T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1549 KARAR NO : 2025/1654 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/04/2024 NUMARASI : 2020/437 Esas - 2024/256 Karar DAVANIN KONUSU : Maddi Tazminat DAVA TARİHİ : 16/10/2020 KARAR TARİHİ : 21/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/11/2025 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/04/2024 tarih 2020/…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1549 KARAR NO : 2025/1654 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/04/2024 NUMARASI : 2020/437 Esas - 2024/256 Karar DAVANIN KONUSU : Maddi Tazminat DAVA TARİHİ : 16/10/2020 KARAR TARİHİ : 21/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/11/2025 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/04/2024 tarih 2020/437 Esas 2024/256 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili, 04.10.2019 tarihinde müvekkillerinden ...'ın ... İlçesi ... Sok.ta bulunduğu esnada ... yönetimindeki ... plakalı aracın kendisine çarpması neticesinde yaralandığını, kaza nedeniyle Menemen Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/6136 soruşturma sayılı dosyasıyla kamu dava açıldığını, kaza nedeniyle müvekkilinin Ege Üniversitesinde tedavi altına alındığını, yüz çevresinde ve burunda yaralanmasının olduğunu, kaza nedeniyle kemiğinin vücudundan dışarı çıkması sebebiyle birçok kez ameliyat olduğunu, çıkan aşık kemiğinin vücuduna tekrar yerleştirildiğini, ayağının kaza nedeniyle diğer ayağından kısa durumda olduğunu, koltuk değneği yada başkasının desteğini almadan yürüyemediğini, ömrünün sonuna kadar istediği gibi yürüyemeyeceğini, 4.000,00-TL koltuk değneği satın aldığını ve birçok masrafta bulunduğunu, müvekkilinin ilkokul öğrencisi olduğunu ve uzun süre okula gidemediğini ileri sürerek, şimdilik kalıcı iş göremezlik için 500,00-TL, geçici iş göremezlik için 250,00 TL ve tedavi gideri olan 250,00-TL olmak üzere şimdilik 1.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 15/03/2024 uyap tanzim tarihli ıslah dilekçesi ile, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olması kaydıyla, 500,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatını 390.000,00 TL ye, 250,00 TL tedavi gideri talebini 2.700,00 TL ye çıkartarak temerrüt tarihi olan 10.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 01.08.2019-2020 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 28406419 sayılı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, davayı kabul etmediklerini, Adli Tıp Kurumu trafik ihtisas dairelerinden, üniversitelerin makine-trafik kürsüsünden ya da karayolları genel müdürlüğü trafik-fen alanında uzman kişilerden oluşacak bilirkişi heyetinden kusur raporu alınması gerektiğini, davacının maluliyet oranının adli tıp kurumu 3. ihtisas dairesi tarafından tespiti gerektiğini, tazminat hesabının hesaplama konusunda uzman ve hazine siciline kayıtlı bir aktüer tarafından yapılması gerektiğini, avacıların ceza yargılaması sırasında şikayetinden vazgeçmesi ya da uzlaşma bildirimleri mahkemece ceza dosyasından tetkik edilerek araştırılması gerektiğini ileri sürerek davacının eksik evrakla başvuru yapması sebebiyle KTK. md. 97 gereğince davanın reddine, davacının dava konusu kaza sebebi ile uğradığı maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile tespitini tazminat hesabına ilişkin raporun Hazine listesinde yer alan uzman aktüerden alınmasına, temerrüde düşmemiş ve davanın açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmamasını, hükmolunması halinde müvekkil şirketin sorumlu olduğu azami poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı dikkate alınarak yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kusura yönelik dosyaya kazandırılan 21/03/2021 tarihli rapora göre dava konusu trafik kazası kaynaklı yaya haldeki ...'un %60 oranında, ...'ın ise %40 oranında kusurlu olduğu yönündeki rapor görüşü benimsendiği, ...'un maluliyetine yönelik birden fazla rapor kazandırmakla birlikte İstanbul ATK ikinci üst kurulunca dosyaya sunulan 09/11/2023 tarihli rapor hükme esas alınmakla bu kazadan kaynaklı davacı ...'un %20 oranında sürekli iş göremezlik hali ile olaydan itibaren 9 ay süre ile geçici iş göremezlik durumunun oluştuğu, bu kapsamında tevdisi üzerine sigortacı ve doktor bilirkişilerden oluşan heyetçe aktüer incelemesine dair sunulan 09/02/2024 tarihli raporda ... yönünden geçici iş göremezlik zararının hesaplanmadığı, benimsenen kusur oranına göre davacı yanda efor zararının oluşması halinde sürekli iş göremezlik tazminatının 881.383,11 TL, efor zararının oluşmaması halinde ise sürekli iş göremezlik tazminatının 810.587, 51 TL olduğu, SGK tarafından karşılanmayan tedavi gider zararının ise kusur oranı kırşılığı 2.700,00 TL olarak tespit edildiği yönündeki görüş neticesi sunulan 15/03/2024 tarihli ıslah dilekçesi kapsamında davanın kısmen kabulü ile kalıcı iş göremezlik yönünden davacı lehine 390.000,00 TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri yönünden ise yine davacı lehine 2.700 TL tazminata hükmedilmiş, geçici iş göremezlik tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, Mahkemece benimsenen kusur durumunun gerçeği yansıtmadığı, belirlenen faiz türünün hatalı olduğu, ıslah dilekçesine konu edilen faiz isteminin kabul edilmesi gerektiği hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürülmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili ise, zamanaşımı yönünden yapılan itiraza dair değerlendirmenin yerinde olmadığı, davalı sigorta yönünden verilen teminat miktarının 390.000,00 TL olmasına karşın tedavi giderine yönelik ayrı bir teminatın konusuymuş gibi karar verilmesinin yerinde olmadığı, maluliyet oranının fahiş olarak belirlendiği gibi maluliyetin tespitine dair hükme esas alınan rapor Erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış ise de davacı ...'un olay tarihinde yaşının küçük olması sebebiyle maluliyetin tespitinde esas alınacak yönetmeliğin Çocuklar için engellik değerlendirilmesi hakkında yönetmelik olması gerektiği, Mahkemece benimsenen kusur durumunun gerçeği yansıtmadığı, uzlaşma dosyasının incelenmediği, aktüer bilirkişisi tarafından yapılan hesaplamaların ve hesaplama yönteminin doğru olmadığı, faiz başlangıç tarihi dava tarihi olması gerekirken başlangıç tarihinin hatalı olarak belirlendiği hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı ile SGK tarafından karşılanmayan tedavi gider alacağından kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle kısmen davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı yanca ileri sürülen maddi tazminat istemi bakımından tensip ile verilen süre içinde sunulan dilekçe ve sonrası yazılı ve sözlü beyanlar kapsamında istemin kalıcı iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatı ile SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri alacağına yönelik olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar sigorta şirketi tarafından yapılan savunmada istem konusu edilen tedavi gideri talebine ilişkin sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmekte ise de 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ......nın sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ve çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; bakıcı giderleri, çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) ve sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. Dolayısı ile Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez. Bu halde davalı sigorta şirketi vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının ve yargılama aşamasında davalı aleyhine hükmedilen bakıcı giderinin müvekkilinden tahsil edilemeyeceği, talebin teminat dışı olduğuna yönelik itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmakla yukarıda açıklandığı üzere tedavi gideri talebi yönünden sigorta şirketinin sorumluluğu devam ettiğinden (Yargıtay 4. H.D'nin 13.09.2021 tarih 2021/3454 esas ve 2021/4465 karar sayılı kararı) bu yönden ileri sürülen istinaf itirazının yerinde olmadığı kabul edilmiştir. 