1. Ceza Dairesi 2011/4240 E. , 2011/6539 K. "İçtihat Metni" TEBLİĞNAME : 1-B/2011/80337 ...'ı kasten yaralamaktan ve izinsiz silah taşımaktan sanık ...'ın bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (BERGAMA) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27/02/2009 gün ve 150/10 sayılı hükme karşı temyiz talebinin reddine dair aynı mahkemeden verilen 09/07/2009 gün ve 150/10 sayılı kararların Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılı
**1. Ceza Dairesi 2011/4240 E. , 2011/6539 K.** **"İçtihat Metni"** TEBLİĞNAME : 1-B/2011/80337 ...'ı kasten yaralamaktan ve izinsiz silah taşımaktan sanık ...'ın bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (BERGAMA) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27/02/2009 gün ve 150/10 sayılı hükme karşı temyiz talebinin reddine dair aynı mahkemeden verilen 09/07/2009 gün ve 150/10 sayılı kararların Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi. TÜRK MİLLETİ ADINA Baro tarafından atanan ve sanık ...’ın 27.02.2009 tarihli duruşmada müdafiisi olarak kabul etmek suretiyle huzurunda savunmasını yaptığı Avukat İclal Küçükkırca Taparlı’nın 27.02.2009 tarihinde yüzüne karşı verilen kararı, CMUK.nun 310.maddesi uyarınca yasal süre olan "bir haftalık" süre dolduktan sonra 06.07.2009 tarihinde temyiz ettiği, mahkemece 09.07.2009 tarih ve 2008/150-10 sayılı ek karar ile "yasal süresinden sonra yapılan temyiz talebinin reddine" karar verildiği anlaşılmakla,27.02.2009 tarihinde verilen kararda, Anayasa’nın 40/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 34/2.maddelerine aykırı şekilde hüküm fıkrasında yasa yoluna başvuru şekli “7 gün içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere” şeklinde gösterilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 01.02.2011 gün ve 2010/5-244 Esas, 2011/14 Karar sayılı kararı doğrultusunda, sanık müdafii olan avukatın yapmış olduğu avukatlık mesleğinin gerektirdiği yasal yükümlülük gereği, hükmün yüzüne karşı verilmiş olması nedeniyle temyiz süresinin hükmün tefhiminden itibaren başlayacağını bilmesi gerektiği gözetilerek, temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin red kararına yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan mahkemece verilen 09.07.2009 tarihli temyiz talebinin reddine ilişkin kararın tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, 02/11/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.