Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2257 E. , 2024/5778 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2257 Karar No : 2024/5778 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Bakanlığı (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... ... 97- ... VEKİLLERİ : Av. ... 98- ... Belediye Başkanlığı (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kar
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2257 E. , 2024/5778 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2257 Karar No : 2024/5778 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Bakanlığı (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... ... 97- ... VEKİLLERİ : Av. ... 98- ... Belediye Başkanlığı (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Aydın İli, Germencik İlçesi, ... Mahallesi ile İzmir İli, Tire İlçesi, Küçükkale Mahallesi mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan ... Rüzgar Enerji Santrali (RES) (11Türbin-63,8 MWm/33MWe) projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu ile dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; ÇED raporunda dava konusu işleme esas projenin jeolojik ve hidrojeolojik açıdan saha gerçeklerine uygun olarak tanıtılmış olduğu, etkinlik alanı çevresinde sığ derinlikli doygun yeraltı suyu ile korunması gereken yüzey ve yeraltı su havzası bulunmadığı, alan ve yakın çevresinde yüzey suyu ve yeraltı suyuna ilişkin olarak alınması gereken önlemlerin ve taahhütlerin belirtilerek ilgili kurumlardan olumlu görüşler alınmış olduğu, önlemlerin alınması ve belirtilen taahhütlere uyulması durumunda söz konusu etkinliğin çevreye jeolojik ve hidrojeolojik açıdan olumsuz etkisinin olmayacağı, yapılmış olan modelleme sonuçlarının Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği açısından uygunsuzluk içermediği, Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliğinde yer alan sınır değerlerini sağladığı ve uygunsuzluk içermediği, sera gazı emisyonlarının azaltılması politikaları doğrultusunda enerji üretilmesinin kamu yararına uygun olduğu, projenin uygulanmasında mevcut ormanlık alanlarda bir miktar zarar oluşacaksa da orman yol şebeke ağına entegre edilecek yolların ormanların korunmasına, işletilmesine ve sürdürülebilir ormancılık çalışmalarına katkıda bulunması gibi nedenlerle kamu yararına uygun olduğu, ancak, planlanan türbin yerlerinden birisinin (T10) dikili tarım arazileri üzerinde yer aldığı ve türbinler arasındaki ulaşım yollarının (yaklaşık 9783 m²) incir ve zeytin bahçeleri içerisinden geçecek şekilde planlanmış olduğu, tesisin güney sınırında çok geniş dikili tarım arazilerinin bulunduğu ve bu ağaçlardan verim alınabilmesi için ihtiyaç duyulan başta arı olmak üzere böcek popülasyonuna yüksek hızla dönen kanatların önemli ölçüde zarar vereceği, ÇED raporunda proje alanındaki omurgasız hayvanların belirlenmediği ve faaliyetten kaynaklanan habitat kayıplarının ve habitat parçalanmasının nasıl telafi edileceğinin belirtilmediği, proje sahasını ana karayoluna bağlayacak yol ile ilgili bilgilere (yolun genişliği, uzunluğu vb.) ÇED raporunda yer verilmediği ve burada oluşacak habitat kaybı/tahribatı hakkında değerlendirme yapılmamış olduğu, bu nedenlerle dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin dayanağı olan tüm iş ve işlemlerin mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiği, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir yeterlilikte olmadığı, bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlarının Mahkemece dikkate alınmadığı, türbin yapılması planlanan alanların orman arazisi olduğu, Aydın ve İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüklerinden olumlu görüş alındığı, proje sahasına ilişkin floristik değerlendirmenin ... Rüzgar Enerji Santrali (RES) Ekolojik Değerlendirme Raporunda yapılmş olduğu, alana ilişkin Fauna Araştırma Raporu ile Flora Araştırma Raporunun ÇED raporu ekinde sunulduğu, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü yazısına istinaden proje alanı ve yakın çevresinin flora ve fauna elemanlarını araştırmak üzere proje alanında uzman biyologlar ve biyologlar tarafından saha çalışmaları gerçekleştirildiği, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonunda Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün de yer aldığı ve proje hakkında olumlu görüş bildirdiği, projenin bal arıları ve bölge arıcılığı üzerine etkilerinin ÇED raporu ekinde sunulan Bal Arıları ve Arıcılık Üzerine Olası Etkileri Değerlendirme Raporunda değerlendirildiği, proje sahasında önemli bir arıcılık faaliyetinin bulunmadığı, sahanın gezginci arılar için konaklama yeri olarak da kullanılmadığı, proje sahasının rüzgarlı bir alan olduğu, rüzgarlı arıların ve diğer tozlayıcı böceklerin yaşam alanı olmadığı, yapılan ulusal ve uluslararası literatür