Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi, derece mahkemelerinin kararlarının yeterli gerekçe içermemesi, delillerin takdirinde keyfî hareket edilmesi ve aleyhe fazla vekâlet ücretine hükmedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; yargılamanın uzun sürmesi, derece mahkemelerinin kararlarının yeterli gerekçe içermemesi, delillerin takdirinde keyfî hareket edilmesi ve aleyhe fazla vekâlet ücretine hükmedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 28/8/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 30/5/2008 tarihinde ülke çapında faaliyette bulunan bir firmanın bayisinden kullanılmamış bir araç satın alan başvurucu, iki yıllık garanti süresi içinde meydana gelen arızalar nedeniyle yetkili servise müracaatlarda bulunmuştur. Başvurucu 26/4/2010 tarihli dilekçesiyle, garanti süresi içinde üç kez yetkili servise müracaat etmesine rağmen marş motorundaki arızaların giderilemediğini belirterek aracın aynı nitelik ve özelliklere sahip yeni bir araçla değiştirilmesi ya da bedeline hükmedilmesi talebiyle ilgililer aleyhine dava açmıştır. Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme), yargılama sırasında aracın satış belgeleri ile servis kayıtlarını getirterek araç üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Bilirkişi heyeti 4/4/2013 havale tarihli raporda; ilk arıza kaydının satın alma tarihinden bir yıl iki ay sonra yapıldığı, bu süre içinde aracın yaklaşık 000 km yol aldığı ve aradan üç yıl geçtikten sonra yapılan keşifte aracın çalışır vaziyette olduğu nazara alındığında üretimden kaynaklanan bir arızanın tespit edilmediği yönünde görüş bildirmiştir. Mahkeme 4/6/2013 tarihli kararıyla, servis kayıtlarına göre marş motorundaki arıza birçok kez tekrar ettiğinden bilirkişi raporunun aksine bir kanaatle aracın ayıplı olduğu sonucuna varmış ve davayı kabul etmiştir. Hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi (Yargıtay), bilirkişi raporundaki saptamalar ışığında aracın ayıplı olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle hükmü bozmuştur. Bozma kararında, anılan bilirkişi raporundaki, üç yıllık kullanım süresi sonunda yaklaşık 000 km yol alındıktan sonra arıza şikâyetiyle servise müracaat edildiği, başvurucu izin vermediğinden motor açılarak asıl sebep tespit edilememişse de arızanın çözüme kavuşturulması sonrasında aracın sorunsuz olarak çalışmasının sağlandığı, meydana gelen bu arızaların maldan yararlanmayı sürekli kılmadığı ve üretimden kaynaklanan bir hata bulunmadığı tespitlerine vurgu yapılmıştır. Mahkeme, Yargıtayın bozma kararına uymuş ve bu karardaki hususlara atıf yaparak davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme 15/1/2015 tarihinde davanın reddi ile birlikte karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca dava değeri üzerinden iki davalı için hesaplanan toplam 590 TL nispi vekâlet ücretinin de başvurucudan alınarak davalılara verilmesine karar vermiştir. Temyiz edilen hüküm, Yargıtay tarafından onanarak 25/6/2015 tarihinde kesinleşmiştir. Nihai karar 31/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu 28/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Kanun Hükümleri 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Yargılama giderleri şunlardır:...ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti....'' 6100 sayılı Kanun'un maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:"Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.""Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.'' 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.'' 1136 sayılı Kanun'un maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:"Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır." 1136 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz.''B. Tarife Hükümleri 31/12/2014 tarihli ve 29222 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren (karar tarihinde yürürlükte bulunan) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.'' Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." Yargıtay İçtihatları Yargıtay Hukuk Dairesinin 21/12/2017 tarihli ve E.2015/29937, K.2017/13033 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"2-Davacı eldeki dava ile davalı 'nin yetkili bayisi olan diğer davalı şirketten 13/6/2011 tarihli fatura ile satın aldığı aracın gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek, ayıpsız misli ile değiştirilmesini istemiş, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Davada, 2 adet davalı bulunmakta olup, red sebebi ortak olan ve kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin maddesi uyarınca tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, değinilen bu yönü gözardı edilerek her bir davalı yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/ maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle kararın hüküm bölümünün ve bendinin karardan çıkartılarak yerine aynen 'Davanın ret sebebi aynı olduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 844,10 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine' söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA [karar verildi]. Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/6/2011 tarihli ve E.2011/12439, K.2011/8326 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:" Davalı banka vekilinin temyiz itirazlarına gelince;Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2 nci maddesine göre müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunur.'' Yargıtay Hukuk Dairesinin 20/2/2017 tarihli ve E.2017/3365, K.2017/2728 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Karar tarihinde yürürlükte bulunan 2016 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin maddesinin ikinci fıkrasında; 'Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur' şeklinde düzenlenme yer almaktadır.Somut olayda davanın ilgili tarife gereği belirlenen vekalet ücretinin aralarında asıl işveren-alt işverenlik bulunan bu açıdan müteselsil sorumluluğu olmakla aynı sebeple talebi kısmi red edilen davalılar lehine ayr ayrı vekalet ücrerine hükmedilmesi isabetli olmamıştır.''