3. Hukuk Dairesi 2024/2936 E. , 2025/2010 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1950 E., 2024/1219 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum 3. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2018/498 E., 2022/266 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ta…
**3. Hukuk Dairesi 2024/2936 E. , 2025/2010 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1950 E., 2024/1219 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum 3. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2018/498 E., 2022/266 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinden ... ...'in 6 yaşında olduğunu, 24.06.2018 tarihinde kusmaya başlayıp halsizleştiğini, bu şikayetleri üzerine müvekkillerinden anne ... ve baba ... tarafından davalı hastaneye götürüldüğünü, muayenesi yapılıp kan, idrar vb. tahlillerin yapıldığını ve müvekkillerine çocuklarının idrar yolu enfeksiyonu olduğu söylenip ilaç verilerek bu ilaçları kullanmasının istenildiğini, sonrasında da şikayetlerinin geçeceği söylenerek taburcu edildiğini, küçük çocuğun 03.07.2018 tarihinde, yani 10 gün sonra Sağlık Ocağına Aile Hekimi'ne götürüldüğünü, burada çocukta şeker olabileceği düşünülerek Halk Sağlığı Müdürlüğü'nde tahlillerinin yapıldığını ve çocukta yüksek şeker tespit edildiğini, 04.07.2018 tarihinde de aniden fenalaştığını ve baygın şekilde ... Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'ne getirildiğini ve burada acilen yoğun bakım servisine yatırıldığını, küçük çocuğa Diyabetik Ketoasidoz (Yeni Tanı Tip 1 DM) Hiperglisemi teşhisi konduğunu ve tedavisine başlandığını, ... tehlikesi olup vücudun şekeri yöneten organların çalışamaz hale geldiğini, müvekkillerinden anne babaya yapmaları gerekenler anlatılarak tedavi için gerekli eğitim verildiğini, zira bu hastalığın hem çocuğun hem anne babanın hem de kardeşlerinin yaşam şeklini tamamen değiştirdiğini, küçük çocuğun psikolojisinin de bozulduğunu, bu nedenle psikolog tedavisine başlandığını, müvekkillerinin maddi ve manevi olarak çok ciddi yük altına girdiklerini, küçük çocuğun 24.06.2018 tarihinde davalı hastaneye götürüldüğünde şeker hastalığı şikayetleri gösterdiğini ancak hastalığın çok ileri boyutta olmadığını, burada yapılan muayene ve tahlile rağmen, yanlış tedaviye başlanması ve gerçek tedavinin uygulanmaması ve kullandırılan idrar yolu iltihabı ilaçlarının küçük çocuğun 11 gün boyunca hastalığın ilerlemesine, tedavisinin gecikmesine, vücutta şekerden sorumlu organların işlevini kaybetmesine ve çocuk için sürekli bir sakatlığa sebep olduğunu, 11 gün boyunca çocuğun kendisi için ... riskli gıdalar tükettiğini, bu durumun da ölüm tehlikesine maruz kalmasına yol açtığını, meydana gelen olayda davalı hastanenin ciddi bir ihmali ve hatası bulunduğunu, yanlış teşhis ve tedavi sonrası oluşan maluliyet dolayısıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinden ... ... için 1.000,00 TL iş göremezlik tazminatı, 1.000,00 TL ömür boyu her türlü tedavi ve bakım giderleri, yol giderleri tazminatı ve 200.000,00 TL manevi tazminata, baba ... için 1.000,00 TL ömür boyu her türlü tedavi ve bakım giderleri, yol giderleri tazminatı ve 100.000,00 TL manevi tazminata, anne ... için 1.000,00 TL ömür boyu her türlü tedavi ve bakım giderleri, yol giderleri tazminatı ve 100.000,00 TL manevi tazminata işletilecek yasal faizleriyle hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacılardan küçük çocuk ... ... isimli hastanın 24.06.2018 tarihinde karın ağrısı, ishal, bulantı, kusma şikayetleriyle müvekkili hastanenin acil servisine getirildiğini ve acil servis hekimi tarafından muayene edildiğini, çocuğun genel durumunun belirlendiğini, gaita ve idrar tetkiki talep edildiğini, gaita sonucunun normal bulunduğunu, idrar tahlilinde ise üriner sistem enfeksiyonu bulguları tespit edildiğini, hastanın başvuru şikayetlerine yönelik olarak sonuçların değerlendirilip tedavisinin düzenlendiğini ve durumunda düzelme olmadığı takdirde yeniden başvurması önerilerek taburcu edildiğini, çocuğun idrar tetkikinde glikoz ve keton + bulunmasının patolojik olduğu bilinmekle birlikte hiçbir anamnez bulgusu ve yakınma olmaması nedeniyle üriner enfeksiyona odaklanan hekimin hastanın durumunda düzelme olmaması halinde yeniden başvurmasını önermesi, diyabet hastalığının kronik bir hastalık olduğu da dikkate alındığında acil servis hekiminin eyleminin hastada kalıcı bir hasar meydana getirmediği ve ek bir zarara yol açmadığını, başka bir sağlık kuruluşuna 02.07.2018 tarihinde yani bir hafta sonra başvuran davacıların kendilerinden talep edilen ferritin testi için de yine müvekkili hastaneye başvurduklarını, yapılan tıbbi uygulamalarda tanı, teşhis ve tedavi