taramasında RES'lerin tozlayıcı böcekler ve bal arılarının yaşamları üzerine etkileri konusunda herhangi bir bilimsel araştırmaya, bilgi ve yayına rastlanmadığı, Enerji Nakil Hattının dava konusu ÇED raporunun konusu olmadığı ayrıca yürütülecek bir ÇED sürecinde karar verilecek bir çalışma olduğu ileri sürülmektedir. Davalı yanında müdahil tarafından, Tire Belediye Başkanlığının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir yeterlilikte olmadığı, kendileri tarafından verilen savunmaya bilirkişi raporunda yer verilmemesinin adil yargılanma hakkına aykırı olduğu, proje kapsamında 11 adet türbin, şalt sahası, kablo kanalı ve bağlantı yollarının yer alacağı, kablo kanalları, bağlantı yollarının sağ ve sol sahillerinde yer alacağından ayrıca kablo kanalı için kullanılması gereken bir alan bulunmayacağı, projenin inşaat aşamasında, temel bileşen olan ve her biri 7.000 m2 platform alanına sahip 11 adet türbin için toplam 77.000 m2 , 7.500 m2 şalt sahası ve idari bina ile 6 metre genişliğinde 16.250 metre yol kullanımının söz konusu olacağı, bu alanda zeytinlik saha vasfında alanların yer almadığı, rüzgar enerji santrallerinin zeytin alanlarına yönelik etkisinin olup olmadığına dair tespit edilmiş veri olup olmadığı konusunda Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü İzmir Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nün görüşünün alındığı, görüş kapsamında olumsuz bir durumun tespit edilmediği, bilirkişinin tespitinin aksine, proje sahası kapsamında 5403 sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında bir alan bulunmadığı, T10 türbin noktasının orman vasıflı bir alan içinde yer aldığı, anılan türbinin kurulacağı alanın niğra orman açıklığı olduğu ve ormanın alt kısımlarında karağan çalılıklarının bulunduğu, bilirkişi raporunda T10 numaralı türbinin prinus nigra orman açıklığı içinde kaldığının ve orman parselinde yer aldığının ifade edildiği, ancak ziraat mühendisi bilirkişi tarafından T10 numaralı türbinin tarım alanı içinde kaldığının belirtildiği, bu durumun çelişki oluşturduğu, Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce proje alanında resmi dikili tarım faaliyetinin bulunmadığının bildirildiği, projeye konu türbinlere ulaşımın bir bölümünün, projeye yakın konumda bulunan diğer RES projesi için kullanılan yollarla sağlanacağı, bu noktadan sonra iyileştirmesi mümkün olan mevcut yollarda rehabilitasyon yapılacağı, yol olmayan bölümlerde ise yeni yol yapımının söz konusu olacacağı, proje kapsamında 16.250 metre yol açılmasının planlandığı, açılması planlanan yolların kaldırım payı, şev payları vb. hariç ortalama 6 metre genişlikte olacağı, kablo kanalları bağlantı yollarına paralel olarak yapılacağı dolayısı ile yol güzergâhı dışında kablo kanalı yapımı olmayacağı, proje kapsamında yapılacak yollardan bölge halkının da yararlanacağı, ayrıca, Orman Genel Müdürlüğünün olası orman yangınlara karşı mücadelesine katkı sağlayacağı, bilirkişi raporunda T10 türbin noktası ve santrale ilişkin ulaşım yolları yönünden yapılan tespitlerin kabul edilmesinin mümkün olmadığı, yapılan ulusal ve uluslararası literatür taramasında RES’lerin tozlayıcı böcekler ve bal arılarının yaşamları üzerinde menfi etkileri konusunda herhangi bir bilimsel araştırmaya, bilgi ve yayına rastlanmadığı, ziraat mühendisi ve biyolog bilirkişilerin arı ve arıcılık konusunda herhangi bir deneyiminin ve/veya bilimsel bir çalışmasının mevcut olmadığı, anılan bilirkişiler tarafından proje sahasında mevcut olmayan bir arı popülasyonu ve arıcılık faaliyeti üzerine yapılmış olan değerlendirmelerin hükme esas alınamayacağı, bilirkişi raporunda rüzgar türbinlerinin çarpma etkisi nedeniyle böceklerin öldüğü tespiti ile birlikte verilen görsellerin türbin kanat temizliği faaliyeti yürüten bir ticari firmanın internet sitesinden alınmış olduğu, bu görseller üzerinden görüş bildirilmesinin kabul edilemeyeceği, heyetinden biyolog olarak yer alan bilirkişinin ornitoloji bilimi ve flora ile ilgili çalışmasının bulunmadığı, anılan bilirkişi tarafından uzmanlık alanını aşar mahiyette tespit ve değerlendirmelere yer verildiği, proje alanı ekosisteminin korunması amacıyla alınacak önlemlere ÇED rapru içinde detaylıca yer verildiği, ÇED raporu ekinde yer alan Ekolojik Değerlendirme Raporunda flora, fauna ve onitoloji açısından detaylı değerlendirmelerin mevcut olduğu, Aydın ve İzmir Orman Bölge Müdürlükleri tarafından projenin orman ve ormancılık faaliyetlerine olumsuz etkisinin olmayacağına kanaat getirildiği, bilirkişi tarafından proje sahasına ilişkin olarak fauna yönünden bir inceleme yapılması gerekirken proje sahasına ilişkin değil genel olarak RES lere ilişkin değerlendirme yapılmış olduğu, proje kapsamında kuşlar, yarasalar, memeliler ve flora olmak üzere farklı alanlarda, ÇED Raporunun sunulduğu güne