10. Hukuk Dairesi 2023/4320 E. , 2024/8315 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1072 E., 2022/1736 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Akhisar 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2014/396 E., 2021/345 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili, davalı ... ve ... .. Ltd.
**10. Hukuk Dairesi 2023/4320 E. , 2024/8315 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1072 E., 2022/1736 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Akhisar 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2014/396 E., 2021/345 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili, davalı ... ve ... .. Ltd. Şti. vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 31.10.2013 günü davalılara ait inşaatta çalışırken inşaatın 3. katından düşerek yaralandığını, davalılardan ...'nun inşaat işleri yaptığını ve diğer davalı ...'a ait 4 katlı binanın tadilat ve yenileme işlerini almış olduğunu, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğunu belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL maddi tazminatın ve 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 18.03.2020 tarihli dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin taleplerini 513.619,96 TL olarak arttırmıştır. II. CEVAP Davalı ... İnşaat San. ve Tic, Ltd. Şti. ile ... vekili, inşaat sahibinin ... olduğunu, tadilat ile ilgili yüklenici firmanın ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğunu, ...'nun inşaat ile ilgili hiçbir yükümlülük ve sorumluluğunun olmadığını, bu nedenle ... yönünden husumet itirazında bulunduklarını, davacının kaza sırasında balkon içinde çalıştığını, balkonun önünde 50-60 cm yüksekliğinde duvar bulunduğunu ve bu duvarın iş güvenliğini de sağladığını, bu nedenle tüm kusurun davacıya ait olduğunu, davacının psikolojik sorunları olduğunu ve kazanın davacının kullandığı ya da kullanmadığı ilaçlar nedeniyle meydana gelmiş olabileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...'ın 4 katlı binanın 3.kat balkonunda sıva tamiratı yaptığı sırada dengesini kaybederek balkon döşemesinin boşluğa bakan kenarından yaklaşık 7.20 metre yükseklikten beton zemine düşerek yaralandığı, kazanın meydana geldiği binanın ...'a ait olduğu, davalı ...'un binanın tadilat işini diğer davalı şirkete verdiği, ...'nun ise davalı şirketin yetkilisi olduğu, olay esnasında davacı ...'ın iş yaptığı balkonda düşmeyi önleyecek nitelikte korkuluk olmadığı, işçilerin rahat çalışması için iskele döşenmediği ve düşme riskine karşı yakalama ağı kullanılmadığı, davacıya iş güvenliği eğitimi verildiğinin ispatlanamadığı, davalı ...'nun şirket yetkilisi olarak işin sevk ve idaresini yaptığı, fiilen işveren vekili konumunda bulunduğu dolayısı ile kazanın meydana gelmesinde davalı ... ve Yağı İnşaat Taah.Limited Şirketi'nin %65 oranında, davalı ...'nun %10 oranında kusurlu olduğu, davalı ...'ın da kenarlarında düşmeyi önleyici korkuluk bulunmayan balkon döşemesi üzerinde sıva işi yaparken balkonun boşluğa bakan kenarına fazlaca yaklaştığından, emniyet kemeri kullamadığından sağlık ve güvenliğini tehlikeye düşürdüğünden kazanın meydana gelmesinde %25 oranında kusurlu olduğu, kusur durumunun bu şekilde kabul edildiği, tanıkların kazanın meydana geldiği gün davacının kullandığı veya kullanması gerektiği halde ilaç kullanmadığına ilişkin somut beyanlarının bulunmadığı gibi davalının bu iddiasını destekleyen somut delilin bulunmadığı, davacı işçinin psikolojik rahatsızlığı, bir başka hastalığı veya herhangi bir başka nedenle dengesini kaybedebileceği, meydana gelen kazada tarafların kusur oranı noktasında bu hususun sonuca etkisinin bulunmadığı, nitekim dava konusu kazada davalı işverenin iş güvenliği önlemlerini almaması ve davacıya gerekli iş güvenliği eğitimlerini vermemesi davacının ise emniyet kemeri kullanmayarak kendi güvenliğini tehlikeye düşürmesi nedeniyle kusurlu bulunduğu, davalının bu yöndeki savunmalarına itibar edilmediği, kaza nedeni ile davacı ...'ın Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İkinci Üst Kurulu'nun 31.10.2019 tarihli raporuna göre %52 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş olduğu, davacının gelirinin meslek odaları ve sendikalardan yapılan yazışmalar neticesinde asgari ücretten yüksek olduğunun ispatlanamadığı, SGK tarafından yapılan rücuya tabi geçici iş göremezlik ödeneği düşüldüğünde davacının geçici iş göremezlik zararının bakiye 10.771,03 TL olduğu, %52 maluliyeti nedeni ile 502.848,93 TL meslekte kazanma gücünden kaybedeceği belirlenerek davacının maddi tazminat taleplerinin bu miktarlar üzerinden hüküm altına alındığı, dosyaya sunulan tarihsiz dava dışı ... Polat imzasını taşıyan ve yine dava dışı ... ve ... isimlerinin bulunduğu ,imza bulunmayan, çeşitli tarihlerde davacı yakınlarına elden ödeme yapıldığına dair belgenin ibraname niteliği taşımadığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, günün ekonomik koşulları, olayın davacılar üzerindeki etkisi dikkate alınarak davacı için 40.000 TL manevi tazminata hükmedildiği, olayın oluşuna göre davalı ...'un iş kazasının meydana geldiği binanın sahibi olduğu ve binasının tadilat işini diğer davalılara anahtar teslim verdiğinin dosyada dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğu, 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi dikkate alındığında davalının üst işveren sıfatının bulunmadığı dolayısı ile iş güvenliğinin sağlanması açısından kazanın meydana gelmesi ile ilgili kusurunun olmadığı anlaşıldığından bu davalı yönünden açılan davanın reddine karar verildiği gerekçesi ile , "davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 513.619,96 TL'nin olay tarihi olan 31.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının maddi tazminat talebinin davalı ... yönünden reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 31.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Zeytin İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin davalı ... yönünden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar ... ve ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, hükmolunan manevi tazminat miktarının az olduğunu ve davalı ... adına açılan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, tüm kusurun davacıya ait olduğunu, davalı ...'nun şirket ortağı olması sebebiyle kusur izafe edilmesine imkan olmadığını, ...'nun %10 kusurlu olduğuna ilişkin raporun hükme esas alınmasına karşın, ...'nun müteselsil sorumlu tutulmasının yasal dayanağının bulunmadığını, dosyada kusur durumuna ilişkin alınan raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, ...'nun işveren vekili olmadığını, davalı şirketin yaptığı işin bina içi tadilat olduğunu, davalıların iskele kurma sorumluluklarının bulunmadığını, davacının psikolojik sorunları olduğunu 10.01.2013 tarihinden kazanın meydana geldiği 31.10.2013 tarihine kadar 10 kez psikolojik sorunları sebebiyle hastaneye başvurduğunu, kazanın davacının kullandığı ilaçlar nedeniyle meydana geldiğini bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki yazı, bilgi ve belgelere, yasaya uygun nedenlere, İlk Derece Mahkemesi'nce taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmamasına, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere göre özelikle İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporundaki tespitlerde isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince hükmolunan manevi tazminat miktarının zararla ve tarafların kusur durumlarıyla orantılı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, hükmolunan manevi tazminat miktarının az olduğunu, davacıya izafe edilen kusur oranının yüksek olduğunu, davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ...'un inşaatın tadilat işini vermiş olması nedeniyle taraflar arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle ; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.