açısından hekimler ve müvekkili hastane yönünden herhangi bir kusur, ihmal veya eksiklik bulunmadığı gibi hekimin eylemi ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı da bulunmadığını, taleplerin de fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp Kurulu 7. İhtisas Dairesinin 26.10.2020 tarihli raporunda, bulantı ve kusma şikayeti ile başvuran hastaya ilk acil müdahalesinde içinde şeker bulunan serum takıldığı, sonrasında idrar tetkikinde şeker ve keton çıktığı, idrardaki şeker ve keton varlığının diabet tanısı için tipik olduğu, ancak çok kusan bir çocukta şekerli serum takılması sonrasında da idrarda şeker ve keton tespit edilebileceği, diabet tanısı konmakta 10 günlük bir gecikmenin kişide mevcut bir hastalığına ilave olacak bir zarar oluşturmasının beklenmediği, ancak idrar tetkiki sonrası kan şekeri bakılmamasının özen eksikliği olduğunun belirtildiği, rapora itiraz edilmesi üzerine Adli Tıp Üst Kurulundan alınan 12.08.2021 tarihli raporda, karın ağrısı, ishal, bulantı ve kusma şikayetleri ile acil servise başvuran hastanın fizik muayenesinde batında palpasyonla yaygın ağrı saptanmış olması ve laboratuvar tetkikinde elde edilen bulgular birlikte değerlendirildiğinde, bulantı kusma ön tanısı ile semptomatik tedavi uygulanmasının tıbben doğru olduğu, ancak idrar yolu enfeksiyonu bulguları bulunan hastanın idrar tetkikinde glukoz ve keton pozitifliği tespit edilmesinin ardından kan şekeri ölçümü yapılmamış olmasının özen eksikliği olarak nitelendirildiği, hastada mevcut enfeksiyon tablosunun 04.07.2018 tarihinde tanısı konulan diyabetik ketoasidozu tetiklemiş olabileceğinin tıbben bilindiği, dava konusu olayda 24.06.2018 tarihinde hastanın kan şekerinin ölçülmemesinin kronik bir hastalık olan diyabetes mellitus tanısının konulmasında 10 günlük gecikme dışında ek zarara yol açmasının beklenmediğinin belirtilmesi üzerine davacı küçüğün maluliyet durumunun tespiti için Adli Tıp Kurulu 3. İhtisas Dairesinden alınan 21.02.2022 tarihli raporda ise, 24.06.2018 tarihinde karın ağrısı, ishal, bulantı ve kusma şikayetleri ile acil servise başvuran hastanın fizik muayenesinde batında palpasyonla yaygın ağrı saptanmış olması ve laboratuvar tetkikinde elde edilen bulgular birlikte değerlendirildiğinde, bulantı kusma ön tanısı ile semptomatik tedavi uygulanmasının tibben doğru olduğu, ancak idrar yolu enfeksiyonu bulguları bulunan hastanın idrar tetkikinde glukoz ve keton pozitifliği tespit edilmesinin ardından kan şekeri ölçümü yapılmamış olmasının özen eksikliği olarak nitelendirildiği, hastada mevcut enfeksiyon tablosunun 04.07.2018 tarihinde tanısı konulan diyabetik ketoasidozu tetiklemiş olabileceğinin tibben bilindiği, dava konusu olayda 24.06.2018 tarihinde hastanın kan şekerinin ölçülmemesinin kronik bir hastalık olan diyabetes mellitus tanisinin konulmasında 10 günlük gecikme dışında ek zarara yol açmasının beklenmediği, 03.08.2013 tarih 28727 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ve bu yönetmelikte yer almayan Ek-2, Ek-3 bölümleri için 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyet tayinine mahal olmadığı, bir başkasının sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığının belirtildiği, bu şekliyle davacı küçüğün sürekli veya kalıcı maluliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamında Adli Tıp Kurulundan alınan raporlar nazara alındığında özen eksikliğinden kaynaklanan zararın olmadığı, kronik bir hastalık olan diyabetes mellitus tanisinin konulmasında 10 günlük gecikme dışında ek zarara yol açmasının beklenmediğinin tespit edildiği, küçüğün sürekli veya kalıcı maluliyetinin bulunmadığının belirtildiği de dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; küçük ... ...'in 24.06.2018 tarihinde davalı hastaneye götürüldüğünde açıkça şeker hastalığı şikayetleri gösterdiğini, yapılan tetkikte de bu durumun ortaya çıktığını, küçük ... ...'de 2 adet vaka geliştiğini ve Adli Tıp Kurulu raporlarında da bu 2 adet vakanın ayrı ayrı belirtilerek açıklandığını, tıbbi özen eksikliği bulunup bu özen eksikliği nedeniyle küçük ... ...'in diyabetik ketoasidoz hastalığı yaşadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yanlış teşhis ve tedaviden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, Derece Mahkemelerince hükme esas alınan Adli Tıp Kurul raporları da incelendiğinde görüldüğü üzere özen eksikliğinden kaynaklanan zararın olmadığı, kronik bir hastalık olan diyabetes mellitus tanısının konulmasında 10 günlük gecikme dışında ek zarara yol açmasının beklenmediğinin tespit edilmesine, küçüğün sürekli veya kalıcı maluliyetinin bulunmadığının da belirlenmesine göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.