Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması ve avukatla görüşmenin teknik araçlarla kayda alınması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, ByLock haberleşme programı verilerinin hukuka aykırı olması, belirleyici delil olarak ByLock programı verilerine dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi ve bilirkişi incelemesi yaptırılmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması ve avukatla görüşmenin teknik araçlarla kayda alınması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, ByLock haberleşme programı verilerinin hukuka aykırı olması, belirleyici delil olarak ByLock programı verilerine dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi ve bilirkişi incelemesi yaptırılmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 6/6/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1991 doğumlu olup inceleme tarihi itibarıyla Burdur E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak tutulmaktadır. Başvurucu, bireysel başvuruya konu olayın geçtiği tarihte Burdur İl Millî Eğitim Müdürlüğünde memur olarak görev yapmaktadır. Başvurucu, terör örgütleriyle veya Millî Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla irtibatı olduğu gerekçesiyle 15/8/2016 tarihli ve 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmıştır.A. Genel Bilgiler Türkiye'de Fetullah Gülen tarafından kurulan, 1960'lı yıllardan itibaren faaliyette bulunan ve uzun yıllar boyunca dinî bir grup olarak nitelenen bir yapılanma mevcuttur. Bu yapılanma süreç içinde "Cemaat", "Gülen Cemaati", "Fetullah Gülen Cemaati", "Hizmet Hareketi", "Gönüllüler Hareketi" ve "Camia" gibi isimlerle anılmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, § 22). Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde -yeniden uzatılmayarak- son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında FETÖ/PDY'nin olduğunu değerlendirmiştir (darbe teşebbüsü ve arkasındaki yapılanmaya ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Yargı organları birçok kararda FETÖ/PDY'nin devletin anayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi, oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultuda mevcut idari sisteme paralel şekilde örgütlenen bir terör örgütü olduğunu kabul etmiştir. Yargı organları kararlarında ayrıca FETÖ/PDY'nin gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi birçok özelliğinin bulunduğunu ve bu örgütün diğerlerine nazaran çok daha zor ve karmaşık bir yapı olduğunu ortaya koymuştur (FETÖ/PDY'nin genel özellikleri için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26; yargı organlarındaki örgütlenme biçimi için bkz. Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 22; Alparslan Altan [GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018, § 11). Örgütlenme şekli olarak gizliliği esas alan FETÖ/PDY'nin üyelerine telkin ettiği yöntemler, istihbarata karşı koyma olarak nitelendirilebilecek düzeyde güvenlik önlemleridir. Bu bağlamda FETÖ/PDY'nin kurucusu ve lideri olan Fetullah Gülen'in örgüt mensuplarına "Hizmet bir namaz ise tedbir onun abdestidir. Tedbirsiz hizmet abdestsiz namaz gibidir." şeklinde talimat verdiği ifade edilmiştir. Gizliliği sağlamak üzere örgüt tarafından başvurulan yöntemler arasında -diğer pek çok terör örgütünde olduğu üzere- kod adı kullanmak da yer almaktadır. Soruşturma ve kovuşturma makamlarının tespitlerine göre FETÖ/PDY'nin deşifre olmamak için bir tedbir olarak iletişimde başvurduğu temel yöntem yüz yüze görüşmedir, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise kripto programlar üzerinden iletişimdir. Örgüt liderinin "Telefonla görüşme yapanlar hizmete ihanet etmiş olur." şeklindeki talimatı nedeniyle telefonla olağan usulde örgütsel görüşme yapılması yasaktır (bu konuda detaylı bilgi için bkz. Yargıtay Ceza Dairesinin -ilk derece- 28/3/2019 tarihli ve E.2018/12, K.2019/45 sayılı kararı). Bu nedenle örgütsel iletişimde kullanılmak üzere güçlü kriptolu programlar geliştirilmiştir (Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 22).B. ByLock Programına İlişkin Açıklamalar FETÖ/PDY'nin örgütsel haberleşme için oluşturduğu ve örgüt mensuplarınca kullanılan iletişim yöntemlerinden birinin ByLock uygulaması olduğu özellikle darbe teşebbüsünden sonra örgütle bağlantılı soruşturma ve kovuşturmalarda