8. Hukuk Dairesi 2022/481 E. , 2024/6034 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/2 E., 2021/62 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı ... yönetiminin dav
**8. Hukuk Dairesi 2022/481 E. , 2024/6034 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/2 E., 2021/62 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı ... yönetiminin davasının reddine, dava konusu Ağrı ili ... ilçesi ... köyüne kain 123 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi aynı ada ve parsel numarası altında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) 16/B maddesi uyarınca "Mera" vasfı ile sınırlandırılmasına ve özel sicillerine yazılmasına, karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... Yönetimi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5303 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır. Kadastro sırasında ... köyü 123 ada 7 parsel sayılı 979.868.79 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, mera niteliği ile orta malı olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; Kadastro Müdürlüğünün Ağrı ili ... ilçesi ... köyünde yaptığı kadastro çalışması sırasında 122 ada 219-125-126-127-141-160-18 parseller ve 123 ada 27-29-32-7 parsellerde kayıtlı devlet ormanının davalılar lehine hatalı olarak tespitinin yapıldığını, davalılar adına ve lehine yapılan taşınmazların tamamının devlet malı olduğunu, 3402 sayılı kanunun 25 inci maddesi gereğince taşınmazın kadastro tespiti sırasındaki hukuki durumu ile ilgilenen ve resen araştırma ilkesinin uygulandığı, itirazın göz önünde bulundurularak fiili ve hukuki duruma aykırı olarak davalılar lehine yapılan tespit karşısında, 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) çerçevesinde ve fiilen orman sayılan bu yerlerin orman vasfı taşıdığını, bu nedenle Ağrı ili ... ilçesi ... köyünde yaptığı kadastro çalışması sorasında 122 ada 219-125-126-127-141-160-18 ve 123 ada 27-29-32-7 parsellere ilişkin yapılan tespitlerin iptali ile taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tescilini istemiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın fiili olarak mera niteliğinde olduğunu, yapılan tespitin doğru olduğunu, açılan davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Eleşkirt Kadastro Mahkemesi'nin 22.06.2011 tarih ve 2010/7 Esas ve 2011/38 karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın orman mühendisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporundan evveliyatının orman olduğunun anlaşıldığı, taşınmazın eğimi ve yüksekliği gözetildiğinde mera olarak kullanılmasının erozyona sebep olacağının bilirkişi raporlarınca sabit olduğu, Orman yönetiminin özünde taşınmazın vasfını değiştirmeye yönelik, tapu sicilinde gözüken maliki değiştirmeyen davasının hukuki olarak dinlenilmesinde yararının bulunmadığı, taşınmazın orman olması ile mera olarak kullanılması arasında tasarruf açasından büyük farklar olduğu, bu nedenle davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, mera olan taşınmazın her zaman komşu şahıs arazilerince kendi arazilerinin genişletilmesi suretiyle tarım alanına dönüştürülmesi, valiliğe bağlı mera komisyonlarınca mera vasfından çıkarılıp yapılaşmaya dahi açılmasının mümkün olduğu, bilirkişi raporlarından ve tüm dosya kapsamından dava konusu ... köyü 123 ada 7 parselin bilim ve fen bakımından evveliyatının ve fiili durumunun orman olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın Kabulüne, dava konusu Ağrı ili, ... ilçesi, ... köyü, ... mevkisinde kain 123 ada 7 parselde kayıtlı taşınmazın davalı Hazine adına mera vasfı ile yapılan tespitinin iptali ile kadastro tespit tutanağında belirtilen miktar, ölçü ve orman vasfı ile Hazine adına tapu siciline kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay( Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.10.2012 tarihli ve 2012/10902 Esas, 2012/11548 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, dairece aynı gün incelemesi yapılan Dairenin 2012/10901 esas (mahkemenin 2010/5 E. 2011/37 K. sayılı), Dairenin 2012/10902 esas (mahkemenin 2010/7 E. 2011/38 K. sayılı), Dairenin 2012/10898 esas (mahkemenin 2010/3 E. 2011/36 K. sayılı), Dairenin 2012/10899 esas (mahkemenin 2010/8 E. 2011/39 K. sayılı) sayılı dava dosyalarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, hükme dayanak alınan raporu düzenleyen uzman orman bilirkişisi raporunda 1956 tarihli memleket haritası ile 1983 tarihli hava fotoğrafından söz edildiği, raporun eki olan memleket haritasının tarihinin belirtilmediği, 1956 tarihli memleket haritasının hazırlanmasında esas alınan ve altlık olarak kullanılan hava fotoğrafının getirtilmediği ve 1983 tarihli hava fotoğrafı esas alınarak hazırlanan memleket haritasından da söz