T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1961 KARAR NO : 2026/887 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/05/2025 NUMARASI : 2025/32 E - 2025/377 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 31/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan i…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1961 KARAR NO : 2026/887 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/05/2025 NUMARASI : 2025/32 E - 2025/377 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 31/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların sözlü olarak anlaşarak nohut ticareti işine girdiklerini, anlaşmaya göre finansmanı davalı tarafından, diğer tüm alış, satış, depolama ve her tür lojistik hizmet müvekkilim tarafından karşılanmak üzere masraflar çıktıktan sonra kalan karın yarı yarıya paylaşılması konusunda anlaştıklarını, bu bağlamda müvekkilinin girişimleri sonucu kilogramı 10.00 TL+9.1 KDV üzerinden 100.000 Kg nohutu 29.09.2021 tarihli fatura ile davalı adına satın aldığını, yine müvekkillerinin anılan nohutların 23.11.2021 tarihli fatura ile kilogramı 11,00 TL'sı üzerinden 50.000 kilogramını 555.000 TL'sı bedel ile ... Tic....ye, 08.02.2022 tarihli fatura ile kilogramı 13,50 TL'sı üzerinden 25.000 kilogramın 337.500 TL'sı bedel ile .... Ltd. Şti.'ne ile sattığını, son 25.000 kg için ise kilogramı 13,50 TL'sı üzerinden satış için anlaşmış olmasına rağmen bu aşamada davalının müvekkillerini devreden çıkararak satışı kendisinin gerçekleştirdiğini, sonuç olarak müvekkilinin KDV hariç 1.000.000 TL alım yaptığı nohutların satışını gerçekleştirilmesini sağlayacak işlemleri yaparak KDV hariç 1.225.000 TL'sı satış yapmak suretiyle toplamda KDV hariç 225.000 TL kar elde ettirdiğini, bu işlem nedeniyle yapılan giderler 23.709 T'.sı olup net kar'ın 201.291 TL olduğunu, buna göre taraflar bu ticaretten 201.291 TL net kar elde etmiş olmakla taraflar arasındaki sözlü anlaşma gereği aslen karın %50'si olan 100.645,50 TL'sını kar payı olarak hakettiğini, müvekkilleri bu alacağına istinaden davalıya 01.04.2022 tarih ve 64.782 TL'sı bedelli fatura kestiğini, ancak anılan faturanın davalı tarafından ödenmemesi üzerine 05.05.2022 tarihli noter ihtarnamesi ile ödenmesini istemiş olmakla birlikte, davalı hizmet verilmediği gerekçesi ile daha önce kabul edip yasal süresinde itiraz etmediği fatura için hizmetin verilmediği gerekçesi ile iade faturası kestiğini, oysaki delillerinden anlaşılacağı üzere müvekkillerinin tüm hizmeti yerine getirdiğini, bunun üzerine İstanbul 14.İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine girişilmiş ise de davalının bu takibe itiraz ettiğini, dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulmuş ise de taraflar arasında anlaşma olmadığını beyanla davalının itirazın iptaline, ve takibin devamına, davalının itirazının haksız olması nedeniyle ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalı ile davacı taraf arasında yazılı bir ticari sözleşme bulunmadığını, dolayısıyla kesilen faturaya, çekilen ihtara ve davaya mesnet olarak gösterilebilecek bir sözleşme söz konusu olmadığını, davacı ile dava dışı ... arasında sözsel bir anlaşma yapılmış olup bu anlaşmada davacının iddia ettiği koşullarda yapılmadığını, müvekkilleri ... AŞ. ile ... arasında herhangi bir sözleşme yapılmadığını, ... ile ... arasındaki sözleşmenin ise yazılı şekilde yapılmadığını, davacı vekilinin dilekçesinde de sabit olduğunu, ... ve davacı arasında satıştan elde edilen kârın 9:50-9.50 paylaşılacağına dair hiçbir anlaşma olmadığını, davacı taraf kötü niyetli olduğunu, ...'nin davacıya gönderdiği mailden açıkça anlaşıldığı üzere ... müvekkilleri şirketin ilgili satış işlemi sonucu elde edilen net kârın %20'sini davacıya vermiş olduğu irdemelerle müvekkili danışmanlık hizmeti karşılığı olarak şahsen ödediğini, ilgili şirketin herhangi bir alakası bulunmadığını, müvekkili satış işlemini davacı tarafı devreden çıkararak gerçekleştirildiğine yönelik iddiaları tamamen mesnetsiz olduğunu, ... tarafından önceki işlemlerde davacıya ödenen tutarlarda şahsen karşılandığını, bu husus banka kayıtları ve ödeme dekontlarıyla sabit olduğunu, müvekkilleri şirketin elinde kalan son 25.000 kg nohutun satışı için davacı tarafından dava dışı ...'ye önerilen alıcılar ve fiyat uygun bulunmamış ve müvekkilleri şirket stoğundaki