Başvuru, kollukta ifade alma işlemleri sırasında başvurucunun kendi seçtiği müdafiiyle görüşememesi nedeniyle müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kollukta ifade alma işlemleri sırasında başvurucunun kendi seçtiği müdafiiyle görüşememesi nedeniyle müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/2/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetin kabul edilemez olduğuna, hakkaniyete uygun yargılanma hakkına yönelik şikâyetlerin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 1986 doğumlu olan başvurucu, bireysel başvuruya konu olayların meydana geldiği tarihte Kocaeli'nin Gebze ilçesinde ikamet etmektedir. Olay tarihinde başvurucu, ailesiyle birlikte bir market işletmektedir. Başvurucunun ailesinin işlettiği markete yakın bir mevkide müştekiler tarafından yeni bir market açılmış, bu market henüz faaliyete geçmeden önce kimliği belirsiz kişilerce müştekilere telefon edilerek "yeni iş yerinin açılış bedeli olarak 000 TL ödenmesi" istenmiştir. Telefonla arayan kişiler müştekileri bu parayı ödememeleri hâlinde işyerlerine zarar vermekle tehdit etmiştir. Telefon görüşmesinin ardından müştekilere ait marketin farklı şubelerine 20/4/2006, 8/5/2006 ve 21/5/2006 tarihlerinde benzin dökülerek yakma (kundaklama) girişiminde bulunulmuştur. En son 21/5/2006 tarihinde meydana gelen kundaklama olayı üzerine Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) olayla ilgili soruşturma başlatmıştır. Soruşturma kapsamında başvurucunun da aralarında olduğu bazı şüpheliler 21/5/2006 tarihinde gözaltına alınmıştır. Şüpheliler O. ve A.Y.O. başvurucunun akrabalarıdır. Şüphelilerin Gebze Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Grup Amirliğinde ifade alma işlemleri sırasında baro tarafından Av. T. görevlendirilmiştir. Şüpheli H.A. 21/5/2006 tarihinde kollukta verdiği ifadesinde her üç kundaklama olayıyla ilgili olarak ayrıntılı açıklamalarda bulunmuştur. H.A. ifadesinde özetle başvurucuyla müştekiler arasında bir husumet olduğunu, kendisini başvurucunun yönlendirmesi üzerine müştekileri telefonla arayarak onlardan para istediğini, bu parayı vermedikleri takdirde mallarına zarar vermekle onları tehdit ettiğini ifade etmiştir. Müştekilerin parayı vermemesi üzerine durumu başvurucuya ilettiğini ifade eden H.A. başvurucunun talimatı üzerine diğer şüpheliler ile birlikte üç kez kundaklama girişiminde bulunduklarını kabul etmiştir. 20/4/2006 tarihindeki ilk kundaklama olayını diğer şüpheli Y.G. ile birlikte gerçekleştirdiklerini, 8/5/2006 tarihli olayda ise şüpheli O. ve başvurucuyla birlikte hareket ettiğini, son kundaklama olayını da yine şüpheli Y.G. ve başvurucu ile birlikte gerçekleştirdiklerini belirtmiştir. H.A.ya ait İfade Tutanağı'nın altında Av. T.nin imzası bulunmaktadır. Şüpheli Y.G. kollukta verdiği 21/5/2006 tarihli ifadesinde özetle başvurucu ile müştekiler arasında husumet olduğunu, başvurucunun müştekilerin parayı vermemesi üzerine müştekilere ait marketi benzin dökerek yakmayı planladığını, bu plan dâhilinde başvurucuyla birlikte hareket ederek marketi yakma girişiminde bulunduklarını belirtmiştir. Başvurucu 22/5/2006 tarihinde saat 00'de kollukta verdiği ifadesinde özetle her üç kundaklama olayını da kendisinin tasarladığını ve diğer şüphelilerle birlikte hareket ederek müştekilere ait marketi yakmaya çalıştıklarını kabul etmiştir. İfade Tutanağı'na göre başvurucu "Her ne kadar yukarıda bu kundaklama olaylarını kabul ettiğimi söylesem de benim bu olaylarla bir alakam bulunmamaktadır." şeklinde açıklamada bulunarak ifadesini tamamlamıştır. Başvurucunun kollukta verdiği ifadeye ilişkin tutanakta Av. T.nin imzası bulunmaktadır. Başvurucu 22/5/2006 tarihli Başsavcılık sorgusunda ise kollukta baskı altında ifade verdiğini belirterek kundaklama olayına ilişkin tüm suçlamaları reddetmiştir. Başvurucu müdafii de kollukta verilen ifadeyi kabul etmediklerini, ifadenin baskı altında alındığını, ifade alma işlemleri sırasında başvurucunun vekâletli avukatıyla görüşmesine izin verilmediğini, başvurucunun baro tarafından görevlendirilen avukatla da görüştürülmeden ifadesinin alındığını belirtmiştir. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından Başsavcılığın 5/6/2006 tarihli iddianamesi ile başvurucunun da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında kasten mala zarar verme ve yağmaya teşebbüs suçlarından kamu davası açılmıştır. İddianamede şüphelilerin kollukta verdikleri ifadelere delil olarak yer verilmiştir. İddianamenin ilgili kısmı şöyledir: "Yukarıda açık kimliği yazılı olan şüphelilerden Mehmet OĞUR'un kardeşinin işlettiği market yanına müştekilerin market açması nedeniyle Mehmet OĞUR ile müştekiler arasında sorun çıktığı, diğer şüphelilerin Mehmet OĞUR'un arkadaşları olduğu, 20/04/2006 tarihinden 10 gün kadar önce Mehmet OĞUR'un müştekiler ile arasında ki olayı arkadaşları olan diğer şüphelilere anlattığı, şüphelilerin biraraya toplanıp şüphelilerden[O.], Mehmet OĞUR ve anköserlü telefondan müştekilere telefon edip yeni açtıkları iş yeri için 000 YTL para istedikleri, vermedikleri takdirde kendilerine ve iş yerlerine zarar vereceklerini söyledikleri, müştekiler istedikleri parayı vermeyince bir araya gelip bu durumu konuştukları, şüphelilerin Emniyet Müdürlüğünde avukat huzurunda alınan ifadelerinde 20/04/2006 tarihli yakma olayını Mehmet OĞUR, [A.Y.O.un] ve [H.A..nın] yaptığını ileri sürmüşler ise de dosya içeriğine ve şüphelilerin çelişkili beyanlarına göre ilk yakma olayını birlikte konuşup gerçekleştirdikleri;08/05/2006 tarihinde ki yakma olayını yine tüm şüphelilerin gerçekleştirdikleri şüphelilerin beyanlarından anlaşıldığı;:21/05/2006 tarihinde ki yakma olayınında [Y.G.] [H.A.] [...] ve [O..nun] gerçekleştirdiği beyan edilmiş ise de bu dört şüpheli yanında [A.Y.O.un] da bulunduğu, şüphelilerin her olayda nerede kimlerle birlikte giderek benzin aldıklarını açıkça beyan ettikleri dosya içerisinde ki beyanlarından, tutanaklardan ve soruşturma evrakından anlaşıldığından;Şüphelilerin atılı suçtan kovuşturmalarının yapılarak eylemlerine uyan ve yukarıda tatbiki istenilen kanun ve maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi kamu adına talep ve iddia olunur." Gebze Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülen yargılama on bir celsede tamamlanmıştır. Başvurucu, müdafiinin de hazır bulunduğu duruşmanın 6/7/2006 tarihli ilk celsesinde yaptığı savunmada atılı suçlamayı kabul etmeyerek kollukta verdiği ifadeyi reddetmiştir. Başvurucu savunmasında, kollukta ifade alındığı sırada görevli memurlar tarafından kendisine şiddet uygulandığını ve vekâletname ile görevlendirilen bir avukatı olduğu hâlde avukatıyla görüştürülmediğini ileri sürmüştür. Başvurucunun savunmasının ilgili kısmı şöyledir:"Sanık Mehmet Oğur Savunmasında; Ben atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Müştekileri tanımıyorum. Diğer sanıklar ile bir araya gelmiş değilim. Müştekilerin işyerlerini yakmış değiliz. Telefon edip, 00 YTL para istemedim. Suçsuzum, [H.A.yı] komşum olarak tanırım. [Y.G.yi] ise daha önceden tanımıyorum. 1 kere yoldan geçerken gördüm. [A.Y.O.] benim dayımın oğludur, suçsuzum. Karakolda beni polisler dövdüler dedi. Sanığın sorgudaki savunması okundu, soruldu. O savunmam doğrudur, tekrar ederim dedi. Sanığın polisteki ifadesi okundu, soruldu. Ben o şekilde ifade vermedim. Sadece bana imzalattırdılar. Ben ifadem alındığı sırada avukat görmedim. Benim kendi avukatım vardı. İfadem sırasında alınmadı dedi. El svapları tutanakları, sesten teşhis tutanağı, sanığın Savcılığındaki ifadesi, olay yakalama, üst arama tutanağı, ses teşhis tutanağı, olay yeri krokisi, olay yeri inceleme raporu, sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı, okunması gereken diğer bütün belgeler ayrı ayrı okundu, sanıktan soruldu. Nüfus ve adli sicil kaydı bana aittir. Diğerlerinden aleyhime olanları kabul etmiyorum. Savcılığındaki ifademe de bir diyeceğim yoktur dedi. " Yargılamada savunmaları alınan diğer sanıklar, kollukta verdikleri ifadelerinin baskı altında alındığını belirterek bu ifadeleri reddetmiştir. Başvurucu müdafii başvurucunun kollukta ifadesi alınırken seçilmiş müdafii Av. K.nın hazır bulunduğunu, buna rağmen başvurucu ile görüşmesine görevli memurlarca