Başvuru, muhdesatın aidiyetinin tespiti ve bedelinin tahsili davasında usul ve kanuna aykırı karar verilmesi, esaslı iddiaların Mahkeme ve Yargıtay kararlarında karşılanmaması ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının; kararın sonucuna göre malvarlığından yoksun bırakılması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, muhdesatın aidiyetinin tespiti ve bedelinin tahsili davasında usul ve kanuna aykırı karar verilmesi, esaslı iddiaların Mahkeme ve Yargıtay kararlarında karşılanmaması ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının; kararın sonucuna göre malvarlığından yoksun bırakılması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 26/3/2014 tarihinde yapılmıştır.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 19/12/2014 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atıfta bulunarak başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun murisi Ş.Y. adına tapuda kayıtlı Nevşehir ili, Derinkuyu ilçesi, Til Köyünde bulunan 122 Ada 63 Parsel sayılı taşınmaz ile ilgili Derinkuyu Sulh Hukuk Mahkemesinin E.2006/279 sayılı dosyasında ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş, karar 30/10/2007 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu, anılan taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın kendisine ait olduğunu belirterek 26/11/2007 tarihinde Derinkuyu Asliye Hukuk Mahkemesinde muhdesatın aidiyetinin tespiti ve bedelinin tahsili davası açmıştır. Mahkeme, 8/7/2008 tarihinde başvurucunun murisine ait taşınmazın murisin ölümünden sonra yaklaşık on yıl boyunca başvurucu tarafından kullandığını, başvurucunun 2002 yılında teknik bilirkişi heyeti raporunda belirtilen tarla evi, sulama havuzu, WC binası, 2 adet su sondaj kuyusu ile elektrik güç transformatörü ve techizatından oluşan muhdesatları yaptırdığını belirterek muhdesatların başvurucuya ait olduğunun tespitine, satış bedelinin başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 8/3/2011 tarihli kararında muhtesatın aidiyetinin tespiti davalarının kendine özgü davalardan olduğu, dava sonucunda alınan ilâmın icra ve infaz kabiliyetinin bulunmadığı, taşınmaz üzerinde bulunan muhtesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası veya kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu davanın açılamayacağı, eda davası açılmasının mümkün olduğu durumlarda tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı, somut olayda muhtesatın üzerinde yer aldığı taşınmaz hakkında Derinkuyu Sulh Mahkemesinde görülen ortaklığın giderilmesi davasının sonuçlandığı ve taşınmazdaki ortaklığın giderilmesine karar verildiği, taraflar arasında derdest bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmaması nedeniyle davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığı, tarafların yargılama sırasındaki kabul veya feragate ilişkin beyanlarının davada hukuki yararın bulunmadığı gerçeğini ortadan kaldırmadığı, bu durumda başvurucunun koşulların varlığı halinde sebepsiz zenginleşme davası açabileceği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Bozma kararına uyan Mahkeme 23/5/2012 tarihinde bozma ilamındaki gerekçeleri yineleyerek hukuki yarar yokluğu nedeniyle davayı reddetmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi 30/1/2013 tarihli kararında başvurucunun vekâlet ücreti dışındaki temyiz itirazlarını reddederek hükmü düzelterek onamıştır. Karar düzeltme talebi üzerine aynı Daire 6/11/2013 tarihli kararında düzeltilmesi istenen Daire ilamında maktu verilmesi gereken vekâlet ücretinin sehven yazıldığını belirterek vekâlet ücreti yönünden istemi kabul etmiş, hükmü bu yönden düzelterek başvurucunun sair yönlere ilişkin karar düzeltme talebini reddetmiştir. Ret kararı 26/2/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve 26/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.