kadar dönemsel olarak arazi çalışması yapılarak izleme ve değerlendirme çalışmaları gerçekleştirildiği, RES sahasının kuş göçü konusunda düşük riskli bir konumda yer aldığı, ÇED raporu kapsamında Yarasa Bilimsel Araştırma Raporunun sunulduğu, proje alanının türbinlerin kanatlar ile beraber 150-200 metre yükseklik oluşturması ve habitat yapısı, 11 türbinden ibaret olması ve türbinler arası mesafenin yeterli olması nedeniyle süzülerek geçen göç türleri üzerinde menfi etkisinin olmayacağı, proje sahasında yapılan gözlemler sonucunda sahanın önemli bır göç rotası olmadığının ortaya konulduğu ve bölgedeki genel uçuş yoğunluğunun düşük olduğunun gözlendiği, dolayısıyla türbinlerden kaynaklı bir bariyer etkisi beklenmediğinin ÇED raporunda belirtildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlığın çözümü amacıyla, dava dilekçesindeki iddialar ve proje alanının özellikleri dikkate alınmak suretiyle oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Aydın İli, Germencik İlçesi, ... Mahallesi ile İzmir İli, Tire İlçesi, Küçükkale Mahallesi mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan ... Rüzgar Enerji Santrali (RES) (11Türbin-63,8 MWm/33MWe) projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği'nin, "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin (e) bendinde; "Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED): Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları", (ı) bendinde; "Çevresel etki değerlendirmesi inceleme alanı: Yapılması planlanan projenin ana ve yardımcı ünitelerinin de içerisinde bulunduğu koordinatlarla sınırlandırılan alanı", (i) bendinde; "Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel etki değerlendirmesi raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını", (r) bendinde; " Etki: Gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin; hazırlık, inşaat ve işletme sırasında ya da işletme sonrasında, çevre unsurlarında doğrudan ya da dolaylı olarak, kısa veya uzun dönemde, geçici ya da kalıcı, olumlu ya da olumsuz yönde ortaya çıkması olası değişiklikleri,", (t) bendinde;" Halkın bilgilendirilmesi ve sürece katılımı: ÇED sürecinin başlangıcından sonuna kadar, halkı proje hakkında bilgilendirmek, projeye ilişkin görüş ve önerilerini almak üzere paydaş katılım planında detayları belirlenen her türlü etkinliği, (broşür, tanıtıcı film, resmi duyuru, toplantı, bilgilendirme ofisi ve benzeri)", olarak tanımlanmış, "Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü" başlıklı 6. maddesinde " (1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/ kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." hükmüne, "Çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler" başlıklı 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1’deki listede yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya alan genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesinin Ek-1’deki listede yer aldığı projelere, ÇED raporu hazırlanması zorunludur." hükmüne, "Çevresel etki değerlendirmesi olumlu veya çevresel etki değerlendirmesi olumsuz kararı" başlıklı 14. maddesinde; "(1) Komisyon tarafından incelenerek son şekli verilen ÇED raporu, halkın görüş ve önerilerini almak üzere, Bakanlık ve/veya il müdürlüğü tarafından askıda ilan ve internet aracılığı ile 10 takvim günü görüşe açılır. Bakanlıkça proje ile ilgili karar alma sürecinde bu görüşler de değerlendirilir. Bakanlık halktan gelen görüşler doğrultusunda, rapor içeriğinde gerekli eksikliklerin tamamlanmasını, ek çalışmalar yapılmasını ya da Komisyonun yeniden toplanmasını isteyebilir. Nihai ÇED raporu ve eklerinin proje sahibinin taahhüdü altında olduğunu belirten taahhüt yazısı ve taahhüdü imzalayan yetkilinin noter onaylı imza sirküleri ile ticari sicil gazetesi 5 iş günü içerisinde Bakanlığa sunulur. Kamu kurum/kuruluşlarından noter onaylı imza sirküleri ile ticari sicil gazetesi istenmez. (2) Birinci fıkrada belirtilen belgeler, süresi içerisinde gerekçesi belirtilmeden sunulmaz ise projenin ÇED süreci sonlandırılır. (3) Bakanlık, Komisyon çalışmalarını ve halkın görüşlerini dikkate alarak proje için "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararı verir. Verilen karar görüşü alınan komisyon üyesi kurum/kuruluşlara, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirilir. (4) Proje için verilen "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararı, karar tarihinden itibaren Bakanlık ve il müdürlüğü internet sitesinde süresiz, askıda 30 takvim günü ilan edilerek halka duyurulur. (5) "ÇED Olumlu" kararı verilen proje için 5 yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda "ÇED Olumlu" kararı geçersiz sayılır. (6) Yatırıma başlanılmamış olan projeler için verilen ÇED Olumlu kararları, proje sahibinin talebi ve talebin Bakanlık tarafından uygun görülmesi halinde geçersiz sayılır. Bu şekilde geçersiz sayılan kararlar Bakanlık ve il müdürlüğü tarafından internet sayfasında ilan edilir" düzenlemelerine yere verilmiştir. Ayrıca aynı yönetmeliğin, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi" başlıklı ek-1 listesinin 41. maddesinde, rüzgar enerji santrallerine yer verildiği görülmektedir. Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince, Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi, Orman Mühendisi, Çevre Mühendisi, Ziraat Mühendisi ve Biyologdan oluşan bilirkişi heyetiyle mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 22/02/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının, Ziraat Mühendisi ve Biyolog bilirkişiler tarafından "uygun olmadığı", diğer bilirkişiler tarafından ise "uygun olduğu" yolunda görüş bildirildiği, Mahkemece anılan bilirkişi raporu dosyada yer alan bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmek suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. A) BİLİRKİŞİ RAPORUNUN İNCELENMESİ Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi tarafından; ÇED raporunda yer verilen jeolojik ve hidrojeolojik değerlendirmelerin saha gerçekleriyle uyumlu olduğu ve keşif günü proje sahasında yapılan gözlemlerle de örtüştüğü, faaliyet alanı çevresinde sığ derinlikli doygun yeraltı suyu ile korunması gereken yüzey ve yeraltı su havzası bulunmadığı, faaliyet alanı ve yakın çevresinde yüzey suyu ve yeraltı suyunun durumunun açıklanarak alınması gereken önlemlerin belirtilerek ilgili kurumlardan olumlu görüş alınmış olduğu, belirtilen önlemlerin alınması ve verilen taahhütlere uyulması durumunda söz konusu faaliyetin çevreye jeolojik ve hidrojeolojik açıdan olumsuz etkisinin olmayacağı tespitlerine yer verilerek dava konusu işlemin Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisliği disiplini yönünden uygun olduğu yolunda kanaat bildirildiği, Orman Mühendisi tarafından; T1 numaralı türbinin Mehmetler Mahallesi, ... ada, ... numaralı orman parseli, T2-T7-T9-T10-T11 numaralı türbinlerin ve şalt sahasının Dağyeni Mahallesi, .... ada, ... numaralı orman parseli, T3 numaralı türbinin Üzümler Mahallesi, ... ada, ... numaralı orman parseli, T4 numaralı türbinin Küçükkale Mahallesi, ... ada, ... numaralı orman parseli, T5 ve T8 numaralı türbinlerin Büyükkale Mahallesi, ... ada, ... numaralı orman parseli, T6 numaralı türbinin Akyurt Mahallesi, ... ada, ... numaralı orman parseli içerisinde, orman sayılan yerler içerisinde oldukları, proje kapsamında yapılacak 11 adet türbinin ve şalt merkezinin tamamen orman sayılan yerlerde olacağı, orman sayılan alanlar içerisindeki bu yerlerin hiçbirinin 1. bonitet orman alanlarından olmadığı, bir kısmının ağaçsız, bozuk, taşlık, makilik ve tam kapalı olmayan ormanlık alanlar olduğu, ancak proje kapsamında geçirilecek olan yolların çok büyük bir kısmının orman sayılan yerlerden geçtiği ve bu orman sayılan yerlerin birçoğunun prodüktif ormanlardan oluştuğu, orman alanlarının en çok anılan yolların geçirilmesinden olumsuz olarak etkileneceği, bu yolların geçirilmesiyle orman bütünlüğünün bozulacağı ve ormandaki floranın ve faunanın az yada çok zarar göreceği, türbinlerin ve şalt sahasının kurulacağı orman alanlarının görece olarak daha az zarar göreceği, yapılacak yolların ormana olumsuz etkileri yanında olumlu etkisinin de olacağı, ormanlarda yapılması gerekli silvikültürel iş ve işlemlerin (gençlik bakımı, kültür bakımı, aralama v.b.) zamanında yapılması, böcek-mantar nedeniyle zarar gören ormana ve olası yangınlara kısa sürede ulaşımın sağlanarak mücadele edilmesine ve yöredeki tarım alanları ile yerleşim alanlarına ulaşım sağlamasına katkıda bulunacağı, projenin uygulanması her ne kadar mevcut ormanlık alanlara bir miktar zarar verecekse de, projenin uygulanmasında üstün kamu yararı olduğu tespitlerine yer verilerek dava konusu işlemin Orman Mühendisliği disiplini yönünden uygun olduğu yolunda kanaat bildirildiği, Çevre Mühendisi tarafından, tesisin işletilmesi sırasında çalışanların bakım onarım amaçlı ulaşımı dışında hava kirletici etkisinin bulunmadığı, ancak inşaat faaliyetleri sırasında türbinlerin yerleşeceği alanların hazırlanması, kablo döşeme ve yol çalışmaları sırasında toz oluşumunun söz konusu olacağı, Hava Kalitesi Dağılım Modellemesi Raporunda ilgili yönetmelik ve mevzuatlara uygun olarak Senaryo 1 ile Hava Kirliliğine Katkı Değerinin (HKKD) ve Senaryo 2 ile Kümülatif etkilerin hesaplamaya dahil edilmesiyle de Toplam Kirlenme Değerinin (TKD) hesaplanmış olduğu, yapılmış olan modelleme sonuçlarının Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği açısından uygunsuzluk içermediği, en kötü senaryo koşullarının dikkate alınmasıyla yapılmış olan modelleme çalışmalarının Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği sınır