4. Hukuk Dairesi 2011/9870 E. , 2012/11069 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ..... tarafından, davalı ... vd. Aleyhine 22/01/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 09/06/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafınd…
**4. Hukuk Dairesi 2011/9870 E. , 2012/11069 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ..... tarafından, davalı ... vd. Aleyhine 22/01/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 09/06/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; hüküm, davacı ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile ilgili bir konuda vermiş olduğu karar üzerine davalı şirkete ait gazetenin 19.05.2009 günlü nüshasında yayımlanan ve davalı ... tarafından kaleme alınan yazılarda kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı şirketi temsilen ..., kamuoyunun ilgisini çeken böyle bir kararın bir gazeteci olarak eleştirilmesinin doğal olduğunu, davaya konu yazıda kişilik haklarına saldırının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davaya konu yazıda, davacının bir örgütün üyesi, ilgili kararın bir düşüncenin gerçekleşmesi için özellikle verilmiş ideolojik bir karar olduğu imasında bulunulduğu, davacıya yaptığı iş nedeniyle de ağır ithamlarda bulunulduğu, bu isnatların davacının icra ettiği hakimlik mesleğinin onur ve saygınlığını zedelediği gerekçesiyle istemin bir bölümü kabul edilmitir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davaya konu yazının, davacının Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevini yürütürken Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara yapılan itiraz üzerine vermiş olduğu 15.05.2009 tarih ve 2009/702 değişik iş sayılı kararının kamuoyunda tartışıldığı günlerde kaleme alındığı ve bazı hukukçuların görüşlerine yer verildiği anlaşılmaktadır. Kararın muhatabının ülkenin Cumhurbaşkanı olması, önde gelen bazı hukukçular tarafından söz konusu kararın hatalı, hatta cumhurbaşkanını yıpratmaya yönelik olduğuna ilişkin açıklamalara yer verilmiş olması ve davacının konumu göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu edilen ifadelerin eleştiri sınırında kaldığı, kişilik haklarına saldırı boyutuna ulaşmadığı anlaşılmaktadır. Şu halde, yerel mahkemece istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin kısmen kabul edilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.