edilmediği, ayrıca; iade ile alınan ek raporda dahi bu eksikliğin tam giderilmediği, dosyada bir örneği bulunan 1956 tarihli memleket haritasında taşınmazın bir kısmının çalı rumuzlu yeşil alanda ve önemli bir bölümünün beyaz renkli açık alanda kaldığı, toprak ve örtü incelemesi yapan ziraat bilirkişinin dahi taşınmaz üzerinde tilki kuyruğu (Alopecurus muysuroides), yabani fiğ (Vicia sativa), tarla köpek papatyası (Anthemis arvensisi), adi ayrık, yumuşak başaklı kuş yemi (Phalaris paradoxsa), geven ve adi yonca (Medikago sativa) gibi çayır ve mera bitkileri yanında tam olarak bu özellikleri taşımayan çok değişkenli bitki örtüsünden ve ayrıca orman öncüsü bitki örtüsü olan ağaçcık ve çalı formunda yabani armut (Pyrus communis), kuşburnu (Rosa canina), titrek kavak (populus trmula), sepetçi söğüdü (Salix viminalis) ve ardıçtan söz ettiği, taşınmazın niteliği ve çok büyük yüzölçümü dikkate alındığında bu tür bitki örtüsünün varlığının kaçınılmaz olacağı, dosyada bulunan fotoğraflarda da anlaşıldığı üzere, taşınmazın memleket haritasındaki kısmen çalı rumuzlu yeşil alanda gözükmesi dışında, ormanı simgeleyen ağaç ve ağaççık bulunmadığı, bu durumda yörenin coğrafi özelliğine göre mera ağırlıklı olarak yetişen ve gelişen bu tür vasıftaki bir taşınmazın orman olduğunun düşünülemeyeceği, bu nedenle; öncelikle 1956 tarihli memleket haritasının hazırlanmasında esas alınan ve altlık olarak kullanılan hava fotoğrafı ve ayrıca 1983 tarihli hava fotoğrafına dayanılarak hazırlanan memleket haritasının ilgili yerlerden getirtildikten sonra, eski ve yeni tarihli hava fotoğrafı üzerinde streoskopik laboratuvar incelemesi yapılması ve memleket haritalarında çekişmeli taşınmazın konumunun saptanması, ayrıca; memleket haritasının değerlendirilmesinde esas alınan ve okuma anahtarı olan lejandındaki işaretli rumuzların dikkate alınması, memleket haritasında yeşil gözüken alanların çevrede kadastrosu yapılan ve kesinleşen orman parseli varsa bu orman ile bir bütünlük arzedip etmediği dikkate alınmalı, tüm bu hususlarda ayrıntılı ve açıklayıcı rapor alınması ve bundan sonra oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2015 tarihli ve 2013/77 Esas ve 2015/74 Karar sayılı kararı ile; Orman Bilirkişinin imzalı raporunda dava konusu taşınmazın hava fotoğraflarında ve memleket haritasında sarı renk ile boyalı yerler içerisinde kaldığının, orman sayılmayan yerlerden olduğunun mütalaa edildiği, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da esas alınarak bir yerin orman sayılıp sayılmadığının 6831 sayılı orman yasasının değişik 1.maddesine göre araştırılması yapılarak taşınmazın eylemli durumu ile birlikte öncesinin durumu da tayin edilerek bu amaçla mahkememizce temin edilen memleket haritaları ile bu haritaların yapılmasında altlık olarak kullanılan hava fotoğrafları ile orman sınırlarını belirleme haritası ve genel kadastro harita ve tutanaklarının taşınmazlara uygulanması yapılmış orman ve orman toprağı sayılmayan yerler içerisinde kaldığının tespit edildiği, yapılan keşif, alınan bilirkişi raporları ve taşınmazların hakimlikçe yapılan gözlemi ile izah edilen bilirkişi raporu da göz önünde bulundurularak dava konusu taşınmazın öncesinin ve aktüel durumunun mera arazisi olduğu, komşu taşınmazlar ile bir bütün halinde düşünüldüğünde orman bütünlüğünü bozmayıp, mevcut ormanın devamı niteliğinde olmadığı, orman ve orman toprağı sayılan yerlerden olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, Davanın Reddi ile, dava konusu Ağrı ili ... ilçesi ... köyü 123 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 21.09.2017 tarihli ve 2016/1037 Esas, 2017/6696 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, bozma sonrası alınan orman bilirkişi raporunda taşınmazın eğiminin yaklaşık % 10 olduğu, 1955 tarihli hava fotoğrafı ve 1958 ve 1985 tarihli memleket haritalarında kısmen çalılık şeklinde yeşil alanda, genel olarak da açık alan olarak göründüğü, kısmen orman sayılan yerlerden olduğunun belirtildiği, bozma öncesi alınan orman bilirkişi raporunda ise taşınmazın eğiminin % 60-70 civarında olduğu, 1983 tarihli hava fotoğrafında taşınmaz üzerinde yayvan yapraklı ağaç ve ağaççıkların bulunduğunun belirtildiği, Zirai bilirkişi ise taşınmazın eğiminin ortalama % 20 civarında olduğunu belirttiği, Orman bilirkişi ile Zirai bilirkişi raporlarının taşınmazın eğimi ve geçmişteki durumu ile ilgili çelişkili olduğu, çelişkili bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulamayacağı, ayrıca orman bilirkişi raporunda taşınmazın kısmen orman sayılan yerlerden olduğunun belirtildiği halde, İlk Derece Mahkemesince bu kısım yönünden bilirkişi raporuna niçin itibar edilmediğinin açıklanmadığı, bundan başka bozma ilamında 1990'lı yıllara ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının da getirtilerek incelenmesi gerektiği belirtildiği halde, bu yönde bir incelemenin de yapılmadığı, bozma gereğinin yerine getirilmediğinin gözlemlendiği, bu nedenle; İlk Derece Mahkemesince, 1990'lı yıllara ait memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman üç yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşif ve inceleme ile bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınıp oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın hali hazırda ormanların üstünde alpin çayırları kuşağında olduğu, üzerinde orman kurabilecek kapalılık ve sıklıkta ağaçların bulunmadığı, topraklarının orman toprağı yapısında olmadığı, topraklarının meralara özgü olduğu, orman bütünlüğünü bozmadığı, orman vasfına sahip olmadığının yapılan keşifteki mahkeme gözlemi ve alınan teknik raporlara göre anlaşıldığı, taşınmazların geçmişteki niteliğini belirlemeye yönelik memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarının uygulaması neticesinde de dava konusu taşınmazın mera vasfında olduğu, üzerinde orman ağaçlarının ve örtüsünün bulunmadığı, ekilip işlenmediği, sınırlarının belirgin olmadığı, orman bütünlüğünü bozmadığı, memleket haritalarında üzerinde herhangi bir sembol bulunmayan beyaz renge boyalı alanlarında kaldığı, orman amenajmanı meşçere haritasında kısmen ziraat-iskân alanlarında, kısmen memleket haritalarının bir yansıması olarak bozuk vasıflı alanlarda kaldığının tespit edildiği, böylece dava konusu taşınmazın 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar uyarınca orman sayılmayan yerlerden oldukları, taşınmazın halihazırda mera vasfında olduğunun alınan teknik rapor ve mahkeme gözlemi ile anlaşıldığı, nitekim bir taşınmazın geçmişteki niteliğini en iyi belirleme yönteminin hava fotoğraflarından yararlanarak yapılan incelemede de taşınmazın mera vasfında olduğu ve komşu mera parselleri ile bütünlük arz ettiğinin tespit edildiği, keza keşifte dinlenilen bilirkişilerce de dava konusu taşınmazın kadimden beri köy halkı tarafından hayvan otlatmak suretiyle mera olarak kullanıldığının beyan edildiği, somut ve bilimsel verilere uygun olan bilirkişi beyanlarına da itibar edildiği, bu nedenle dava konusu taşınmazın tespitteki gibi kadim mera vasfında orta malı olduğunun kabul edildiği gerekçesiyle, davacı ... yönetiminin davasının Reddine, dava konusu Ağrı ili ... ilçesi ... köyüne kain 123 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi aynı ada ve parsel numarası altında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesi uyarınca "Mera" vasfı ile sınırlandırılmasına ve özel sicillerine yazılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman haritasındaki konumu, eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresindeki taşınmazlar itibariyle incelendiğinde orman sayılan yerlerden olduğu, gerek evveliyatı gerekse halihazır durumuyla 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesine göre orman niteliğinde bulunan taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması halinde yöredeki orman bütünlüğünün bozulacağını, dava konusu parselin eğim grubunun %35-40 'a kadar değiştiğini, eğimin %12'yi geçmesi halinde toprak muhafaza karakteri taşıdığını, ormana komşu olmasından dolayı ise orman muhafaza karakteri taşıdığının kabulünün zorunlu olduğunu, dava konusu parselin orman olarak tescil edilmesi bölgede hayvancılık- otlatma yapılmasına engel teşkil etmeyeceği, bozma ilamında araştırılması gereken hususların araştırılmadığı, soyut ifadeler ile mevcut bitki örtüsü itibariyle arazinin çayır arazisi olduğunun belirtildiğini, Memleket haritasının hiçbir yorum yapılmaksızın maddi gerçeklik olarak değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu orman parseller üzerinde orman altı florasında yer alan kuş burnu, yabani meyve ağaçları bölgenin orman alanlarında öncü ve asil tür olarak nitelendirilen titrek kavak türü bulunduğunu ve bu durumun dava konusu yerin evveliyatı itibariyle orman vasfı taşıyan kriterlere sahip olduğunu gösterdiğini, dava konusu parselin toprak yapısı ve eğiminin orman altı toprak özellikleri ile uygunluk gösteren kumlu-killi yapıda orta taşlılığa sahip bileşimde olmasının alan üzerindeki bitki kompozisyonunun da seyrek oranda olmasına rağmen orman altı bitki formasyonuna uygunluğunun alanın uzun dönemden beri doğal yapısına müdahale edilerek mera ve otlak alanı olarak kullanılması nedeniyle doğal orman yapısına kavuşamamış olması gerekçeleriyle dava konusu parsellerin orman sayılan alanlardan olması gerektiği sonucunu doğurduğunu açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu. 6831 Sayılı Orman Kanunu. 4342 Sayılı Mera Kanunu. 3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.