değerlerini sağladığı ve uygunsuzluk içermediği tespitlerine yer verilerek dava konusu işlemin Çevre Mühendisliği disiplini yönünden uygun olduğu yolunda kanaat bildirildiği, Ziraat Mühendisi tarafından; T10 numaralı türbinin incir bahçeleri içerisinde yeraldığı, diğer türbinlerin seyrek ya da yoğun orman bitki örtüsü içerisinde yer aldığı, T10 numaralı türbinin incir bahçesi içerisinde yer almasının yanında ulaşım yolunun da bu arazi üzerinde tesis edileceğinin dosyada mevcut projesinden anlaşıldığı, ayrıca şalt yeri yakınlarındaki bölgelerde ve diğer alanlardaki projenin yol güzergağında toplam yaklaşık 9783m2 dikili tarım arazisinin yol için kullanılacağının anlaşıldığı, bu arazilerin tamamının incir ve zeytinliklerden oluştuğu, dikili tarım arazilerinin 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununa göre tarım dışı amaçla kullanılamayacağı, bu nedenle alternatif türbin yeri ve yol güzergahı planlanmasının gerektiği, türbinler arası ulaşım için yoğun olarak kullanılacağı düşünülen bu yoldan kaynaklanması muhtemel tozdan hem incir hem de zeytin ağaçlarının zarar göreceği, türbinlerin bağlantı yollarının, çok büyük bir bölümünün orman arazileri üzerinde yer almasına karşın proje sahasının güneyindeki çok geniş tarım arazilerini yakından kuşakladığı, başta arı olmak üzere faydalı böceklerin faaliyet nedeniyle azalmasının aynı zamanda tarım arazilerinde verim düşüklüğüne de neden olacağı, davaya konu proje alanının hem tarım arazilerini doğrudan işgal eden bir bölümünün olması hem de başta arı olmak üzere böcek popülasyonunda önemli azaltma etkisi olması nedenleri ile proje sahası yer seçiminin uygun olmadığı ve ÇED raporunda bu konuların yeterince irdelenmediği tespitlerine yer verilerek dava konusu işlemin Ziraat Mühendisliği disiplini yönünden uygun olmadığı yolunda kanaat bildirildiği, Biyolog tarafından, proje sahasının ormanlık alanlara sahip bulunması nedeniyle orman ekosistemi ve yüksek kesimlerde bulunması nedeniyle de dağ ekosistemi içerdiği, sahanın yakınında tarım alanlarının bulunduğu, bundan dolayı bu alanda fauna çeşitliliğinin de zengin olduğu, keşif sırasında proje alanı ve çevresinin ekolojik ve fauna yapısının ve projenin çevreye ve yaban hayatına olası etkilerinin incelendiği, 7 adet türbin (T1, T2, T6, T7, T9, T10, T11) türbin ve şalt merkezinin Aydın İli, Germencik İlçesi sınırları içerisinde; 4 adet türbinin (T3, T4, T5 ve T8) ise İzmir İli, Tire İlçesi sınırları içerisinde yer aldığı, proje sahasına ulaşımın E-87 Karayoluna bağlantılı Tire Yolu ve Dağyeni-... yolları üzerinden sağlandığı, türbinlerin kurulacağı alanların ekolojik durumu incelendiğinde T1, T2, T3, T4,T6, T7, T8 ve T9 numaralı türbinlerin pinus brutia ve quercus coccifera ormanı, T5 ve T10 numaralı türbinlerin pinus nigra orman açıklığı, T11 numaralı tirbünün quercus coccifera çalılıkları ve şalt sahasının quercus coccifera, pistacia sp., styrax officinalis çalılıkları olduğu, türbinlerin tamamının ormanlık alanda bulunması ve bu türbinlere ulaşmak için ana ve tali yolların açılması, türbin platformunun büyük bir alanda konumlandırılmasının bu alanlarda habitat kayıplarına/parçalanmasına neden olacağını gösterdiği, ayrıca, ÇED raporunda bulunmayan ve proje sahasını ana karayoluna bağlayacak yol açılması esnasında da proje sahası dışındaki habitatlarda bozulmalar meydana geleceği, habitatlarda meydana gelen bozulmaların türlerin kaybına veya göç etmesine neden olacağı, proje sahasını ana karayoluna (muhtemelen İzmir-Aydın otobanına) bağlayacak yol ile ilgili bilgiler (yolun genişliği, uzunluğu vb.) ÇED raporunda bulunmadığı için burada oluşacak habitat kaybı/tahribatı hakkında değerlendirme yapılamadığı, ÇED raporunda, proje sahasının ana kuş göç yolu ve göç yolunda yer alan önemli kuş alanları içerisinde yer almamakla birlikte yırtıcı kuşların tali göç yolu üzerinde bulunduğunun belirtildiği, ÇED raporunda proje alanındaki omurgasız hayvanların belirlenmemiş olmasının bir eksiklik olarak görüldüğü, dolayısıyla ÇED raporunun faunaya ilişkin kısmının biyoçeşitlilik açısından eksik olduğu, omurgasız hayvanlardan tozlaşmayı sağlayan arı ve kelebeklerin zarar görmesinin tozlaşma işlevlerinin aksamasına ve bu durumun da ekosistem işlevlerinin azalmasına ve böceklerle ilişkili trofik bağlantıların azalmasına neden olduğu, proje yapılıp faaliyete geçtikten sonra, ÇED raporunda belirtilen ve yarasalara olumsuz etki eden faktörlere karşı nasıl bir önlem alınacağının ÇED raporunda belirtilmediği, ayrıca, türbinlerin faaliyete geçmesinin yarasaların besin zinciri ve beslenme alanlarının daralmasına neden olup olmayacağının da değerlendirilmediği, RES’lerin kurulması için seçilen bölgelerde kuş türlerinin yaşamsal faaliyetleri olan yuvalama, beslenme ve üreme alanlarının gerçekleştiği habitatlar kısıtlandığı