(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9693 E. , 2009/10853 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.05.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 20.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtl…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9693 E. , 2009/10853 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.05.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 20.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, genel yola çıkışı olmayan 124 ada 36 parsel sayılı taşınmazı yararına, davalılara ait 124 ada 29, 30, 31, 32, 33, 34, 93 parsel sayılı taşınmazlar ile 13.03.2009 tarihli birleşen dava davalılarına ait 124 ve 35 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, fen bilirkişisinin krokili raporunda gösterilen davacıya ait 124 ada 36 parsel yararına, davalılara ait kırmızı renk ile işaretli 279,90 m² miktarında 124 ada 29, 30, 31, 32, 33, 34 ve 35 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı tesisine karar verilmiştir. Hüküm, davalı ... ve davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Hükme esas alınan keşifte düzenlenen bilirkişi raporundan sonra hakkında dava açılarak eldeki dava ile birleştirilen 124 ada 35 parsel maliki ...’ın yokluğunda yapılan keşif sonucu savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle çekişmenin esası hakkında hüküm tesisi doğru olmamıştır. 124 ada 35 parsel malikinin savunmaya ilişkin delillerini toplamak, davanın çözümü için zorunlu olan keşfi tarafların huzurunda yapmak (HUMK.nun m.364), tanık (HUMK.nun m.259) ve bilirkişi (HUMK.nun m.275) deliline de aynı yöntemle başvurmak suretiyle, mahallinde yeniden yapılacak keşifte taraflara toplanacak tüm delillere karşı diyeceklerini bildirme olanağı sağlamak, böylelikle sonucuna uygun bir hüküm kurmak gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 13.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.