T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1598 Esas KARAR NO : 2026/472 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/05/2024 NUMARASI : 2021/234 ESAS, 2024/349 KARAR DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi ge…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1598 Esas KARAR NO : 2026/472 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/05/2024 NUMARASI : 2021/234 ESAS, 2024/349 KARAR DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın kendisine ait olan araziyi satmak isterken, davalılar; ..., ... ve iki taraftan da vekaletname alarak usulsüzlük yapan, avukatlar ... ve ... tarafından dolandırıldığını, kendisine ait olan araziyi satmak isterken, satış bedelini alamadığı gibi kendisine ait olan arazinin elinden alındığını, dava konusu olayda ... isimli davalının Pakistan İslam Cumhuriyeti'nde ikamet ettiğini, bu kişinin kamulaştırma yapılacağı bilgisini aldığı arazileri Türk Lirası ile Euro arasındaki kur farkından yararlanarak kötü niyetli avukatları ve adına işlem yapmakla yetkilendirdiği kardeşi ...'nun da yardımıyla satın alan bir kişi olduğunu, müvekkilinin ilerleyen yaşı ve bu konulardaki tecrübesizliğinden yararlanan kötü niyetli avukatlar ve davalıların davacıya adi yazılı taşınmaz satış protokolü ile buna bağlı bazı senetler imzalattığını, bu protokole dayanarak herhangi bir satış bedeli ödemeden, müvekkilini aldatarak ortaklığın giderilmesi davası açılmasına ve ardından ihale yolu ile satışa çıkan arazinin ...'na geçmesine sebep olunduğunu, dava dışı avukatların müvekkilinin de avukatlığını üstlenmelerine rağmen diğer müvekkilleri ... lehine ve davacı aleyhine 03.06.2014, 05.08.2016, 20.02.2017 tarihli bazı protokoller düzenlediğini, iki tarafın da vekilliğini yapan avukat ...'in protokolün sonuna şahit olarak eklendiğini, bir avukatın her iki tarafın vekilliğini yapamayacağı gibi taraflar arasında yapılan sözleşmeye taraf veya kefil olamayacağını, müvekkilinin de vekilleri olmasına rağmen, “... 106.500 Amerikan Doları bedeli 1 ay içerisinde iade edecek aksi takdirde icra girişimleri Av. ... tarafından gerçekleştirilecektir." şeklinde düzenleme ile kendi müvekkili aleyhine icra takibi yapabileceklerini düzenlediğini, “87.750,00 TL'nin en geç 1 Ağustos 2017 tarihine kadar iade edilmesi şartıyla senedin herhangi bir hükmü kalmayacaktır” şeklinde düzenleme yapılmasına rağmen o dönemde kendi müvekkilleri olan ... aleyhine 100.000,00 TL’lık senet düzenleyerek daha sonra kendisinden 100.000,00 TL talep ettiklerini, her ikisi de kendi müvekkilleri olmasına rağmen, ...’nun menfaati düşünülerek, onun alacağının Dolar kuruna çevrilip, davacıya ait alacağı Türk Lirası üzerinden hesapladıklarını, protokolde ödemenin ... denen şahıs tarafından bankadan kredi çekilerek yapılacağından bahisle müvekkilinin bu faiz ve masraflarından sorumlu tutulmasının kararlaştırıldığını, protokollere bağlı düzenlenen teminat senedi alacağı içinde hali hazırda halen kendi müvekkilleri olan ... aleyhine, Tekirdağ 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatarak, vekilliklerini üstlendikleri iki müvekkillerinden birini diğeri aleyhine takip başlatıldığını, taşınmazların 03.06.2014 tarihli protokolde 250.000,00 TL satış bedeli ile satıldığını, 20.02.2017 tarihli protokolde ise davalı ... tarafından 226.195,00 TL masraf yapıldığının yazıldığını, satış bedelinin 250.000 TL olan bir yer için bu miktarda bir masraf yapılabilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin de vekili olan avukatlar tarafından müvekkiline tapuda imza attıktan sonra kendisine satış bedelini aktaracaklarını söylediklerini ve müvekkilini aldatarak tapuda imza vermesine sebep olduklarını, müvekkilinin herhangi bir satış bedeli alamadığı gibi arazisinin de elinden alındığını ve üzerine de para ödemek zorunda bırakıldığını, müvekkili aleyhine işlem yapan avukatlar Erhan Sezen ve ... hakkında müvekkili adına şikayet başvurusu yapıldığını ve bu avukatlar hakkında "kınama" cezası verildiğini, adi yazılı taşınmazın satış protokollerinin Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/277 E. sayılı dosyasında mutlak butlan sebebiyle iptal edildiğini, bu dava sürecinde; davalı ... ve adına vekillik görevini sürdüren avukatlar tarafından, müvekkiline satış bedelinin ödendiği ve bu satış bedelinin bankadan kredi çekilerek ödendiğini iddia etmeleri üzerine mahkeme tarafından 10.12.2019 tarihli muhtıra ile satış bedelinin ödendiğini gösterir belgeler ve banka kredi sözleşmesi talep edildiğini, ancak şikayet edilen vekiller ve davalılar tarafından satış bedelinin ödendiğine dair herhangi bir resmi belge ve banka kredi sözleşmesinin dava dosyasına sunulamadığını, davacıya kötüniyetle adi yazılı taşınmaz satışı protokolüne bağlı olarak toplamda üç adet teminat senedi imzalattırıldığını, bu senetlerden; 20.02.2017 tanzim ve 01.08.2017 vade tarihli olan senedin daha önce aynı davalılar tarafından icraya konulduğunu ve teminat senedi olduğu gerekçesi ile mahkeme tarafından iptal edildiğini, dava konusu olan Tekirdağ İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takibe konan 23.02.2017 düzenleme tarihli, 01.10.2019 ve 01.12.2018 ödeme tarihli ve 25.000 TL ve 25.000 TL bedelli, diğer iki senedin taraflar arasında yapılan protokoller sebebiyle müvekkilinin aldatılması ile alınmış teminat senetleri olduğunu, dava konusu olan 01.10.2018 ödeme günü, 23.02.2017 düzenleme tarihi ve düzenleme yeri Tekirdağ olan senedin tarih kısmının üzeri tükenmez kalem ile çizilmiş ve senet yazısında tahrifat yapılarak tarihinin de değiştirildiğini, davalılar ve vekilleri hakkında TCK. Madde 157-158 Dolandırıcılık; TCK. Madde 156 Bedelsiz Kalan Seneti Kullanma, Senette Tahrifat ve diğer suçlarından dolayı Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı ...'nun yurtdışında yaşamakta olup, kendisinin davacıyı tanımadığını iddia ederek Tekirdağ İcra Müdürlüğü'nün 2021/3876 E. sayılı dosyasının dava sonuçlanıncaya kadar teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, Tekirdağ İcra Hukuk Mahkemesi'nin 04.06.2021 tarihli 2021/169 E. 2021/285 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davalıların dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine, davalı ... tarafından yapılan 10.11.2020 tarihli ikrar dikkate alınarak müvekkilinin ...'ın Tekirdağ İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe konu kambiyo senetlerinden dolayı borcunun olmadığının tespitine, tüm yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tekirdağ İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının alacaklısının davalı olarak vekaletnamesini sunduğu ..., borçlusunun ise bu dosyanın davacısı ..., takip dayanağının 28.02.2017 tanzim tarihli 25,000,00TL bedelli 01.10.2018 ve 01.12.2018 vadeli 2 adet senet olduğunu, davacı yanın her ne kadar dava konusu senetleri teminat senedi olarak nitelendirerek eldeki davayı açmış ise de ekte sundukları Tekirdağ İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/169 Esas ve 2021/285 karar sayılı 04.06.2021 tarihli karar ile davanın reddine karar verildiğini; davacının aynı iddiaları ileri sürerek borca itirazda bulunduğunu ve dava açtığını, davaya konu takibe dayanak senedin teminat senedi olduğu iddiasının; hangi ilişkinin teminatı