379 ilâ 381 inci maddelere aykırı bir şekilde iktisap edilen veya rehin olarak alınan paylar, iktisapları veya rehin olarak kabulleri tarihinden itibaren en geç altı ay içinde elden çıkarılır ya da üzerlerindeki rehin kaldırılır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı Şirket' te ------- yılından bu yana yüzde iki paydaş olduğunu, bu Şirket dışında, aile şirketi yapısındaki iki ayrı şirketin de hakim ortağı olduğunu, davalının da lojistik, taşıma ve vinç hizmetleri veren---------no. ile kayıtlı bir anonim şirket olduğunu, -----Tl sermaye ile kurulan şirketin, -------- tarihli olağanüstü genel kurulda alman kararla sermayesini ----- Tl. na çıkardığını ve bu artışla şirket sermaye dağılımının ------%-- -------- TL--------- %----- TL., ------ -%------- TL,--------%----- TL, ...-% ------TL.şeklinde yapıldığını, --------- tarihinde kendi aralarında yaptıkları toplantıda görevlerinden istifa ettiklerini ve ------- yerine -------yerine de --------- temsilen -------, eski Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından aynı gün ve birbirini takip eden yönetim kurulu kararlan ile geçici olmayarak seçildiklerini, bununla ilgili Yönetim Kurulu kararı -------tarihli, 7558 sayılı -------- tescil ve ilan edildiğini, yapılan bu işlemle; aslında şirket varlığı tümden satıldığını, eski Yönetim Kurulu' nun, şirket' in temsil, imza ve yönetim haklarının yanı sıra kendi uhdelerinde bulunan ve bulunmayan tüm paylan ve Şirket malvarlığını da külliyen sattığını, bu durum işlem tarihinde yürürlükte bulunan "6762 Sayılı TTK m. 385 ve -------- 443. m" hükümleri hilafına yetki aşımı sureti ile gerçekleştirildiğini, davanın esas konusu pay devirlerinin hangi usul ve esaslara göre yapılmış olduğu hususu olduğunu, davacı müvekkilin --- yılından, -------yılına kadar müseccel paydaşlık durumu bu tarih ve sonrasında her nasılsa şirket kayıtlarında yer almadığını, oysa müvekkilinin, hisse devri konusunda hiç kimse ile bir devir sözleşmesi imzalamadığını, temliki herhangi bir tasarrufta bulunmadığını, yönetim Kurulu üyelerini oluşturan eski hakim ortakların davacı paylarını da yeni ortaklara devretmeleri sözkonusu olamayacağı noktasından hareketle keyfiyet----- Noterliği'nden tebliğ olunan ----- tarih, ------ yevmiye nolu ihtarname ile davalı şirkete sorulmuş ise de açıklayıcı bir cevap alınamadığını, şirketin cevabında açıklama yerine bizi hukukla korkutma ve taleplerimizin reddi yoluna gittiğini, davacının ortaklığını sürecinde Şirket hiçbir dönem kar payı dağıtımı yoluna gitmediği, ancak mevcut makine parkını misli ile genişlettiğini, taşınmazlar edindiğini, tamir-bakım atölyesi ve akaryakıt istasyonu açtığını, unvanını markalaştırdığını, ilişkilerini uluslararası alana taşıdığını beyan ederek öncelikle davalı Şirket' e kayyum tayin olunmasına ve paydaşlık durumunun tespiti ile şirket pay defterine işlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ------ yılında davacı tarafından yapılan hisse devrinin geçersizliğini iddia ettiğini, en az hisse devri sebebiyle tahsil edilen miktar üzerinden dava harcının yatırılması gerektiğini, davacı tarafça dava ikame edilirken her ne kadar bir miktar harç ödenmiş ise de davacı tarafın hisselerini satıp, devretmesi nedeniyle tahsil ettiği -------ABD Doları üzerinden dava harcının ikmal edilmesinin zorunlu olduğunu, davacı tarafın müvekkil ------- eski hissedarı olup, hisselerini ------ yılında dava dışı--- --------- devrettiğini, aradan yaklaşık 7 yıl geçtikten sonra davacının birden aklına artık müvekkil ------- hissedar olmadığı geldiğini ve birbiri ile çelişen beyanlar ile hisselerini devretmediğini, devrettiyse bile genelgeye uygun devir yapılmadığını, mesnetsiz şekilde ileri sürülmeye çalışıldığını, müvekkilinden talepte bulunmasının mümkün olmadığının farkında olan ve olması gereken karşı taraf davacı mesnetsiz iddia ve taleplerine temel oluşturabilmek için kendi içinde dahi çelişkili beyanlarda bulunduğunu, ancak davacı tarafın bu şekildeki çelişkili, haksız ve kötü niyetli olduğu aşikâr olan yaklaşımının hukuk düzeni tarafından korunması mümkün olmadığını, davanın konusu itibariyle husumetin ve