Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/5535 E. , 2024/6219 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/5535 Karar No : 2024/6219 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... VEKİLİ : Huk. ve. Mev. Gen. Müd. ... 2- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyona maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle yapılan ... sayılı başvuru üzerine maddi tazminat…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/5535 E. , 2024/6219 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/5535 Karar No : 2024/6219 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... VEKİLİ : Huk. ve. Mev. Gen. Müd. ... 2- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyona maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle yapılan ... sayılı başvuru üzerine maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kabulüne ilişkin olarak verilen 28/09/2021 tarihli Komisyon kararına karşı yapılan itirazın reddine dair 16/06/2022 tarihli Komisyon kararının iptali ile uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. DAVALILARIN SAVUNMALARI : Davalılardan Cumhurbaşkanlığı tarafından, yalnızca Adalet Bakanlığının hasım mevkiinde yer alması gerektiği; Adalet Bakanlığı tarafından, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Davacının feragati nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: ... DÜŞÜNCESİ : Dava, 7248 sayılı Kanun gereğince 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun, müteveffa ... için takdiren 158.688,00 TL manevi tazminatın kabulüne, maddi tazminat ile faize ve fazlaya ilişkin talebin reddine ilişkin olarak verilen ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır. 7248 sayılı 1924 Tarih ve 491 Sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Hükümlerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanunun 1. maddesiyle; 12/6/1960 tarihli ve 1 sayılı 1924 Tarih ve 491 Sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun 6. maddesi ve 24. maddesinin 2. fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. 7248 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında: "1 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca kurulan Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevî zararlar Hazine tarafından karşılanır. Bu kişilerin malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararları da karşılanır." hükmü, 3. fıkrasında: "İkinci fıkra kapsamında zarar görenler veya mirasçıları tarafından zararlarının karşılanması istemiyle yapılacak başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere, Cumhurbaşkanı tarafından bir Komisyon kurulur. Komisyonun çalışma usul ve esasları, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir. Bu madde kapsamında zararlarının karşılanmasını isteyenler, Komisyonun çalışma usul ve esaslarının Resmi Gazete’de yayımlanmasını izleyen üç ay içinde Komisyona başvurarak ikinci fıkra kapsamındaki zararlarının tazminini isteyebilirler." hükmü, 4. fıkrasında: "Komisyon kararlarına karşı, kararın tebliğini izleyen on beş gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyona itiraz başvurusunda bulunulabilir. İtiraz üzerine verilen kararlara karşı ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda dava açılabilir. Bu davalar acele işlerden sayılır." hükmü getirilmiştir. 7248 sayılı Kanun uyarınca kurulan Komisyonun çalışma usul ve esasları, "27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları" olarak Cumhurbaşkanı tarafından 24/02/2021 tarihli, 31405 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları'nın 3. maddesinde, maddi zarar: 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6. maddesi gereğince kurulan Kurul ile Divan tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin, bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararları, manevi zarar: 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6. maddesi gereğince kurulan Kurul ile Divan tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin, bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevi zararları ifade edeceği belirtilmiş, 10. maddesinde, 1) Komisyon incelemelerini dosya üzerinden yapacağı ve müzakere neticesinde, başvurunun reddine veya kabulüne karar vereceği, 2)-a) Başvurunun süresinde yapılmaması, b)Başvuran veya murisi hakkında Kurul ile Divan tarafından soruşturma ve kovuşturma yürütülmediğinin anlaşılması, c) Maddi zarara ilişkin başvurularda, başvuran veya murisinin mal varlığının müsadere edilmemiş olması, ç) Başvuranın zarar görenin mirasçısı olmadığının anlaşılması, hallerinde başvurunun reddine karar verileceği, 3)Mirasçılar tarafından yapılan manevi zarara ilişkin başvurularda manevi tazminat miktarı zarar gören muris esas alınarak ve bu miktarın başvuranlara miras payları oranında ödenmesine karar verileceği, 4. Maddi zarara ilişkin başvurular karara bağlanırken, uğranıldığı kesin olan ancak aradan geçen zaman sebebiyle tutar yönünden tespiti teknik olarak mümkün olmayan zararlar açısından hakkaniyete uygun bir tazminat miktarı belirleneceği, mirasçılar tarafından yapılan başvurularda maddi tazminatın miras payları oranında ödenmesine karar verileceği, kurala bağlanmıştır. 7248 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi 2. fıkrası kapsamında; zarar görenler, veya mirasçıları tarafından zararlarının karşılanması talebi ile yapılacak başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere, Cumhurbaşkanı kararı ile kurulan Komisyona yapılan başvuru sonrasında "Yüksek Soruşturma Kurulu (Kurul) ve Yüksek Adalet Divanına (Divan) ait arşiv belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde; haksız işlem tarihinden önce SİİRT Milletvekili olarak görev yapan davacının murisi ...'un 27/05/1960 tarihinde Yüksek Soruşturma Kurulu kararıyla gözaltına alındığı, 10/09/1960 tutuklandığı ve Divanın 15/09/1961 tarih ve E:1960/1; K:1961/11 sayılı kararıyla 4 yıl 2 ay ağır hapis ile cezalandırılmasına, amme hizmetlerinden müebbeten mahrumiyetine ve 1 yıl 4 ay 20 gün süreyle Sinop ilinde umumi emniyet nezareti altında bulundurulmasına karar verildiği, toplam 874 gün hürriyetinden mahrum bırakıldığı ve Af kanunu uyarınca 18/10/19632 tarihinde tahliye edildiği, zarar görenin haksız olarak hürriyetinden mahrum bırakıldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, çektiği ızdırap ve elem ile olayın oluşu ve niteliği itibariyle