Başvuru, alacak davasında usul ve kanuna aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; Mahkeme ve Yargıtay kararlarında esasa yönelik iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; duruşmalı temyiz talebinde masraf yatırılmasına rağmen gider eksikliği gerekçe gösterilerek duruşma talebinin reddedilmesi nedeniyle de aleni yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, alacak davasında usul ve kanuna aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; Mahkeme ve Yargıtay kararlarında esasa yönelik iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; duruşmalı temyiz talebinde masraf yatırılmasına rağmen gider eksikliği gerekçe gösterilerek duruşma talebinin reddedilmesi nedeniyle de aleni yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 6/8/2014 tarihinde Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 23/3/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 25/3/2016 tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Müteahhit olan başvurucu ile arsa sahibi E. isimli şahıs arasında Çorlu Noterliğinde 29/9/2005 tarihli ve15957 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlenmiştir. Arsa sahibi E.nin vefatı üzerine mirasçıları, sözleşmeye göre inşaatın süresinde bitirilmediğini, iskân ruhsatının alınmadığını belirterek inşaatın eksik kısımlarının giderleri başvurucuya ait olmak üzere kendileri tarafından tamamlanmasına izin verilmesine ve eksik bedel ile kira kaybından doğan alacakların tahsiline karar verilmesi talebiyle Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesinin (Mahkeme)E.2008/223 sayılı dosyasında alacak davası açmışlardır. Buna karşılık başvurucu, sözleşmede belirtilen şartların dışında kendisi tarafından fazladan yapılan işlere ait bedelin tahsili için Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2008/308 sayılı dosyasında alacak davası açmış; dosya Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2008/223 sayılı dosyasında birleştirilmiştir. Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesi, 16/10/2012 tarihli ve E.2008/223, K.2012/302 sayılı kararıyla asıl ve birleşen dosyalardaki davalarınkısmen kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Taraflar arasında imzalanmış bulunan kat karşılığı inşaat sözleşmesi dosya arasına alınmış, mahallinde refakate alınan inşaat ve mülk bilirkişileri ile keşif icra edilmiş, bilirkişiler dosyaya ibraz ettikleri raporlarında yapılması gereken işler bedeli olarak 018 TL, fazladan yapılmış işler bedeli olarak 600 TL ve 4 mesken için 1 aylık gecikme bedeli olarak 150'şer USD'den toplam 600 USD hesaplamışlardır.Tarafların itirazları üzerine dosya 3 kişilik bilirkişi heyetine teslim edilerek rapor alınmış, bilirkişi heyeti dosyaya ibraz ettikleri raporlarında sonuç olarak özetle; 66 TL eksik işler bedelinin talep gereği 000 TL'lil kısmının, 050 USD kira kaybının talep gereği 5250 USD'lik kısmının ve 44 TL ihtar masrafının davalıdan tahsili, fazla yapılan işlerle ilgili bir talep bulunmadığından nazara alınmaması gerektiği görüşünde olduklarınını bildirmişlerdir.Fazla yapılan işler bbedelinin tahsili talebi ile davalı tarafça karşılık dava ikame olunmuştur.Bu kere bilirkişi heyeti raporuna karşı itirazlar üzerine mahallinde 23/5/2011 tarihinde yeniden keşif icra olunmuş, inşaat mühendisi, makina mühendisi ve hukukçu bilirkişiden oluşan heyetin dosyaya sundukları müşterek raporlarında özetle ve sonuç olarak; eksik ve kusurlu işler bedeli olarak 038,70 TL, gecikme tazminatı olarak 590 TL ve ihtarname masrafı olarak 82 TL'nin davalıdan alınması, fazla imalat bedeli olarak 437,86 TL'nin davacı karşı davalıdan alınması gerektiğini bildirdikleri görülmüştür.Tarafların itirazları üzerine aynı heyetten ek rapor tanzimi istenmiş, bu kere eksik ve kusurlu işler bedeli olarak 038,70 TL, gecikme tazminatı olarak 645,75 TL ve ihtarname masrafı olarak 72,82 TL'nin davalı karşı davacıdan alınması, fazla işler imalat bedeli olarak 454,79 TL'nin davacı karşı davalıdan alınması gerektiği bildirilmiştir.Mahkememizce yapılan yargılama ve dosya içerisine toplanan delillerin bir bütün olarak irdelenmesi sonucu, taraflar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi aktedildiği, ancak binanın yapımı ve teslimi aşamasında taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı bir kısım eksik işlerin bulunduğu, yine yapının tesliminin de gecikmiş olduğu, bu sebeple taraflar arasında çıkan uyuşmazlığın mahkememize taşındığı, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları ile eksik ve kusurlu işlerin tespit olunduğu, aynı zamanda davalı tarafından sözleşmede bulunandan farklı bir kısım fazladan edimlerin de yerine getirilmiş olduğu, davalını karşı dava ile fazla işler bedelini talep ettiği, mahkememizce yapılan son keşif ve alınan bilirkişi raporu ve ek raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu nazara alınarak davanın ve karşılık davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." Başvurucu 8/1/2013 tarihli dilekçesinde duruşmalı temyiz talebinde bulunmuş, aynı tarihte temyiz harç ve posta giderlerini yatırmıştır. Yargıtay Hukuk Dairesi 16/5/2013 tarihli ve E.2013/661, K.2013/3250 sayılı ilamıyla dosyada tebligat gideri bulunmadığı gerekçesiyle duruşma isteminin reddine karar vererek hükmü onamıştır. İlamın ilgili kısmı şöyledir:"Taraflar arasındaki birleştirilen alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davalı-birleşen davada davacı Mehmet Demir vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, dosya içerisinde tebligat gideri bulunmadığından, bu istemin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacılar vekili, müvekillerinin