Başvurucu, haklı nedenlerle iş akdini feshettiği çalışanı tarafından Ankara 16. İş Mahkemesinde aleyhine açılan alacak davasının kabulüne karar verilmesinin eşitlik ilkesi ile mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, haklı nedenlerle iş akdini feshettiği çalışanı tarafından Ankara İş Mahkemesinde aleyhine açılan alacak davasının kabulüne karar verilmesinin eşitlik ilkesi ile mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir. Başvuru, 23/1/2013 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 24/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu şirket, Ö.Ö. ile olan iş akdini, 28/5/2010 tarihi ve sonrasında çalışanın mazeretsiz olarak işyerine gelmediği gerekçesiyle feshetmiştir. Ö.Ö., başvurucu aleyhine 6/10/2010 tarihinde Ankara İş Mahkemesinde açtığı davada, 1994 yılı Mayıs ayından 27/5/2010 tarihine kadar makine teknisyeni olarak çalıştığını, başvurucunun işçilik alacaklarını tam olarak ödemediğini, 27/5/2010 tarihinde trafik yoğunluğu nedeniyle geç geldiği işyerine başvurucu tarafından alınmadığını, başvurucunun hakaretlerde bulunarak işyerinden kovduğunu, işyerinde çalışma iradesinin kalmadığını ve iş akdini feshetmek istediğini belirterek, işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Başvurucu davaya cevap dilekçesinde, davacının mazeretsiz olarak işe gelmediğini, bu nedenle hakkında tutanak tutularak iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, ayrıca tüm alacaklarının ödendiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece tarafların bildirdikleri tanıklar dinlenmiş, davacının hizmet süresi ile tazminat ve diğer alacaklarının tespiti amacıyla bilirkişiden rapor alınmıştır. Başvurucu bilirkişi raporuna karşı yaptığı itirazında, raporun objektif olmadığını, lehine olan tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, davacının iş akdini haklı nedenle feshettiği varsayımına göre rapor hazırlandığını, hâlbuki davacının, işten çıkarıldığını kendisinin belirttiğini, davacının işyerine gelmemesi nedeniyle tutulan tutanakların incelenmediğini, nitekim iş akdinin davacı tarafından feshedildiğine dair bir yazının davacı tarafından sunulmadığını, davacının düzenli olarak ücretlerini ve haklarını aldığını, hafta tatili ücretinin hesaplanmasının %50 zamlı olarak yapılamayacağını belirtmiş, yeni bir bilirkişiden rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, dosya kapsamına göre yeniden rapor aldırılmasına gerek olmadığından başvurucunun bu konudaki talebinin reddine karar verilmiştir. Aynı duruşmada Mahkeme, 21/2/2012 tarih ve E.2010/880, K.2012/90 sayılı ilamla; incelenen belgelere, dinlenen tanık beyanlarına, bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davacının başvurucuya ait işyerinde 2/1/1995 ilâ 27/5/2010 tarihleri arasında makine teknisyeni olarak çalıştığı, 27/5/2010 tarihinde genel tatil ücreti, fazla mesai ücreti ve diğer ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle davacı tarafından iş akdinin feshedildiği, bu ücretlerin ödenmemesi nedeniyle davacı tarafından 22/5/2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/ maddesine göre yapılan feshin haklı olduğu ve davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının başvurucuya ait işyerinde haftalık yasal çalışma süresini aşacak şekilde çalıştığı, hafta tatillerinde izin kullanmadığı, ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığı, bu çalışmaları karşılığının ödendiğinin davalı şirket tarafından ispatlanamadığı, dolayısıyla davacının bu alacaklara da hak kazandığı, davacının yıllık izinlerini kullandığı için izin alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 913,39 TL kıdem tazminatının 27/5/2010 tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiziyle, 093,88 TL fazla mesai ücreti alacağının en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte başvurucudan tahsiline, diğer taleplerin reddine karar vermiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 26/11/2012 tarih ve E.2012/7402, K.2012/26305 sayılı kararıyla; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir. Karar düzeltme yolu kapalı olan hüküm, 26/11/2012 tarihinde kesinleşmiştir. Karar, 11/1/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, aleyhine Ankara İcra Müdürlüğünde yapılan ilama dayalı icra takibi sonunda, 5/4/2012 tarihinde 000 TL, 24/12/2012 tarihinde 322,03 TL ödeme yaparak takibe konu borcu kapatmıştır. B. İlgili Hukuk 4857 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:“Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:... Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:…e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, …” 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesi şöyledir:“Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” 6100 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:“(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. (3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.” 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun maddesinin son fıkrası şöyledir:“Yargıtayın kararlarına karşı karar düzeltme yoluna başvurulamaz.”