manevi zarara uğradığı değerlendirilerek zarar gören muris esas alınarak takdiren 158.688,00 TL manevi tazminat ödenmesine, maddi tazminat isteminin reddine karar verildiği, söz konusu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin 16/06/2022 tarihli kararın iptali istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 7248 sayılı Kanunun Geçici 1'inci maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca maddi tazminata ancak zarara uğrayanın malvarlığı değerlerinin müsaderesine karar verilmesi halinde doğacak zararın giderilmesi amacıyla karar verileceği açık olup, dava konusu olayda ise, davacının zarar gören murisinin malvarlığı değerlerinin müsaderesi hakkında Yüksek Soruşturma Kurulu ve Yüksek Adalet Divanı tarafından verilmiş bir karar bulunmaması ve merhum ...'un, 7248 sayılı Kanun kapsamında maddi zararının tespit edilememesi karşısında, davacının maddi tazminat ödenmesi yolundaki başvurusunun reddedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Davanın, Komisyon kararının manevi zararın tazmini isteminin reddedilen kısmı ile faiz talebinin reddine ilişkin kısmının iptali istemine gelince; Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeye yarayacak bir miktarda olması gerekmektedir. Yukarıda metnine yer verilen 7248 sayılı Kanun uyarınca, Yüksek Soruşturma Kurulu, Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin, bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevi zararların Hazine tarafından karşılanması hususu düzenlenmiş; zarar görenler, veya mirasçıları, tarafından zararlarının karşılanması talebi ile yapılacak başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere de, Cumhurbaşkanı tarafından bir Komisyon kurulacağı kurala bağlanmıştır. Olayda, davacının murisinin Divan kararıyla 4 yıl 2 ay ağır hapis cezasına çarptırıldığı, toplam 874 gün hürriyetinden mahrum bırakıldığı, 18/10/1962 tarihinde tahliye edildiği hususu değerlendirilerek, bu durum nedeniyle zarar görenin haksız olarak hürriyetinden mahrum bırakıldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, çektiği ızdırap ve elem ile olayın oluşu ve niteliği göz önünde bulundurularak müteveffanın manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ve zarar gören muris esas alınarak takdiren 158.688,00 TL manevi tazminat belirlemiş, mirasçısı olan davacıya da hissesi oranında ödenmesine karar verilmiş olup, takdir edilen manevi tazminat miktarında hakkaniyete ve hukuka aykırı bir husus görülmemiştir. Diğer yandan, faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatı ödediği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuna göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir. Uyuşmazlıkta ise, 7248 sayılı Kanun uyarınca kurulan komisyona tazminat ödenmesi talebiyle başvuran davacının başvurusu kabul edilerek manevi tazminat ödenmesine karar verildiği görülmekle, olayda idarenin temerrüte düştüğünden söz edilemeyeceğinden, davalı idare tarafından ödenmesine karar verilen manevi tazminata ayrıca faiz işletilmemesinde de hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddi yolunda karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Dava; 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyona maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle yapılan ... sayılı başvuru üzerine maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kabulüne ilişkin olarak verilen 28/09/2021 tarihli Komisyon kararına karşı yapılan itirazın reddine dair 16/06/2022 tarihli Komisyon kararının iptali ile uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Dosyanın incelenmesinden, vekaletnamesinde davadan feragate yönelik özel yetkisi bulunan davacı vekili tarafından, dosyanın tekemmülü sağlandıktan ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra verilen ve 25/11/2024 tarihinde UYAP kaydına giren dilekçeyle davadan feragat edildiği anlaşılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : İlgili Mevzuat: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 74. maddesinde, vekilin açıkça yetki verilmesi kaydıyla davadan feragat edebileceği öngörülmüş; 307. maddesinde, feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 309. maddesinde, feragat ve kabulün dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, feragat ve kabulün hüküm ifade etmesinin karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerektiği, feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olması gerektiği; 310. maddesinde, feragat ve kabulün hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği; 312. maddesinde ise, feragat ve kabul beyanında bulunan tarafın, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edileceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesinde, davadan feragatin yargılamanın ilk celsesinde gerçekleşmesi halinde karar ve ilam harcının üçte birinin, daha sonra gerçekleşmesi halinde üçte ikisinin alınacağı hükmolunmuştur. Ayrıca, 03/10/2024 tarih ve 32681 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 15. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştayda ilk derecede görülen davalarda birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat, kabul, davanın konusuz kalması ya da herhangi bir nedenle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda Tarife'de yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedileceği öngörülmüştür. Hukuki Değerlendirme: Davacı vekili tarafından verilen ve 25/11/2024 tarihinde UYAP kaydına giren dilekçeyle davadan feragat edilmiş olup, yasal şekle uygun olarak yapılan davadan feragat başvurusu nedeniyle davanın esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır. Öte yandan, dosyanın tekemmül ettiği, savcı düşüncesi alınarak taraflara tebliğ edildiği ve bu aşamadan sonra davadan feragat edildiği gözetildiğinde, yukarıda bahsedilen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükmü uyarınca davalı idare lehine Tarife'de yazılı duruşmasız işler için belirlenen vekâlet ücretinin tamamına hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Feragat nedeniyle dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi gereğince karar harcının 1/3'i olan ... TL'nin davacıya iadesine, posta gideri avansından artan tutarın ise kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya idesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/12/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.