ürünleri piyasaya kendi ticari ilişkileri çerçevesinde sattığını, müvekkilleri şirket ile davacı arasında herhangi bir sözleşme olmamasına rağmen davacının kestiği fatura kabul edilmeyerek karşılığı iade fatura düzenlendiğini, davacı ..., müvekkilleri şirket ile arasında ticari bir ilişki olmamasına rağmen ve müvekkilleri şirket tarafından yapılan son nohut satış işleminde hiçbir katkısı da bulunmamasına rağmen 01.04.2022 tarihli bir fatura kestiğini, ilgili faturaya sehven 8 gün içinde itiraz edilememiş olduğundan karşılığı iade fatura düzenlenerek davacıya gönderilmiş, esasen dava dışı ... tarafından da 12.03.2022 tarihli mailinde davacı ile arasındaki ticari tüm yazışmaları ve işleri sonlandırdığını açıkça ifade edildiğini, davacının kötü niyetli olduğu açık olduğunu beyanla , davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; Davanın kabulü ile İstanbul 14. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin aynen devamına, Alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararı, davalı vekili istinaf etmiştir. Dairemizin 10/12/2024 tarih, 2024/531 Esas, 2024/3382 Karar sayılı ilamında 'Somut olayda ,davacının dayandığı belgeler yazılı delil niteliğinde olmadığı gibi, yukarıda tanımı yapılan yazılı delil başlangıcı niteliğinde de olmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple, davada HMK uyarınca tanık dinlenmesi mümkün değildir. Buna göre; anılan belgelerin HMK 202. Maddede düzenlenen yazılı delil başlangıcı olmadığı ,"Senetle İspat Zorunluluğunun İstisnaları" başlıklı 203. maddesinde tanık dinlenmesine cevaz verilen bir hususun bulunmadığı değerlendirilmiştir. Ancak, davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça "yemin" deliline dayanmış olup,mahkemece davacıya yemin teklif hakkının hatırlatılmaması usul ve hukuka aykırı olmuştur. Bu sebeple,ispat yükü üzerinde olan davacı tarafa davalıya yemin teklif hakkı olduğu hatırlatılarak,yemin teklif edildiği takdirde bu hususta gerekli usuli işlemler yerine getirilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden ,davalı istinafının kabulü ile kararın bu sebeple kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. ' gerekçesiyle kaldırılarak Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonunda ; " davacının taraflar arasında adi ortaklık bulunduğunu beyan ettiği, davalı tarafın ise adi ortaklık ilişkisinin sözkonusu olmadığını beyan ettiği, bu iddianın ancak HMK'nın 200. md gereğince senetle ispat edilmesi gerektiği, dosyaya yazılı bir sözleşme ibraz edilmediği gibi davacının dayandığı belgelerin yazılı delil niteliğinde olmadığı, bu sebeple, davada HMK uyarınca tanık dinlenmesi mümkün olmadığı, davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça "yemin" deliline dayandığı, davalı şirket yetkilisinin duruşma davacı ile aralarında adi ortaklık ilişkisi kurulmadığına ve davacıya bu kapsamda borçlu olmadığına dair yemin ettiği birlikte değerlendirildiğinde, davacının adi ortaklık sebebiyle davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı " gerekçesiyle DAVANIN REDDİNE karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararı,davacı vekili istinaf etmiştir. Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; İstinaf mahkemesince TTK 21/2 md.si tamamen göz ardı edilerek sözleşmeyi ispat edemedikleri gerekçesi ile sözleşmenin ve alacağın ispatına yönelik olarak davalı tarafa yemin teklif etme hakkının kullanılması için dosyanın yerel mahkemeye iade edildiğini, bu karara göre davalıya gerek sözleşmenin ve gerekse alacağın ispatı için yemin teklifi hazırlanmış olduğu, ancak davalının yemin teklifine itiraz ettiği, mahkemece anılan itiraz reddedilip taraflarınca sunulan yeminin edilmesine karar verilmiş ise de duruşma günü yerel mahkemenin sürpriz bir şekilde davalının talep ettiği yeminin edilmesine karar verdiği ve yeminin edilmesi üzerine davanın reddine karar vermiş olduğu,TTK 21/2.mad.si gereği faturanın ticari defterlere kaydedilmesi veya 8 günlük sürede itiraz edilmemesi halinde içeriğinin kesinleştiği, daha sonra iade faturası kesilmesinin itiraz niteliğinde olmadığı, fatura nedeni ile borçlu olmadığını iddia eden borçlunun ispat yükünü üstüne aldığı ve savunmasını kesin deliller ile ispat etmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin "..." yani kendine özgü bir sözleşme olmasına rağmen adi