12. Ceza Dairesi 2022/5855 E. , 2023/1345 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Taksirle öldürme Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’
**12. Ceza Dairesi 2022/5855 E. , 2023/1345 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Taksirle öldürme Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanık müdafinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Katılan vekilinin hükmü temyiz etmesinden sonra, katılan ...'un 10.01.2023 havale tarihli dilekçe ile sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle katılma kararının 5271 sayılı Kanunun 243 üncü maddesi uyarınca hükümsüz kaldığı, katılan sıfatını kaybetmesi nedeniyle katılan vekilinin hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.05.2015 tarihli ve 2015/400 Esas, 2016/215 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 inci maddesi, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına 4237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiştir. 2.... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.05.2015 tarihli ve 2015/400 Esas, 2016/215 Karar sayılı kararının sanık müdafileri ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05.07.2021 tarihli ve 2020/6297 Esas, 2021/5473 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması, taksirli suçta temel ceza tayininde failin güttüğü amaç ve saik gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi ve 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi uygulanırken ilgili fıkrasının gösterilmemesi nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2022 tarihli ve 2021/563 Esas 2022/358 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 6 ay geri alınmasına karar verilmiştir. 4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.07.2022 havale tarihli ve 2022/88259 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine, sanığın cezasında takdiri indirim yapılmasının yerinde olmadığına ve re'sen gözetilecek hususlara ilişkindir. B.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Eksik inceleme yapıldığına, sanığın kusurlu olmadığına, bilinçli taksir koşulları oluşmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, cezanın alt sınırdan takdir edilmemesinin yerinde olmadığına, lehe hükümlerin uygulanmamasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Yerel Mahkemenin Kabulü Sanık ...’ın, suç tarihinde, sevk ve idaresindeki ... ile Tire-... yolu üzerinde seyir halinde olduğu sırada, saat 04.30 – 05.00 civarında Kara Kova mevkiinde karşı yönden gelen ... idaresindeki motosiklete çarptığı, kaza sonucu motosiklet sürücüsü ...'un hayatını kaybettiği, sanığın daha sonra olay yerinden kaçtığı ve yaklaşık 6 saat sonra teslim olduğu, yapılan alkol ölçümünde 1.04 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, sanığın alkollü ... kullanması ve maktulun şeridine girmesi nedeniyle, asli kusurlu olduğu, maktulun ise alkollü ve uyuşturucu maddenin etkisi altında iken ... kullanması nedeniyle tali kusurlu olduğu tespit edildiği nazara alındığında sanığın eylemi bilinçli taksir altında gerçekleştirerek ölümüne sebebiyet verdiği, sanığın hareketi ile netice arasındaki sebebiyet (illiyet) bağı bu şekilde kurularak sanığın müsnet suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2.... Adli Tıp Grup Başkanlığı, ... Morg İhtisas Dairesi tarafından 23.06.2015 tarihinde düzenlenen otopsi raporuna göre ...'un genel beden travmasına bağlı kafatası, çene ve ekstremite kırıkları, omur ayrılmasıyla birlikte beyin harabiyeti ve kanaması ile karaciğer laserasyonu sonucu öldüğü tespit edilmiştir. 3.Kaza tespit tutanağında, 25.05.2015 günü, meskun mahal dışında, gece vakti, aydınlatmanın bozuk olduğu, iki yönlü virajlı köy yolunda 2,02 promil alkollü sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken dikkatsizlik sonucu şerit ihlali yaparak dönemeçli yolda kendi aracının sol ön tarafı ile karşı istikametten gelen ... idaresindeki motosikletin ön tarafından çarpması ve motosikleti sürükleyerek otomobilin gidiş istikametine göre yolun sol tarafında bulunan dere yatağına atması sonucu kazanın meydana geldiği, sürücü ...'ın şerit izleme kurallarını ve alkollü ... kullanma kurallarını ihlal ettiği, ölen ...'un alkollü ... kullanma kuralını ihlal ettiği belirlenmiştir. 4.Mahallinde keşif sonucu düzenlenen 28.09.2015 havale tarihli trafik bilirkişi raporu ile 30.06.2015 tarihli trafik bilirkişi raporunda, sürücü ...'ın karayoluna yasal sınırlar üzerinde alkol alarak ... kullanma, karayolunda araçların güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde ... kullanma ve seyir halinde iken karşıdan gelen araçların güvenli geçişini engellemek, karşı yönden gelen araçlara ait şeridin tamamını veya bir kısmını kullanmak kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu, ölen sürücü ... ise karayolunda yasal sınırlar üzerinde alkollü olarak ... kullanmak, karayolu üzerinde seyir halinde bulunan araçların güvenliğini tehlikeye düşürmek kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu bulunmuştur. 5.... Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 20.01.2016 tarihli raporda, ölen sürücünün idaresindeki motosikletin farlarının yanıp yanmadığı hususunda kesin kanaate varılamadığından üç alternatifli rapor düzenlendiği belirtilmiş olup; a)motosikletin farlarının yanmadığının kabulü halinde sanığın kusuru olmadığı, b)motosikletin farlarının yandığı kabulünde, sanığın otomobil ile seyri sırasında karşı istikametten gelip istikamet şeridine girerek şerit ihlalinde bulunan motosiklet nedeniyle etkin direksiyon tedbiri almayıp sol şeride doğru direksiyonu kırarak karşı istikamet şeridine girdiğinden meydana gelen kazada tali kusurlu olduğu; ölen sürücünün motosiklet ile iki yönlü yolda seyri sırasında yola gereken dikkati verip seyrini kendine ayrılan şerit içerisinde sürdürmesi gerekirken bu hususa riayet etmemiş olup karşı istikamet şeridine girerek şerit ihlalinde bulunduğu, bu suretle karşı istikametten gelen sanık sürücü yönetimindeki otomobilin seyir durumunu bozduğu ve çarpışmaya sebebiyet verdiğinden asli kusurlu olduğu, c)olayın kaza tespit tutanağında anlatıldığı gibi herhangi bir neden olmadan sanık sürücünün yönetimindeki otomobil ile sol şeride girerek karşı istikametten gelen vasıta ile çarpıştığı kabulünde sanığın asli kusurlu, ölen motosiklet sürücüsü ...'un tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir. 6.Sanık savunmalarında, 80-90 km hızla seyir halindeyken yolun biraz virajlı olması nedeniyle hızını 70-80 km.'ye düşürüp yola devam ettiği sırada bir anda karşı yönden farı yanmayan bir motorsikletin geldiğini farkettiğini ancak motorsikletin kendi şeridine doğru üzerine geldiğinden ve farı yanmadığı için son anda farkettiğinden motorsiklet ile çarpıştıklarını, çarpışmanın etkisiyle kullandığı aracın ... yol kenarındaki tarlaya girdiğini, araçtan çıktıktan sonra kazanın verdiği şok ile ne yaptığını bilemediğini ve tarla içerisine yürüdüğünü beyan etmiş olup, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve lehe hükümlerin uygulanmasını talep etmiştir. 7.Olay nedeniyle ölen ...'un eşi olan ...'un sanıktan şikayetçi olup davaya katılmasına karar verilmiştir. Katılan vekili 13.04.2022 tarihinde kararı temyiz ettikten sonra ... sunduğu 10.01.2023 havale tarihli dilekçesi ile şikayetinden vazgeçtiğini bildirmiştir. 8.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği belirlenmiştir. IV. GEREKÇE Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır. Sanık hakkında, ... ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiği ve sanık hakkındaki hükme yönelik aleyhe temyiz de bulunmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. A.Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden Katılan ... vekilinin hükmü temyiz etmesinden sonra, ...'un 10.01.2023 havale tarihli kimlik tespitli dilekçe ile sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle katılma kararının 5271 sayılı Kanunun 243 üncü maddesi uyarınca hükümsüz kaldığı, katılan sıfatını kaybetmesi nedeniyle 5271 sayılı aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanunun 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden 1.Kusur Durumuna, Eksik İncelemeye, Bilinçli Taksir Hükümlerinin Uygulanmasına, Ceza Miktarına Yönelik Dosya içeriğine göre 25.05.2015 günü, saat 05.00 sıralarında sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahal dışında, gece vakti, aydınlatmanın bozuk olduğu iki yönlü köy yolunda seyir halindeyken, olay mahalli sola virajlı yol bölümüne geldiğinde şerit ihlali yaparak aracının sol ön kısımları ile karşı yönden gelen ölen idaresindeki motosikletin ön kısımları ile motosikletin seyir şeridi içinde çarpıştıkları, sanığın olaydan yaklaşık altı buçuk saat sonra yapılan kan testinde 1,04 promil alkollü olduğu, yerleşik adli tıp uygulamalarına göre kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte alkol oranının her saat ortalama 15 promil azaldığı kabul edilmekle, sanığın kaza anında yaklaşık 202 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, sanığın asli kusurlu olarak bir kişinin ölmesine neden olduğu olayda, mahkemenin kusur durumuna ilişkin kabulünün dosya kapsamı ile uyumlu ve yerinde olduğu, eksik inceleme yapılmadığı, olay esnasında 100 promil üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sanık hakkında bilinçli taksir koşullarının oluştuğu, mahkemece alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenen ceza miktarının ve sanığın mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka uygun olduğu görülmekle, hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Lehe Hükümlerin Uygulanmaması Yönünden 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen; "Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz." şeklindeki düzenleme uyarınca, bilinçli taksirle öldürme suçunu işleyen sanık hakkında hükmolunan uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Sanık hakkında netice olarak belirlenen ceza miktarının 3 yıl 4 ay hapis cezası olduğu, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereği erteleme ya da 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumlarının uygulanmasına sonuç ceza miktarı itibarıyla olanak bulunmadığı belirlenmekle, hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Re'sen Gözetilecek Hususlar Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. C.Hükümden sonra, katılan ...'un 10.01.2023 havale tarihli dilekçe ile şikayetten vazgeçtiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanunun 243 üncü maddesi uyarınca katılma kararı hükümsüz kaldığından, katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A.Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden; Katılan ... vekilinin hükmü temyiz etmesinden sonra, ...'un 10.01.2023 havale tarihli kimlik tespitli dilekçe ile sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle katılma kararının hükümsüz kaldığı, katılan sıfatını kaybetmesi nedeniyle 5271 sayılı Kanunun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanunun 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden; Gerekçe bölümünde (C) numaralı bentte açıklanan nedenle ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2022 tarihli ve 2021/563 Esas 2022/358 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün vekalet ücretine ilişkin sekizinci fıkrasının hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.04.2023 tarihinde karar verildi.