8. Hukuk Dairesi 2016/4263 E. , 2018/9342 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Olmaz ise Bedel Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, tapu iptali ve tescil talebinin reddine, alacak talebinin kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından redd…
**8. Hukuk Dairesi 2016/4263 E. , 2018/9342 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Olmaz ise Bedel Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, tapu iptali ve tescil talebinin reddine, alacak talebinin kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, vekil edeninin, davaya konu 146 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliklerinden ... hissesine tekabül eden ½ hissenin yarısını 13 yıl önce satın aldığını, fiilen teslim alıp ekip biçtiğini açıklayarak, taşınmazın ... adına olan ½ hissesinin yarısı olan 5000 m2'nin iptali ile vekil edeni adına tesciline, olmaz ise pay olarak tesciline, olmaz ise taşınmazın dava tarihindeki değerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar vekili, keşif mahalindeki beyanında, müvekkillerinin murisi ...'in, dava konusu taşınmazı davacıya kiraladığını beyanla davanın reddini savunmuş, davalılardan ... (...) ise davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, “Munzam zarar talebinin reddine, alacak davasının kısmen kabulü ile; 2,90 TL. (2.895.450 lira) nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, tapu iptal ve tescil davasının reddine dair karar kesinleştiğinden bu talep hakkında yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Mahkemece verilen kısa kararda; “2.895,45 TL'nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine” denildiği halde, gerekçeli kararda; “2,90 TL. (2.895.450 lira) nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine”şeklinde hüküm kurulmuş, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmuştur. T.C. Anayasası'nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve HMK'nun 297/2. maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilir. Aynı Kanun'un 298/2. maddesi hükmü ise, sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını amirdir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, Mahkemece yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki, mahkemelere ve yargıya olan güveni sarsacağı gibi infazda duraksamaya yol açacağı da açıktır. Hükümlerin kurulmasında esas olan kısa karar olup, gerekçeli karar da buna uygun olmalıdır. Hüküm, bu nedenle Kanuna, tarih ve numarası anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na aykırı olarak tesis edilmiştir. SONUÇ: Davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili Av....'ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle, yerel mahkeme hükmünün, kısa karar gerekçeli karar çelişkisi nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.03.2018 tarihinde karar oybirliğiyle karar verildi.