tespit edilmiştir (Ferhat Kara, § 23). ByLock haberleşme programıyla ilgili kavramsal açıklamalara, programın tespiti, adli makamlara ulaştırılması ve adli sürece, yüklenmesine ve iletişimde kullanılmasına, genel ve örgütsel özelliklerine, yaygın uygulamalardan ayrılan yönlerine, ByLock verilerinin niteliği, anlamlandırılması ve kişilerle eşleştirilmesine ilişkin arka plan bilgisinin detaylarına Ferhat Kara kararında yer verilmiştir (Ferhat Kara, §§ 23-67). Başvurucuya İlişkin Süreç Burdur İl Millî Eğitim Müdürlüğünün 6/9/2016 tarihli ihbar yazısıyla FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu düşünülen personelin Burdur Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) bildirilmesi üzerine başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlamasıyla soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma sırasında, başvurucunun ByLock kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. Başvurucu bu kapsamda 5/10/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Burdur Sulh Ceza Hâkimliğinin 6/10/2016 tarihli kararıyla başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığınca (EGM-KOM) Başsavcılığa sunulan 2/3/2017 tarihli "Yeni ByLock CBS Sorgu Sonucu" başlıklı raporda, başvurucunun kendi adına kayıtlı GSM hattı üzerinden, IMEI numaraları tespit edilen iki ayrı cep telefonu vasıtasıyla ve ilk kez 20/8/2014 tarihinde ByLock iletişim programını kullandığı belirtilmiştir. Başsavcılığın 8/3/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açılmıştır. İddianamede FETÖ/PDY'ye ilişkin açıklamalara yer verildikten sonra başvurucunun durumu değerlendirilmiştir. İddianamede başvurucunun örgütün haberleşme aracı olan ByLock programının kullanıcısı olduğu tespitine yer verilmiştir. Söz konusu haberleşme programının örgüt üyesi olmayanlar tarafından kullanılmasının mümkün olmadığının vurgulandığı iddianamede, başvurucunun ByLock kullanıcısı olmasının onun örgüt içinde yer alma ve örgüte bilinçli olarak destek olma iradesinin varlığının açık delili olduğu belirtilmiştir. İddianamede sonuç olarak başvurucunun örgüt hiyerarşisine dâhil olduğu kanaati ifade edilmiştir. Başsavcılık, başvurucunun darbe girişimine katıldığına dair delil bulunmadığı gerekçesiyle anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuyla ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığınaaynı tarihte karar vermiştir. Burdur Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) 21/3/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme aynı tarihli tensip zaptıyla Bilgi Teknolojileri Kurumuna müzekkere yazılarak Bylock programının kullanıldığı 3*** *** ****101 ve 3*** *** ****101 IMEI numaralı cep telefonlarının 1/08/2014 tarihi ve sonrasında hangi hatlarda kullanıldığının tespiti ile bu hatların sahiplerinin kimlik ve iletişim bilgilerinin gönderilmesini istemiştir. Mahkeme ayrıca EGM-KOM'dan ByLock yazışma içeriklerinin istenmesine de karar vermiştir. Başvurucu 17/4/2017 tarihinde avukatının hazır bulunduğu duruşmada savunma yapmıştır. Başvurucu, ByLock programını kullanmadığını belirtmiştir. Akıllı telefon kullanmaya başladıktan sonra Apple Store ve Google Play gibi uygulama mağazalarında yeni çıkan uygulamaları zaman zaman indirdiğini ileri süren başvurucu, ByLock programını da bu kapsamda deneme amaçlı indirmiş olabileceğini ifade etmiştir. Başvurucu son olarak bu programın uygulama mağazalarından indirilmesinin önünde hiçbir engelin bulunmadığını iddia etmiştir. Başvurucunun müdafii de benzer savunmalarda bulunmuştur. Başvurucu 18/4/2017 tarihinde Mahkemeye gönderdiği yazılı savunmasında, biraz daha detaylandırmakla birlikte özü itibarıyla duruşmadaki sözlü savunmasına benzer açıklamalarda bulunmuştur. Başvurucu bunlara ek olarak ByLock'un Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından takip edildiğini örgütün anlaması üzerine ByLock'un güvenilirliği hususunda kafa karıştırmak amacıyla birçok masum insanı sisteme dâhil etmiş olabileceği konusunda basında yer alan haberlere atıfta bulunmuştur. Başvurucu müdafii 16/5/2017 tarihli duruşmada müvekkilinin ByLock kullanıcısı olduğuna dair emniyet birimlerinin bir sayfalık yazısının dışında bir bulgu bulunmadığını, FETÖ/PDY'nin masum kişileri bu programla ilişkilendirmiş olma ihtimalinin bulunduğunu belirtmiştir. EGM-KOM'dan