11. Ceza Dairesi 2023/5540 E. , 2024/11183 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği Karasu Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.04.2021 tarihli ve 2021/251 Soruşturma, 2021/715 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı şikâyetçiler vekili tarafından yeni delil elde edildiğinden bahisle talepte bulunulması sonrası, bu talebin reddine ilişkin mercii Sakarya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 25.05.2022 tarihli ve 2022/2575 Değişik İş sayılı kararına yönelik Adalet Bakanlığının, 5271
**11. Ceza Dairesi 2023/5540 E. , 2024/11183 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği Karasu Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.04.2021 tarihli ve 2021/251 Soruşturma, 2021/715 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı şikâyetçiler vekili tarafından yeni delil elde edildiğinden bahisle talepte bulunulması sonrası, bu talebin reddine ilişkin mercii Sakarya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 25.05.2022 tarihli ve 2022/2575 Değişik İş sayılı kararına yönelik Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 20.09.2023 tarihli ve 2023/12592 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2023 tarihli ve KYB-2023/102300 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2023 tarihli ve KYB-2023/102300 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, şüphelilerin yöneticisi bulundukları sitede usulsüz işler yaptıkları, harcamaları fazla gösterdikleri, site için toplanan paraları başka kişilerin zimmetine geçirdikleri ve tadilat ve onarım işlerini yapmadıklarının iddia edildiği olayda, Karasu Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan bilirkişi raporuna göre, söz konusu işlemlerde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, bu karara karşı yapılan itirazın Sakarya 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/06/2021 tarihli kararı ile reddedildiği, Daha sonra müştekiler vekilinin Karasu Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/418 esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda site yöneticilerinin işlemlerinde usulsüzlükler tespit edildiğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılmasına yönelik talebinin Sakarya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/05/2022 tarihli ve 2022/2575 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmakla; 1-Karasu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16/04/2021 tarihli ve 2021/251 soruşturma, 2021/715 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın itirazen Sakarya 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/06/2021 tarihli ve 2021/1978 değişik iş sayılı kararı ile değerlendirildiği, yeni delilin varlığının kabulü halinde bu konudaki değerlendirmenin önceden itiraz konusu hakkında karar veren Sakarya 3. Sulh Ceza Hâkimliğince değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde; 2-Yeni delil üzerine yapılacak işlemlerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 172/2. maddesi kapsamında düzenlendiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23/06/2015 tarihli kararının anılan hükümleri devamında da açıklandığı üzere, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil bulunduğundan bahisle başvurulması üzerine, eğer ki kovuşturmaya yer olmadığı kararı itiraz edilmeksizin kesinleşmiş ise, Cumhuriyet Savcısının bu yeni delili değerlendirerek merciinden bir karar almaksızın, işe tekrar el atabileceği, kovuşturmaya yer olmadığı kararı itiraz merciinin kararı ile kesinleşmiş ise, kamu davası açılabilmesi için önceden itiraz konusu hakkında karar veren merciinden yeni delil husunda bir karar alınmasının gerektiği, ancak bundan önce taleplerin yeni delil olup olmadığı hususunda Cumhuriyet Savcısınca bir değerlendirme yapılması gerektiği, söz konusu iddiaların yeni delil mahiyetinde olduğunun kabulü halinde merciinden karar verilmesi talebinde bulunulacağı, iddiaların yeni delil mahiyetinde olmadığının veya delilin kovuşturma açılmasına yeter mahiyette olmadığının kabulü halinde ise, Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilebileceği ve bu kararın da itiraza tabi olarak Sulh Ceza Hakimliğince denetlenebileceği, bazı durumlarda yeni delilin varlığından bahsedenlerin Sulh Ceza Hakimliklerinden taleplerinin karşılanmasını istedikleri görülmekle, bu durumda dahi Sulh Ceza Hakimliklerinin yeni delil olup olmadığının değerlendirilmesi için talebi soruşturmayı yapan Cumhuriyet Savcısına iletmesinin gerektiği nazara alındığında, Somut olayda, yeni delilin varlığından bahsedilerek bir değerlendirmede bulunulmadan ve değerlendirmede yanılgıya düşülerek kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edildiği şeklindeki kabul ile gelen talep üzerine, yeni delil olup olmadığını değerlendirme yetkisinin Cumhuriyet Savcısında olduğu ve yeni delil olduğunun düşünülmesi halinde talep edilmesi üzerine merciince yalnızca bu hususun değerlendirebileceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. (2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz." Şeklinde düzenlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinde; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. (5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz. (6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/10 md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır. “ Hükümleri yer almaktadır. 3. 