(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/14297 E. , 2012/3063 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalıya ait “.....Eczanesi’nin” kuruma ödenmek üzere teslim ettiği faturaların kurum müfettişleri tarafından incelenme…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/14297 E. , 2012/3063 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalıya ait “.....Eczanesi’nin” kuruma ödenmek üzere teslim ettiği faturaların kurum müfettişleri tarafından incelenmesi sonucu hazırlanan soruşturma raporunda çeşitli firmalara ait muhtelif markalarda sahte kupür tespit edildiğini, sahte kupürlerin toplamı 25.333,09 TL ile davalıya yersiz olarak ödenen 14.914,94 TL olmak üzere toplam 36.311,75 TL kurum zararı oluştuğunu, 2007 yılı SGK ilaç protokolünün 6.3.24 maddesi gereğince davalının sözleşmesinin feshedildiğini ve yersiz olarak ödenen miktarın ve sahteliği tespit edilen reçete bedelinin borç olarak tahakkuk ettirildiğini, davalıya 23.8.2008 tarihinde ödeme emri gönderilmesine rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek fazla haklar saklı kalmak kaydı ile 36.311,75 TL’nin tahakkuk tarihi itibariyle faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, 36.311,75 TL’nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. 1-HUMK.’nun 381 maddesi gereğince Mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi, en az aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.’nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389. maddesinde de, hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.’nun 388 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.’nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hâkime yükletilmiş bir görevdir.