T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/1653 KARAR NO: 2026/445 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 16/05/2025 NUMARASI: 2024/414 Esas - 2025/344 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan ) KARAR TARİHİ: 26/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/1653 KARAR NO: 2026/445 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 16/05/2025 NUMARASI: 2024/414 Esas - 2025/344 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan ) KARAR TARİHİ: 26/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müteveffa...'ın 08/06/2017 tarihinde ... adlı sürücünün kullandığı .... Şti'ne ait ... plakalı otobüse davalı ...'nın sürücüsü olduğu ... plakalı kamyonun çarpması sonucu meydana gelen kazada otobüste sıkışarak vefat ettiğini, müteveffanın meydana gelen kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını, ... plakalı aracın işleteninin davalı .... Şti. olduğunu, müteveffanın ... plakalı aracın diğer şoförü olduğunu ancak kaza sırasında yolcu otobüsünü şoför ...'ın kullandığını, 20/10/1970 doğumlu olan müteveffanın ... kayıtlarında maaşının asgari ücret olarak gözüktüğünü ancak gerçek aylık maaşının net 2.500,00 TL olduğunu, murisin vefatından sonra tek dayanaklarını yitiren davacıların desteğinden mahrum kaldıklarını, 2910 sayılı KTK'nın 97. maddesine göre ZMSS poliçesinin düzenleyen davalı sigorta şirketlerine davacıların tazminat ödenmesi için 13/07/2017 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunduklarını, davalı ... AŞ. tarafından ödeme yapılmadığını, davalı ... AŞ. tarafından poliçede sorumlu olduğu tutar 310.000,00TL olmasına rağmen nasıl yapıldığı bilinmeyen aktüerya hesabında 43.865,00 TL ödeme çıkarıldığını, ödemenin fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kabul edildiğini belirterek, HMK'nın 107. maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik her bir davacı için 500,00 TL olmak üzere toplam 3.000,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketlerinin poliçe limitleri ile sınırlı olarak başvuru tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalı .... Şti yönünden ise olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile davalı ... yönünden yasal faizi ile birlikte ortaklaşa ve zincirleme tahsiline, davacı eş ... için 50.000,00 TL, çocuklar ... ... için 20.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, ... için 12.000,00 TL ... için 8.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 110.000,00 TL manevi tazminatın davalı ..., .... Şti. yönünden ise olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile destekten yoksun kalma tazminatını müvekkili ... için 216.623,89 TL'ye, müvekkili ... için 59.114,04 TL'ye, müvekkili ... için 23.635,10 TL'ye, müvekkili ... için 7.715,22 TL'ye, müvekkili ... için 3.006,78 TL'ye artırmıştır.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; sorumluluğu kabul etmemekle birlikte... plakalı aracın davalı şirket nezdinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalının sorumluluğunun sigortalısının kazadaki kusuru oranında, poliçedeki limiti ile sınırlı olduğunu, kusurun tespitinden sonra sigorta konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması ve taleplerin poliçe teminatına girip girmediğinin araştırılması gerektiğini, teminat rakamının davalının sorumluluğunun üst sınırı olduğunu, ancak sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olması ve zararın kusurlu hareket neticesi oluşması halinde geçerli olduğunu, davacının maddi vakıayı, kusuru, maddi zararı ispat etmesi, aktüerya raporu alınması gerektiğini, ... tarafından davacılara rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının maaş bağlanıp bağlanmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, davanın haksız fiile dayandığını, uygulanacak faizin yasal faiz olması gerektiğini, avans faizi talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız fiilin gerçekleştiği yer, yahut zarar haksız fiilin işlendiği yerden başka bir yerde meydana gelmişse, zararın meydana geldiği yer mahkemesinde açılması gerektiğini, haksız fiilin gerçekleştiği yerin ... olup, zararında ...'da meydana geldiğini, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olmadığını, yetkili mahkemenin ... Mahkemeleri olduğunu, maddi ve manevi tazminat taleplerini kabul etmediklerini, yapılan incelemeler, oluşturulan dosya ve raporlarla davalının tali kusurlu bulunduğunu, haksız fiil ile zarar arasındaki illiyet bağının asli kusurlu tarafından meydana getirildiğini, davalının meydana gelen zararda fiili sebebiyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Davalı .... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davada yetkili mahkemenin ... Mahkemeleri olduğunu, seçimlik yetkinin söz konusu olduğunu, hiçbir seçimlik yetkiye girmeyen İstanbul Mahkemelerinde dava açılmasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, dava dilekçesi eklerinin kendilerine tebliğ edilmediğini, davanın asli kusurlu otobüs şoförü ... ile otobüsün maliki ve işleteni .... Şti.ne yöneltilmesi gerektiğini, davalıya ait kamyonun ihtiyari mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğu ...Sigorta Şirketine davanın ihbarını talep ettiklerini, kaza ile ilgili soruşturmanın ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/7106 soruşturma nolu dosyasında devam ettiğini, 08/06/2017 tarihinde meydana gelen kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirkete ait olduğunu, Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığının 10/08/2017 tarih ve 4605 sayılı raporunda davalı otobüs sürücüsü ...'ın asli kusurlu, davalı şirket aracını kullanan ...’nın tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davanın ... ile .... Şti.'ne ihbar edilmesi gerektiğini, ... plakalı aracın ZMSS poliçesinin ... AŞ. tarafından yapıldığını, davalının gerçek kusur durumu belirlendiğinde sigorta şirketlerinin poliçe limitleri ile sorumlu olduğunu, davacıların başvurusu üzerine davalı sigortacısı ... A.Ş. tarafından 43.865,00 TL ödeme yapıldığını, destekten yoksunluk tazminatı yönünden davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminatın daha fazla olduğuna dair bir durum oluşması halinde ödenen tazminatın indirilmesini talep ettiklerini, müteveffanın maaşına ilişkin iddiaları kabul etmediklerini, yasal, resmi olarak almakta olduğu maaşın hesaplamalarda baz alınması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının, kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, zarar görenin kazada ortak bir kusurunun saptanması halinde bu miktarın da tazminat miktarından indirilmesi gerektiğini, desteğini yitiren kişinin ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme olanağına sahip olması durumunda destek yoksunluk zararından söz edilemeyeceğini, davacılara ... tarafından ölüm aylığı bağlandığını, davacıların destekten yoksun kalma durumu bulunmadığını, talep edilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Asıl ve ıslahla açılan davanın kısmen kabulü ile, Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, Maddi tazminat talepleri yönünden; davacı eş ... için 216.623,89-TL, davacı ... için 59.114,04-TL, davacı ... için 17.618,21-TL, davacı ... için 4.779,26-TL, davacı ... için 2.060,77-TL olmak üzere toplam 300.196,18-TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ... ve davalı ... yönünden 27/07/2017, diğer davalılar yönünden ise 08/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine, ( davalı ... yönünden 312.550,07-TL poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere, davalı ... (...) yönünden 52.303,68-TL poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere ), fazlaya ilişkin talebin reddine, Manevi tazminat talepleri yönünden; davacı eş ... için 20.000,00-TL, davacı ... için 4.000,00-TL, davacı ... için 5.000,00-TL, davacı ... için 7.000,00-TL, davacı ... için 6.000,00-TL, davacı ... ... için 7.000,00-TL olmak üzere toplam 49.000,00-TL'nin, davalı... Şti ve ... yönünden ise 08/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ile davalı .... Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı .... Şti. vekili de istinaf talep etmiş ise de; Mahkemece gerekli harç ve masrafların verilen kesin süre içinde yatırılmaması nedeniyle HMK'nın 344/1 maddesi gereğince istinaftan vazgeçmiş sayılarak istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın verildiği, bu kararı usulüne uygun tebliğ edildiği ancak ek karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı .... Şti. vekilinin istinaf talebi incelemeye alınmamıştır. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin müvekkil ... ve müvekkil ...'ın maddi tazminat tutarlarını 12.03.2020 tarihli ıslah dilekçesindeki talepleri ile sınırlı tutması ve kendilerine talep artırım dilekçesi sunmaları için süre vermemesi hukuka ve Yargıtay İçtihatlarına aykırı olduğunu, bozmadan sonra da dava değeri artırılabileceğini, istinaf ve temyiz aşamasında, “davacı yararına bozma kararı” verilmiş ve yeniden tazminat hesaplanması gerekmişse, artan miktar için harç yatırılıp tamamı hüküm altına alınabilmesi gerektiğini, 12/03/2020 tarihli dilekçe ıslah dilekçesi olarak sunulmuş ise de davanın belirsiz alacak davası olduğu dava dilekçesinden anlaşılmakta ve bu sebeple 12/03/2020 tarihli dilekçenin talep artırım dilekçesi olarak kabulü ve bozmadan sonra alınan 13/01/2025 tarihli ek rapor doğrultusunda yeniden talep artırım dilekçesi vermeleri ve harç tamamlama için süre verilmesi gerektiğini, 1 13/01/2025 tarihli ek raporda müteveffanın kızlarına olan destek süreleri 22 yaşına kadar olabileceği baz alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarında müvekkil ...'ın da 18 yaşına kadar müteveffadan destek görebileceği belirtilmiş ve destek süresi 1 yıl olarak alındığını, bilirkişinin müvekkil ...'ın destek süresini daha uzun süre olarak hesaplaması gerektiğini, bunun yanında müvekkil ... ... için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmaması da hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi ek raporunda müvekkil ... ...'ın babasını kaybettiği dönemde 24 yaşında olduğunu belirterek destekten yoksun kalma tazminatının maddi şartının oluşmadığını belirtmesi destekten yoksun kalma tazminatının özüne aykırı olduğunu, erkek çocuklar anne ve babanın desteği ile evlenmekte ve düğün masraflarının (altın, beyaz eşya, mobilya, düğün salonu kirası, düğün yemeği, gelinlik, damatlık vs.) tamamını anne ve baba karşıladığını, aykırı olarak hazırlanan ek rapora göre verilen karar kendilerince kabul edilmemekte olup mahkeme kararının bu yönüyle de bozulması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazmina istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 24/06/2024 tarih, 2021/2261 Esas ve 2024/1055 Karar sayılı kararı ile "... TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiği, davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt başlangıç tarihinin 03/08/2017 olarak belirlenmesi, her bir davacı yönünden reddedilen maddi ve manevi tazminat bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi, davalı ..................... A.Ş. bakımından harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin poliçe limiti dikkate alınarak hesaplaması ve bu davalı manevi tazminattan sorumlu olmadığı halde harç maddi ve manevi tazminat ayrımı yapılmadan belirlenmesinin doğru olmadığı, Davalı .... vekilinin, davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde kendilerini ayrı vekiller ile temsil ettiren tüm davalılar için tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddedilen kısımları için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Diğer istinaf itirazları ise yerinde görülmemiştir. Dava, 08/06/2017 tarihinde dava dışı sürücü ... yönetimindeki .... Şti'ne ait ... plakalı otobüse davalı ...'nın sürücüsü olduğu ... plakalı kamyonun çarpması sonucu meydana gelen kazada davacıların desteği olan ... plakalı aracın diğer şoförü...'ın otobüste sıkışarak vefat ettiğini, müteveffanın meydana gelen kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını gerekçesiyle açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/166 Esas ve 2020/259 Karar sayılı kararına esas alınan kusur raporuna göre sanık ...'nın yönetimindeki ... plaka sayılı kamyon ile çarpışmalarına sebebiyet verdiği olaydaki dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı davranışıyla otobüs sürücüsü olan sanık ...'ın asli kusurlu, sanık ... yönetimindeki ... plaka sayılı otobüs ile çarpışmayı önleyemediği olaydaki dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı davranışıyla kamyon sürücüsü ...'nın ise tali kusurlu oldukları, müteveffa...'ın kusursuz olduğu tespit edilmiş, bu rapor hükme esas alınarak sanık ...'