murisi arsa sahibi ile davalı yüklenici arasına 2005 tarihinde Düzenleme Şeklinde Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" imzalandığını, ancak inşaatın süresinde bitirilmediğini ve iskan ruhsatının da alınmadığını, bu durumun davalıya noter kanalı ile ihtar edildiğini, inşaattaki eksikliklerin mahkeme kanalı ile tesbit edildiğini ileri sürerek, inşaatın eksik kısımlarının giderleri yükleniciye ait olmak üzere davacı müvekilleri tarafından tamamlanmasına izin verilmesine, bedelin dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsiline, müvekillerinin kira kaybından doğan alacağı olan 503,00 TL'nin reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde, inşaatı sözleşme uyarınca tamamladığını ve eksiksiz olarak davalılara teslim ettiğini, 2007 Ekim ayından itibaren davacıların iki taşınmazda ikamet ettiklerini, diğerlerini de kiraya verdiklerini, davanın haksız açıldığını savunarak, reddini talep etmiştir. Yüklenici Mehmet Demir vekili tarafından arsa sahipleri aleyhine taraflar arasında aktedilen sözleşme nedeniyle yüklenici tarafından fazladan yapılan işlere ait bedelin tahsili için açılan alacak davasının Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/308Esas 2008/357 Karar sayılı ilamı ile asıl dosya ile birleştirilmesine karar verilmiş, bu davada davacı vekili müvekkilinin sözleşme dışında inşaatta fazladan işler yaptığını ileri sürerek, bu bedelin tahsilini talep etmiş, davalılar davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi kurulu raporları ve tüm dosya içeriğine göre; taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, ancak binanın yapımı ve teslimi aşamasında taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak bir kısım eksik işlerin bulunduğu ve inşaatın tesliminin gecikmiş olduğu, bu nedenle arsa sahiplerinin eksik ve kusurlu işler ile kira kaybı nedeniyle alacağı olduğu, yüklenicinin de fazladan yaptığı işlere ilişkin alacağı doğduğu gerekçeleriyle, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı-birleşen davada davacı yüklenici vekilince temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir...." Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 14/5/2014 tarihli ve E.2013/6470, K.2014/3793 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. İlamın ilgili kısmı şöyledir:"...Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi kurulu raporları ve tüm dosya içeriğine göre, binanın yapımı ve teslimi aşamasında taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak bir kısım eksik ve kusurlu işlerin bulunduğu, tesliminin geciktiği, bu nedenle arsa sahiplerinin eksik ve kusurlu işler ile kira kaybı nedeniyle alacağı olduğu, yüklenicinin de fazladan yaptığı işlere ilişkin alacağı doğduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karar asıl davada davalı-birleşen davada davacı yüklenici vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 2013/661 esas, 2013/3250 karar sayılı ve 2013 tarihli ilamıyla onanmıştır.Bu kez, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, HUMK'nun maddesinde sayılan hallerden hiç birisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir. ..." Ret kararı 11/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve 6/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici maddesi şöyledir: “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır. ” 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 5236 sayılı Kanun'un maddesi ileyapılan değişiklikten önceki maddesi şöyledir: "Yargıtay temyiz incelemesini dosya üzerinde yapar. Ancak tüzelkişiliğin feshine veya genel kurul kararlarının iptaline, evlenmenin butlanına veya feshine, boşanma veya ayrılığa, velayete, nesebe ve kısıtlamaya ilişkin davalarla miktar veya değeri ikiyüzmilyon lirayı aşan alacak ve ayın davalarında taraflardan biri temyiz dilekçesi veya cevap dilekçesinden duruşma yapılmasını istemiş ise, Yargıtayca bir gün belli edilerek taraflara usulen tebligat yapılır. Tebliğ tarihi ile duruşma günü arasında en az onbeş gün bulunması gerekir; taraflar gelmişlerse bu süreye bakılmaz. Tebligat gideri verilmemişse duruşma isteği dikkate alınmaz. ... Duruşma günü belli edilen hallerde Yargıtay, tarafları veya gelen tarafı dinledikten sonra ve taraflardan hiç biri gelmemiş ise dosya üzerinde inceleme yaparak kararını o gün tefhim eder. ..." 1086 sayılı mülga Kanun'un ek maddesi şöyledir: "Görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz, Yargıtayda duruşma, senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların onmilyon lirayı aşmayan kısımları dikkate alınmaz. Bu uygulama nedeniyle mahkemelerce görevsizlik kararı verilemez. Yukarıdaki fıkra uyarınca her takvim yılı başından geçerli olmak üzere uygulanan parasal sınırların artışı, artışın yürürlüğe girdiği tarihten önce ilk derece mahkemelerince nihaî olarak karara bağlanmış davalar ile bölge adliye mahkemesi kararı üzerine yeniden bakılan davalarda ve Yargıtayın bozma kararı üzerine kararı bozulan mahkemece yeniden bakılan davalarda uygulanmaz." 1086 sayılı mülga Kanun'un geçici maddesi şöyledir: "Bölge adliye mahkemelerinin, 2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun maddesi şöyledir:"İstisna, bir akittirki onunla bir taraf (müteahhit), diğer tarafın (iş sahibi) vermeği taahhüt eylediği semen mukabilinde bir şey imalini iltizam eder." 818 sayılı mülga Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Müteahhidin mesuliyeti, umumi surette işçinin hizmet akdindeki mesuliyetine dair olan hükümlere tabidir." 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." 6098 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır."