T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/710 Esas KARAR NO : 2026/27 DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/11/2021 KARAR TARİHİ : 14/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; ... sayılı ve 10/05/2023 tarihli "davanın reddine" ilişkin kararın İstanbul Bölge…
T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/710 Esas KARAR NO : 2026/27 DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/11/2021 KARAR TARİHİ : 14/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; ... sayılı ve 10/05/2023 tarihli "davanın reddine" ilişkin kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilamı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin " Red" ilamı ile kesinleştiğini, karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmuş olsa da miktar yönünden dava esas değerinin temyiz sınırının altında kalması nedeniyle temyiz başvurusunun Yargıtay Dairesince esas yönünden incelenmeden reddedildiğini, dava 2021 yılında açılmış olup, dava tarihinde esas değerin temyiz sınırının üzerinde olduğunu ancak yargılamanın taraflarından kaynaklanmayan nedenlerle uzayıp, temyiz başvurusunun yapıldığı tarihte esas değerin artık temyiz sınırının altında kaldığını, Yargılamanın uzun sürmesinin taraflarının kusurundan kaynaklanmamasına rağmen temyiz incelemesi hakkını kaybettiklerini, bu hususun adil yargılanma ilkesini ihlal etmekte olup 04.06.2025 tarihli Resmi Gazetede kanun yoluna başvuru sınırının başvuru tarihindeki sınır ele alınarak değerlendirilmesinin Anayasa hükümlerine aykırı olması, hak ihlallerine yol açması nedeniyle iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı yayınladığını, davada kanun yoluna başvuru haklarının elinden alındığını, hatalı bilirkişi raporunun esas alınarak hükmün kesinleştiğini Anayasaya aykırı uygulama nedeniyle davanın reddedilmesinin hak ihlali olduğunu belirterek yargılamanın iadesini talep etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; yargılamanın iadesi şartları oluşmadığından davanın reddini dilemiştir. GEREKÇE: Talep, mahkememizin ... sayılı dosyasında yapılan yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. Mahkememizin ... sayılı ve 10/05/2023 tarihli "davanın reddine" ilişkin kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilamı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin " Red" ilamı ile kesinleştiği, davacı vekilinin 25/06/2025 tarihli dilekçesi ile "karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmuş olsa da miktar yönünden dava esas değerinin temyiz sınırının altında kalması nedeniyle temyiz başvurusunun Yargıtay Dairesince esas yönünden incelenmeden reddedildiği, dava 2021 yılında açılmış olup, dava tarihinde esas değerin temyiz sınırının üzerinde olduğu ancak yargılamanın taraflarından kaynaklanmayan nedenlerle uzayıp, temyiz başvurusunun yapıldığı tarihte esas değeri artık temyiz sınırının altında kaldığı, Yargılamanın uzun sürmesinin taraflarının kusurundan kaynaklanmamasına rağmen temyiz incelemesi hakkını kaybettiklerini, bu hususun adil yargılanma ilkesini ihlal etmekte olup 04.06.2025 tarihli Resmi Gazetede kanun yoluna başvuru sınırının başvuru tarihindeki sınır ele alınarak değerlendirilmesinin Anayasa hükümlerine aykırı olması, hak ihlallerine yol açması nedeniyle iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı yayınladığı, davada kanun yoluna başvuru haklarının elinden alındığı, hatalı bilirkişi raporunun esas alınarak hükmün kesinleştiği, Anayasaya aykırı uygulama nedeniyle davanın reddedilmesi nedeniyle hak ihlali yapıldığı" gerekçesiyle yargılamanın iadesi talebine ilişkindir. HMK m. 375'te yargılamanın iadesi sebepleri açıkça hüküm altına alınmış olup, dayanılacak sebepler aşağıdaki şekilde: "a)Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması. c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması. ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması. d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması. e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması. f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması. g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması. ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması. h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması. ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması. i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi." sınırlı olarak sayılmıştır. Davacı tarafın, mahkemenizin 2021/738 Esas 2023/461 Karar sayılı kararıyla reddedilen, akabinde yapılan istinaf başvurusunun da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 2023/1604 Esas 2024/1264 Karar sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine yapılan Temyiz başvurusunun Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/6402 Esas 2024/8510 Karar sayılı ilamıyla "Davacı tarafın talebinin temyiz inceleme sınırının altında kalması nedeniyle miktar yönünden reddine" karar verilmesi dolayısıyla kesinlik sınırına ilişkin düzenleme yapıldığı iddiasıyla yargılamanın iadesini talep ettiği, ancak 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıstır. 6100 Sayılı HMK'nın değiştirilen Ek Madde 1/2 maddesinde "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.” hükmü düzenlenmiş olup, söz konusu Kanun hükmünün yürürlüğe girdiği tarihten sonra verilen kararın miktar itibariyle istinaf ve temyiz kanun yoluna tabi olup olmadığı hususu davanın açıldığı tarihteki miktar ve değer dikkate alınmak suretiyle belirlenecektir. Ancak somut uyusmazlığa konu kararın adı geçen kanun hükmünün yürürlüğe girmeden önce verildiği ve kesinlestiği, dolayısıyla kanun değişikliğinin somut uyuşmazlıkta uygulama yerinin bulunmadığı gibi davacının iddiası da HMK m. 375'te öngörülen yargılamanın iadesi sebeplerinden değildir. Bu nedenle HMK'nın 379/1-c maddesi uyarınca davanın reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Yargılamanın iadesi talebinin REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 711,18 TL harcın mahsubu ile eksik 20,82 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesap olunan 41.644,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan davacı şirket yetkilisinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.14/01/2026 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır