1. Ceza Dairesi 2023/7983 E. , 2025/4552 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1803 E., 2023/360 K. KATILANLAR : ..., Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı SUÇ : Kasten yaralama HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Katılan ... vekili, katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf inceleme…
**1. Ceza Dairesi 2023/7983 E. , 2025/4552 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1803 E., 2023/360 K. KATILANLAR : ..., Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı SUÇ : Kasten yaralama HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Katılan ... vekili, katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Katılan ... vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.06.2021 tarihli ve 2019/16 Esas, 2021/291 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında katılan ...'yı kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/1, 86/3-e, 87/1-a-c-d, 62, 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 14.04.2023 tarihli ve 2021/1803 Esas, 2023/360 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik lehe ve aleyhe istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a ve 303/1-h maddeleri uyarınca katılan ... Hizmetler Bakanlığı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; eylemin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğuna, aksi kanaatte olası kastla öldürme suçuna vücut verdiğine ilişkindir. 2. Katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz sebepleri özetle; eylemin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğuna, üst sınırdan ceza verilmesi ve takdiri indirim hükmünün uygulanmaması gerektiğine ilişkindir. 3. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; eylemin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğuna ilişkindir. 4. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi ve haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Olay tarihinden önce sanık ile katılan ...'ün aynı iş yerinde masöz olarak görev yaptıkları, birlikte çalıştıkları tarihlerde iş konusunda aralarında anlaşmazlıkların yaşandığı, olay tarihinden yaklaşık 4 ay önce sözlü olarak tartışmaya başladıkları, daha sonra tartışmanın kavgaya dönüştüğü, kavga sonucunda birbirlerini karşılıklı olarak darp ettikleri ve birbirleri hakkında şikayette bulundukları, söz konusu olay gerçekleştikten sonra sonra sanığın iş yerinden ayrıldığı, olay tarihinde sanığın katılan ...'nın işe gideceği saati beklediği, katılanın ikametinden çıkarak işe gittiği esnada katılan ...'yı takip ettiği ve sanığın katılan ... tarafından tanınmamak için pardesü giydiği ve eşarp taktığı, katılanın kuaföre yaklaştığı esnada sanığın, katılanın arkasından gelerek boyun bölgesinden aşağı doğru metal matara içerisindeki sülfirik asiti döktüğü, olay yerinden kaçarak ayrıldığı, katılanın yakında bulunan kuaföre giderek yardım istediği, olay nedeniyle 3. derece %45 yanıklara neden olacak, yaşamsal tehlike geçirecek, çehrede sabit iz kalacak ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak nitelikte yaralandığı olayda; a) Sanığın eylemde kullandığı maddenin öldürmeye elverişli sülfirik asit olması, sanık ile katılan arasında öldürmeyi gerektirecek husumet bulunması, sanığın katılanın işe gideceği saati beklemesi, katılanın ikametinden çıkarak işe gittiği esnada katılanı takip etmesi ve sanığın katılan tarafından tanınmamak için pardesü giymesi ve eşarp takması, katılanın kuaföre yaklaştığı esnada sanığın katılanın arkasından gelerek katılanın boyun bölgesinden aşağı doğru metal matara içerisindeki sülfirik asiti dökmesi ve olay yerinden kaçarak ayrılması nazara alındığında eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 82/1-a-b ve 35/2, maddeleri uyarınca tasarlayarak ve eziyet çektirerek öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu halde suç vasfında yanılgıya düşülerek kasten yaralama suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. b) Katılan ... sanığın aynı iş yerinde masöz olarak çalıştıkları, birlikte çalıştıkları tarihlerde iş konusunda aralarında anlaşmazlıkların yaşandığı, olay tarihinden 4 ay kadar önce 18.04.2018 tarihinde sanık ile katılanın sözlü olarak tartışmaya başladıkları, daha sonra tartışmanın kavgaya dönüştüğü, kavga sonucunda tarafların birbirlerini karşılıklı olarak darp ettikleri ve birbirleri hakkında şikayette bulundukları, bu olay gerçekleştikten sonra sanığın iş yerinden ayrıldığı, olayın dava konusu olduğu, sanığın eylemini bu olaydan oluşan hiddet ve elemin etkisi nedeniyle gerçekleştirdiği, o olaya ilişkin davada tarafların şikayetlerinden vazgeçmesi suça konu olay tarihinden sonra 17.01.2019 tarihli duruşmada olduğu anlaşıldığından sanık hakkında haksız tahrik nedeniyle asgari oranda ceza indirimi uygulanması gerektiği halde hatalı gerekçe ile uygulanmaması, hukuka aykırı bulunmuştur. Kabule göre de; c) Sanığın eylemi neticesinde, katılanın 3. derece %45 yanıklara neden olacak, yaşamsal tehlike geçirecek, çehrede sabit iz kalacak ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak nitelikte yaralandığı olayda, birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 86/1. maddesi uyarınca temel cezaya hükmedilirken aynı Kanun'un 61. maddesindeki ölçütler ve 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gözetilerek en üst sınırdan belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe başlığı altında (2-a), (2-b) ve (2-c) numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle katılan ... vekilinin, katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz istemleri "suç vasfı, haksız tahrik ve temel ceza" yönlerinden yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 14.04.2023 tarihli ve 2021/1803 Esas, 2023/360 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdiren ... 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.06.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Dosya kapsamından; olay tarihinde sanığın katılan ...'nın işe gideceği saati beklediği, katılanın ikametinden çıkarak işe gittiği esnada katılan ...'yı takip ettiği ve sanığın katılan ... tarafından tanınmamak için pardesü giydiği ve eşarp taktığı, katılanın kuaföre yaklaştığı esnada sanığın, katılanın arkasından gelerek boyun bölgesinden aşağı doğru metal matara içerisindeki sülfirik asiti döktüğü, olay yerinden kaçarak ayrıldığı, katılanın yakında bulunan kuaföre giderek yardım istediği, olay nedeniyle 3. derece %45 yanıklara neden olacak, yaşamsal tehlike geçirecek, çehrede sabit iz kalacak ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak nitelikte yaralandığı olayda; Sanığın eylemde kullandığı maddenin öldürmeye elverişli sülfirik asit olması, sanık ile katılan arasında öldürmeyi gerektirecek husumet bulunması, sanığın katılanın işe gideceği saati beklemesi, katılanın ikametinden çıkarak işe gittiği esnada katılanı takip etmesi ve sanığın katılan tarafından tanınmamak için pardesü giydiği ve eşarp takması, katılanın kuaföre yaklaştığı esnada sanığın katılanın arkasından gelerek katılanın boyun bölgesinden aşağı doğru metal matara içerisindeki sülfirik asiti dökmesi ve olay yerinden kaçarak ayrıılması nazara alındığında eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 82/1-a-b ve 35/2. maddeleri uyarınca tasarlayarak ve eziyet çektirerek öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğundan bahisle suç vasfında yanılgıya düşülerek kasten yaralama suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun çeşitli içtihatlarında sonuçlarını bilerek ve isteyerek fiili işleme iradesi olan failin iç dünyasını ilgilendiren kastın failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak değerlendirilmesi gerektiği, Öldürme kastının ise -Fail ile mağdur arasında olay öncesine dayalı öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunup bulunmadığı, -Olayda kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişli olup olmadığı, -Mağdurdaki darbe sayısı ve şiddeti , -Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı, -Failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği, şeklinde belirtilen ölçütler dikkate alınmak suretiyle belirleneceği ve 5237 sayılı TCK'nın 35. maddesinde düzenlenen teşebbüs kurumunun uygulanabilmesi için ise, işlenmesi kast edilen suç açısından elverişli bulunan hareketlerle doğrudan doğruya icra hareketlerine başlanması, ancak elde olmayan nedenlerle haraketlerin tamamlanamamış veya neticeye ulaşılamamış olmasına göre değerlendirilebileceği, Olay sebebiyle katılanda üçüncü derece yanık meydana geldiği, Üçüncü derece yanıklarda derinin yüzeyinin etkilenecegi, bununla birlikte yanan yerde fonksiyon kaybının ortaya çıkacağı, bu yanıkta ciltte beyaz veya siyah renk değişikliklerinin görülebileceği, Üçüncü derece yanıkların ciddi bir tedavi gerektirip ve iyileşme sürecinin uzun olabileceği bilinmektedir. Asitler vücutta temas ettikleri yerlerde