olduğunun senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerektiğini, somut olayda takip dayanağı senetlerin üzerinde hangi ilişkinin teminatı olduğuna dair açıklama bulunmadığı gibi davacı tarafından sunulan protokollerde de takibe dayanak senetlere açık bir atıf bulunmadığı, Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/277 esas sayılı dosyasında da buna dair bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, bu red kararına müteakip davacı yanca aynı iddialarla bu kez işbu menfi tespit davasının açıldığını, buna göre eldeki menfi tespit davasının taraflarının ancak icra takibinin tarafları olabileceğini, cevap dilekçeleri ekinde vekaletnamesini yeni temin ettikleri ...'nun Tekirdağ İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında alacaklı veya borçlu herhangi bir sıfatı olmadığını, aleyhinde söz konusu icra dosyası veya takibe konu senetlerle ilgili olarak menfi tespit veya istirdat davası ikame edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu itibarla ...'na husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını; menfi tespit davasında esasa ilişkin olarak da maliki olduğu araziyi satmak isterken, dolandırıldığını öne sürdüğünü, davacı tarafça 01.10.2018 ve 01.12.2018 vade tarihli 2 ayrı kambiyo senedinden ısrarla bahsedilmediğini, takibe konu bu iki bononun Tekirdağ İcra Müdürlüğü kasasında saklandığını, takiplerinin konusu ve dolayısıyla menfi tespit davasının konusunun bu iki senet olup, davacı yanın dilekçesinde bahsettiği diğer senetlerin ise ; Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.12.2020 tarihli 2020/293 Karar sayılı ilamı ile geçersiz kabul edilen protokolde yer alan 20.02.2017 tanzim ve 01.08.2017 vade tarihli ve 03.06.2014 tanzim ve 11.06.2014 vade tarihli olup bu senetlere dayalı başlattıkları bir takip olmadığını, takip konusu senetlerin kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içermekte olduğunu, teminat senedi olmadığını savunarak davanın ... yönünden davacının, bu müvekkiline dava açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan ve de husumet yokluğundan davanın usulden reddine, davanın her halükarda esastan reddine, ayrıca davacının İİK.72/4 uyarınca alacağın %20' sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/05/2024 tarih ve 2021/234 Esas - 2024/349 Karar sayılı kararıyla; ''...Davacı vekili, davacı aleyhine başlatılan iki adet bonoya dayalı takipte bonoların teminat olarak verildiğini, üçüncü kişinin aldatması neticesinde tanzim edildiğini, bonoların bedelsiz olduklarını iddia ederek menfi tespit isteminde bulunmuş olup ayrıca senet metinlerinde nakden kaydı bulunmaktadır. Davalılar vekili davanın reddini istemiştir. Dava konusu bonoların tanzim sebebinde talil yapan davacı, bedelsizliğe yönelik iddiasını, yazılı delil karşısında kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, tanık beyanlarının bu anlamda kesin delil teşkil etmeyeceği, soruşturma dosyalarında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının iddiasını ispatlayamadığı, Mahkememizce tedbir kararı verilmiş ise de tayin edilen teminat yatırılmadığından tedbirin kalkmış sayılmasına karar verildiğinden alacaklı lehine tazminat şartları oluşmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın REDDİNE,..."' karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yemin deliline dayanılmasına rağmen yasaya aykırı olarak davalıya yemin verilmediğini, ... hakkındaki yemin işlemleri hukuka aykırı olarak iptal edildiğini, yemin deliline başvurulup başvurulamayacağı kesin bir süreye bağlanamayacağını, mahkeme tarafından yalnızca yemin metninin verilmesinin