için bu alanlarda üreyen kuş türlerinin habitat değiştirmek zorunda kaldığı, ÇED raporunda faaliyetten kaynaklanan habitat kayıplarının ve habitat parçalanmasının nasıl telafi edileceğinin belirtilmemiş olduğu, ÇED raporunda, ağaç kesimi ve yol yapımı faaliyetleri sonucu oluşabilecek habitat kaybı, habitat parçalanması ve bariyer etkisinin hayvanları nasıl etkileyeceği konusunda kümülatif bir değerlendirme bulunmadığı, proje alanının doğal orman ekosistemi olduğu ve yakınında tarım alanlarını içerdiği, doğal alanların, diğer doğal alanlardan bariyer ile ayrılmadığı için çevresi ile aynı ekolojik ve faunistik özellikleri gösterdiği, ekolojik koşulların ve faunistik yapının benzer olmasından dolayı bu alanda meydana gelecek bozulmaların zamanla diğer doğal alanlardaki ekosistemleri de olumsuz etkileyebileceği, mevcut proje 10 km’lik bir hat üzerinde 11 adet rüzgar türbininden oluşacağından, bu hat üzerinde yapılacak yol açma/genişletme, türbin platform yerlerinin düzleştirilmesi, ağaç kesme, bitkisel toprağın sıyrılması gibi faaliyetlerin hem habitat kayıplarına hem habitatların parçalanmasına hem de burada yaşayan türlere veya tür bireylerine zarar vereceği, ÇED raporunda bölgenin tüm faunası için kümülatif bir değerlendirme yapılmamış olduğu, projedeki önlemlerin yerel yaban hayatı ve onların yaşam alanları üzerindeki olumsuz etkileri azaltmaya yeterli olmadığı tespitlerine yer verilerek dava konusu işlemin fauna ve hayvan ekolojisi yönünden uygun olmadığı yolunda kanaat bildirildiği görülmektedir. B) BİLİRKİŞİ TESPİTLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Bilirkişi raporunun, dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı yönünde kanaat içeren kısımları dosya kapsamıyla birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Ziraat Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişinin olumsuz yöndeki kanaatinin T10 numaralı türbinin ve ulaşım yolunun incir bahçesi içerisinde yer alacak olması, projenin yol güzergahında tamamı incir ve zeytinliklerden oluştuğu belirtilen toplam yaklaşık 9783m2 dikili tarım arazisinin yol için kullanılacağı, dikili tarım arazilerinin 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununa göre tarım dışı amaçla kullanılamayacağı, türbinler arası ulaşım için yoğun olarak kullanılacağı düşünülen bu yoldan kaynaklanması muhtemel tozdan hem incir hem de zeytin ağaçlarının zarar göreceği, başta arı olmak üzere faydalı böceklerin faaliyet nedeniyle azalacağı ve bu azalmanın aynı zamanda tarım arazilerinde verim düşüklüğüne de neden olacağı tespitlerine dayandığı anlaşılmaktadır. Öncelikle Biyolog bilirkişi tarafından, türbin yerlerinin tamamının ormanlık alanda yer aldığı, T10 türbin yerinin ekolojik durumunun orman içi açıklık olduğu, Orman Mühendisi bilirkişi tarafından da türbin yerlerinin ve şalt sahasının tamamen orman sayılan yerlerde olacağı, T10 türbin yerinin orman kadastro haritasına göre Dağyeni Mahallesi, ... ada,... numaralı orman parseli içinde yer aldığı tespitlerine yer verildiği görülmektedir. Diğer taraftan, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün dava konusu projeye ilişkin görüş yazısında proje alanının orman sahası içerisinde yer aldığı, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamındaki yerlerden olmadığı belirtilerek idareleri tarafından yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığının, Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından da ÇED sürecinin devamında sakınca olmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, ÇED raporunda, yapılan çalışmalarda türbin alanlarının, yolların ve projeye ait şalt merkezinin ilgili kanun kapsamında yer alan “Zeytinlik Saha” vasfında alanlar üzerinde yer almadığının, bununla birlikte, rüzgar enerji santrallerinin zeytin alanlarına yönelik etkisinin olup olmadığına dair tespit edilmiş veri olup olmadığı konusunda Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü İzmir Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nün görüşünün alındığının, bu kapsamda ilgili cevap yazısında Enstitü bünyesinde Rüzgâr Enerji Santralinin etkisi hakkında zeytinlik alanların ve/veya tarımsal alanların vegetatif veya generatif gelişmesine herhangi bir engel teşkil edip etmeyeceği hususunda yapılmış olan herhangi bir araştırma çalışmasına rastlanmadığının bildirildiğinin ifade edildiği görülmektedir. Yukarıda yer verilen bilgilerden T10 numaralı türbin alanı da dahil olmak üzere proje alanının orman sayılan alanlarda yer aldığı anlaşılmakta olup tarım alanı niteliğinde kayıtlı taşınmazların bulunduğuna dair herhangi bir bilgi ya da belgeye de bilirkişi raporunda yer verilmemiştir. Bilirkişi tarafından, türbinler arası ulaşım için yoğun olarak kullanılacağı düşünülen yoldan kaynaklanması muhtemel tozdan hem incir hem de zeytin ağaçlarının