8. Hukuk Dairesi 2014/1961 E. , 2014/19627 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 13/11/2013 NUMARASI : 2012/406-2013/467 Hazine ile E.. B.. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 13.11.2013 gün ve 406/467 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Erdemli İlçe
**8. Hukuk Dairesi 2014/1961 E. , 2014/19627 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 13/11/2013 NUMARASI : 2012/406-2013/467 Hazine ile E.. B.. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 13.11.2013 gün ve 406/467 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Erdemli İlçesi K.. Köyü 115 ada 47 parsel sayılı taşınmazın aktif Lamas Çayının taşkın kotu altında yer aldığı halde tapuda davalı adına kayıt gördüğünü, Başbakanlığın 2006/27 sayılı genelgesinin 14. maddesi uyarınca dere yataklarının tespitinde DSİ'nin görüşü ve bilgisi doğrultusunda işlem yapılması gerektiğini, DSİ'nin görüşünün dava konusu taşınmazın Lamas Çayının en küçük sarfiyatında bile taşkın kotu altında yer aldığı, taşkın riski taşıdığı, Lamas Çayının yatağında, şevinde ve taşkın alanında bulunduğu şeklinde olduğunu açıklayarak dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile tescil kaydının kütükten terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde; 2006/27 sayılı genelgenin 14. maddesinde kadastro çalışması tamamlanmış yerlerde ancak münferit tescil başvurusu halinde DSİ'nin inceleme yapabileceğinin belirtildiğini, oysa, dava konusu taşınmazın kadastrosunun 2005 yılında yapıldığını, genelgeyi göre tescil talebi olmadan bu yönde araştırma ve davanın usule aykırı olduğunu, taşınmazın doğal niteliği itibariyle kültür arazisi olduğunu, ayrıca derenin etkisinde bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir Hüküm, davacı Hazine vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu 115 ada 47 nolu parsele ilişkin kadastro tutanağı getirilmiştir. Senetsizden, limon bahçesi niteliğiyle, 2097.31 m2 olarak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesine göre, 20.09.2004 tarihinde, davalı E.. B.. adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 01.02.2005 tarihinde kesinleşmiştir. Mahallinde 1 fen bilirkişisi, 1 ziraat bilirkişisi, 1 jeolog bilirkişi ve 1 mahalli bilirkişi refakate alınarak keşif yapılmıştır. 1944 doğumlu yerel bilirkişi ile 1959, 1937 ve 1949 doğumlu davalı tanıkları dinlenmiştir. Bu kişiler keşif zaptına geçen beyanlarında özetle: taşınmazın tarım arazisi olarak kullanıldığını, taşınmazın bulunduğu yerde hiç sel ve taşkın olduğunu duymadıklarını açıklamışlardır. Ziraatçi bilirkişi ve jeolog bilirkişi tarafından birlikte düzenlenen raporda, Lamas Çayı yatağının en üst kodu ile dava konusu taşınmazın dere sınırındaki en alt kodu arasındaki farkın yer yer 1 metre, 2 metre, 3 metre aralıklarında değiştiği, bu kod farkının Lamas Çayının yüksek sarfiyatında taşkın riski taşıdığı, taşmanın vuku bulması halinde taşan suların dava konusu taşınmazı kısa sürede terk edeceği, taşma olması halinde taşmanın gücüne bağlı olmakla birlikte mevcut narenciye bahçesine fazla zarar vermeyeceği belirtilmiştir. Kural olarak aktif dere ya da çay yatakları ile bunların etki alanları zilyetlik ya da imar ihya yoluyla kazanılamaz. Bir başka anlatımla, bu gibi yerler devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlar olması nedeniyle özel mülkiyete konu olamaz. Dosyadaki bilirkişi raporları bu yönüyle eksiktir. Hal böyle olunca 3 kişilik jeolog bilirkişi aracılığıyla mahallinde keşif yapılması, yukarıdaki kurala göre belirlemeler yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken dosyada mevcut yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması isabetsizdir. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 30.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.