izin verilmediğini belirterek Av. K.nın tanık olarak dinlenmesi talebinde bulunmuştur. Mahkeme talebi kabul ederek bahsi geçen müdafinin beyanının alınması için duruşmayı ertelemiştir. Duruşmanın 31/8/2006 tarihli ikinci celsesinde Mahkeme, Av. K.yı tanık olarak dinlenmiştir. Av. K. beyanında başvurucunun gözaltına alınması üzerine ailesinin talebiyle başvurucu ile birlikte diğer şüpheliler O. ve A.Y.O.nun avukatlığını üstlendiğini, müvekkilleriyle görüşmek üzere Gebze Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Grup Amirliğine gittiği hâlde müvekkilleriyle görüşmesine izin verilmediğini ifade etmiştir. Duruşmanın 3/4/2007 tarihli celsesinde Başsavcılık makamı esas hakkındaki mütalaayı dosyaya sunmuştur. Mütalaada başvurucunun yağma suçuna teşebbüs ettiği sabit olmadığından bu suçtan beraatine, yangın çıkarmak suretiyle kasten mala zarar verme suçundan ise cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 24/4/2007 tarihli kararıyla başvurucunun yağmaya teşebbüs suçundan beraatine, yangın çıkarmak sureti ile kasten mala zarar verme suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına hükmedilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"... farklı suç tarihlerinde - 2006 / 2006 / 2006 - ve farklı roller üstlenerek - benzin almak, benzin dökmek, camları kırmak-delmek, kibrit çakmak- Çetinkaya marketin yakılması ve bu suretle üzerlerine atılı kasten mala zarar vermek suçunu işledikleri kabul edilmiştir. İddianame ile herne kadar üç kez cezalandırma istenilmiş ise de eylemlerin aynı yere yönelik olması ve yakın tarihlerde, kısa aralıklarla meydana getirilmesi gözönüne alındığında aynı kanun maddesinin aynı suç işleme kararı ile birden fazla ihlali hali mevcut kabul edilmiş ve eylem bütün olarak zincirleme suç kabul edilmiştir." Yargıtay Ceza Dairesinin 12/11/2012 tarihli kararı ile hüküm bozulmuştur. Bozma kararının gerekçesinde "sanıklar [H.A.] Mehmet Oğur [başvurucu] ve [Y.G.nin] hazırlık aşamasında savunman huzurunda alınan ifadelerinde olaya ilişkin ikrarda bulun[dukları] (...) sabit olduğu halde (...) yağma suçundan mahkȗmiyetleri yerine yazılı biçimde beraatlerine karar verilmesi"nin bozmayı gerektirdiği belirtilmiştir. Bozma kararına uyularak Gebze Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/5 sayılı dosyası üzerinden devam edilen yargılama beş celsede tamamlanmıştır. Yargılama sonucunda 6/6/2013 tarihli kararla başvurucu hakkında yağmaya teşebbüs suçundan 7 yıl 6 ay, mala zarar verme suçundan ise 4 yıl 2 ay hapis cezalarına hükmedilmiştir. Gerekçeli kararda başvurucunun ve diğer sanıkların kollukta suçu ikrar yönünde verdikleri ifadelere delil olarak dayanılmıştır. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"Maddi olay kısmında ve Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere; sanıkların 10/4/2006 tarihinde fikir ve eylem birliği içerisinde katılan [İ.Ç..yi] arayarak 'yeni işyeri açıyorsunuz açılış için bizim paramızı ödemediniz' dedikleri, bu tarihten 3 gün sonra sanıkların katılanı tekrar arayarak 'yeni işyerinin açılış bedeli olarak 000 TL ödemeniz gerekiyor, bu parayı ödemediğiniz takdirde işyerinize yada canınıza zarar vererek bu bedeli alırız, işyerinizi yakarız' dedikleri, katılanın bu parayı ödemeyi kabul etmediği, sanıkların 20/04/2006 günü saat:20 sıralarında katılanın Osman Yılmaz mahallesinde bulunan henüz faaliyete geçmemiş olan işyerinde çıkardıkları yangın neticesinde işyerinin camlı bölmesinin plastik fitillerinin, 08/05/2006 günü saat:20 sıralarında ise katılanın İbrahim ağa caddesinde bulunan ve aktif olarak çalışan işyerinde çıkardıkları yangın sonucunda ise ahşap tezgah ve plastik meyve kasalarının bir kısmının zarar gördüğü; 08/05/2006 tarihinden yaklaşık 1 hafta sonra sanıkların yine katılanı arayarak 'işyerinize zarar verdik, ancak siz bizi dikkate almıyorsunuz malınıza acımıyorsanız çoluk çocuğunuza canınıza acıyın, bir dahaki sefere size ve çocuklarınıza zarar vereceğiz' dedikleri ve bu telefon görüşmesinden 3 gün sonra ise sanıkların yine katılanı arayarak 'siz bizi dikkate almıyorsunuz bu işyerini size açtırmam' dedikleri