5271 sayılı Kanun'un "İtiraz olunabilecek kararlar" başlıklı 267. maddesinde; "Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. ", aynı Kanun'un "İtiraz usulü ve inceleme mercileri" başlıklı 268. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında, "(1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır. (2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir. (3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir: a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh Ceza Hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla Sulh Ceza Hakimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hakimliğe; son numaralı hakimlik için bir numaralı hakimliğe; Ağır Ceza Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek Sulh Ceza Hakimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı Ağır Ceza Mahkemesinin bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hâkimliğine; Ağır Ceza Mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek Sulh Ceza Hâkimliği varsa, en yakın Ağır Ceza Mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine aittir...", yine Kanun'un "Karar" başlıklı 271. maddesinin dördüncü fıkrası, "Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir." denilmektedir. 4. Bu düzenlemeler doğrultusunda; kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile neticelendirilen bir soruşturma kapsamında yeni delil elde edilmesi halinde yapılacak işlemler, 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesi kapsamında düzenlenmiştir. Şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil elde edildiğinden bahisle talepte bulunulması üzerine, öncelikle bu hususta Cumhuriyet savcısınca bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Cumhuriyet savcısı tarafından söz konusu iddiaların yeni delil mahiyetinde olduğunun kabulü halinde, soruşturmaya devam olunarak kamu davası açılması hususunda yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilmesi durumunda bu hususta Sulh Ceza Hakimliğinden karar talebinde bulunulması, iddiaların yeni delil mahiyetinde olmadığının veya yeni delilin kovuşturma açılmasına yeter mahiyette bulunmadığının kabulü halinde ise, yeniden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ve bu kararın da itiraza tabi olarak Sulh Ceza Hakimliğince denetlenmesi; yeni delilin varlığı nedeniyle doğrudan Sulh Ceza Hakimliğinden talepte bulunması halinde dahi, Sulh Ceza Hakimliğinin yeni delil olup olmadığının değerlendirilmesi için talebi soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığına iletmesi gerekecektir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, adli-idari nitelikte bir işlem olup, başka bir anlatımla karma nitelikte bir karardır. Bu nedenle, beraat kararında olduğu gibi kişi hakkında verildiği fiile ilişkin olarak kesin hüküm sonuçlarını doğurmamaktadır. Ancak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesin hüküm sonuçlarını doğurmaması, soruşturma makamının bu karardan her zaman keyfi biçimde dönebileceği ve kamu davası açabileceği anlamına da gelmemektedir. Kanun Koyucunun, 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 10. maddesi ile yapılan değişiklik sonrası, 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesi uyarınca getirdiği düzenlemeden de açıkça anlaşıldığı üzere, fail hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra aynı fiile ilişkin olarak kamu davası açılabilmesi için, "yeni delilin meydana çıkması" ile "bu hususta Sulh Ceza Hâkimliğince bir karar verilmesi" şartlarına bağlanmış ve bu hususlar kovuşturma şartı olarak belirlenmiştir. Bu itibarla 5271 sayılı Kanun'un 160/1. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısının, yeni elde edildiğinden bahisle soruşturma işlemlerine başlaması için, Sulh Ceza Hakimliğinden bu yönde bir izin almasına gerek bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Cumhuriyet savcısı tarafından kamu davası açılmasına yeterli şüphe oluşturacak delil elde edildiği hususunda gerekli inceleme ve değerlendirme yapıldıktan sonra talepte bulunulması halinde Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilecek karar, önceki kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddinden bağımsız yeni bir karar niteliğindedir. 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesinde, bu husustaki incelemenin Sulh Ceza Hakimliği tarafından yapılacağına işaret edilmesiyle yetinilmesi ve talebin aynı Sulh Ceza Hakimliği tarafından incelenmesinin gerektiğine yönelik herhangi bir yasal düzenlemenin bulunmadığının anlaşılması karşısında, bu incelemenin Sulh Ceza Hakimliği tarafından yapılması yeterlidir. Keza 5271 sayılı Kanun'da Sulh Ceza Hakimliğinin itiraz üzerine verdiği kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin kararlara karşı herhangibir kanun yolu öngörülmemesi nedeniyle, bu kararlar kesin niteliktedir. Aynı şekilde, Sulh Ceza Hakimliği tarafından itirazın kabulüne karar verilmesi halinde de, şüpheli veya Cumhuriyet savcısına tanınmış bir kanun yolu bulunmamaktadır. Bu hususta Sulh Ceza Hakimliğince verilen ve kesin olan kararlara karşı olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma yoluna başvurulacağı öğretide ve uygulamada kabul edilmektedir. Aynı Kanun'un 172/2. maddesindeki; "kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hakimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz." hükmü ise, itiraz dışında Cumhuriyet savcısının taleplerini de kapsayan farklı bir kurumdur. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddedilmesi halinde, aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 5271 sayılı Kanun'un 173/6. maddesindeki atıf nedeniyle, Kanun'un 172/2. maddesinin uygulanacağına dair düzenleme de, bu kararların kural olarak talep üzerine verilen hakimlik kararları olduğuna işaret etmektedir. Bu halde, şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, yeni delil elde edildiğinden bahisle kaldırılmasına yönelik talebin reddine dair verilen kararın, 5271 sayılı Kanun'un 173/1. maddesine istinaden itiraz üzerine verilmiş bir karar değil ve fakat 172/2. maddesi kapsamında "talep üzerine tesis edilmiş yeni bir hakimlik kararı" olması nedeniyle, anılan Kanun'un 267. maddesindeki açık hüküm nedeniyle itiraz kanun yoluna tabi olduğunun kabulü gerekir. 5. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; Sivişoğlu Rüya Evleri isimli yazlık sitenin yönetiminde yer alan şüphelilerin, toplanan aidatları keyfi olarak harcadıklarının, kendilerine ve yakınlarına site yönetimi üzerinden menfaat sağladıklarının, hesapları düzenli şekilde tutmadıklarının, harcamalara ilişkin bilgi ve belge taleplerine cevap vermediklerinin, tadilat adı altında bir kısım göstermelik işler yaparak site sakinlerinin aleyhine olacak şekilde üçüncü kişilere haksız kazanç sağladıklarının iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında, Karasu Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.04.2021 tarihli ve 2021/251 Soruşturma, 2021/715 Karar sayılı kararı ile "...şüphelilerin üzerilerine atılı suçu işlediklerine ilişkin yeterli delil ve emare elde edilemediği..." gerekçesiyle şüpheliler hakkında atılı suçtan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik şikâyetçiler vekilinin itirazının, merci Sakarya 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 21.06.2021 tarihli ve 2021/1978 Değişik İş sayılı kararıyla reddine karar verildiği; bu karar sonrası şikâyetçiler vekili tarafından 27.04.2022 tarihli dilekçe ile soruşturma kapsamında "yeni delil" elde edildiğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması hususunda talepte bulunulması üzerine, merci Sakarya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 25.05.2022 tarihli ve 2022/2575 Değişik İş sayılı kararıyla, "...bu karardan sonra dosya arasında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırmaya elverişli yeni delil olmadığı" şeklindeki gerekçe ile talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 6. Yukarıdaki açıklamalar ışığında dosya kapsamına göre yapılan incelemede; a) İhbarnamede yer alan (1) numaralı kanun yararına bozma istemi yönünden; kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten ve bu karara yönelik itiraz reddedildikten sonra ortaya çıkan bir delilin, "yeni delil" mahiyetinde olup olmadığının belirlenmesi bakımından 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesi uyarınca yapılacak değerlendirmenin, önceden bu hususta karar veren merci tarafından yapılması gerektiğine yönelik herhangi bir yasal düzenlemenin bulunmadığı, bununla birlikte Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin, 08.07.2021 tarihli ve 568 sayılı kararına göre, Sakarya 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 01.09.2021 tarihi itibarıyla faaliyetinin durdurulmasına, 3. Sulh Ceza Hakimliğinde görülmekte olan dava, iş ve arşiv dosyalarının 2. Sulh Ceza Hakimliğine devrine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, şikâyetçiler vekilinin 27.04.2022 tarihli dilekçesi hakkında yeni delil elde edilip edilmediği hususunda karar veren Sakarya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 25.05.2022 tarihli ve 2022/2575 Değişik İş sayılı kararında bu yönden bir hukuka aykırılık görülmemiştir. b) İhbarnamede yer alan (2) numaralı kanun yararına bozma istemi yönünden; (ihbarnamede 2. paragrafta yer alan talep numaralandırılırken de (1) rakamının kullanılması maddi hata olarak kabul edilmiştir.) şikâyetçiler vekilinin, 27.04.2022 tarihli dilekçesinde belirtilen hususların yeni delil mahiyetinde olup olmadığı hususundaki değerlendirmenin öncelikle Cumhuriyet savcısı tarafından yapılması gerektiği, bununla birlikte bu talebin reddine dair Sakarya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 25.05.2022 tarihli ve 2022/2575 Değişik İş sayılı kararının itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle henüz kesinleşmediği, şikâyetçiler vekilinin bu karar sonrasında verdiği dilekçenin itiraz mahiyetinde olması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 264. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan; "(1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz. (2) Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir." şeklindeki düzenleme ve kanun yolu bildiriminde kararın kesin nitelikte olduğuna yönelik hatalı yönlendirme nedeniyle şikâyetçiler vekilinin yanıltıldığı hususu da gözetilerek, anılan karara karşı şikâyetçiler vekilinin itirazının incelenmesi için dosyanın itiraz merciine gönderilmesi gerektiği belirlenmiştir. Ayrıntıları, 14.11.1977 tarihli ve 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış birçok kararında açıklandığı üzere; 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebileceği, henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu kararın, 5271 sayılı 268. maddesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu, bu haliyle olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünceler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, İtiraz hususunda gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.10.2024 tarihinde karar verildi.