2918 Sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/2. maddesine göre, ceza kanununda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalarda uygulanabilmesi için, eylemin ceza kanununa göre suç sayılması gerekli ve yeterlidir. Fail hakkında mahkumiyet kararı verilmesi veya bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması şart değildir. Yine, Ceza Kanunu’nda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır. Sürenin işlemeye başlaması için, zarar görenin, zararı ve onun failini öğrenmesi koşulu da aranmaz. (Yargıtay HGK 20.12.2006 tarih 2006/4-80 E. - 2006/813 K.) 30.11.2011 tarih ve 2011/17-569 E. 2011/710 K.) Bu kapsamda her ne kadar talebin zamanaşımına itirazında bulunulmuş ve olay sebebiyle açılan soruşturmanın da KYOK ile sonuçlandığı anlaşılmış ise de olayın 04/10/2019 tarihinde meydana geldiği, iş bu davanın ise belirsiz alacak davası olarak 16/10/2020 tarihinde açıldığı görülmekle bu yönden istinaf itirazının yerinde olmadığı kabul edilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E-2013/7276 K) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacıların manevi zararından işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumludur. Davalı yan yönünden sorumluluk atfedilebilmesi için olayın oluşumunda kazaya karışan tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arzeder. Bu kapsamda, dosyaya kazandırılan 21/03/2021 tarihli raporun itirazın aksine açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli olduğu gibi olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde ve olayın oluş şekline uygun düşecek biçimde, tarafların kusur oranlarının tespiti ile sonuca gidildiği göz önüne alındığında bu yönden ileri sürülen istinaf itirazlarının yerinde olmadığı kabul edilmekle söz konusu raporun mahkemece hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve 2022/1706 E. - 2022/9633 K.) Ancak yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren çocuklar için özel gereksinim değerlendirilmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerecektir. Bu kapsamda eldeki dosya konusu kaza 04/10/2019 olup, bu tarihte Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı, kaza tarihi itibariyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin geçerli olduğu anlaşılmasına göre, davacı çocuğun maluliyetinin Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğin 14 üncü maddesinde yapılan atıf uyarınca kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi (Yargıtay 4. HD'nin 2023/9912 esas v e2023/12650 karar sayılı ilamına göre) gerekmekle hükme esas alınan 09/11/2023 tarihli rapor bu yönüyle hükme elverişli olduğu gibi dosyaya birden fazla rapor kazandırılmış ise de son kazandırılan raporun önceki raporlardaki çelişkilerin giderilmesine yönelik hazırlandığı ve ayrıca maluliyet oranları arasındaki farkın son durum muayene bulguları farklılığından kaynaklandığı yönündeki açıklama göz önüne alındığında bu yönlerden ileri sürülen istinaf itirazlarının yerinde olmadığı kabul edilmekle söz konusu 09/11/2023 tarihli maluliyet raporunun mahkemece hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K. ) Dosya kapsamına kazandırılan 09/02/2023 tarihli aktüer raporunun da TRH 2010 tablosu kullanılmak ve % 10 artırım ve % 10 eksiltim yöntemince hazırlandığı anlaşılmakla birlikte bu yönden ileri sürülen istinaf itirazlarının yerinde olmadığı kabul edilmekle söz konusu raporun mahkemece hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Davalı tarafça sigortalanan aracın hususi otomobil olması nedeniyle yasal faize hükmedilmesinin isabetli olmasına göre, bu yönden ileri sürülen istinaf itirazının yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Her ne kadar davalı yanca talep konusu tazminatlar bakımından 390.000,00 TL'lik tek teminatın olduğu tedavi gideri için ayrı bir teminatın olmadığı belirtilmiş ise de tedavi giderlerinin poliçede yer alan 390.000,00 TL'lik ayrı bir teminat türü olan sağlık gideri gideri teminat limiti içerisinde kaldığından bu yönden ileri sürülen istinaf itirazının yerinde olmadığı kabul edilmekle tedavi gideri yönünden İDM'ce ayrıca hüküm kurulmasında isabetsizlik görülmemiştir. 2918 sayılı KTK'nın 98/1, 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigorta şirketinin tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Eldeki davada, dava dilekçesi ile faiz başlangıç tarihi dava tarihi belirtilmesine karşın ıslah dilekçesinde daha önceki bir tarih belirtilmekle İDM'ce ıslah dilekçesinde belirtilen tarih faiz başlangıç tarihi olarak kabul edilmiş ise de dava dilekçesindeki istemden öteye geçmesi doğru bulunmayan bu yönden yapılan yapılan değerlendirme doğru bulunmamış bu yönden ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olduğu kabul edilmiştir. Yapılan açıklamalar kapsamında, gerek kusur, gerek maluliyet ve gerekse aktüer yönden yaptırılan incelemeler neticesi kazandırılan raporların hüküm kurmaya elverişli olduğu gibi dosya kapsamı ile de uyumlu olduğu, söz konusu kazadan kaynaklı davacı ...'un 60 oranda, davalı yan yönünden ZMMS'li araaç sürücüsü ...'ın ise % 40 oranda kusurlu olduğu, bu kaza sebebiyle davacının % 20 oranda sürekli iş göremezliğinin oluştuğu gibi kazadan itibaren 9 ay süre ile geçici iş göremezliğinin oluşacağı, hükme esas alınan aktüer raporunda eforlu ve eforsuz olarak iki farklı sürekli iş göremezlik tazminat hesabı yapılmış ise de Yargıtay 17. HD yerleşik içtihatlarında trafik kazası sonucu beden gücü eksilen çocuğun günlük yaşamını sürdürürken, okula giderken, geleceğini hazırlarken, yaşıtlarına oranla sakatlığı nedeniyle daha fazla güç (efor) harcayacağını belirterek güç (efor) kaybı tazminatı verilmesini kabul ettiği ( Yargıtay 17. HD'nin 09.12.2015 tarih ve 2014/1724 E. sy. 2015/13653 karar sayılı ilamında olduğu gibi) buradan hareketle efor tazminatının sürekli maluliyetin varlığı halinde gözönüne alınması gereken bir husus olduğu fakat somut olayda, somutlaştırma dilekçesi ile ıslah dilekçesinde geçici iş göremezlik tazminatı talep edilmekle birlikte güç (efor) kaybı tazminatı talep edilmediğinden 6100 sayılı yasanın 26. maddesi gereği hakim taleple bağlı olup talepten başka bir şeye karar veremeyeğinden mahkemece geçici işgöremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmayıp davacı ...'un bu kaza sebebiyle kalıcı iş göremezlik tazminat alacağının 810.587,51 TL olarak kabulünün gerekeceği, davalı yanın sürekli iş göremezlik tazminatı ile tedavi gideri yönünden ayrı teminatlar ile sorumlu olduğu anlaşılmakla birlikte her ne kadar faiz başlangıç tarihi olarak farklı bir tarih benimsenmiş ise de yukarıda yapılan açıklama karşısında davacı faiz talep etmekte haklı olmakla birlikte davacı lehine hükmedilecek tazminatlar açısından faiz başlangıç tarihi olarak dava tarihi kabul edilmesi gerekirken aksi yöndeki değerlendirme doğru bulunmamış ve var ki bu durumdaki gibi istinaf isteminin kabulü esasa yönelik olmadığından İDM'ce hükmün ferileri yönünden verilen kararların korunması gerektiği değerlendirilmiştir. Bu durumda, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı faiz başlangıç tarihi yönünden kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/04/2024 tarih, 2020/437 esas ve 2024/256 karar kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-İstinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile; DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; - 390.000,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının dava tarihi olan 16/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, - 2.700,00 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri alacağının dava tarihi olan 16/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, - Geçici iş göremezlik tazminat talebinin reddine, Alınması gerekli 26.825,33 TL ilam harcından 54,40 TL peşin harç ile 6.690,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 20.080,93 TL karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanun'a göre davalıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına, Davacı tarafından sarfedilen 116,60 TL peşin harçlar ve 6.690,00 TL ıslah harcının, 586,00 TL tebliğ+yazı giderleri, 6.923,00 TL adli tıp ücreti ve 3.350,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.859,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine. Davacı yan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'ne göre kabul tutarı üzerinden hesaplanan 60.905,00 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine. Davalı yan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'ne göre ret tutarı üzerinden hesaplanan 250,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine. Sarfedilmemiş gider avansının bulunması durumunda karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 4-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 7-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcı ve 260,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.429,40-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 21/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.