yara izleri bırakır, daha ileri düzeyde ise organ hasarı, solunum hastalıkları ve ölüme varan sonuçlara neden olabilir. Kimyasalın temas ettiği alan başlangıçta ağartılmış gibi görünürken zaman içinde kahverengi bir renk alır. Hızlı ve doğru müdahale edilmediği takdirde deriyi eriterek kemiklere kadar gidebilir. Asit eğer yüze sıçramış ise kaş, göz, kulak, burun ve ağıza zarar verir. Göze gelmesi durumunda körlük ve görme kayıpları meydana gelir. Birçok saldırıda kurbanların ne yazık ki gözlerinden birini ya da ikisini birden kaybettikleri görülür. Fiziksel hasarın dışında yaşanan travma nedeniyle korku, depresyon, toplumdan izole olma, utanç, değersizlik gibi derin psikolojik etkiler ortaya çıkar; ki bunlar uzun yıllar psikolojik destek almayı gerektirir. Kısaca diyebiliriz ki saldırı amacıyla kullanılan kimyasal nasıl deriyi aşıp kemiklere ulaşıyorsa, vücutta kalan hasarlar ve yaşanan travmanın olumsuz etkileri de kurbanda bir ömür boyu sürebilir. Sanığın "amacım hiçbir şekilde canına kastetmek değildi. Çektiğim acılardan dolayı sadece müştekinin canını acıtmak istemiştim. Öldürme kastım olsaydı bunu bıçak ya da silah gibi bir aletle yapardım ya da eylemime devam ederdim" şeklindeki savunması, ... Adli Tıp Müdürlüğünün 26.09.2018 tarihli mağdura ilişkin alınan raporunda, ense üst saçlı deri kısmından başlayıp sağ kalça altına kadar uzanan 75x30cm, sağ bacak arkada 7x5 cm, sağ kol arkada 27x10 cm, sol kol arkada 30x13 cm sol ön kolda 4 adet 4x1, 3x1,2x1,1x1, boyun sol dış yandan sol göğüs ön soluna uzanan 30x16 cm sağ ön kolda 5x4 ve 5x3 cm, çene sağında 7x2 cm sağ meme üstünde 4x1 cm .lik yanığa bağlı alanlar olduğu görülmekle, 3. Derece %45 yanığa neden olan yaralanmasının; yaşamsal tehlike oluşturduğu ve basit tıbbi müdahale giderilemeyecek nitelikte olduğu bildirilmesi, ... Adli Tıp Müdürlüğünün 12.06.2019 tarihli raporunda, mağdurun yaralanmasının yaşamsal tehlike oluşturduğunun ve basit tıbbi müdahale giderilemeyecek nitelikte olduğunun, ayrıca mağdurun yaralanmasının boyun sol dış yandan sol göğüs ön soluna uzanan 30x16cm'lik keloid tarzı skar, çene sağında 7x1 cm'lik skar olduğu yaralanmanın çehrede sabit eser niteliğinde olduğu bildirilmesi, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tip Ana Bilim Dalı Başkanlığının 20.04.2021 tarihli adli raporunda, mağdurun yaralanmasının total vücut yüzdesi yaklaşık %10 ile 50 arasında yanık skarı ve skarlara bağlı servikal, sol omuz hareket kısıtlılıkları ile sol üst ekstremiletede kısalığa neden olan yaralanmasının duyu veya organlarından birinin işlevini sürekli zayıflaması niteliğinde olduğunun bildirilmesi, ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen uzmanlık raporunda, olay tarihinde sanığın, mağdura dökmüş olduğu maddenin kuvvetli asitlerinden H2SO4(sülfirik asit) isimli kimyasal madde olduğu tespit edildiğinin bildirilmesi, Olay tarihinden önce sanık ile mağdur arasında öldürmeyi gerektirecek husumetin bulunmadığı, olay tarihinden önce tarafların birbirine karşı şikayetçi oldukları olay nedeniyle ... 4.Asliye Ceza mahkemesinde açılan davada tarafların karşılıklı olarak şikayetlerinden vazgeçmeleri nedeniyle tarafların haklarında olan kamu davalarının düşürülmesine karar verilmesi, Olay tarihinde ise sanığın söz konusu olay nedeniyle işten çıkarılması ve kendisine tebliğ edilen mahkeme kararı neticesinde öfkelenen sanığın, tanık olan babasının bahçesinde bulunan tarım ilacını alarak mağdurun sırtından aşağı döktüğü ve olay yerinden kaçtığı, sanık aşamalarda vermiş olduğu savunmalarında, mağduru yaralamak kastıyla hareket ettiğini beyan ettiği, sanığın mağduru gerçekten öldürmek istemesi halinde kullandığı sülfirik asidi öldürmeye daha elverişli olacak şekilde katılanın ağzının içerisine dökmeyi denemesi veya öldürmeye daha elverişli kesici delici bıçak, balta, satır, nacak, girebi vb gibi aletler dışında daha nitelikli ateşli silahlar kullanabileceği halde öldürmeden ziyade daha çok vücutta hasar bırakan sülfirik asidi beden dışına gelecek şekilde dökülerek kullanmasının sanığın yaralama kastıyla hareket ettiğini gösterdiği, ayrıca dosya kapsamında da sanığın bu savunmalarının aksini gösterir başkaca maddi bir delilin bulunmadığı hususu ile "Şüpheden sanık yararlanır" ilkesi birlikte değerlendirildiğinde, sanığın savunmalarına itibar ederek sanığın eyleminin kasten yaralama olarak nitelendirilmesi gerektiğine dair kararın onanması gerektiği görüşündeyim.