Başvuru, yakalamada kötü muameleye maruz kalındığına ilişkin şikâyet hakkında işleme konulmama kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yakalamada kötü muameleye maruz kalındığına ilişkin şikâyet hakkında işleme konulmama kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 17/10/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 25/7/2017 tarihinde saat 05 sıralarında Şanlıurfa İl Göç İdaresi Müdürlüğü (Göç İdaresi) önünde meydana gelen olayda kasten yaralama, görevi yaptırmamak için direnme ve mala zarar verme suçunu işlediği iddiasıyla yakalanmıştır. Başvurucu 25/7/2017 tarihinde saat 11'de Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesine yatırılmış ve akabinde ameliyat edilmiştir. Düzenlenen ameliyat raporunda ameliyatın saat 00'de başladığı, ulna insizyon yapıldığı, parçalı kırık 2 adet basssis kanullu vida konulduğu, plaklı osteosentez yapıldığı ve ameliyatın saat 30'da bittiği belirtilmiştir. Şanlıurfa Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen raporda; mevcut yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı, tespit edilen kırığın hayat fonksiyonlarını orta (2) derecede etkileyecek nitelikte olduğu bildirilmiştir. Başvurucunun hastaneden taburcu edildiği 27/7/2017 tarihinde kollukta şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmıştır. Başvurucu; ifadesinde olay saatinde Göç İdaresinin 50 metre ilerisindeki işyerinde olduğunu, kalabalığın orada toplandığını görünce işyerindekilerle başka vatandaşların orada sürekli kavga ettiğini bildiği ve olay günü de kavga olduğunu düşündüğü için oraya gittiğini belirtmiştir. Göç İdaresi önünde arbede olduğunu, kimin kime vurduğunun belli olmadığını, kendisinin kavgayı ayırmaya çalıştığını, sonrasında sivil kıyafetli kişilerin A.yi Göç İdaresinin içine götürdüğünü ve başka bir sivil kıyafetli kişinin de kendisini içeri çağırması üzerine direnmeden birlikte içeri girdiklerini beyan etmiştir. Başvurucu; kendisinin ve A.nin bodrum kata indirildiğini, burada yaklaşık yarım saat darbedildiklerini, bir süre sonra görevlilere kolunun kırıldığını söylediğini ancak görevlilerin vurmaya devam ettiğini, Yunus Polisi olarak bildiği polislerin geldiğini gördüğünü, polisin başını kaldırmasını söylemesi üzerine kolunun kırık olduğunu ve acıdan kaldıramayacağını söylediğini ifade etmiştir. Başvurucu, polisin "Hangi kol?" diye sorduğunu, kolunu göstererek omzunu ve bileğini tutup büktüğünü, devamında polis merkezine götürüldüğünü ancak araçtan indirilmeden iki saat bekletildikten sonra tedavi için hastaneye götürüldüğünü, hiçbir kamu görevlisine direnmediğini, saldırmadığını, hiçbirini yaralamadığını ve kuruma zarar vermediğini belirtmiştir. Başvurucuya kendisiyle birlikte hareket ettiği değerlendirilen bir kişinin yere tabanca düşürdüğü ve başvurucunun da tabancayı alıp olay yerinden uzaklaştığının görüldüğünün sorulması üzerine başvurucu; tabancayı düşürenin kardeşi olduğunu, tabancanın arbede esnasında kaybolmaması için alıp beline koyduğunu, olay yerinden uzaklaştıktan sonra başkasına teslim ettiğini açıklamıştır. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) 27/7/2017 tarihinde başvurucunun görevi yaptırmamak için direnme suçundan tutuklanmasını talep etmiştir. Şanlıurfa Sulh Ceza Hâkimliği aynı gün talebin reddine ve başvurucunun tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar vermiştir. Soruşturma sonucunda bazı suçlar yönünden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Diğer suçlar yönünden ise yargılama yapılmış ve başvurucunun yaralama suçundan adli para cezasıyla cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise beraatine karar verilmiştir. Başsavcılık, başvurucu aleyhine başlattığı soruşturmada başvurucunun olay tarihinde ve olay yerinde kolunun kırılmasından sonra faili meçhul polis memurunun kolunu büktüğü iddiasında bulunduğu ve iş bölümü gereği söz konusu suçtan soruşturmayı Memur Suçları Soruşturma Bürosunun yapması gerektiği gerekçesiyle 9/2/2018 tarihinde tefrik kararı vermiştir. Görevi kötüye kullanma suçu yönünden soruşturma 2018/5414 numarasına kaydedilmiştir. Başsavcılık 19/2/2018 tarihinde 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un maddesinin son fıkrası uyarınca şikâyetin işleme konulmamasına karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"Şikayetçi bir suç nedeniyle kendisini yakalayan kolluk personelinin gereksiz yere kolunu büktüğünü belirterek şikayetçi olmuşsa da Dosyaya yansıyan belgelere göre olayın kolluğun yasal anlamda zorunlu yakalama görevini icra sırasında ve bu amaçla yapıldığı anlaşıldığından kolluğun yasal zorunlu kamu görevini yerine getirdiği bir suç işlemediği anlaşıldığından 4483 Sayılı Kanunun 4/Son maddesi uyarınca işleme konulmamasına,Durumun müştekiye bildirilmesine,..." Başvurucu; atıf yapılan hükmün şartlarının oluşmadığını, dosyadaki belgelerden şikâyetçinin belli olduğunu, şikâyet konusu eylemin somut olduğunu, kişi ve olay belirttiğini, iddialarını ciddi bulgu ve belgelere dayandırdığının hastane kayıtları ve kamera görüntüleriyle sabit olduğunu ancak Başsavcılığın olay gününde ve saatinde olaya müdahale eden kolluk güçlerinin isimlerini emniyet müdürlüğünden sormadığını, olay sonrası gözaltına alındığı anı gösteren kamera kayıtlarının istenerek kendisini gözaltına alan kolluk kuvvetlerinin isimlerinin tespit edilmediğini, itiraz merciinin ve itiraz süresinin belirtilmediğini ileri sürerek karara itiraz etmiştir. Başvurucu; Başsavcılık kararının ortadan kaldırılmasını, soruşturmaya devam edilmesini, olay sonrasında aktif ve pasif direnmesi olmadığı hâlde orantısız güç kullanarak kolunu kıran polislerin kasten yaralama suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir. İtirazı inceleyen Şanlıurfa Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) 19/3/2018 tarihinde soruşturmanın genişletilmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"...Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının ... kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı dosya kapsamı ve itiraz dilekçesi doğrultusunda incelendiğinde; soruşturmaya konu olay ile ilgili olarak olay yerinde gerekli yazışma ve incelemenin yapılmadığı, KVYO dair kararda somut gerekçelerin belirtilmediği anlaşılmakla, bu haliyle takipsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğundan, 5271 Sayılı CMK' nın 173/3 maddesi gereğince Hakimliğimizce soruşturmanın genişletilmesine..." Karar üzerine Başsavcılık, ilk hazırlanan fezlekedeki eksikliklerin tamamlanması yönünde 7/5/2018 tarihinde Sarayönü Polis Merkezi Amirliğine hitaben bir müzekkere düzenlemiştir. Başvurucu 27/7/2018 tarihinde Başsavcılığa sunduğu dilekçede gözaltına alındığı ve bodrum kata indirildiği anlara ilişkin kamera görüntülerinin istenmesini, kendisini gözaltına alan ve kolunu kıran polislerin kimlik tespiti ve teşhisi işlemlerinin ivedi olarak yapılmasını talep etmiştir. Başsavcılık, Sarayönü Polis Merkezi Amirliğine hitaben aynı gün