makul bir süreye bağlanabileceğini, verilen 3 günlük sürenin makul olmadığını, menfi tespit davasında ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, taraflar arasında yalnızca tek bir hukuki ilişki söz konusu olduğunu, Bu da adi yazılı protokoller ile yapılan taşınmaz satışı protokolleri olduğunu, Taşınmaz satışına ilişkin protokoller mutlak butlan ile sakat olduğunu, bu nedenle hukuki ilişki hiç doğmadığını, Mahkeme tarafından iptal edilen protokollere bağlı olarak verilen teminat senetlerinin herhangi bir hükmü kalmadığını, arazi satışı ve buna bağlı olarak düzenlenen dava konusu senetler dışında taraflar arasında başka bir hukuksal ilişki bulunmadığını, dava konusu teminat senetlerinin teminat amacıyla verildiğinin taraflarınca ispatlandığını, bizzat senetleri tanzim eden, taşınmaz satışı sözleşmelerini imzalayan ve senetleri teslim alan davalı ... tarafından verilen 19/04/2022 Tarihli Savcılık İfadesinin önem taşıdığını, 19/04/2022 Tarihli Savcılık İfadesinde;"...Daha sonra kardeşim ... adına satışı gerçekleştirdik satış işlemleri bittikten sonra ... ile avukat ...'in ofisinde buluşup hesap işlemlerini yaptık. ... kardeşim ...'na 100.000,00 TL borçlu çıktı. Bunu hemen ödeyemeyeceğini söyledi. 50.000,00 TL harman sonuna kalan 50.000,00 TL'yi de 1 yıl sonra 25.000,00 TL ve 25.000,00 TL olarak ikiye bölüp toplamda 3 adet senet düzenleyerek ödeyebileceğini söyledi. Bizde kabul ettik. Aramızda senetleri düzenledik..." ,"...kardeşim ... da senetlerden 50.000,00 TL bedelli olanını Av.... aracılığı ile diğer 25.000,00'er TL bedelli iki senedi de Av.... aracılığı ile icraya koydu. İşlemlerimiz halen devam etmektedir...", Taraflar arasında yapılan 20/02/2017 tarihli protokolün 2. sayfasında 100.000 TL'lık senedin taşınmaz satış protokolüne bağlı olarak ve teminat senedi olarak verildiği açıkça düzenlendiğini, Davalı tarafından 19/04/2022 tarihinde verilen ifade ile; "...20/02/2017 tarihli taşınmaz satışı protokolünde açıkça teminat senedi olduğu yazılan 20.02.2017 tanzim tarihli ve 100.000 TL bedelli bu senedin 50.000,00 TL'lık kısmı müvekkilimize ödeme kolaylığı sağlanmak amacıyla davalı tarafından ikiye bölünerek mahkemenizdeki davaya konu 28.02.2017 tanzim tarihli ve 01.10.2018 vade tarihli ve 25.000,00 TL ve 01.12.2018 vade tarihli ve 25.000,00 TL tutarındaki iki ayrı senet haline getirildiğini beyan ve ikrar ettiğini, Davalının savcılık ifadesinde belirttiği gibi mahkemedeki davaya konu bu senetler Tekirdağ İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı İcra Dosyası ile ve dava konusu mahkemedeki davada da vekillik görevini sürdüren Av.... tarafından icraya konulduğunu, davalı tarafından verilen 19/04/2022 tarihli savcılık ifadesi ile dava dilekçemizde de belirttiğimiz dava konusu senetlerin taşınmaz satış protokolüne bağlı olarak düzenlenen teminat senetleri olduğu doğrulandığını ve Tekirdağ 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/781 E. Sayılı Dava Dosyası'nda verilen karar ile de dolandırıcılık olayına maruz kalan müteveffanın taşınmaz satış protokolleri nedeniyle herhangi bir borcunun olmadığı ve bu senetlerin bedelsiz kaldığı buna rağmen davalılar tarafından icraya konulduğu yolundaki iddialarının doğrulandığını, davalıların isticvap yolu ile dinlenmeleri gerekçesiz olarak davanın başında reddedildiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, Menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı tarafından, takibe konu bononun hile yoluyla ve teminat olarak alındığı iddiasıyla borçlu olunmadığı ileri sürülerek dava açılmış olup, İddianın; " davalıların adi yazılı taşınmaz satış protokolü ile