ve 21/05/2006 günü saat:00 da sanıkların katılanın yine İbrahim ağa caddesinde bulunan işyerinin diğer bir şubesinde çıkardıkları yangın neticesinde işyeri giriş kapısının zarar görmesi biçiminde gelişen olayda; sanıkların eyleminin belirtilen şekilde Nitelikli Yağmaya teşebbüs boyutunda olduğu sonucuna varılmıştır." Başvurucu 28/6/2013 tarihli temyiz dilekçesinde -diğerlerinin yanı sıra- aralarında menfaat çatışması bulunduğu hâlde soruşturma aşamasında diğer şüphelilerle birlikte aynı müdafi tarafından temsil edildiğini, kollukta ifade alınırken kolluk görevlilerinin kötü muamelesine maruz kaldığını, bu nedenle kollukta verdiği ifadelerin hukuka aykırı şekilde alındığını belirtmiş; bu ifadeye dayanılarak kurulan hükmün bozulmasını talep etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 6/12/2017 tarihli kararı ile hüküm onanmıştır. Başvurucu 14/2/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Şüphelinin veya sanığın müdafi seçimi" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:"Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir; kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir.Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz." 5271 sayılı Kanun'un "Müdafiin görevlendirilmesi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir." 5271 sayılı Kanun'un "Müdafi ile görüşme" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz." 5271 sayılı Kanun'un "Müdafiin görevlendirilmesinde usul" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) 150 nci maddede yazılı olan hâllerde, müdafi;a) Soruşturma evresinde, ifadeyi alan merciin veya sorguyu yapan hâkimin istemi üzerine,b) Kovuşturma evresinde, mahkemenin istemi üzerine,Baro tarafından görevlendirilir. (2) Yukarıda belirtilen hâllerde müdafi soruşturmanın veya kovuşturmanın yapıldığı yer barosunca görevlendirilir. (3) Şüpheli veya sanığın kendisinin sonradan müdafi seçmesi halinde, baro tarafından görevlendirilen avukatın görevi sona erer." 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli veya sanığın birden fazla olması hâlinde savunma" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Yararları birbirine uygun olan birden fazla şüpheli veya sanığın savunması aynı müdafie verilebilir." Yargıtay Ceza Dairesinin 26/9/2022 tarihli ve E.2022/1965, K.2022/7275 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"CGK’nin 2009 gün ve 2009/1-85/242 sayılı kararında açıklandığı üzere, katılan [...] yönelik aynı eylemin failleri olarak yargılanan sanıklardan birisinin savunulmasının diğer sanık yönünden savunmada zaafiyet yarattığı durumlarda sanıklar arasında menfaat uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerektiğinden, somut olayda kardeş olan sanıklar arasında menfaat çatışması bulunduğu anlaşılmakla, sanıkların savunmalarının ayrı müdafiler yerine aynı müdafi tarafından yapılması suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 38/1 ve 5271 sayılı CMK'nin maddelerine aykırı davranılması,Bozmayı gerektirdiğinden, sanıklar müdafinin yerinde görülen temyiz sebeplerinin kabulü ile sair yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 18/04/2019 tarih, 2019/703 (E) ve 2019/947 (K) sayılı hükmünün CMK'nin 302/ maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA... [karar vermek gerekmiştir.]" Yargıtay Ceza Dairesinin 1/7/2022 tarihli ve E.2022/6986, K.2022/16424 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir"25/02/2016 tarihli celsedeki sanıklar müdafisinin esas hakkındaki savunmasının içeriği karşısında, Ceza Genel Kurulunun 20/10/2009 tarih ve 2009/1-85/242 sayılı kararında açıklandığı üzere; sanıklardan birisi adına savunma yapılırken diğer sanık yönünden savunmada zaafiyete düşüldüğü takdirde aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların ayrı müdafiler tarafından temsil edilmeleri gerekirken, aynı müdafii tarafından temsil edilmeleri suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun ve 5271 sayılı CMK'nın maddelerine muhalefet edilmesi,Kanuna aykırı ve sanıklar [...] temyiz nedenleri yerinde görülmekle, tebliğnameye uygun olarak, başkaca yönleri incelenmeksizin