zarar göreceği, başta arı olmak üzere faydalı böceklerin faaliyet nedeniyle azalacağı ve bu azalmanın aynı zamanda tarım arazilerinde verim düşüklüğüne de neden olacağı kanaati bildirilmiş ise de türbinler arası yolun yoğun olarak kullanılmasını gerektiren nedenlerin ortaya konulmadığı, anılan yoldaki ulaşımdan kaynaklanması muhtemel toza ve tozun civardaki tarım alanları üzerinde yaratacağı olumsuz etkiye ilişkin hiçbir bilimsel veri ve hesaplamaya yer verilmediği, proje sahası ve çevresinde arıcılık faaliyetinin yapıldığına dair gözleme ya da bilgi ve belgeye dayalı tespitte bulunulmadığı, bahsedilen faydalı böceklerin kurulacak türbinler civarında bulunduğunun ve türbinlerden olumsuz etkileneceklerinin teknik ve bilimsel verilerle ortaya konulmadığı, bilirkişi kanaatinin esasen bilimsel, somut ve teknik tespitlerle dayanmadığı anlaşılmakta olup söz konusu bilirkişi kanaatine belirtilen nedenlerle itibar etmek mümkün olmamıştır. Fauna Uzmanı Biyolog tarafından yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, proje alanının doğal orman ekosistemi olduğu ve yakınında tarım alanlarını içerdiği, doğal alanların, diğer doğal alanlardan bariyer ile ayrılmadığı için çevresi ile aynı ekolojik ve faunistik özellikleri gösterdiği, ekolojik koşulların ve faunistik yapının benzer olmasından dolayı bu alanda meydana gelecek bozulmaların zamanla diğer doğal alanlardaki ekosistemleri de olumsuz etkileyebileceği, mevcut proje 10 km’lik bir hat üzerinde 11 adet rüzgar türbininden oluşacağından, bu hat üzerinde yapılacak yol açma/genişletme, türbin platform yerlerinin düzleştirilmesi, ağaç kesme, bitkisel toprağın sıyrılması gibi faaliyetlerin hem habitat kayıplarına hem habitatların parçalanmasına hem de burada yaşayan türlere veya tür bireylerine zarar vereceği belirtilmiştir. ÇED raporunda, projeye konu türbinlere ulaşımın bir bölümünün, saha içinde mevcut olan yollarla sağlanacağı, bu noktadan sonra iyileştirmesi mümkün olan mevcut yollarda rehabilitasyon yapılacağı, yol olmayan bölümlerde ise yeni yol yapımının söz konusu olacağı, hesaplamalar yapılırken çevresel etkileri en kötü durum senaryosuna göre hesaplamak amacıyla; mevcut durumda bulunan ve iyileştirmesi yapılarak kullanılacak yolların da yeni açılacak gibi hesaplamalara dahil edildiğ, projede kullanılacak toplam yol miktarının 16.250 metre olduğu, hesaplamalarda mevcut yolların da yeni açılacak varsayımıyla hesaplama yapıldığı ancak gerçek durumda böyle bir durum söz konusu olmadığından, yol açma-kullanma işlemine bağlı etkilerin çok daha az olacağı, kurulacak türbinlerin 12,50 metre yarıçaplı çapında dairesel bir alana oturtulacağı, türbin noktalarının mümkün olduğunca, yeni yol açılmasına gerek kalmayacak şekilde mevcut yollar rehabilite edilerek kullanılacak şekilde planlandığı, proje, bölgedeki biyoçeşitliliğe zarar verecek büyük boyutlu olumsuz bir etkiye neden olmayacağı, proje alanında gözlenen karasal fauna türlerinin yakın çevrede geniş alanlara yayılmış benzer habitatların bulunmasından dolayı ekosistem servisleri için gerekli ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri, türbin inşaatı çalışmaları sırasında zorunlu olarak bitki örtüsü ve karakter yapısı bozulacağından söz konusu alanda inşaat çalışmalarının tamamlanmasının hemen ardından onarım çalışmalarına başlanacağı ve aynı zamanda erozyon riskinin yüksek olduğu alanlarda bölgedeki mevcut bitki örtüsüne uyumlu ve proje alanındaki karakter yapısını destekleyici olarak seçilmiş bitkiler kullanılarak bitkilendirmeler yapılacağı belirtilmiş, ÇED raporu kapsamında yer alan Ekolojik Değerlendirme Raporunda ise, proje alanında yapılan arazi çalışmaları, literatür araştırması ve habitat uygunluk analizlerine göre sahada tespiti yapılan yaban hayvanı türlerinden endemik bir türe rastlanmadığı ifade edilmiştir. Bilirkişi tarafından, faaliyet alanında meydana gelecek bozulmaların zamanla diğer doğal alanlardaki ekosistemleri de olumsuz etkileyebileceği belirtilmiş ise de türbin yeri inşaası, yol yapımı vb. faaliyetler dolayısıyla meydana geleceği belirtilen bozulmalardan neyin kastedildiği ve bu bozulmaların diğer ekosistemler üzerinde yol açacağı olumsuz etkilerin neler olduğu somut olarak ortaya konulmadığı gibi olası habitat parçalanması nedeniyle proje alanını terk edecek türler için proje alanı çevresinde benzer özellikler gösteren habitatın bulunmasının habitat parçalanmasının yaratacağı olumsuz etkiyi kabul edilebilir seviyeye indirgemeyeceği yönünde bir değerlendirmeye de yer verilmediği görülmektedir. Diğer taraftan, bilirkişi tarafından, ÇED raporunda, proje sahasının, ana kuş göç yolu ve göç yolunda yer alan önemli kuş alanları içerisinde yer almamakla birlikte yırtıcı kuşların tali göç yolu üzerinde bulunduğu hususunun belirtilmekle yetinildiği, proje