Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2022/3508 E. , 2024/4145 K. T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2022/3508 Karar No : 2024/4145 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı(... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava Konusu İstem: Asıl borçlu şirket ... …
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2022/3508 E. , 2024/4145 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2022/3508 Karar No : 2024/4145 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı(... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava Konusu İstem: Asıl borçlu şirket ... Otomotiv İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından ithal edilen araçlara ilişkin düzenlenen satış faturalarında özel tüketim vergisi matrahlarının düşük gösterildiğinden bahisle re'sen tarh edilen 2008 ile 2009 yılları muhtelif dönemlerine ilişkin özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası, gecikme faizi ile yargı harcının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin bu kısma isabet eden kamu alacağı yönünden iptali istemiyle dava açılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bozma kararına uymak suretiyle, asıl borçlu şirketin 26/12/2012 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilen, 19/12/2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile mevcut hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılan davacının hisse devir tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş vergi borçlarından sorumlu olduğu, tahakkuk ve vade tarihleri bu tarihten sonraya rastlayan vergiler nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı; olayda, dava konusu ödeme emri içeriği alacakların vadesinin 2015 yılı olarak belirlendiği, alacakların vade tarihlerinin, dolayısıyla amme alacağının doğduğu zamanın, davacının şirket ortaklığı sıfatının sona erdiği 19/12/2012 tarihinden sonraya rastladığının anlaşılması karşısında, davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Vergi alacağının vergiyi doğuran olayla birlikte başladığı, borcun vade tarihinin esas alınmasına dair değerlendirmede isabet bulunmadığı, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinin 3. fıkrasında, amme alacağının ödenmesi gerektiği zamanın yanında, alacağın doğduğu zamanda da pay sahiplerinin sorumluluğuna gidilebileceğinin öngörülmüş olması, alacağın doğumunun ise vergiyi doğuran olayın meydana geldiği dönemi kapsaması karşısında, ödeme emri içeriği alacakların vade tarihlerinin, dolayısıyla amme alacağının doğduğu zamanın, davacının şirket ortaklığı sıfatının sona erdiği tarihten sonraya rastladığının anlaşılması nedeniyle sorumluluğuna gidilemeyeceğinin kabulü yönündeki yargıda isabet bulunmadığı, ödeme emrinin diğer yönlerden hukuka uygunluğunun incelenmesi suretiyle yeniden karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Asıl borçlu şirket ... Otomotiv İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından ithal edilen araçlara ilişkin düzenlenen satış faturalarında özel tüketim vergisi matrahlarının düşük gösterildiğinden bahisle re'sen tarh edilen 2008 ile 2009 yılları muhtelif dönemlerine ilişkin özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası, gecikme faizi ile yargı harcının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin bu kısma isabet eden kamu alacağı yönünden iptali istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 2. fıkrasında, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı; 3. fıkrasında, amme alacağının "doğduğu" ve "ödenmesi" gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olacakları düzenlenmiş; aynı Kanun'un 55. maddesinde ise, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Vergi kanunlarının vergiyi bağladığı olayın meydana gelmesi veya hukuki durumun tekemmülü ile doğan ve vergi yükümlüsünün borcunu teşkil eden vergi alacağı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenmiş, aynı Kanun'un 20. ve 21. maddelerinde tanımlanan tarh ve tebliğden sonra tahakkuk ettiği belirtilmiş, izleyen 22. maddede ise tahakkuk, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken safhaya gelmesi şeklinde tanımlanmıştır. 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarını, şirketten tahsiline olanak bulunmayan kamu alacaklarının ödenmesinden doğrudan doğruya payları oranında sorumlu tutan kural karşısında, tahsili gereken kamu alacağını doğuran vergilendirmenin ait olduğu dönemde, başka bir ifadeyle vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği vergilendirme döneminde şirketin paylarına sahip ortakların, bu dönemden sonra paylarını devretmiş olsalar da ortaklık sıfatının sürdüğü dönemlere ilişkin şirketin kamu borçlarından sorumluluklarının kalkması söz konusu edilemez. Bununla birlikte, öngörülen sorumluluk ortağın payının bulunduğu döneme ilişkin olduğu gibi, şirket adına tahakkuk ederek ödenmesi gereken safhaya gelen, yani kamu alacağı niteliği kazanan vergi ve cezanın doğduğu gün ile 6183 sayılı Kanun'un 37. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ödeme müddetinin son günü olan, vadesinde de ödenmeyen alacağın ödenmesi gereken zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu olacakları kabul edilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, temyize konu kararla, ödeme emri içeriği alacakların vadesinin 2015 yılı olarak belirlendiği, alacakların vade tarihlerinin, dolayısıyla amme alacağının doğduğu zamanın, davacının şirket ortaklığı sıfatının sona erdiği 19/12/2012 tarihinden sonraya rastladığının anlaşılması nedeniyle sorumluluğuna gidilemeyeceğinin kabulü yönünde karar verilmiş ise de; yukarıda yer verilen maddede ödenmesi gerektiği zamanın yanında, alacağın doğduğu zamanda da pay sahiplerinin sorumluluğuna gidilebileceğinin öngörülmüş olması, alacağın doğumunun ise vergiyi doğuran olayın meydana geldiği dönemi kapsaması karşısında, amme alacağının doğduğu zamanda davacının şirket ortağı olup olmadığı, şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinin tespit edilip edilmediği, ödeme emrinin davacının hissesi oranında düzenlenip düzenlenmediği hususlarının incelenmesi suretiyle ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, ödeme emrini iptal eden mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunu yukarıda yazılı gerekçeyle reddeden vergi dava dairesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 14/10/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "temyizen verilen kararlar üzerine yapılacak işlemler" başlıklı 50/3. maddesinde, temyiz incelemesi sonrası bozma kararları verilerek gönderilen dosyaların, BİM tarafından öncelikle incelenerek ya bozma kararına "uyarak" yada kararında "ısrar" ederek bir karar vereceği hükme bağlanmış bu iki yol dışında BİM'ne üçüncü bir karar alma yetkisi verilmemiştir. Buna göre, BİM tarafından, evvelden istinaf edilme üzerine kaldırarak verdiği bir kararın Danıştay'ca bozulması halinde, başkaca bir değerlendirme yapmadan, sadece; "bozma kararına uyularak" dedikten sonra İYUK 45/4. maddesi uyarınca hukuka uygun bulmayarak kaldırdığı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi şeklinde bir karar vermesi, bir başka ifadeyle, hukuk aleminden kaldırıldığından ortada olmayan bir kararı onaylıyorum diyerek ilk derece mahkemesinin kaldırılan kararını işleme koyması mümkün değildir. Olayda, Dairemiz (Danıştay) bozma kararı üzerine, kararı bozulan İstinaf Vergi Dairesi tarafından, bozulan dosyaya ilişkin tebligat işlemleri tamamlandıktan sonra "uyma" kararı verilecekse, kaldırdığı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi suretiyle değil, işin esası hakkında bozma gereklerine uygun bir değerlendirme yapılarak karar verilmediğinden, iş bu kararın, yukarıda mezkur mevzuat hükümlerine uygun bir karar verilmek üzere bozularak dosyanın geldiği yer istinaf Vergi Dava Dairesine gönderilmesi gerektiği görüşüyle, Daire kararına katılmıyorum.