ortaklık olarak nitelendirilmesinin yanlış olduğu, kaldı ki adi ortakların ortaklık yaptıkları iş nedeni ile birbirlerine fatura kesmelerinin mümkün olmadığı hususları tamamen göz ardı edilmiş olduğu,tüm bunlara rağmen yemin teklifine karar verilecekse bile yeminin davalı tarafından teklif edilmesi gerektiği, yapılan bunca hukuka ve usule aykırı kararlara rağmen ve mahkemece yemin metnimize davalı tarafça yapılan itiraz reddedilmiş iken duruşma günü yemin metnini davalının isteğine göre değiştirilmesinin de ayrıca ve açıkça hukuka ve usule aykırı olduğu, yeminin taraflar arasında çekişme konusu olan konular üzerinde yapılması gerektiği, bu hali ile yemin metninin davanın ispatı açısından taraflar arasında sözleşmenin kurulduğunu ortaya koyan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde olup ,bu konuların metinden çıkarılmasının davanın ispat edilmesi imkanını ortadan kaldırmış olduğu, iddialarının müvekkilinin davalı ... A.Ş. ile karın %50'şer şeklinde paylaşmak üzere nohut ticareti yapmak konusunda anlaştıkları, müvekkilinin piyasadan nohut satın aldığı, lojistik bedellerini davalı adına davalıya kesilen faturalar ile ödediği ve satışını davalı adına gerçekleştirdiği, bunun sonucunda da elde edilen karın kendisine ödenmediği şeklinde olduğu, buna karşılık davalının, müvekkili ile böyle bir sözleşme yapmadığını, sözleşmenin sözsel olarak davalı ... ...nin yetkilisi ... ile yapıldığını, o anlaşmada dahi karın %50 şeklinde paylaşımı konusunda yazılı sözleşme olmadığını ve yapılan işin %20 karının davalı ... A.Ş. Yetkilisi ... tarafından müvekkiline ödendiğini ve ödemelerin şirket ile bağlantısının olmadığını savunmalarında belirttiği, bu bağlamda yemin metninde yer alan tüm hususlar ve özellikle mail yazışmalarının davalı şirketin domain adını taşıyan hesaplar üzerinden ve bir kısmının da davalı şirketin çalışanları ile de yapıldığı gözetildiğinde; tüm iddiaların davalı şirket ile alakalı ve kendisinden sadır olan vakıalar olduğu,hazırladıkları yemin metninde yer alan tüm konuların, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve davalının bilgisinde ve kendisinden kaynaklanan vakıalar olduğu gibi, davalının savunmasında belirttiği üzere olmadığını iddia ettiği vakıalar olduğu, bu nedenle; yeminin taraflarınca belirtildiği şekilde edilmesi gerekirken; aslen davanın ispatına dayalı vakıalar hakkındaki yeminin metinden çıkarılarak, yemin metninin İstinaf mahkemesinde kaldırılmasına neden olan eksikliklerin giderilmeden yemin edasının hukuka ve usule aykırı olduğu ileri sürülerek, kararın kaldırılması istenmiştir....nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava, adi ortaklık iddiasına dayalı alacak (kar payı) talebine ilişkindir. Davanın dayanağı olan İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında ; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 67.353,00 TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür. Davacı tarafın iddiası ,davalı ile sözlü olarak anlaşarak ortaklık şeklinde nohut ticareti işine girdiklerini, finansmanı davalı tarafından, diğer tüm alış, satış, depolama ve her tür lojistik hizmet müvekkilim tarafından karşılanmak üzere masraflar çıktıktan sonra kalan kar'ın yarı yarıya paylaşılması konusunda anlaştıklarını, ortaklığın faaliyete geçtiği,bir kısım alım ve satımlar yapıldığı,daalının bir süre sonra davacıyı devre dışı bırakarak kendisinin satış yaptığı ve elde ettiği karın anlaşma uyarınca davacıya vermediği iddia edilmektedir. Davalı taraf ise ,davacı ile iddia edildiği gibi bir ortaklık bulunmadığını savunmaktadır.Dairemizin kaldırma kararında açıkça belirtildiği üzere ;uyuşmazlığın çözümü, davacı tarafından dayanılan adi ortaklık sözleşmesinin hukuki tanımı, kurulma aşaması ve ispatında toplanmaktadır. Adi ortaklık; iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK md 620/1). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzel kişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (katılım paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur.Buna göre adi ortaklığın unsurları; kişi, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba (...), katılım payı (sermaye) ve sözleşme bağı şeklinde belirtilebilir. Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ,adi ortaklık olduğu açık olup,davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Taraflarca dosyaya yazılı bir adi ortaklık sözleşmesi ibraz edilmemiştir.Davacı tarafça ,yazılı bir sözleşme yapılmadığı beyan edilmiştir.Davalı taraf ise ,adi ortaklık ilişkisinin sözkonusu olmadığını beyan etmektedir. Yukarıda da açıklandığı üzere ; adi ortaklık sözleşmesi yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir. İhtilaf halinde, bu ortaklığın var olduğunu ileri süren kişi, iddiasını, HMK'nın 200. md gereğince senetle ispat etmelidir. Somut olayda ; davacı, davalı ile esaslı noktalarda uyuşarak kurdukları adi ortaklığın bir süre faaliyet gösterdiğini ileri sürmüş, davalı ise adi ortaklığın varlığını inkar etmiştir. Bu halde, davacı davasını dayandırdığı adi ortaklığın varlığını ispatla yükümlüdür. Davacı tarafça dava dosyasına ispat yönünden HMK 199. maddesi uyarınca yazılı delil ibraz edememiştir. Dava dışı kişi tarafından davacıya banka kanalı ile gönderilen paralara ait dekontlar,davacının kesteği fatura,davalının iade faturası ,taraf defterleri delil olarak bildirilmiştir. Mahkemece yargılamada tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan mali müşavir bilirkişi raporunda özetle; Davacının 2022 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, davacı yan tarafından davalı yana tanzim edilen ve dava konusu alacağın temelini oluşturan 01.04.2022 tarihli 64.782,00 TL bedelli faturanın davacı yanın işletme defteri gelir bölümünün 2. Sırasında kayıtlı olduğunu, diğer yandan davalı tarafından davacı adına düzenlenen 28.04.2022 tarihli 64.782,00 TL tutarlı iade faturası davacı kayıtlarında yer almadığını, davalının 2022 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, davacı yan tarafından davalı yana tanzim edilen ve dava konusu alacağın temelini oluşturan 01.04.2022 tarihli 64.782,00 TL bedelli faturanın davalı yanın yevmiye defterinin 115 no.lu yevmiye maddesinde kayıtlı olduğu tespit edildiğini, davalı tarafından iş bu faturaya karşılık davacı adına 28.04.2022 tarihli 64.782,00 TL tutarlı iade faturası düzenlemiş ve bu faturayı 136 no.lu no.lu yevmiye maddesinde kayıtlı olduğu tespit edildiğini, davalı yan kendi ticari defterlerinde davacı yana takip tarihi 06.09.2022 itibariyle borç ve alacağının bulunmadığı tespit edildiğini, davacının takibe konu ettiği fatura içeriğinde yer alan hakediş alacağı ile ilgili taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını, davacının fatura içeriği alacağının ispata muhtaç olduğunu görüş olarak bildirmiştir. Somut olayda ,davacının dayandığı belgeler yazılı delil niteliğinde olmadığı gibi, yukaıda tanımı yapılan yazılı delil başlangıcı niteliğinde de olmadığı anlaşılmaktadır.Bu sebeple,davada HMK uyarınca tanık dinlenmesi mümkün değildir. Buna göre ;anılan belgelerin HMK 202. maddede düzenlenen yazılı delil başlangıcı olmadığı ,"Senetle İspat Zorunluluğunun İstisnaları" başlıklı 203. maddesinde tanık dinlenmesine cevaz verilen bir hususun bulunmadığı anlaşılmıştır. Ancak, davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça "yemin" deliline dayanmış olduğu görülmekle, kaldırma kararında ispat yükü üzerinde olan davacı tarafa davalıya yemin teklif hakkı olduğu hatırlatılarak,yemin teklif edildiği takdirde bu hususta gerekli usuli işlemler yerine getirilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği hususu işaret edilmiştir. Mahkemece, istinaf ilamı doğrultusunda davacı vekiline yemin delili usulüne uygun hatırlatılmış, davacı vekili tarafından yemin deliline dayanılacağı beyan edilerek yemin metni dosyaya sunulmuş, davalı şirket yetkilisi ...'nin, "Davacı ile Finansmanı şirketimizce karşılanmak ve alış, satış, depolama ve lojistik hizmetlerinin davacı tarafından verilmesi kaydı ile nohut ticareti yapmak konusunda yazılı ya da sözlü anlaşma yapmadığımıza, karın %50'si oranı olan 67.353 TL'sı ile ilgili olarak davacıya borcumuzun bulunmadığına yemin ederim." şeklinde yemini eda ettiği anlaşılmıştır. Yeminin çekişmeli vakıalar hakkında teklif edileceği usul gereğidir.Somut olayda ,taraflar araısnda bir adi ortaklık bulunup bulunmadığı hususu ispata muhtaçtır.Bu sebeple,mahkemece çekişmeli vakıalar yönünden yemin eda ettirilmesinde usule ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Böylece ,davacı tarafça adi ortaklığın varlığının yasal deliller ile ispatlanamadığı ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 31/03/2026