buna bağlı bazı senetleri davacıya imzalatıldığını, bu protokole dayanarak herhangi bir satış bedeli ödemeden, müvekkilini aldatarak ortaklığın giderilmesi davası açılmasına ve ardından ihale yolu ile satışa çıkan arazinin davalı ...'na geçmesine sebep olunduğunu, davalı ...'nun diğer davalının kardeşi olduğunu ve adına işlem yapmaya yetkili olduğunu, dava dışı avukatların müvekkilinin de avukatlığını üstlenmelerine rağmen davacı aleyhine işlem yaptıklarını, ilgili barodan kınama cezası verildiğini, adi yazılı taşınmazın satış protokollerinin Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/277 E. sayılı dosyasında mutlak butlan sebebiyle iptal edildiğini, davacıya kötüniyetle adi yazılı taşınmaz satışı protokolüne bağlı olarak toplamda üç adet teminat senedi imzalattırıldığını, bu senetlerden; 20.02.2017 tanzim ve 01.08.2017 vade tarihli olan senedin daha önce aynı davalılar tarafından icraya konulduğunu ve teminat senedi olduğu gerekçesi ile mahkeme tarafından iptal edildiğini, dava konusu olan Tekirdağ İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takibe konan 23.02.2017 düzenleme tarihli, 01.10.2019 ve 01.12.2018 ödeme tarihli ve 25.000 TL ve 25.000 TL bedelli, diğer iki senedin taraflar arasında yapılan protokoller sebebiyle müvekkilinin aldatılması ile alınmış teminat senetleri olduğunu, dava konusu olan 01.10.2018 ödeme günü, 23.02.2017 düzenleme tarihi ve düzenleme yeri Tekirdağ olan senedin tarih kısmının üzeri tükenmez kalem ile çizilmiş ve senet yazısında tahrifat yapılarak tarihinin de değiştirildiğini, davalılar ve vekilleri hakkında suç duyurusunda bulunulduğu," şeklinde ileri sürüldüğü görülmüştür. Davalı cevap dilekçesinde ise; davacı yanın dilekçesinde bahsettiği diğer senetlerin davaya konu icra takibiyle ilgisi bulunmadığını, takip konusu senetlerin mahiyetinin bono olduğunu, kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içerdiğini, teminat senedi olmadığını, senede karşı senetle ispat gereği ancak yazılı bir belge ile ispat edilebileceğini savunduğu ve aşamalardaki yazılı beyanında da Tekirdağ 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/277 E - 2020/293 K sayılı 09/12/2020 tarihli kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/1008 Esas 2022/697 Karar sayılı 08/03/2022 tarihli kararında; "... taşınmaz satışını /satış vaadine ilişkin taahhüt içeren sözleşme adi yazılı olarak düzenlenmesi ve resmi şekil şartına uyulmaması nedeniyle hukuken geçersiz ise de, dava konusu olayda, tarafların protokol hükümlerini benimsedikleri ve yükümlülüklerini büyük ölçüde yerine getirdikleri, satışı kararlaştırılan taşınmazın davacı adına devrinin sağlandığı, davacının taşınmaz üzerindeki hisseli durumun giderilmesi ile ilgili olarak davalı adına sarf ettiği masrafları talep etmesi üzerine uyuşmazlık çıktığı gözetilerek bu aşamada protokolün şekil şartı yönünden davalı tarafça ileri sürülen itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu değerlendirilmiş ve hukuki himayeden yararlanamayacağı, dolayısıyla uyuşmazlığın protokol hükümleri kapsamında çözüme kavuşturulması gerektiği sonucuna varılmıştır.'' şeklinde karar verildiğini beyanla karar örneğini dosyaya sunduğu görülmüştür. Davaya konu bono suretlerinden; Bonoların ... tarafından ... namına "nakden" kaydıyla; 28.02.2017 düzenlenme tarihli 01.10.2018 vade tarihli 25.000,00 TL bedelli ve yine 28.02.2017 düzenlenme tarihli 01.12.2018 vade tarihli 25.000,00 TL bedelli olarak düzenlendikleri görülmüştür. Sunulu Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı 2022/1519 Soruşturma 2022/7110 Karar 12/10/2022 Tarihli kararından; müşteki ... tarafından ... ile ... aleyhinde resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık, bedelsiz senedi kullanma suçlarından yapılan soruşturmada her iki şüpheli hakkında da atılı suçlardan ötürü kamu davası açılmasını gerektirir yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığı gerekçesiyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına,.." karar verildiği, kararın 19/11/2022 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği görülmüştür. HGK 15.09.2020 Tarih 2017/12-269 Esas 2020/591 Karar;... kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu nedenle de bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılması zorunlu değildir..21...bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nın 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir.22. Bononun teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılamadığı hâllerde borçlu bu iddiasını İİK’nın 168/5 ve 169/a maddeleri kapsamında borca itiraz olarak ileri sürebilir... 25. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise İİK’nın 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır...26. Bir “teminat bonosu”ndan söz edilebilmesi için, ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir. Öğretide verilen örneklerde, örneğin bir müteahhidin inşaatı zamanında bitirememesi durumunda ödemek zorunluluğunda kalacağı cezai şart karşılığında verdiği bono bir teminat bonosu olduğu gibi, satın alınıp, bedeli ödenmekle birlikte tapuda henüz devri yapılmadığı için satın alan kişinin adına tescil edilemeyen bir taşınmazın bedeline ilişkin olarak düzenlenip alıcıya verilen ve devir gerçekleştikten sonra karşılıksız kalacağı öngörülen bir bono da bu niteliktedir. Aynı şekilde, kiracının, kiralanana vereceği muhtemel zararların teminatı olarak kiralayana verdiği bono da bu anlamda bir teminat bonosudur (Türk, A.: Kambiyo Senedi Borçlusu Tarafından Açılan Bedelsizliğe ve Hükümsüzlüğe Dayalı Menfi Tespit Davalarının Gösterdiği Özellikler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2005, Cilt 7, s. 329, 330)..." şeklinde karar verilmiştir. Dosya incelendiğinde; -24/04/2023 tarihli ara kararı ile, "Davacı vekiline, delil listesinde yemin deliline dayanmış olduğunun hatırlatılarak, davalı ...’na yemin teklif edip etmeyeceği, edecekse hangi soruların sorulacağı hususunda beyanda bulunmak üzere 3 günlük kesin süre verilmesine, kesin süre içinde beyanda bulunulmaması halinde HMK 94/3. madde gereği yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususunun ihtarına," karar verildiği, ara kararın davacı vekiline 22.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği ve davacı vekilinin de sürenin hitamından bir gün sonrasında 26.05.2023 tarihli dilekçesi ile yemin deliline dayandıklarını beyan ettiği ,-31/05/2023 tarihli celse ara kararı ile "1- Davacı vekilinin bu celse bildirmiş olduğu soruşturma numarası nedeniyle Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/812 soruşturma sayılı dosyasının gönderilmesinin istenilmesine,2- Davalı vekilinin hazır edilme ihtimali ve (1) nolu bentteki savcılık dosyasının esasa etkili olup olmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinden bir sonraki celse davalı ...'nun hazır olması halinde yemininin yaptırılmasına, 3- (1) nolu bende göre istenen dosyanın davaya etkisi olmayacağının değerlendirilmesi ve (2) nolu bende göre bir sonraki celse ...'nun hazır olmaması halinde her iki davalı yönünden yemin yaptırılıp yaptırılmayacağı hususunda bir sonraki celse değerlendirme yapılmasına, "-12/07/2023, 26.10.2023 tarihli celse ara kararları ile yemin ve buna dair işlemlerin yapılmasına yönelik