4. Hukuk Dairesi 2013/796 E. , 2013/19756 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... vdl. aleyhine .../02/2011 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen .../05/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılardan ...,.... ............. A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar
**4. Hukuk Dairesi 2013/796 E. , 2013/19756 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... vdl. aleyhine .../02/2011 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen .../05/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılardan ...,.... ............. A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. ...-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının, .../.../2010 tarihli yazıya yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir. ...-Davalıların, 02/02/2011 tarihli yazıya yönelik temyiz itirazına gelince; Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıya dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, 02/02/2011 tarihli yazı nedeniyle açılan davanın kısmen kabulüne, .../.../2010 tarihli yazı nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalılardan ... ve ...... A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, .....i’nin .../.../2010 ve 02/02/2011 tarihli nüshalarında yayınlanan ve davalılardan ... tarafından kaleme alınan köşe yazılarında; kendisine yönelik kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan ifadeler kullanıldığını ileri sürerek, her bir köşe yazısı için ayrı ayrı manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, .../.../2010 tarihli ve “.....” alt başlıklı yazı yönünden, yazıda, kişilik haklarına saldırı niteliğinde beyanların bulunmadığı, davacıyı eleştiri mahiyetinde olabileceği, davacının konumu itibari ile basın yoluyla yapılan eleştirilere katlanmasının bekleneceği belirtilerek istem reddedilmiş, 02/02/2011 tarihli ve “.....’na....” alt başlıklı yazı yönünden, yazı içeriğinde yer alan “…..... diye çıka çıka ... ve benzerleri çıktı…” şeklindeki ifadeler ile davacının akademik kariyerinin kamuoyu önünde küçük düşürülmeye çalışıldığı, davacıyı rencide etme amaçlı olduğu ve bu ifadelerin basın özgürlüğü sınırlarını aştığı gerekçesi ile istem kısmen kabul edilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının .... ve .... maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve . güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Somut olaya gelince; davaya konu 02/02/2011 tarihli yazı, köşe yazısı olup eleştiri niteliğindedir ve yazarın değer yargısını içermektedir. Yazıda kullanılan sözler kişilik haklarına saldırı niteliğinde kabul edilemez. Mahkemece bu husus gözetilerek istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davalıların sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (...) no'lu bentte gösterilen nedenlerle, 02/02/2011 tarihli yazı yönünden, davalılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının 02/02/2011 tarihli yazıya yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davacının .../.../2010 tarihli yazıya yönelik temyiz itirazlarının ise (...) no'lu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine .../.../2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.