ın üzerine atılı Taksirle Bir Kişinin Ölümüne, Birden Fazla Kişinin Yaralanmasına Neden Olmak suçunu bilinçli taksir ile işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına; Sanık ...'nın üzerine atılı Taksirle Bir Kişinin Ölümüne, Birden Fazla Kişinin Yaralanmasına Neden Olmak suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu karar Adana BAM 14.Ceza Dairesinin 14/05/2024 tarih, 2023/466 Esas ve 2024/1457 Karar sayılı ilamı ile düzelterek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince dava konusu olayda ... plakalı şehirlerarası yolcu otobüsünün şoförü ...’ın % 75, oranında asli kusurlu olduğu, davalı sürücü ...’nıtı olayda % 25 oranında tali kusurlu olduğu, davacıların murisi yolcu...'a yüklenebilecek bir müterafîk kusur oranının olmadığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporunun birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/166 Esas sayılı dosyası bekletici mesele yapılmadan karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçek1eşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur. İfade olunan bu hususlar, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiş olup, destek kavramının sadece mali olarak yardımı ifade etmediği, bakım ve hizmet etmek suretiyle sağlanacak katkıyı da kapsadığı genel olarak kabul edilmektedir.Desteğin, çocuklarının bakım ihtiyacından ne zaman kurtulacağını tayin etmek çocuğun yaşadığı yöreye, sosyal çevreye, çocuğun özelliklerine, cinsiyetine, ailenin sosyal ve ekonomik durumuna göre değişmektedir. Hakim, her somut olayda, destek ölmeseydi, ne kadar süre ile destek olacak idiyse bu süreyi destek süresi olarak kabul eder. Ana-babaya yardımda, onların yaşama süreleri; çocuklara yardımda ise, çocukların çalışmaya başlama süresi esas alınır. Çocuklarda, kız veya erkek olmalarına, yüksek öğrenim yapıp yapmamalarına göre farklı süreler kabul edilmektedir. Bunun dışında kız çocukları için genellikle, çalışmaya başlama veya evlenme ile destek ihtiyacı ortadan kalkar. Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre, yüksek öğrenim görme durumu bulunmayan halde, kız çocuklarının 22 yaşına kadar, erkek çocuklarının 18 yaşına kadar; yüksek öğrenim gören ya da görme ihtimali bulunan çocukların ise 25 yaşına kadar destek alacağı dikkate alınarak destek tazminatı hesaplanması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/1488 E, 2019/10405 K, 2016/6249 E.,2019/3267 K. sayılı kararı). Somut olayda davacılardan desteğin oğlu olan ...'un kaza tarihinde 24 yaşında olduğu yaşı itibariyle destek ihtiyacı ortadan kalktığı gibi destekliğin devamını gerektirir özel bir durumun bulunduğunun ispatlanamadığından davacı ... için destekten yoksun kalma maddi tazminatı davasının reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Desteğin kızı davacı ...'ın ise yukarıda zikredilen Yargıtay içtihatları doğrultusunda 22 yaş itibariyle destekten çıkacağının kabulü ile hesaplama yapılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınmış, bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiştir. Davacılar vekili, rapora karşı beyanda bulunularak yeniden ek rapor alınmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince 21/03/2025 tarihli 2. celsenin 4. nolu ara kararı ile "davacı vekilinin ek rapor talebinin gelecek celse değerlendirilmesine" şeklinde ara karar oluşturmasına rağmen 16/05/2025 tarihli 3 nolu celsede, davacı vekilinin talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediği gibi tahkikat aşamasını sonlandırdığı ve sözlü yargılamaya geçilerek karar verildiği görülmüştür. HMK'nın 107/2.maddesinde " (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır. " düzenlemesine yer verilmiştir. Dava, HMK'nın 107/1. maddesi hükmüne göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Belirsiz alacak davası olarak açılan davada harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabilir. Ayrıca bundan bağımsız olarak HMK'nun 176. maddesi gereği ıslah yapmak hakkı da mevcuttur. HMK'nın 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemez.Somut uyuşmazlıkta; Davacılar vekili vermiş olduğu 11/03/2020 tarihli ıslah dilekçesini vermiştir. Ancak talep artırım hakkını kullanmamıştır. Dairemiz kaldırma kararından sonra alınan ek rapor doğrultusunda mahkemece davacılar vekiline HMK'nın 107/2.maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süre verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davacı vekilinin 11/03/2020 tarihli talep belirleme dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacılar ile davalı .... Şti. tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/02/2026