kapsamında gerçekleştirilmesi planlanan faaliyetin yırtıcı kuşlar üzerinde yaratacağı olası olumsuz etkilere değinilmediği ve raporunun ornitolojik yönden yetersiz olduğuna dair tespitlere yer verilmediği; bilirkişi tarafından, proje yapılıp faaliyete geçtikten sonra, ÇED raporunda belirtilen ve yarasalara olumsuz etki eden faktörlere karşı nasıl bir önlem alınacağının ÇED raporunda belirtilmediği, ayrıca, türbinlerin faaliyete geçmesinin yarasaların besin zinciri ve beslenme alanlarının daralmasına neden olup olmayacağının da değerlendirilmediği belirtilse de ÇED raporunda, ... tarih ve ... sayılı T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün görüşüne istinaden; ÇED Raporu ve ekinde yer alan ekosistem değerlendirme raporu, ornitolojik değerlendirme raporu, yarasa izleme ve değerlendirme raporunda yer alan muhtemel olumsuz etkilerin bertaraf edilmesi ve en aza indirilmesi noktasında alınması gerektiği belirtilen önlemlerin faaliyet sahibi tarafından uygulanacağının, projenin işletme aşamasında ortaya çıkabilecek yarasalar üzerine etkilerin yarasa uzmanının denetiminde, nisan ile ekim aylarını kapsayacak şekilde izleneceğinin, değerlendirileceğinin ve raporlanacağının, izleme raporlarının DKMP 4. Bölge Müdürlüğü’ne değerlendirilmek üzere sunulacağının, izleme döneminde tespit edilebilecek yeni bir etkiye dair alınması gerekli önlemlerin faaliyet sahibi tarafından ivedilikle alınacağının taahhüt edildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, ÇED raporunda, proje alanındaki omurgasız hayvanların belirlenmemiş olmasının bir eksiklik olarak görüldüğü, dolayısıyla ÇED raporunun faunaya ilişkin kısmının biyoçeşitlilik açısından eksik olduğu tespit ve kanaatine yer verilmiş olsa da söz konusu belirlemenin yapılmamış olmasının sonuçlarının, projenin gerçekleştirilmesi planlanan alana olası çevresel etkilerinin bilimsel verilere dayalı açık ve anlaşılabilir şekilde ortaya konulmadığı görülmekte olup bilirkişi tarafından eksiklik olarak nitelendirilen söz konusu hususun, dava konusu işlemi sakatlar mahiyette olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda; gerek arazi çalışmaları gerekse literatür çalışmaları neticesinde ÇED raporunda alanın faunası ile ilgili olarak endemizm durumu ve risk sınıflarının ayrı ayrı değerlendirilmiş olması, fauna uzmanı Biyolog tarafından da alanda bulunan veya bulunması muhtemel türlerin yaygın olarak görülen türler olup olmadığının, endemik, nadir ve nesli tehlike altında olan fauna türlerinden hangilerine ÇED raporunda yer verilmediğinin somut olarak ortaya konulamaması, projenin sınırlı bir alanda gerçekleştirilecek olması, açılması planlanan orman yolunun mevcut türlere ve yaşam alanlarına etkisine ilişkin somut ve bilimsel verilere dayanan herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması, proje alanına ilişkin ornitoloji uzmanı tarafından hazırlanmış ornitoloji izleme raporunun ve yeterli uzmanlığa haiz flora/fauna uzmanları tarafından eko sistem değerlendirme raporunda somut tespit ve değerlendirmelere yer verilmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde fauna uzmanı Biyolog bilirkişi kanaatine belirtilen nedenlerle itibar etmek mümkün olmamıştır. Sonuç olarak; bilirkişi raporunda olumsuz yönde kanaat bildiren Ziraat Mühendisi ve fauna uzmanı Biyolog bilirkişilerin görüşlerine yukarıda belirtilen nedenlerle itibar edilmemiş ve projenin gerçekleştirilmesindeki kamu yararı ile bilirkişi heyetinde yer alan diğer (Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi, Orman Mühendisi, Çevre Mühendisi) bilirkişilerin, ÇED raporu ve dava konusu işlemin uygun olduğu yönünde kanaat bildirdikleri göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işleme dayanak ÇED raporunda, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileriyle, alınacak önlemlerin yeterli düzeyde belirlendiği, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, dava konusu Rüzgar Enerji Santrali projesine ilişkin ÇED olumlu kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca DAVANIN REDDİNE, 3.Aşağıda ayrıntısı gösterilen ...TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 4. Davalı tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak, davalıya verilmesine, davalı yanında müdahil tarafından yapılan ...TL yargılama giderinin davacılardan alınarak, davalı yanında müdahile verilmesine, 5. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, 6. Varsa posta gideri avansından artan tutarın, kararın kesinleşmesinden sonra istemleri halinde taraflara iadesine, 7. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 16/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyize konu İdare Mahkemesi kararında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, Mahkeme kararının onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.