21. Hukuk Dairesi 2013/17086 E. , 2013/24719 K. "" Davacılar ... vs. Vek. Av. ... ile davalılar ... Vek. Av. ... ve ... Vek. Av. ... aralarındaki tazminat davası hakkında Banaz Asliye Hukuk (İş) Mahkemesince verilen 21/12/12 gün ve 289/608 sayılı kararın Bozulmasına ilişkin Dairemizin 10/06/13 gün ve 9201/12163 sayılı ilamına karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: K A R…
**21. Hukuk Dairesi 2013/17086 E. , 2013/24719 K.** **"İçtihat Metni"** Davacılar ... vs. Vek. Av. ... ile davalılar ... Vek. Av. ... ve ... Vek. Av. ... aralarındaki tazminat davası hakkında Banaz Asliye Hukuk (İş) Mahkemesince verilen 21/12/12 gün ve 289/608 sayılı kararın Bozulmasına ilişkin Dairemizin 10/06/13 gün ve 9201/12163 sayılı ilamına karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: K A R A R 1-Davacı vekili 30.07.2013 tarihli dilekçesi ile Dairemizin 10.06.2013 gün 2013/9201E, 2013/17086K sayılı kararında davacılar yararına maddi tazminata karar verilirken talebin aşıldığına ilişkin bozma nedeni bulunduğu, oysa dava açıldıktan sonra ıslah yoluyla maddi tazminat isteminin artırıldığı, talep aşımının söz konusu olmadığı bu yöndeki bozma nedeninin maddi hataya dayalı olduğundan bahisle maddi hatanın giderilmesini istemiştir. İş Mahkemeleri Kanununun 8/3. maddesi gereğince İş Mahkemelerinden verilen kararlara ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalıdır. Ancak; Yargıtay onama ya da bozma kararlarında açıkça maddi hatanın bulunduğu hallerde, dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. Zira maddi yanılgıya dayalı olarak verilmiş onama ya da bozma kararları ile hatalı biçimde hak sahibi olmak, evrensel hukukun temel ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğurmamalıdır. Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Maddi yanılgı kavramından amaç; Hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin Kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır. Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi, Yargıtay denetimi sırasında, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda; yanlış algılanma sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması mümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrar edilmesi ve maddi gerçeğin göz ardı yapılması, yargıya duyulan güven ve saygınlığı sarsacağı gibi, Adalete olan inancı ortadan kaldırır ve yok eder. Bu nedenledir ki; Yargıtay; bu güne değin maddi yanılgının belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltmesini kabul etmiştir. Kaldı ki kimi açık maddi yanılgıya dayalı ve yanlışlığı son derece belirgin haksız ve adaletsiz sonuçların giderilmesi kamu düzeni açısından zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/10-895E ve 2002/838K, 2003/21-425E ve 2003/441K sayılı kararları da bu doğrultudadır.