10. Hukuk Dairesi 2012/16431 E. , 2012/23372 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 698-951 Üst düzey yöneticisi olduğu şirketin prim borçları nedeniyle 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan 2008/39969 takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin iptali istemine dair davanın uyulan bozma ilamı üzerine yapılan yargılaması sonunda; feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin hükmün süresi içinde temyizen ve duruşmalı olarak incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine, dosy
**10. Hukuk Dairesi 2012/16431 E. , 2012/23372 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 698-951 Üst düzey yöneticisi olduğu şirketin prim borçları nedeniyle 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan 2008/39969 takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin iptali istemine dair davanın uyulan bozma ilamı üzerine yapılan yargılaması sonunda; feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin hükmün süresi içinde temyizen ve duruşmalı olarak incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.11.2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına kimse gelmedi. Karşı taraf adına Av. ... geldi. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan Avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Çekişmeli yargıda kural olarak “tasarruf ilkesi” geçerlidir ve taraflar dava konusu üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilirler. Bu suretle davaya son verilebilmesinin bir yöntemi davadan feragattir ve anılan kurum 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 91 ila 95. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307 ila 312. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm kesinleşinceye kadar kullanılabilen bir hak niteliğindeki feragat, davacının istem sonucundan vazgeçmesi olup, kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğurmaktadır. Geçerliliği için davalının rızasına veya mahkemenin kabulüne gerek olmayıp, bu konudaki tek taraflı irade beyanının mahkemeye ulaşması yeterlidir. Mahkemece, yalnızca, feragatin gerçekten anılan anlamı içerip içermediğinin ve yasal yönteme uygun yapılıp yapılmadığının araştırılması ve koşullar gerçekleşmişse feragat nedeniyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerekmektedir. Diğer taraftan, davacı tarafından feragat bildirimi yapıldıktan sonra mahkemece henüz buna dayalı olarak karar verilmemiş olsa da, feragatten dönülemez. Davacının bu tür durumlarda, hata, hile veya ikrah nedeniyle feragatin geçersiz olduğunu aynı davada ileri sürebilme veya feragatin feshi için ayrı bir dava açabilme hak ve olanağı bulunmaktadır. Feragatin kesin hüküm oluşturma etkisi maddi anlamdadır ve feragat nedeniyle reddedilen dava, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeniden açılamaz. Ayrıca, feragat ile dava konusu uyuşmazlık esastan sona erdiğinden ve koşula bağlı hüküm verilemeyeceğinden, koşullu feragat geçersiz olduğu gibi, davacının istem sonucunun bir kısmından vazgeçmesi (kısmî feragat) durumunda, davanın feragat edilmeyen bölümü yönünden yargılamaya devam edilmesi zorunludur. Yukarıda açıklanan hususlar gözetildiğinde; mahkemece davacı vekili tarafından davadan feragat edildiğinin belirgin bulunmasına göre, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde "karar verilmesine yer olmadığı" şeklinde hüküm kurulmuş olması, 2-136 sayılı Avukatlık Kanununun 168. maddesinde yer alan, “Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. (Ek cümle:16.06.2009 - 5904 S.K./35.mad) Şu kadar ki hazırlanan tarifede; genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir. Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.” İçerikli açık yasal düzenleme karşısında, 6183 sayılı Yasanın uygulanmasından kaynaklanan davada, mahkeme için öngörülen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gereğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesinde yer alan 1086 sayılı Kanunun temyize dair hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine ilişkin düzenleme gereğince) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “karar verilmesine yer olmadığına” ibaresinin silinerek yerine “davanın reddine” ibaresinin yazılmasına, Davalı yararına vekalet ücreti takdirine ilişkin (5) numaralı bendinde yer alan “10.491,27” rakamlarının silinerek, yerine “1.100,00” rakamlarının yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.