haksız/mesnetsiz taleplerin müvekkil ----- değil, davacının hisselerini satıp, devrettiği -------- yöneltilmesi gerekli olduğunu, müvekkil şirketin işbu dava bakımından pasif husumet ehliyeti bulunmadığı açık ve net olduğundan haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle pasif husumet ehliyeti eksikliği nedeniyle dava şartı oluşmadığından, husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirketteki hissesini Usul ve Yasaya Uygun Şekilde dava dışı --------- satıp, devrettiği ve bedelini de tahsil ettiğinin açık ve net olduğunu, davacı tarafın aksi yöndeki haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli tüm beyan, iddia ve taleplerinin külliyen reddi gerektiğini, müvekkili ----- tarafından davacı'ya ----------. Noterliği kanalıyla gönderilen --------tarihli ve ------ yevmiye numaralı cevabi ihtarname ile ---------- hisselerine ilişkin devirlerin yasal düzenlemeler çerçevesinde yapılmış bulunduğu, aradan yaklaşık 7 yıl geçtikten sonra kurgulanmaya çalışılan beyan, iddia ve taleplerin medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına ve hayatın olağan akışına aykırı, kendi içinde dahi çelişkili, haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, davacı tarafından gönderilen ihtarname'ye itiraz ettiklerini, isse devrinin eski TTK m. 385 ve 443 ile bir alakası bulunmadığı gibi söz konusu olan anonim şirket hisse satışı olduğunu, malvarlığı satışı olmadığını, davacının hissesini - yılı Nisan ayında sattığını ve bedelini de tahsil ettiğini, Yargıtay---. Hukuk Dairesi'nin --------- E.,------ K. sayılı ve -------- tarihli kararında; "...Dava açma hakkı doğduktan ve kira sözleşmesi yenilendikten sonra uzun süre dava açılmaması kiralananda yapılan tadilata ve kullanım biçimine onay verme anlamına geldiği gibi Medeni Kanun'un 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile de bağdaşmaz. Bu durumda mahkemece bu husus göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken..." suretiyle açıklandığını, Yargıtay'ın konuya ilişkin tutumu, bu konuda hakkın kötüye kullanılması yasağına geniş bir uygulama alanı tanıma yönünde geliştiğini, Yargıtay, hakkın uzun süre kullanılmayıp, sonradan dava açılması halinde, olayda başkaca ek unsurlar bulunmasa bile doğrudan doğruya ve son derece katı biçimde, hakkın kötüye kullanıldığı sonucuna vardığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile gecikmeli hak kullanımı sonucuna varılan hallerin çoğunda, hareketsiz geçirilen sürelerin ----- ay, ---- ay, ----yıl gibi aslında oldukça kısa sayılabilecek süreler olduğunun anlaşıldığını, davacı tarafın tedbir taleplerinin de yerinde olmadığını beyanla davacı tarafından müvekkil şirket aleyhine ikame edilen haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın pasif husumet nedeniyle ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı/karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde özetle; Davacı-karşı davalı tarafça haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli şekilde ikame edilen dava ile müvekkil şirketin uzun yıllar boyunca özverili çabaları ve çalışmaları sonucunda edindiği ticari itibarı zedelendiğini, müvekkil şirket sektörde prestij kaybetme riski ile karşı karşıya kaldığını, müvekkil şirketin tüzel kişiliği davacı-karşı davalının hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı eylemleriyle saldırıya uğradığını ve bu durumun müvekkil şirketin manevi zarara uğramasına neden olduğunu, bir tüzel kişiliğe ait kişisel değerlere, ticari itibara, onur ve saygınlığa ilişkin saldırıda bulunulması halinde, tüzel kişilik lehine de manevi tazminata hükmedilebileceği hususu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ------ E., ----- K. sayılı ve --------- tarihli kararında açıkça belirtildiğini, bu nedenle her ne kadar müvekkili şirketin uğradığı manevi zararın boyutu itibariyle maddi olarak karşılanması oldukça güç, hatta imkansız olsa da, müvekkil şirketin uğradığı manevi zararın bir nebze olsun tazmin edilebilmesi bakımından --------TL tutarında manevi tazminatın davacı-karşı davalı taraftan tazmin edilerek faizi ile birlikte müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.