporunda KBB tarafından değerlendirilerek işitme kaybı tanısının girildiği, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Erişkinler için Engellilik Sağlık Kurulu Raporunda KBB tarafından sol:65 dB, sağ: 97 dB olarak engel oranının %41 olduğunun belirtildiği, mevcut tıbbi belgelerle dava konusu kaza ile şahısta mevcut olan işitme kaybı arasında illiyet bağının kurulamadığı, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kişinin engel oranının %0 olduğu, vücut genel çalışma gücünden kaybetmediği, iş göremezlik hâlinde kalmadığı, başkasının yardımına ihtiyaç duymadığı, devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığı, ek belge temin edilmesi hâlinde tekrar değerlendirilebileceği kanaatine varıldığı görülmüştür. Adli Tıp Kurumu İstanbul 2.İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 04.03.2022 tarihli raporda, davacının doğuştan işitme kaybı olduğunun kayıtlı olduğu, kaza tarihinde işitme kaybına neden olabilecek yaralanma bulgusu tanımlanmadığı ve radyolojik tetkiklerinin normal olduğunun bildirildiği belirtilerek tüm vücut engellilik oranının %0 olduğunun, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 1 haftaya kadar uzayabileceği belirtilmiş ve mahkemece bahse konu rapor hükme esas alınarak hüküm kurulduğu görülmüştür. 6098 sayılı TBK’nun 74. maddesi gereğince Ceza hukuku ile ilişkisinde başlığı altında “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir. Somut olayda, davacı kaza sonrasında kazaya bağlı yaralanması nedeniyle işitme kaybı olduğuna yönelik olarak hastaneye müracaatı olmadığı gibi, olay nedeniyle alınan tedavi evraklarında bu yönde bir tanı da konulmadığı, davacının kaza tarihinden sonra 07.11.2019 tarihinde Ankara Şehir Hastanesine müracaatı ile doktor notuna göre, doğuştan işitme kaybı olduğunu ve kaza nedeniyle işitme kaybının artmış olduğunu belirterek başvuru neticesinde ölçümlerinin yapılarak işitme kaybının değerlendirildiği, söz konusu tarihe kadar kazaya bağlı yaralanması nedeniyle işitme kaybına yönelik şikâyetinin olmadığı anlaşılmaktadır. Ceza yargılamasında, davacının kaza tarihinden öncesine ilişkin işitme testi verileri olmadığından bahisle işitme kaybının kazadan kaynaklanmış olduğu kabul edilerek sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; TBK'nın 74/2 maddesi gereğince, ceza mahkemesince kabul edilen zarar hukuk hâkimini bağlamayacağından toplanan deliller, tedavi evrakları ve alınan raporlar da mevcut yaralanması ile işitme kaybı arasında illiyet bağının kurulamadığının açıkça tespit edilmesine göre, davacının 07.11.2019 tarihindeki doktor raporundaki beyanın aksine delil de sunulmamış olması, yine kaza sonrası tanzim edilen tedavi evraklarında beyin hasarına yönelik patolojik bulguya rastlanılmamış olması karşısında mahkemece alınan raporlar çerçevesinde karar verilmesinde isabetsiz bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davacı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usûl ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı adli yardımdan yararlanmış olması nedeniyle istinaf başvuru sırasında alınmayan 2.002,00TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ile 732,00TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 27.02.2026 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip KARŞI OY Dava konusu kazaya ilişkin olarak Kırşehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/183 Esas - 2021/433 Karar sayılı dosyasında, kazadan sonra ...'un herhangi bir yaralanmasının olmadığı, söz konusu duyu kaybının kaza sebebiyle meydana gelmediğine dair savunması doğrultusunda adı geçenin kaza tarihinden önce benzer şikâyetlerle ilgili olarak herhangi bir hastaneye veya sağlık kuruluşuna müracaatının olup olmadığı hususunun tespiti için Kırşehir İl Sağlık Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı ve son durumunun tespiti sonucu Kırşehir Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 11.02.2021 tarihli raporda, katılan ...'un mevcut sensörinöral işitme kaybının 07.08.2019 tarihinde geçirmiş olduğu araç içi trafik kazası neticesinde meydana gelen künt travmatik kaza travması sonucu oluştuğunun değerlendirildiği belirtilerek sanık ... sevk ve idaresindeki araç ile seyir hâlindeylen tali kusurlu eylemi sebebiyle tanık ... sevk ve idaresindeki araç ile çarpışması sonucu ...'un yaralanmasına sebebiyet verdiği belirtilerek katılanın yaralanmasından dolayı duyu veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesi nedeniyle TCK'nın 89/3-b maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, bahse konu kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara BAM 12.Ceza Dairesinin 12.09.2022 tarihli, 2021/1343 Esas - 2022/2027 Karar sayılı ilâmı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği görülmüştür. 6098 sayılı TBK’nun 74. Maddesi gereğince Ceza hukuku ile ilişkisinde başlığı altında “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir. Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.(HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K). Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır. Dava konusu olayda uyuşmazlık; her ne kadar mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlar ile davacının işitme kaybının kaza sonucu meydana gelmediği belirlenmiş olsa da TBK'nın 74. Maddesi kapsamında ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıa ve fiilin hukuka aykırılığının hukuk mahkemesini hangi ölçüde bağlayıcı ile ilgilidir. Dosya kapsamı ve ceza mahkemesi dosyasında davacının kulağında meydana gelen işitme kaybının dava konusu kazada yaralanması sonucu meydana geldiğinin belirlendiği, kaza ile davacının kulağında meydana gelen işitme kaybı arasında illiyet bağı kurulduğu gibi davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsü ...'in TCK'nın 89/3-b maddesince cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, TCK'nın 89. Maddesinin "Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." denildikten sonra 89/3 maddesinde "Taksirle yaralama fiili, mağdurun; "b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine...." neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır." düzenlemesi yapılmış olduğu da gözetildiğinde dava dışı araç sürücüsünün eylemi nedeniyle zararlı sonucun doğduğu ve fiilin hukuka aykırılığının bu şekilde belirlenmiş olduğu, kaza ile illiyet bağının kurulduğu da anlaşılmakla davacının işitme kaybının kaza öncesi olması halinde dahi kaza sonucu kafa travması geçiren davacının işitme kaybının artıp artmadığının Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan ceza mahkemesinin kesinleşen kararı ile belirlenen hususlara göre rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği görüşünde olduğumdan Dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyorum . Başkan * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.