10. Hukuk Dairesi 2023/12288 E. , 2024/12903 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2378 E., 2023/1105 K. KARAR : Davalı yönünden esastan red, davacı yönünden kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/11 E., 2021/1108 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, asıl davanın kabulü ile birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmişt
**10. Hukuk Dairesi 2023/12288 E. , 2024/12903 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2378 E., 2023/1105 K. KARAR : Davalı yönünden esastan red, davacı yönünden kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/11 E., 2021/1108 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, asıl davanın kabulü ile birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.03.2014 tarihinde 16:00-24:00 vardiyasında saat 19:00-20:00 sıralarında davalı işveren firmada üretim ustabaşı olarak çalışan davacı ..., B4/3 damla(pres) makinasında çalışılan ... nolu kalıp üründe boşalma esnasında kayıp arızasını (takeout ayarını) gidermek için kırmızı TIO’da makinayı kapatıp ayar yaparken, makinanın TIO yatay hareketi başlayınca, kolu araba ile faraş arasında sıkışınca sağ bileği iç kısmından ezilerek kesilmesi ve üç parmak sinirlerinde kopma oluşması biçiminde meydana geldiğini, kaza sonucu %28 oranında sürekli iş göremezlik derecesi tespit edildiğini beyanla, 369.975,36 TL maddi tazminat alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesi 2021/403 sayılı davasında davacı dava dilekçesinde özetle; manevi zararı oluştuğundan 100.000,00 TL manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının makine başındaki diğer çalışanlara haber vermeden, makine emniyetini almadan makinanın çalışması ile take outun ileri hareket etmesi sonucu davacının sağ bileğinin ezildiğini, iddia edildiği gibi bu elin fonksiyonunu yitirmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının kazadan sonra davalı şirket bünyesinde çalışmaya devam ettiğini, işçinin bizzat kendi kusuru ile sebep olduğu zarardan işverenin sorumlu olamayacağını beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davacının dava konusu kaza nedeniyle %28,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin %80, davacı işçinin ise %20 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle; "A-Asıl dava dosyası yönünden; Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 369.975,36 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 14.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B-Birleşen İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesinin 2021/403 Esas, 2021/902 Karar sayılı dosyası yönünden; Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile 35.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 14.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,..." şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin maddi tazminat haklarının doğması durumunda talepte bulunma ve tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla, Mahkemenin manevi tazminat takdir ederken hak ve nesafet ilkelerinden ayrılarak çok düşük miktarda bir tazminata hükmettiğini, davacının maluliyet oranı, tarafların kusur durumu, kaza sebebiyle davacının çekmiş olduğu elem, keder ve üzüntü, uzun yargılama ve taraflar arasındaki ekonomik duruma ilişkin dengesizlik, davalı tarafın zengin bir firma olması ve davacının geçimini vücut gücüyle kazanması ve sair hususlar değerlendirilerek manevi tazminat bakımından talepleri gibi karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından hatalı biçimde fahiş oranda kusur izafesi yapıldığını, konuya itirazlarının ilk derece mahkemesi tarafından göz ardı edildiğini, hatalı bilirkişi raporuna esas verilen hükmün bozulması gerektiğini, davacının makinanın çalışır halde iken müdahale etmeyeceğini gayet iyi bilmesine ve iş güvenliği eğitimlerinde bu hususta defalarca uyarılmasına rağmen müdahalede bulunması, üstelik bunu yaparken çalışma arkadaşlarına, amirlerine ve özellikle makinayı kullanan makiniste haber vermeden bu işe kalkışmasının olayda tam kusurlu olduğunu gösterdiğini, iş kazasının gerçekleşmesinde işçinin ağır kusuru varsa uygun illiyet bağının kesileceğini ve işverenin sorumluluğunun aranamayacağını, maluliyet oranının da haksız yere fahiş biçimde belirlendiğini, bilirkişi tarafından rapor hazırlanırken pasif dönem hesaba katılarak açıkça yargıtay kararlarının yok sayıldığını ve mahkeme yerine geçerek uyuşmazlık konusu üzerinde hukuki yorumlar yapıldığını, maluliyet oranının %60’ın altında kaldığı hallerde davacının pasif dönemine ilişkin iş göremezlik oranına bağlı olarak emsallerine göre fazla efor harcamak suretiyle de olsa, çalışmasını sürdürüp yaşlılık aylığına hak kazanması mümkün bulunduğundan 60 yaş sonrası pasif dönem için zarar hesabı yapılmaması gerektiğini, davacıya iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin gerekli tüm bilgi ve eğitimler verilmiş olup ilgili belgeler dosyaya sunulmuş olmasına rağmen yazılı deliller dikkate alınmaksızın müvekkili aleyhine hüküm kurulduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının haksız taleplerinin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davacının iş kazası nedeniyle oluşan maluliyet oranı sağlık kurulu raporuna göre %28 olarak tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından, kazanın oluşumunda davalı işverenliğin kusurunun olup olmadığı varsa oranın belirlenmesi yönünden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, aldırılan ve hükme dayanak yapılan 02.12.2019 tarihli kusur heyet raporunda davalı %80, davacı %20 oranındaki kusuru bulunduğu tespit edilmiş, raporun kazanın oluşumuna uygun düştüğü anlaşılmakla davalının kusur raporuna ve kusur oranına yönelik istinafının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Hesap raporunun doğru tespitler içerdiği, hesaplamaların dosya kapsamına ve Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, Mahkemece bu rapor esas alınarak değerlendirme yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Taraf vekilleri hükmedilen manevi tazminat miktarı konusunda istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Borçlar Kanunu’nun 56 ncı maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önüne alarak hükmedeceği manevi tazminatın adalete uygun olması, zenginleşme aracı olmaması, özendirici nitelikte bulunmaması gerekir. Tazminatın amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmaktır. Hükmedilecek para zarara uğrayanda manevi huzur doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır ve bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin bir zararın giderilmesini de amaç edinmemiştir (YİBK.22.06.1966-7/7). Sayılan bu ana özellikleri nedeniyle de manevi tazminatın bir taraf için zenginleşme diğer taraf için de fakirleşme aracı olarak görülmemesi gerekir. Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur durumu, sıfatı, işgal ettiği makam, diğer sosyal ve ekonomik durumlarının dikkate alınması, bunun yanında da olaya göre değişebilecek hal ve şartların bulunacağının gözetilmesi, sonuçta takdir hakkının tüm bu unsurlar nazara alınarak kullanılması gereği de unutulmamalıdır. Manevi tazminat, beden gücü kaybı nedeniyle bozulan ruh huzurunun, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nispetinde iadesini amaçladığından hâkim, MK’nın 4 üncü maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir. Hakim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir (Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 gün 2033/21-368-355 ve 23.06.2004 gün 2004/13-291-370 sayılı kararları). Somut olayda; kaza tarihi itibarı ile davacının yaşı, maluliyet oranı, davacının kaza ve sonrası tedavi sürecinde duyabileceği elem ve ızdırap, sosyal ve ekonomik durumu, kaza tarihi itibarı ile paranın alım gücü, kaza tarihi ile davanın açıldığı tarih hep birlikte değerlendirildiğinde, Mahkemece takdir olunan 35.000 TL manevi tazminat miktarının düşük olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulü ile dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davacının manevi tazminat alacağına 100.000 TL olarak hükmedilmesi cihetine gidildiği ..."gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi 3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı yararına 35.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında birleşen davanın kabulü ile davacı lehine 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B)Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler temyiz kapsam ve nedenlerine göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI.KARAR : Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.