yazılan müzekkerenin cevabının gelmemesi üzerine Mahkeme 7/6/2017 tarihli duruşmada EGM-KOM'un cevabının beklenmesine gerek olmadığına karar vermiştir. İddia makamı 4/7/2017 tarihli duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunmuştur. Mütalaada iddianamedeki tespitlere ek olarak başvurucunun 20/08/2014 tarihinden itibaren 145270 ID numarası üzerinden serhat91 kullanıcı adı ve deniz.1225 şifresini kullanarak ByLock kullamaya başladığı belirtilmiştir. KOM tarafından düzenlenip Mahkemeye gönderilen ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'na göre başvurucu adına kayıtlı ve başvurucunun kullanımında olan söz konusu GSM hattı üzerinden ByLock sunucusuna yapılan bağlantı sonucunda oluşturulduğu belirtilen veriler aşağıdaki şekildedir:i. user-ID numarası "145270", kullanıcı adı "serhat91", şifre "deniz.1225", adı "isa", tespit edilebilen ilk log tarihi: 08:11:2014, son online tarihi "2014, saat: 10:59:09".ii. "145270 ID'ye Bağlı İstatistik" başlığı altında "Veri" ve "Log" olarak kategorize edilen tespitlere göre yazışma/mail durumunun aktif/pasif olduğu, gönderilen mail sayısının 28 veri, giriş sayısının 19 log, alınan mail sayısının 3 log, giden arama sayısının 57 veri, alınan mesaj sayısının 25 log, okunan mail sayısının 2 log ile gönderilen mesaj sayısının 8 log olduğu görülmektedir. iii. "145270 ID'yi Ekleyenlerin Verdikleri İsimler (Roster)" başlığı altında 3 veri bulunduğu, gerçek kullanıcıları tespit edilen 3 ayrı User-ID kullanıcısından birinin söz konusu user-ID'ye "İSA" şeklinde gözlemlenmektedir.iv. "145270 ID'nin Eklediklerine Verdiği İsimler (Roster)" başlığı altında 3 veri bulunduğu, bu bölümde de user-ID numaraları kendileriyle eşleştirilen ve bu user-ID'yi ekleyen aynı kişilere ait user-ID, ad-soyad, T. kimlik numarası ve meslek bilgilerine yer verildiği tespit edilmektedir. v. "145270 ID'nin Katıldığı Gruplar ve Grupların Kişi Listesi" başlığı altında toplam 1 grup bulunduğu, bu grupta da gruba dâhil olan user-ID numaralarına ve bu numaraların tespit edilebilen kullanıcılarına ait kimlik bilgilerine yer verildiği anlaşılmaktadır. vi. "145270 ID'ye Bağlı Kişi Listesi" başlığı altında bu user-ID'yi ekleyen ve yine bu User-ID'nin eklediği aynı 3 user-ID numarasına ve bu numaraların kullanıcılarına ait kimlik bilgilerine yer verildiği görülmektedir. vii. "145270 ID'nin Arama Kayıtları" başlığı altında, söz konusu program kullanılarak farklı ByLock kullanıcılarıyla yapılan 85 arama kaydına dair tespitlere yer verildiği gözlemlenmektedir. Başvurucu, Mahkemenin 19/7/2017 tarihli kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Mahkeme ayrıca hükümle birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Mahkûmiyet gerekçesinde, başlangıçta terör kavramının hukukumuzdaki yeri açıklanmış; sonrasında hem FETÖ/PDY'nin kuruluşu, amaçları ve yapılanmasıyla ilgili olarak hem de ByLock iletişim programına, bu programa dair verilerin hukuka uygun delil olduğuna ve programın örgüt üyelerinin kullanımına sunulmuş örgütsel amaçlı bir uygulama olduğuna dair açıklamalara yer verilmiştir. Mahkûmiyete gerekçe olarak başvurucunun 145270 (Mahkeme kararında sehven 15270 biçiminde yazılmıştır.) user-ID numarası üzerinden serhat91 kullanıcı adıyla ByLock kullandığının tespit edildiği belirtilmiş ve bu haberleşme programının kullanılmasının tek başına örgüt üyeliği suçunun işlendiğini gösterdiği ifade edilmiştir. Mahkeme; görüşme içeriklerinin davanın sonucunu etkilemeyeceğinin değerlendirildiğini, bu sebeple görüşme içeriklerinin beklenmesine gerek görülmeden karar verildiğini vurgulamıştır. Başvurucu bu karara karşı 25/7/2017 tarihinde istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf dilekçesinde, başvurucunun örgütün hiyerarşik yapısı içinde bulunulduğunu gösteren herhangi bir delil mevcut olmadan salt ByLock uygulamasının kullanılmış olduğuna dayanılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi 22/9/2017 tarihinde istinaf istemini esastan reddetmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi, temyiz edilmesi üzerine Mahkemenin 27/2/2018 tarihli mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararını onamıştır. Nihai karar 17/5/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 6/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Ferhat Kara, §§ 83-