ara kararlar tesis edildiği,-21/11/2023 tarihli ara karar ile "davacı vekiline tanınan kesin sürenin 25.05.2023 tarihinde sona erdiği anlaşılmakla davalı ... yönünden yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... yönünden davacının yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına,2- Mahkememizin 12.07.2023 tarih 2 nolu ara kararından dönülmesine,3- Davacı ... yönünden yemin teklif edilmesi isteminin, esasa etkili olmayacağından reddine, karar verildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamından; davacı tarafından menfi tespit talebe konu senetlerin hile ile teminat olarak alındığı ileri sürülmüş, davalı tarafından uyuşmazlığa konu senetlerin davacı tarafından delil olarak dayanılan protokol ve diğer senetlerden bağımsız olduğunu, bononun kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içerdiğini, teminat senedi olmadığını, senede karşı senetle ispat gereği ancak yazılı bir belge ile ispat edilebileceğini savunmuştur. Uyuşmazlığa konu senetlerin "nakden" kaydıyla keşide edildiği nazara alındığında, yukarıda yer verilen Hukuk Genel Kurulu kararı da dikkate alınarak ispat külfeti davacı üzerindedir. İlk derece mahkemesince her ne kadar yazılı şekilde karar verilmiş ise de davacının "bedelsizlik" iddiası yönünden yemin deliline dayanması mümkün olduğundan, ilk derece mahkemesinin aksi gerekçesi yerinde değildir. Bununla birlikte, yemin deliline yönelik ilk derece mahkemesince kesin süre içerisinde beyanda bulunulmadığı gerekçesiyle "davacının yemin deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına" karar verildiği görülmüş ise de; Somut olay niteliği, dosya kapsamı, davalının yurt dışında yaşadığı ve bu nedenle yapılacak masrafların değerlendirilmesi de gerektiği görülmekle 24.04.2023 tarihli ara karar içeriğinde verilen "3 günlük" süre yetersiz olup, makul süre verilmeden tesis edilen ara kararın usulüne uygun olarak kabulü mümkün olmadığı gibi, davacı vekilince süre bitiminde bir sün sonrasına tekabül ettiği görülen 26.05.2023 tarihli dilekçesi ile de beyanda bulunması karşısında davacının hiçbir usuli işlemin gecikmesine sebep olmadığı, yemin metni yönünden takdir edilen masrafların davacı tarafından karşılandığı ve devam eden 31/05/2023, 12/07/2023, 26.10.2023 tarihli celse ara kararları ile yemin deliline dair işlemlerin yapılmasına yönelik mahkemece ara karar tesislerine devam edildiği, 31.05.2023 tarihli celse ara kararında da celp edilecek delilin değerlendirilmesi sonrasında yemin yaptırılıp yaptırılmayacağı hususunda bir sonraki celse değerlendirme yapılmasına şeklinde ara karar tesis edilmesi karşısında işbu celse ara karar tarihinde dahi aslen ilk derece mahkemesince yemin delilinin değerlendirme aşamasına geçilmemiş olduğu nazara alındığında "yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına" dair verilen karar yerinde değildir. Davacının hangi hususlarda yemin deliline dayandığını açıklaması yeterli olduğundan, ilk derece mahkemesince yapılması gereken yemin metnini düzenlemek ve karşı tarafa tebliğ etmektir. Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, karar kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK nın 353/ 1- a-6 maddesi gereğince kısmen KABULÜNE, 2-Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.05.2024 Tarih ve 2021/234 Esas, 2024/349 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-Karar kaldırma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 6- İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 573,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.742,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.26/03/2026