hazırladığı müzekkereyle başvurucunun dilekçesinde belirttiği hususların araştırılmasını, ilgili kamera görüntülerinin ve tahkikat evrakının Başsavcılığa sunulmasını istemiştir. Emniyet 8/8/2018 tarihinde Göç İdaresine ait kamera kayıtlarını içeren bir DVD göndermiştir. Başvurucu 26/9/2018 tarihinde Başsavcılığa başvurarak gönderilen DVD'nin bir örneğinin kendisine verilmesini, bir örneğinin de çözümü ve CD İzleme Tutanağı oluşturulması için bilirkişiye gönderilmesini, olaya müdahale eden ekipte yer alanların belirlenmesini ve teşhis yaptırılmasını, Göç İdaresi Müdürü ve Göç İdaresinde görevli personelin ifadelerinin alınmasını ve kolluk görevlileri aleyhine soruşturma yapılmasını talep etmiştir. Başsavcılığın başvuru üzerine aynı gün Şanlıurfa Asayiş Şube Müdürlüğüne gönderdiği yazıda 25/7/2017 tarihinde meydana gelen olayla ilgili olarak şu talepler yer almıştır: olaylara müdahale eden görevli polis memurlarının açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilmesi, müşteki vekilinin işkence ve kasten yaralama iddialarına ilişkin olarak Göç İdaresi Müdürü H.E. nin ve idaresinde görevli personelin tanık sıfatıyla beyanlarının alınması, Göç İdaresinin bodrum katına inişi ve bodrum katını gösteren 25/7/2017 tarihli kamera kayıtlarının temin edilmesi, bu olaylara ve iddialara ilişkin idari tahkikat yapılıp yapılmadığının araştırılması, yapılmışsa ilgili evrakın bir suretinin Başsavcılığa gönderilmesi. İlgili emniyet biriminden 15/10/2018 tarihinde gönderilen cevap yazısında; olaya müdahale eden polis memurlarının açık kimlik ve adres bilgilerinin yer aldığı tutanağın sunulduğu, olaylara ve iddialara ilişkin olarak idari tahkikat yapılmadığının tespit edildiği, Göç İdaresi Müdürü ve Göç İdaresinde görevli personelin işkence ve kasten yaralama iddialarına ilişkin olarak tanık sıfatıyla 4/10/2018 tarihinde ifadelerinin alındığı ve Göç İdaresinin bodrum katına inişi ve bodrum katı gösteren kameraların kayıtlarının bulunmadığı bildirilmiştir. Başsavcılık 13/9/2019 tarihinde eksik soruşturma işlemlerinin tamamlandığını belirterek soruşturma dosyasının itiraz hakkında karar verilmek üzere Hâkimliğe göndermiştir. Hâkimlik 17/9/2019 tarihinde itirazın reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"...Şanlıurfa Başsavcılığının yukarıda değinilen [19/2/2018 tarihli] kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı, itiraz dilekçesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Şanlıurfa Başsavcılığınca ulaşılan sonuç dosya ve deliller kapsamı ile uyumlu olduğu bu itibar ile usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı..." Başsavcılık 26/9/2019 tarihinde "dosyaya yansıyan belgelere göre olayın kolluğun yasal anlamda zorunlu yakalama görevini icra sırasında ve bu amaçla yapıldığı anlaşıldığından kolluğun yasal zorunlu kamu görevini yerine getirdiği bir suç işlemediği anlaşıldığından, 4483 sayılı Kanun'un 4/Son maddesi uyarınca işleme konulmamasına, Hakimliğin 17/9/2019 tarihli kesin karar ile itirazının reddine karar verildiğinden kararın tebliğine yer olmadığına" karar vermiştir. Nihai kararı 1/10/2019 tarihinde öğrenen başvurucu 17/10/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili ulusal hukuk için bkz. Mehmet Ali Oğuz, B. No: 2017/36977, 8/6/2021, § 25; Hidayet Enmek ve Eyüpsabri Tinaş, B. No: 2013/7907, 21/4/2016, §§ 52, 53; Serhat Ölğen, B. No: 2016/3389, 20/11/2019, § İlgili uluslararası hukuk için bkz. Ahmet Aşık, B. No: 2017/27330, 26/5/2021, §§ 38-